19 Kasım 2012 Pazartesi

Birlikten Kuvvet Doğar


Özellikle 1980 öncesi dönemde çocuk olmayanlar bilir. Kuyruklarımız meşhurdu. Yağ kuyruğu, gaz kuyruğu, tüp kuyruğu vs. Özellikle zam geleceği zaman şeker, pirinç, fasulye yağ gibi gıda maddeleri saklanırdı. Daha yüksek fiyatta halka satılırdı. Bunu alabilmek için de halk  kuyruklar oluştururdu. İnsanlar sabahın erken saatlerinde sıraya girer, İtiş kakış izdiham yaşanır,ayrıca yer kavgası da cabası..
Kuyruklar sadece gıda maddelerinde değil, her şeyde her yerde olurdu. Banka, belediye, elektirik işletmesi, hastaneler, sinemalar, maç  türübünleri gibi… Kurumlara yapılacak ödeme günlerinde de aynı şekilde insanları canından bezdiren kuyruklar oluşurdu. Sabahın erken saatlerinde daha ilgili kurum açılmadan kapısında yığılmalar olurdu. Kurum açılır insanlar içeri hücum eder yine sıra kaybolur. İşin yoksa bir de sıra kavgası yap. Ne günlerdi o günler.
Teknolojinin gözünü seveyim. Numaratör sistemine geçildi de. Kuyruğa girme izdiham yaşama derdi kalmadı, diye sevinirken, bize teknoloji mi dayanır? Sistemi istediğimiz şekle dönüştürmede üstümüze yoktur. Her yerde, her şeyde  olduğu  gibi para ön planda… Ne kadar paran varsa, o kadar  değerin vardır.
Bu gün  kredi kartımın son ödeme günü idi. Sabah ödeme düşüncesi ile evden çıktım. Bankanın birine geldim. Numaratörden numaramı aldım. Benim önümde yaklaşık  27 kişi vardı. Beklemektense diğer bankadan da numaramı alayım diye düşündüm ve diğer bankadan da fişimi aldım. Orada da yaklaşık 18 kişi vardı önümde. Tekrar ilk fiş aldığım bankada bekledim bir süre sonra  işimi hallettim ve oradan diğer bankaya geçtim. Baya da kalabalık. Kimileri oturuyor, kimileri ayakta. Bekle bekle bizim numaraya bir türlü sıra gelmiyor. Bizden sonrakiler geliyor işlemini yaptırıp çıkıyor. Ben numarayı 10.30 gibi aldım. Saat 11.45 oldu. Hala  benim numaradan bi haber. Artık kızmaya başladım. Sabır sabır dedim baktım olacak gibi değil. Yanımda oturan insanlar da şikayetçi durumdan ancak ses çıkarmıyorlar. Ben daha önceki tecrübelerimden biliyorum. Bu banka fiş sırasını para hareketi en fazla olan müşterilerine öncelik veriyor. Eğer çok paranız yoksa, girdi çıktı işlemleriniz olmuyorsa bekleyeceksiniz!  Size ne zaman sıra gelir Allah bilir. Baktım olacak gibi değil.Ayağa   kalktım, orada ki insanlara gelin müdüre çıkalım bir çözüm bulsun dedim. Önce tereddüt ettiler. Sonra bir bayan arkamdan gelmeye başladı. Baylar da katıldı.Sanki biraz tereddüt eder gibi idiler. Bayan onlara bizi  yalnız bırakmayın diyordu. Ben beklemedim çıktım. Müdire hanımın yanına  durumumuzu izah ettim. Biraz da sert çıktım. Hemen bir telefon, daha  biz aşağı inmeden işimiz halloldu..
 Banka yetkilileri gelecek aylarda bu toplu tepkiyi dikkate alır da sistemi düzeltir mi bilmiyorum? Lakin  bildiğim  bir şey  var ki; bu ülkede eğer sessiz kalırsan üzerine bindikçe biniliyor. Ama eğer bir haksızlık varsa uygun bir dille, toplu olarak  tepki ile dile getirmişseniz de çözüme kavuşturuluyor.  Bir diğer konu ise, insanlar kendi başına bir şey  yapamıyor. Onları  yönlendirecek, "hadi!" diyecek birine ihtiyaç duyuyor.  
Artık bu halk koyun değil, şartlar olgunlaştığında ortamını bulduğunda birlik olarak tepkisini gösteriyor. 
Çünkü bilir ki; birlikten kuvvet doğar.
Hanife Mert

