1 Nisan 2012 Pazar

Kültüründen Koparılan Gençlik..

Osman Yüksel Serdengeçti’nin, ’Bir Nesli Nasıl Mahvettiler’ isimli çok önemli bir kitabı vardır. Gençliğin, kültüründen, manevi değerlerinden, nasıl koparıldığından bahsedilen eserde anlatılan henüz televizyonun, bilgisayarın, cep telefonun, internetin olmadığı dönemdir. Yazarın feveran ettiği dönemler, Osmanlı izlerinin henüz taze olduğu, muhteşem mazinin izlerinin tam olarak silinmediği, Çanakkale ve Kurtuluş Savaşlarını veren kahramanların büyük bir kısmının yaşadığı dönemlerdir. Rahmetli Serdengeçti, bugünü görebilseydi, herhalde o günkünden daha çok feryat etme gereği duyardı. Maalesef bugünün gençliği manevi değerlerinden uzaklaşmaya, değerlerinden kopartılmaya, geçmişini unutmaya, geleceğinden de ümitsiz olmaya başlamıştır. Çok sevdiğim bir söz vardır: “Geçmişe hasret, gelecekten ümit varız. Evet geçmişi çok özlüyoruz, geleceğimizden de ümitliyiz. Bu düşünceye sahip genç ne kadar vardır ki… Bugünkü gençler, “bizim zamanımızda böyle değildi” diye başladığımız her olaya ne kadar tepki gösteriyorlar. O sizin zamanınızda öyleydi, şimdi öyle değil, beni anlamıyorsun diyorlar. Gençliğe çok kızmamak lazım, belki de haklılar. Her yönden işgale uğramış gibiler. Evde televizyon, internet, cep telefonu, okulda her türlü düşünce, yaşantı, görüntüye sahip yüzlerce öğrenci, dışarda ahlakını yok edecek, inancını zayıflatacak, kültürel değerlerini yok edecek yüzlerce durum var. Bir eğitimci olarak, empati yaparak onları anlamaya çalışıyorum. Gençler, hakikaten çok zor bir durumdalar. Aşağı tükürsen sakal, yukarı tükürsen bıyık misali bir kıskacın içindeler. Eski davranışları beklemek istiyoruz; ama nafile. Gençlerden olmayacak duaya amin demek gibi bir şey istiyoruz. Eskilerin unutmaması gereken bir durumda gençlerin, çocuklarımızın dünü değil bugünü yaşadıklarıdır. Biz büyükler, illa onları düne göre yetiştirmeye, dünü yaşatmaya çalışıyoruz. Gençlerimiz, kültürümüzü oluşturan dinamikleri ya hiç ya da yeterince tanıyamıyor. Büyük ilim, fikir, gönül, tasavvuf adamlarımızı öğretememişiz. Onları tanımaları için öğretmenlerinde içine düştüğü internetten bak, araştır, getir anlayışını terk etmek zorundayız. Öğretmek istediğimiz konuları, öğretme tekniklerini doğru kullanarak öğretmek mecburiyetindeyiz. Yap getir, bak, bul, öğren mantığı yanlış bir mantıktır. “Sana kaç kere söylüyorum, bir türlü anlamıyorsun” demek, bizi doğru sonuca götürmez. Neyi söylediğimiz değil, nasıl söylediğimiz önemlidir. Gençlere yaklaşım tarzımız tamamen eskilerin yaklaşımı gibi olmamalı, elbette doğru yaklaşımları devam ettirmek; fakat günümüz şartlarını da hesaba katarak daha sabırlı, anlayışlı, sakin, bağırıp çağırmadan, iyi bir dinleyici olarak, onları anlamaya çalışmalıyız. Günümüzde, evlerin birçoğunda sürekli televizyonun izlendiğini, kitabın okunmadığını, herkesin kafasına göre takıldığını, çocuklarımızın odalarına geçip saatlerce orda ders çalışmadan vakit geçirdiğini, anne-babanın çocuklarıyla neredeyse hiç vakit geçirmediğini, zaman zaman dersini yap demekten başka bir şey söylemediğini, yapmadığı zamanda sürekli kızıldığını görüyoruz. Adab-ı Muaşeret(görgü ve edep kuralları) kurallarının ne olduğunun bilmeyen, öğretilmeyen gençlerin hali ortada. Saygı, sevgi, merhamet, şefkat, hoşgörü, fedakârlık, merhamet kavramlarından oldukça uzaklaşmış bir nesil oluştu maalesef… Milli ve manevi dinamiklerinden uzaklaşmış bir gençlik isteniyor. Üzülsek de zararlı güçlerin istediği nesil kısmen yetişmiş durumda… Gençlik kötüye gidiyor… Durum vahim… Bize düşen ne? Suyu tersine akıtabilir miyiz? Çok zor tabii… Fakat tarih bize suyu tersine akıtmayı başaran milletlerin büyüklüğünü haykırıyor… Gayret… Bütün gücümüzle gayret… Unutmayalım ki; Tarihini bilmeyenlerin, coğrafyasını başkaları çizer….. Osman Zaman

