27 Nisan 2012 Cuma

BİR UMUT İŞTE!!


Vakit öğleni geçmişti. İnsanın yüzüne vuran alev alev yakıcı güneş ışığının etkisi azalmıştı. Rüzgar yoktu. Lakin derenin kenarındaki dut ağacının yapraklarının hışırtısı,  dalların arasından dalga dalga etrafa yayılan ışık hüzmesi ile, masmavi  gökyüzü ruhu dinginleştiriyordu. Küme halinde uçan serçelerin cıvıltıları ve çekirge sesi  insana  yaşama sevinci aşılıyordu.
   Her zaman ki gibi, bebeğini kucağına alıp derenin kıyısına, dut ağacının dibine oturdu. İnsana huzur veren güzelliklerin farkında bile değildi. Zira aklı kocasında idi… Derenin kıyısında bir müddet oturdu. Başını önüne eğdi. Gürül gürül akan suya bakıyordu. Sanki suyun binlerce metre derinindeki bir noktayı görüyordu. Başını kaldırdı, önce yavrusunun gözlerinin taa içine, sonrada ufka baktı:
  -Sanırım bu gün de gelmeyecek! Baban dedi sanırım artık gelmez… Bakışlarını akan suya sabitledi. Uzaktan gelen minibüsün korna sesi ile irkildi. Bebeğini kucakladığı gibi koşarak yola çıktı. Minibüs tamda önünde durdu. İnenlere baktı soran gözlerle… Artık son kişi de inmişti. Kimse kalmamıştı. Kapının yanına geldi. Şoföre baktı umutla…

-Yok bacım, kocan yok…dedi.
  Hikayede eşini İstanbul'a çalışmaya gönderen ve kendisinden bir daha haber alamayan bir kadınının umudunu yitirmeden sabırla çaresiz bekleyişini okuduk. Onu gelmeyeceğini bile bile çaresizlik içinde, her gün yavrusu ile birlikte dere kenarına getiren içinde kaybetmediği umuttu.
  Neydi umut dediğimiz şey? Çıkmayan candan vazgeçilmeyen inanç mı? Ya da aza kanaat eden fakirin sofrasındaki katık mı?
  Umut sabırdır, mücadeledir, heyecandır, hüzündür, inanmaktır, hayal etmektir kısaca insanı hayata bağlayan ölüm ile hayat arasında ki köprüdür…
  Eğer nefes alabiliyorsanız, içinizde umut ışığı hep yanacaktır, yanmalı da… İnsanın içinde yanan o ışık hayal gücü ile sabırla desteklenerek hayat bulur. Kimi zaman bir fakirin sofrasında ki çorbada, kimi zaman zenginin bankada ki hesabında, bir hastanın ilacında ki şifada, bir öğrencinin notunda, bir gencin geleceğinde, bir aşığın vuslatında, bir memurun emeklisinde, bir kuşun kanadında, bir toplumun savaşsız, barış, kardeşlik sevgi duyguları ile bezenmiş çağdaş uygarlığı yakalamasında, soğukta titreyen evsiz bir yetimin sıcacık huzurlu bir evinde, huzuru tüketmiş bir ailenin saadetinde gizli...
  İnsan umuda en fazla çaresizliğin pençesinde çabalarken ihtiyaç duyar. Çünkü umut çaresizliğin girdabında çabalarken anlamıdır. Umut öyle bir şey ki, çaresiz kaldığın en zor anlarda görülen küçük bir ışığa, tıpkı pervanenin ateşe koştuğu gibi koşmaktır.
 Yap mak istediklerinizin peşine düşmek! Bu uğurda zorluklar, engeller, önünüze çıkan her ne varsa umutla, sabırla, kararlılıkla, azimle ve inançla mücadele etmek.
  Bu çok kolay değil elbet... Hatta hiç kolay değil! Zaten önemli olan zoru başarmak değil mi? Zoru başararak istenilen hedefe ulaşıldığında duyulan mutluluğu tarif edebilmek mümkün mü?.. Düşünsenize her şey kolay olsaydı, o istediğiniz şeye ulaşmanın kıymetini anlayabilir miydiniz? Her karşılaşılan engelde, zorlukta vazgeçmek yerine umudunu güçlendirerek "olay daha bitmedi" diyerek mücadeleye ve yola yeniden devam etmek. Yılmadan, yorulmadan…
  Kimi zaman da umud eder, hayal eder, sabreder, mücadele eder ama istediğimize ulaşamayabiliriz. Karamsarlığa kapılıp umuttan, hayalden vaz geçmek yaşamaktan vaz geçmek demek değil midir? Çünkü insan umud ettiği ölçüde yaşar. Aydınlık karanlığın bittiği yerde başlar.


Yaşamınızda umut ışığınız hiç sönmesin.

Muhabbetle,
Hanife MERT    





























6 yorum:

Naliya dedi ki...

Eline emeğine sağlık sevgili yaren ..İçinizdeki umt ışığı hiç sönmesin.. Amin..iyi geceler..

sayanlaruya dedi ki...

Umut savaşmaktır umut varolmaktır bizler hep umud için yaşarız sabırla yoksa yaşam çekilmezdi sevgili hanife hanım paylaşımların çok güzel bunlar hayatın gerçekleri yüreğine sağlık hayırlı bir hafta sonu geçirmen dileğiyle sevgilerimle

yaren dedi ki...

Çok teşekkür ediyorum naliyacığım. Hayırlı, gönlünce mutlu ve umutlu bir hafta sonu diliyorm. Öptüm, sevgiler.

yaren dedi ki...

Haklısınız Sayan Hanım, ömrümüz vefa gösterdiği müddetçe umut bitmemeli.Umut öyle bir şey ki, çaresiz kaldığın en zor anlarda görülen küçük bir ışığa, tıpkı pervanenin ateşe koştuğu gibi koşar insan..Umut yeri gelir fakirin ekmeği, yeri gelir bir acının ilacı, bir derdin devası oluverir..Yazılarımın konusunu gerçek hayattan seçmem yaşıyor olmamız, insan olmamız ve ihtiyaç duyduklarımızın ortak olması..Ben de size hayırlı, huzurlu, mutlu ve umutlu gönlünüzce geçireceğiniz bir hafta sonu diliyorum.. Teşekkürler. Sevgilerimle öpüyorum sizi..

Hüseyin GÜZEL dedi ki...

Umut ışığını kaybeden yaşam sevincini de kaybeder. Severk okudum...Çalışmalarınız gerçekten ilgi çekici. Saygılar.

yaren dedi ki...

Haklısınız Hüseyin Bey, umudunu yitirenin, yaşayan ölüden hiç bir farkı yoktur.Hani derler ya; çıkmayan candan ümit-umut kesilmez.Nefes aldığımız müddetçe umut hep vardır.Yazımı beğenmenize çok teşekkür ediyorum. Sizlerin beğenisi beni tetikliyor. saygılar,esenlikler.