28 Nisan 2012 Cumartesi

Bu gün yeni Bir Sayfa Açalım..



Bugün, bu saat, bu saniye, bir kez daha niyetimizi tazeleyebilir, yeni bir sayfa açabiliriz. Şu an, daha bilinçli, daha samimi, daha düzgün ve çok daha dikkatli bir şekilde, maddi ve manevi olanaklarımızı kullanarak, gücümüz yettiğince zamanımızı en hayırlı şekilde geçirmeye yeniden niyet edebiliriz. Allah’a kulluğumuzu çok daha büyük bir coşkuyla yerine getirip, fırsatları çok daha iyi değerlendirebiliriz. Birbirimizle nefsani yarış yerine, Allah’ın hoşnutluğunu kazanmak için hayırlarda yarışabiliriz. “Bugün çok güzel ve hayırlı işler yaptım, bu kadarı yeterli” ya da “etrafımdaki insanlara göre ben çok daha fazla gayret içindeyim, birçok kişiye oranla ben çok daha iyiyim” diye düşünmeden, yeni bir adım daha atabiliriz.

İnsanları Rabb’i Katında değerli kılan özellik imanları, yalnızca Allah’ın rızasını amaçlayarak yaptıkları salih ameller ve kalplerindeki niyetleridir. Allah Katındaki asıl üstünlük ölçüsü Kuran’da “… Şüphesiz, Allah Katında sizin en üstün (kerim) olanınız, (ırk ya da soyca değil) takvaca en ileride olanınızdır. Şüphesiz Allah, bilendir, haber alandır.” (Hucurat Suresi, 13) ayetiyle bildirilir.

Samimi insan hiçbir dünyevi çıkar beklentisi olmaksızın, yalnızca Allah emrettiği için salih amellerde bulunur. Katıksızca Allah’ın hoşnutluğunu amaçlar, yaptığı işlerde, söylediği sözlerde, ibadetlerinde ve günlük yaşamında gönülden Allah’a yönelir. Bu samimiyeti kişinin imanını arttırır ve onun ‘takva’ sahibi bir kul olmasına vesile olur:

Ancak tevbe edenler, ıslah edenler, Allah’a sımsıkı sarılanlar ve dinlerini katıksız olarak Allah için (halis) kılanlar başka; işte onlar mü’minlerle beraberdirler. Allah mü’minlere büyük bir ecir verecektir. (Nisa Suresi, 146)

İnsan “işittim, iman ettim” dediği anda, zaten yaşamını “göçecek yarın kenarına değil, Allah’ın hoşnutluğu temeli üzerine inşa etmiş, Kur’an’ı yaşamaya karar vermiştir. O andan itibaren, adımını Allah için atar, Rabb’ine teslimiyetin huzur ve coşkusunu içi titreyerek hisseder. Ancak imanını hiçbir zaman için yeterli görmez. Bebek gibidir iman, gelişmek için bakım ister. İnsanın da, yaşamının son anına dek, imanını daha da geliştirme, derinleştirme olanağı vardır. Bu nedenle insan her gün, her saat, her an, bir kez daha yeniden niyet etmeli, imanını tazelemeli, yaşamını insanların değil, Allah’ın en hoşnut olacağı davranışlarda bulunarak geçirmeye karar vermelidir.

İman etmiş bir insan kuşkusuz yaşadığı her anı, fıtrat olarak Kuran’a en uygun davranışları sergileyerek geçirir. Ancak kendisini yeterli görmeyerek, bu konuda daha derin bilinçle karar alan insanın durumu çok daha farklıdır. Söz edilen, bilinenden/yaşanandan çok farklı bir ruh halidir.

Öyle ki, etrafındakiler, bu insandaki değişimi fark eder, farklı ruh halini sezerler. Yeniden niyet eden insanın vicdani duyarlılığı çok yükselir. Yaşanan olaylara karşı herkesten çok daha fazla duyarlı ve ilgilidir. Zorlu ve yorucu işlere herkesten önce taliptir, çok daha ataktır. Ortamdaki diğer herkesten çok daha fazla güzel sözlüdür; kalplere hitap eder. Herkesten daha fazla ince düşünceli, herkesten daha fazla kibar, herkesten daha fazla sevgi, şefkat ve merhamet duygularıyla doludur. Hikmetli konuşur, yapıcı ve olumludur. Gerginlik anında yatıştırıcı, huzur ve güven veren bir üslupla ortamı yumuşatır. Kısacası artık daha farklı bir pozitif elektrik taşır.