11 yorum:

sayanlaruya dedi ki...

Geçmişe hasret, gelecekten ümit varız. Evet geçmişi çok özlüyoruz, geleceğimizden de ümitliyiz yüreğine emeğine sağlık yarının gençlerine çok iş düşüyor inanıyorum ki dürüst gençlik hep var olacak bu güzel paylaşım için teşekkürler sevgiler hanife hanım

Naliya dedi ki...

“Geçmişe hasret, gelecekten ümit varız. Evet geçmişi çok özlüyoruz, geleceğimizden de ümitliyiz.sevgili yarenciğim çok tşk ederim .ben aslında kuralsız bir anneyim kızlarımla anne kız değilde arkadaş gibiyiz onlara karşı asla küçük düşürücü sözler kullanmam sabırlıyımdır bağırıp çağırmam bütün yaklaşımlarımda örnek vererek anlatmaya çalışırım asla evimizde sürekli tv izlenmez kitap okuma zamanımız var ben daha çok dini kitaplar okurum kızlarımda roman türüve hepimiz ne okuduğumuzu birbirimize anlatırız onlar bana okuduklarını anlatırlar bende onlara dini bilgileri vermeye çalışırım .dini bilgisi olan bir çocukta sevgi ,saygı,şefkat hoşgörü vardır bundan şüphemiz olmasın..sevgiyle kal canım arka şablonunuz çok hoş demeden geçemedim :))

bücürükveben dedi ki...

Ah işte Hanife'ciğim en üzüldüğüm konu bu, çünkü bizler yaşlanıp gideceğiz, ben 54 üme geldim, bak Ekrem Bora 77 de gitti, taş çatlasa 70 dedin mi sınırdasın..ülke gençlere kalacak, o yüzden gençlerin vatansever olmaları vatanın kıymetini bilmeleri neyin doğru neyin yanlış olduğunu bilmeleri çok mühim..

Ahlaken de çok yozlaştık, geçenlerde hiç de sevmem hani evlendi abuksabuk filmler yapan adam vardı sinirden adını unuttum Cem ÖZer miydi? Evlenmiş, kız bilmem kaç aylık hamile! Kızın babası, anası düğün yapıyorlar..ben o babanın yerinde olsam yerin dibine girer, insan içine çıkamazdım, gidip vursun kızını demiyorum haşa, kimsenin namusunun bekçisi namus kumkuması da değilim ama nerede kaldı beyaz gelinliğin masumiyeti,romantizmi, anlamı? Ne kadar ünlü varsa önce hamile kalıyor sonra evleniyor analar, babalar da KIZLARI BOL PARALI ÜNLÜ KOCALAR BULDU ya umurlarında değil yok ya ben eski moda geri kafalıyım yani bende arıza ya bunlar çok geniş...

Hüseyin GÜZEL dedi ki...