4 yorum:

bücürükveben dedi ki...

İşte bak çözmüşsün olayı Yaren'ciğim, evet aynen dediğin gibi
sessiz kaldıça, boyun eğdikçe "aa bak bunlar koyun gibi ses çıkartmıyorlar demek ki, hallerinden memnunlar" derler ve biraz daha ezmeye başlarlar.Eğer sen isyan etmeseydin,başkaldırmasaydın emin ol daha saatlerce bekleyecektiniz hepiniz. Ezilmeyi öyle kanıksamışız ki, sessiz kalmak bu biraz geleneklerimizin bize kötü etkisi, belki de genlerimizde var yüzyıllarca padişaha kul olmaya alışmışız,el etek öpmeye alışmışız,ses çıkartmamaya, hakkımızı aramamaya alışmışız...'ben bilmem beyim bilir' 'Allah devletimize zeval vermesin' buna bir de dinin dayattığı kadercilik eklenince vur başına,al lokmayı olmuşuz..başka bir ülkenin ulusal değerlerini her gün yerle bir etselerdi çoktan o ülkede isyan çıkmıştı...

canım harika bir yazıydı,eline sağlık..
sevgilerimle öpüyoruz..iyi geceler diliyoruz:)

yaren dedi ki...

Müjdeciğim harika yorumunla yazıma katkılarından dolayı ben teşekkür ediyorum. Haklısın sessiz haksızlığa tepkisiz oluşumuzun bir çok nedeni var. Bana göre en önemlisi de rahatını bozmamak düşüncesi, ya da sahip olduklarını kaybetme düşüncesi insanları sessiz bırakıyor.Diğer taraftan yorumunda bir cümlene katılmıyorum, ya da cümleyi düzeltmek isterim izninle. " buna bir de dinin dayattığı kadercilik eklenince vur başına,al lokmayı olmuşuz.." şunu belirtmek isterim ki; din haksızlığı adaletsizliğ, dayatmaz.Aksine hakkını aramasını, adaletin sağlanmasını yetime yoksula güçsüze yardımm edilmesi gibi güzel hasletleri emreder.İnsanı üzecek, onurunu incitecek durumlara müsaade etmez. Öyle ki " haksızlık karşısında susan dilsiz şeytandır" diyerek tepki vermeyeni göz yumanı şeytanla özdeşleştiriyor. Buna sebep yukarda ki saydığın şeyleri dindenmiş gibi algılayıp kendine sebep üreten kişilerin yanlış yanlı düşüncelerinden kaynaklanıyor diyebiliriz.
Canım ben de öpüyorum ikinizi de.İkinize de iyi geceler diliyorum, sevgilerimle..

Gurme Şirine dedi ki...

eskiden ne zormuş hayat :(((
belki insanlar eskiden daha da mutluydu...
şimdi teknoloji ilerledikçe insanlarda kötüleşiyor :((
ama yiende her halimize şükretmek lazım...
sevgiler...

yaren dedi ki...

Eskiden yaşam zordu evet. Ama şu var ki, insanoğlu var olduğundan beri gücün karşısında suskun olmuştur. Kendini savunmaktan hakkını aramaktan imtina etmiştir. Ama artık günümüz şartlarında hakkını aramalı, tepkisini gücünü göstermeli. Yorum için teşekkür ediyorum, sevgilerimle.