Dini yaşamayı kabul eden insanın karşısına sabır gerektiren birtakım zorluklar çıkacak, sergilediği davranışlarla da imtihan olacaktır. Ancak önemli olan, insanın Rabb’i ile bağlantısının her koşulda derin ve kesintisiz olmasıdır.

İmanın kuvveti oranında, insanın samimiyetle dini yaşaması da kolaylaşır. Ancak imanı zayıf kişinin aklı da zayıf olur. Olaylara hatalı bir bakış açısına sahiptir; çok çabuk öfkelenebilir, çabuk üzülebilir, korkuya, ümitsizliğe kapılabilir, gelecekle ilgili ümitsiz konuşmalar yapabilir.

Derin ve güçlü bir imana sahip olan insanın bütün yaşamında mükemmellik vardır; düşünceleri, davranışları, kararları makuldur. Bu nedenle en önemli şey derin bir imandır. Derin bir Allah korkusu, derin bir Allah sevgisi yaşandığında dünya insana adeta cennet gibi gelir.

Bütün bunlar, “bir kez daha samimi niyet etmiş olmanın” insana kazandırdığı olumlu ahlak özellikleridir. Bu ahlakı kazanmaya çaba gösteren müminin hedefi, “Allah’ın en sevdiği kullarından” olabilmektir. Çabasını, yaptığı güzel işleri yeterli bulmaz; sonra yine bir kez daha, ‘daha samimi, daha duyarlı olmaya niyet eder. Her defasında ahlakı, imanı, kişiliği gelişir; sığlarda çırpınmaktan kurtulur, derine/batına iner.

Kur’an’da bu üstün ve derin ahlakı yaşayan müminlerin yarışıp öne geçtikleri haber verilir.

İşte onlar, hayırlarda yarışmaktadırlar ve onlar bundan dolayı öne geçmektedirler. (Müminun Suresi, 61)

Şüphesiz iman edip salih amellerde bulunanlar ise; Biz gerçekten en güzel davranışta bulunanın ecrini kayba uğratmayız. (Kehf Suresi, 30) buyurur Allah. O, samimi niyetimize binaen, bizim için her zaman en güzelini, en hayırlısını yaratır; karşılığını artırarak verir.

alıntı

9 yorum:

bücürükveben dedi ki...

Ben bazen şöyle düşünüyorum yani belki yadırgayacaksın beni:)))acaba bir cennet vaadi olmasa insanlar yine Allah için bir şeyler yapar mıydı? Varsayalım ki, kutsal kitapların hiçbirinde cennet olmasaydı, Kuran dahil hepsi "öleceksiniz ve o kadar, ölümden sonra hayat yoktur" diye yazsaydı acaba 5 vakit namaz kılar mıydık? Ne dersin?...bence kılmazdık..yani tüm bunları menfaat için yapıyoruz gibime geliyor o zaman da ne kıymeti oluyor diye soruyorum kendime..? Tuhaflık mı var bende? Arızalıyım galiba...:))
sevgilerimle canım..

yaren dedi ki...

Hayır seni kesinlikle yadırgamıyorum.Düşünce düşüncedir saygı duymak lazım...Sanırım senin kafana takılan konuya Mehmet Akif'in şu sözü en güzel cevap olacaktır;
"ALdanma insanların samimiyetine, menfaatleri için gelirler vecde, vaad etmeseydi ALLAH cenneti,O'na bile etmezlerdi secde..!"
İnsanın fıtratı gereği yaptığı her şey de bir karşılık bekliyor..Yaptıklarında samimiyet ve dürüstlük ön planda olmalı...Diğer düşüncene baktığımızda, dini salt insanların ahiretine yönelik düşünmemek lazım. Din bu dünya hayatının düzene konması, insanların birbirlerine karşı, sevgi, hoşgörü,merhamet,barış, adalet,sosyal yardım,ilim, bilim,güzel ahlak,onur, haysiyet, insanın kendini en güzel şekilde eğitmesi ve kısaca güzel olan her şeyi insana kazandıran bir öğreti bir yoldur..Bu davranışların karşılığında da Rabbin kullarına vadettiği başarı yada başarısızlığın karşılığı olarak cennet ve cehennem..Bir çocuk sınava çalışır, sınavdan iyi bir not alabilmek için. Çalışmazsa zayıf not alır, çok çalışırsa da çok iyi bir not alır. Öyle düşünmek lazım.. Kaldı ki, beş vakit namaz kılmak, oruç tutmak, zekat vermek.. gibi ibadetler yine insanların kendini düzeltmeleri içindir.. Sende hiç bir tuaflık yok. İnsanın düşünüp sorgulamasından daha doğal ne olabilir?.. Müjdeciğim umarım cevabım tatmin edici olmuştur. Sevgilerimle, iyi gceler diliyorum..

bücürükveben dedi ki...