Hanife Hanım, bir eğitimci olarak gençlerimizi anlamaya çalışıyorum diye yazmış yazar yazısın...Onlara büyük ilim, fikir, gönül, tasavvuf adamlarımızı öğretmemişiz. Gençlerimiz kültürümüzü yeterince tanıyamıyor diye de eklemiş. Daha bir çok konuda görüş belirtmiş. Lakin tek bahsetmediği 1923 yılında cumhuriyetin ilanı ile peş peşe aralıksız çıkarılan devrim kanunlarını korumamız gerektiğine, Atatürk'ün fikir ve düşüncelerine önem vermemiz gerektiğine değinmemiş...Yazar geçmişi çok özlüyoruz, gelecekten ümitliyiz diyor. Geçmişte özlenen Osmanlının yıkılmakta, yok olmakta olduğu dönem midir acaba? Emperyalizme karşı direnemeyen, koca imparatorluğu basiretsiz yönetimlerle yok olma aşamasına getiren zihniyet midir özlenen ? Yok değilse özlenen nedir? Doğaldır ki günümüz ile dün ya da daha önceki gün ya da daha önceki yıllar kıyaslanamaz. Günümüz teknolojinin ön plana çıktığı, iletişimin gün be gün geliştiği bir çağdır. Bundan kaçınmak olası değildir. Elbette bir millet kendi kültürünü, geçmişini, manevi değerlerini öğrenmelidir. Lakin bunu yaparken de çağdaş dünyadan kopmadan hareket edilmelidir. Yolumuz Atatürk'ün çizdiği çağdaş uygarlık yolu olmalıdır. İlim ve bilim yuvalarında çocuklarımıza yeterince eğitim verilmelidir.

Hanife Mert dedi ki...

Haklısınız Sayan Hanım, her daim geçmişimizi özlemle hayranlıkla yad ediyoruz. İçinde bulunduğumuz şu dönemlerde gençlerin durumunu gördükçe yüreğim parçalanıyor..Ama yazarın ifade ettiği gibi de ümitsiz değilim.Bu durumu bir şekilde atlatıp kendi özümüze döneceğimize inanıyorum.. Değerli yorumunuz için teşekkür ediyorum.. Sevgilerimle.

Hanife Mert dedi ki...

Sevgili naliyacığım, çocuklarınla olan diyaloguna hayran kaldım. Olması gereken sanırım sizin yaptığınız.Ama günümüzde ailelerin çoğunluğunda görmek mümkün çocuklar sadece ders çalışsınlar, test çözsünler, çok başarılı olsunlar, bunu yaparken de herkesi geçsinler. Mübarek yarış atı gibi. Sürekli rekabet halinde yaşasınlar.. Bu şekilde yetişen çocuklar da stres topu gibi, o sınav senin bu sınav benim koşturmaktan çocuk olduğunu unutup ne milli ne manevi ne de kültürel değerlerden bihaber sadece kendisine verilen bilgileri öğrenmekten başka, ona toplumda lazım olacak kurallar maalesef geri planda kalmaktadır.Her ne kadar üzgün olsam da ümidimi yitirmek istemiyorum. Yavrularına sağlık, başarı ve huzurlu bir hayat diliyorum. Sevgilerimle.

Hanife Mert dedi ki...

Senin yorumlarına bayılıyorum Müjdeciğim.. Aynen canım benim, ben de senin kafadanım. Bırak bize geri kafalı desinler..:)) Şaka bir yana insanı üzen ve içimi acıtan bu durumlar. İnsan onurlu bir varlık.Hele de kadın. Bahsettiğin örnek sadece bir tanesi. Gençlerimiz onlara bakarak kısa yoldan nasıl köşe dönülür, nasıl zengin olunurun hesabını yaparak, insan olma insanca onurlu yaşama, kaliteli yaşama için gerekli değerleri öğrenemiyor, öğretilmiyor.Sonrasında da acı,isyan,mutsuz umutsuz kısa süreli evlilikler. Sonrasında da Ahlakı açıdan yozlaşmış bir toplum. Bu mu özlenen, bu mu istenen? elbette geçmişimizi özlüyoruz. İnsanlarda ar vardı, namus vardı, onur, haysiyet vardı. Toplumsal bir hata işlemekten ödümüz kopardı. Vijdan yasaları hakimdi. Ama şimdi utanmaktan utanan bir nesil karşımızda. herşeyleri ortada. İşin kötüsü nasıl düzeltileceği konusunda da bir şey yapılamıyor. Ancak deneme tahtası bir o sistem bir bu sistem. Çocukların nevri dönüyor.. Canım teşekkür ediyorum harika yorumun için. Sevgilerimle,

Hanife Mert dedi ki...

