1 Şubat 2012 Çarşamba

Hatır Artık Hatıralarda mı?

Çocukluğumda, insanların birbirine şöyle iyi dilekte bulunduklarını hatırlıyorum;” Allah dumanınızı doğru tüttürsün.”Çocukluğun verdiği saf ve temiz düşüncelerle evlerin bacalarından yükselen dumanlara bakardım. Oysa dumanlar kıvrım kıvrım adeta gamı kasveti, kederi alıp götürürcesine yükselirdi, gökyüzüne..Orada sorun mu var acaba? diye düşünürdüm. Çünkü eğri büğrü tütüyordu.
Çok haklıydı bu sözü söyleyenler gürül gürül yanan sobaların etrafına toplananlar ellerini ısıttığı gibi yüreklerini de ısıtıyordu. Derdi, gamı, kederi,ve üzüntüsü de yanan ateşle, dumana karışıp gökyüzü semalarına karışıp uçuyordu. Her aile, diğer bacadan yükselen dumandan haberini alıyordu belli ki..Bu duaya vesile olmuş.
Şimdilerde ise ne baca görebiliyoruz ne duman.. Devasa yükselen binalardan başka göze çarpan; sevgisiz, mutsuz, umutsuz, karamsar,kötümser,agresif, gergin ve üzgün yüzler görebiliyoruz..Sobamız yok, ancak yangınlar yüreğimizde çörekleniyor. Dumanı ateşi orada kor halini alıyor. Çünkü gürül gürül yanan sobayı farklı araçlarla ikame ettik.. Haber veremiyoruz durumumuzdan eşe, dosta, arkadaşa, konuya komşuya…Devasa yükselen binalarla birlikte içimizde ki sıkıntılar,endişeler,huzursuzluk, mutsuzluklarımız da devasa boyutlara ulaşıyor.Yürekleri yakıyor gürül gürül..
Bir annenin parıldayan gözlerinde gördüm; endişe, korku ve çaresizliğin yüreğinde kor halini almış acının gözlerine yansımasını.. Hasta olan yavrusuna çare olamayışının çaresizliğini, onu kurtaramamanın verdiği acıyı, korkuyu okudum o parlayan parıldayan gözlerinde..Belli ki ,yüreğini yakan ateşi söndürememiş, paylaşıp sıkıntısını azaltamamış.. Hatırı hali sorulmamış, yüreğini yakan ateşin alevini paylaşacak dinidrecek birini aradığını fark ettim.Bu durum benim de içimi acıttı.. Belki bacadan kıvrım kıvrım duman yükselmiyordu ama, o duman öyle yakıp kavurmuş ki o acılı ana yüreğini, acı gözlerinden fışkırıyordu..
Durumunu anlayan halini hatırını soran varmıy dı? Belikli bulamamış ..Kim kimin hatırını sorabiliyor, sorulmalı mı? Yoksa gerçekten hatır geçmişin tozlu hatıraları arasında ki o hazin yerini mi almıştı.. Hatır hatıralarda mı kalmıştı artık?..
Öyle kendimiz olduk ki, hatır sormak şöyle dursun..Öbek öbek kaçar olduk, hatırı sorulası dostlarımızdan, arkadaşlarımızdan, kardeşlerimizden.. Nerde kaldı bizim hatırşinaslığımız, kardeşimizin dertleri ile dertlenmemiz..?
Oysa; öyle ince, derin ve yüreği sevgi dolu paylaşımcı, hoşgörülü, olmayı öğütleyen bir kültür mirasının varisleri olan bizlere, kardeşimizin derdiyle sıkıntısıyla dertlenmemizi, paylaşmamızı öğütlerken; “Müslüman’ dan bir sıkıntıyı giderenin, Allah da kıyâmet günündeki sıkıntılarından birini giderir” diye müjdeler veren rahmet peygamberi(s.av)nin bu müjdesi hatıralarda kalmış,tıpkı hatır gibi..Soramaz olmuşuz eşimize dostumuza, arkadaşımıza,yare yarene hatırını.. Oysa bir fincan kahvenin hatırını kırk yıla yayan medeniyet, acaba bir hatır sormanın değerini kaç katır yükü ile taşıyabilir..
hm

6 yorum:

sayanlaruya dedi ki...

Bir annenin parıldayan gözlerinde gördüm; endişe, korku ve çaresizliğin yüreğinde kor halini almış acının gözlerine yansımasını.. Hasta olan yavrusuna çare olamayışının çaresizliğini yüreğine sağlık hanife arkadaşım ne güzel anlatmışsın ellerin dert görmesin sevgilerimle

müjde dural dedi ki...

hatır hatıralarda kaldı evet:((maalesef öyle:((ama acaba kabahat kimde? Yani düşünüyorum yazdıklarını öyle bir zamandayız ki, kime güveneceğini insan bilemiyor, bir darbe, iki darbe, üç darbe,soldan, sağdan, sol kroşe, sağ kroşe, akrabandan, komşundan, hatta kardeşinden darbeler alanlar var o zaman insan kabuğuna çekiliyor kaplumbağa gibi ve bence haksız da değil..ben de korkuyorum açıkçası..insanlardan korkuyorum. (söz meclisten dışarı)böyle yalnız mutluyum

yaren dedi ki...

Teşekkürler Sayan hanım.. O annede gördüklerim gerçekti ve beni bu yazıyı yazmaya teşvik etti..Yorumunuz için teşekkürler, sevgiler..

yaren dedi ki...

Müjdeciğim yazdıklarında, düşüncelerinde çok haklsın.. Benim sitemim de bu hale neden geldik, nasıl geldik ti.. Sevgiler canım.

müjde dural dedi ki...

Şunu da ekleyeyim: Bir de yüz verince astar ister denir ya böyle minik iyilikler, minik - sözünü bile etmeye değmez komşuluk vazifeleri - mesela yumurta isteyene yumurta vermek, salçası kalmamış komşuya salça vermeyi bile istismar edenler yüzünden korkar oldum mesela benim böyle bir komşum var, diyelim ki, kullanmadığım,kullanmayacağım bir şeyi ziyan olmasın diye - artık olmadığının da üzerine basarak, yanlış anlamasın diye ona versem, her gün bir şeyler istemeye başladı!!Şu da sende var mı? Buyun da var mı? Bana verir misin? Yok diyorum git bir bak belki vardır diyor!!!Yani ne yaparsın??? Vaktiyle bir tanesinin küçük kızı laptopunu verir misin Müjde teyze okula götüreceğim demişti! Yüzüm fazla yumuşak sanırım!!! Ne sanıyorlar ki, kedilere bakıyorum diye geri zekalı filan mı sanıyorlar?

yusufum dedi ki...

Bir fincan kahvenin değil 40 yıl, 1 gün bile hatırı kalmadı. Öylesine değiştik ki apartmanlarda kimse kimseyi tanımıyor. Merdivende karşılaşsan selam dahi vermiyor. Yüreğinize sağlık. Kaleminiz daim olsun. Sevgiler.