Hüseyin Bey, sorularınıza cevap vermeye geçmeden önce kısa bir açıklama yapmak isterim, izninizle.. Özellikle içinde bulunduğumuz çağda, gençlerimizin durumu beni son derece üzmüştür.Bu konuda kendim kaleme almayı düşünüyordum ve başladım yazmaya ancak, zamansızlık diyelim tamamlayamadım. Bu yazıyı önceki blogdan bir arkadaşım paylaşmıtı ve bende yazarın düşüncelerine katıldığım için burada paylaşmak istedim.Yine belirtmek isterim ki, Osman Zaman kimdir bilmem, hangi görüş ve düşünceye sahiptir, onu da bilmem.Yazara sorduğunuz soruları maili var dilerseniz size gönderebilirim.. Bu yazıyı buraya eklemekle burada ki ifade dilen düşüncelere katılmam hasebiyle, sorularınızı kendimce,kendi düşünce sistemime göre cevaplamak isterim.
- ilk sorunuz;Onlara büyük ilim, fikir, gönül, tasavvuf adamlarımızı öğretmemişiz. Gençlerimiz kültürümüzü yeterince tanıyamıyor diye de eklemiş. Daha bir çok konuda görüş belirtmiş. Lakin tek bahsetmediği 1923 yılında cumhuriyetin ilanı ile peş peşe aralıksız çıkarılan devrim kanunlarını korumamız gerektiğine, Atatürk'ün fikir ve düşüncelerine önem vermemiz gerektiğine değinmemiş...Bu ifade ettiğiniz bölümde yazar osman yüksel serdengeçti'nin "bir nesli nasıl mahvettiler "isimli kitaptan alıntı yaparak o yazarın düşşünce sistemini açıklamış anladığım kadarıyle. Kaldı ki, Yazarın bahsettiği ilim, irfan, gönül, tasavvuf.. diye ifade ettiği bizim kültürümüzü oluşturmuyor mu? bu gün, dünyaya mal olmuş Mevlana gibi bir gönül, sevgi, hoşgörü ustasının, yada Yunus Emre gibi örnekleri çoğaltmak mümkün bunların öğretilmesinin ne sakıncası olabilir.Burada ifade edilmek istenen gençliğin genel durumu hakkında nelere öncelik verildiği, sizin de belirttiğiniz gibi,kahramanlıklarla dolu her bir olayı gururla anacağımız şanlı tarihimiz, gençlere öğretilirken dersten öte gitmiyor.Türk tarihini birbirinden ayırabilir misiniz? Gençlere tarih öğretiminde Türk Tarihi bir bütün olarak verilmeli genç atasını iyi tanımalı.Bir Oğuz Kaağan ne ise, bir Fatih, bir Yavuz, bir Kanuni...Ve Bir M.Kemal Atatürk'te aynı açıklıkla anlatılmalı. Herşeyden önce tarih bilinci kazandırılmalı çocuklara.. Bu bilinçle geleceğine yön vermeli.

Hanife Mert dedi ki...

Anladığım kadarıyle yazarın özlediği geçmiş Osmanlı değil,bizlerin çocukluk gençlik döneminde ki, kültürel, milli, manevi değerlere olan bağlılığımız.Kaldı ki, geçmişi ben de özlüyorum. İnsanların birbirlerine olan saygı, sevgi,hoşgörülü davranması.Öğrenci- öğretmen -diyalogları, öğretmene verilen değer, bu gün öğretmenler bürokrasinin altında ezilmiş, evrak meuru niteliğinde.Sizler daha iyisini biliyorsunuz, öğrenci üzerinde etkinizin az olduğu bir dönem. Şimdilerde olduğu gibi onur kırıcı incitici durumların en az olduğu dönemler.. Elbette ki, teknoloji gerekli.. Ancak bizler teknolojinin gereksiz bize, insanlığa faydasız olan bölümüyle ilgileniyoruz. Dolayısyle de asıl ilgilenmemiz gereken konular gözardı ediliyor.
Son sözlerinize tamamen katılıyorum. Bu anlamda da sanırım siz değerli hocalarımıza çok iş düşüyor.. Cevabım biraz uzun oldu. Bu anlamda özrümü kabul edim lütfen..Saygılarımla..

gülçin Nur dedi ki...

geçen hafta facebook'un din görevlileri platformu diye bir sayfasında bir karikatür gördüm papaz kendi dininden görevlendirdiği birine diyorki onlar yani Türkler müslüman gibi kendilerini görsünler ama bir hristiyan gibi yaşamaya devam etsinler demiş..bende haliyle hak verdiğimi belirtmemle üstüme hücum etmeleri bir oldu :) -biz osmanlı torunuyuz sen kendini ifade etmişsin gibi abuk sabuk şeyler..her neyse sonunda uzun açıklamalı bir kaç şey yazdık..şimdi burada da aynı şeyleri düşünerek söylemek istiyorum çok da yeri gelmiş, çocuklara örnek olmak çok önemli elbette ama nedense bana saldırıya geçmiş bir çok böceğin saldırısı içerisinde kalınmış gibi geliyor, internet çağın buluşu olsada kötü yanlarını görmek isteyen çok fazla, tv da eğitici olacak hiç bir kanal neredeyse yok gibi olsada sırf eğitici olan kısmı sıkıcı diye izleyen yok, dışarıda okul önünde şöyle bir bakıyorsun saç baş makyaj konuşma şekilleri ve karakterleri çok farklı, benim zamanımdada acaba benim büyüklerimde aynı şeyi benim için mi düşünüyorlardı diye içimden geçirdim şunu iyi biliyorumki bizler saygısız bir gençlik değildik, utanma duygusu ağır bastığı için hocalarımızın büyüklerimizin önünde dikkat ederdik üslubumuza..gençlere uzanmaya bile gerek kalmaksızın 5 yaşındaki çocuğun konuşmalarına bakınca diyorsunki-annemi bunu büyütüyor yoksa bumu annesini diye şaşırıp kalıyorsun, zaman teknoloji ve nesil süratle değişiyor ve evet umudumuzu kaybetmemek lazım, faka bildiğim bir şey varki; o da osmanlı torunu diye bir şey kalmadığıdır :) çenem çok düştü sanırım sevgilerimle hanifecim, iyi geceler..

Hanife Mert dedi ki...

İşte Gülçinciğim, bizler olayın farkında olarak,daha bilinçli olmamız sebebiyle onlara pirim vermemeliyiz.Bizi ayırmalarına, bölmelerine izin vermemeliyiz. Biz herşeyimizle TÜRKÜZ ve tarihimizle geçmişimizle gurur duyuyoruz. Sen şucusun, bucusun diye bizi ayırmalarına müsade etmeyeceğiz. Aynı zamanda Türküz ve Müslümanız. Bu gerçeğikimse değiştiremez.. Yüzyıllarca dünyaya hükmetmiş bir neslin torunlarıyız. Hala da Atalarımızın izinden giderek, hertürlü olumsuzluklara rağmen varlığımızı koruyacağız ve bunu hissettireceğiz. Buna kimse engel olmayacak.. Haklısın Gülçinciğim seninle aynı dönemlerde genç olduk sanki, aynı şekilde yetiştirildik. saygı, sevgi konusunda. Ancak ne yazıkki bizler bizim ailemizin bize verdiği değerleriçocuklarımıza veremedik ve dolayısyle seninde söylediğin gibi 5 yaşındaki bir çocuk anneyi yönlendirebiliyor.. Gülçinciğim değerli yorumların için teşekkür ediyorum.. her zaman sayfama beklerim canım, öptüm sevgilerimle..