Mehmet Akif içimden geçeni söylemiş, adamı iyi ki dinsiz ilan etmemişler:))canım hani demişsin ya din dünya hayatını bir düzene koymak, adalet, sosyal yardım vs.getirmek içindir işte bu noktada bakıyorum da dinin hiçbir faydasını göremediğim gibi tam tersine zararını görüyorum ben. Yani dünya hayatını düzene koymak için adalet,hukuk,bağımsız hukuk,bağımsız yargı,hayvanları dahil her yaşayan için adil,güzel, güvenli bir yaşam sağlamak vs.için dine gerek yok ki..(tabii benim fikrim)yani bunları sosyal ve laik hukuk devleti olarak,doğru dürüst yasalarla sağlayabiliriz tabii esas şey insanların kafalarında biter yani insanlar ahlaklı,dürüst,namuslu olacaklar ama kapitalizm diye bir şey varken insanların büyük kısmı açlıktan kırılıp, azınlığı sosyetik partilerde ziyafetlerde yiyecekleri çöpe atacak,bakarsan dünya kurulduğundan beri hep sömürü var, hep büyük güçlü devletlerin başka devletleri yok etmesi var, buna OSmanlı dahil, kölelik var, izlemişsindir Kunta Kinte'yi vaktinde, yasaklanana kadar yüzyıllarca kölelik normaldi ve Kuran'ı okuyunca orada ALlah bile kölelerinize iyi davranın diye yazmış e bu nasıl şey? Yani ALlah köleliği gayet doğal, normal olarak mı kabul etmiş? Niye "kölelik diye bir şey olmaz kaldırın hepsini azat edin" diye ayet inmemiş? Bunlar benim hep kafama takılıyor..ve dinler de insanlara yüzyıllardır ne adalet, ne iyilik,ne barış getirmiş,tersine hep ayrımcılık,senin dinin kötü, benim dinim iyi kavgası getirmiş...ya bilemiyorum....

yaren dedi ki...

Konuya değişik açılardan bakmışsin, izninle ben de farklı bir pencereden gireyim konuya, şöyleki; seni, beni, tüm insanları,tüm canlı cansız varlıkları, tüm evreni yaratan tek bir yaratıcı.ALLAH var. Sanırım bu konuda hem fikiriz.Dünyayı ve içindekileri bir kanun bir kural üzere yaratmış.Bizi bizden daha iyi bilen, bize bizden daha yakın olan Rabbimiz elbette dünyada nasıl yaşamamız gerektiğini de bildirmiştir. Kutsal Kitabımız KUR'AN'da. Ama biz kul olarak çareyi Kur'anı açıp okumak öğrenmek yerine farklı şeylerde bulmuşuz. Bu da bizi yanlışa, kötülüğe, ezmeye, ezilmeye, adaletsiz,insan onur ve haysiyetini rencide eden, güçlünün, zenginin hep güçlü, zenginin hep zengin, ezilenlerin de kendini ezik hissettiği güce tapan,hakkını aramaktan aciz, zayıf yaratılmış imajı veren bir kişi görünümüne bürünüyor. Dinin insanın hayatında olumsuz rol oynadığını, hayatta hukukun bağımsız olmadığını, insanlara hayvanlara ve başka canlılara sürekli kötülük yapıldığını acımasız davranıldığını vs. bahsediyorsun. Dinin özünü bilen, RABBİ'min insana verdiği değeri bilen insanı en şerefli bir varlık olarak yaratan ve ona bir annenin yavrusuna gösterdiği merhametten daha fazla merhametli olduğunu ifade eden bir din. nasıl senin söylediğin şeylere müsade eder ki?..Dinin konusu İNSAN dır.Önce insan kendini düzeltmeli her açıdan kişilik, düşünce,mantık-muhakeme,ilerici, bilimsel düşünce, sosyal düşünce, vatan-millet sevgisi, akrabalarla hemhal olması, komşuları ile iyi geçinmesi, düşkünlere, kimsesizlere, yetimlere, öksüzlere, yolda kalmışlara...gibi yardım etmesini öğütleyen bir dinden nasıl bahsettiğin şeyleri bekleyebilirisn..RABBİM bize emrediyor ama insanlara bu emre karşı geliyorsa, yerine getirmiyorsa bu dinin mi suçu sence? yoksa insanların cahil, gerici tutumu mu? Sen Afganistan'da, İran'da, Irak'ta yada başka Müslüman Ülkelerin halkına davranışını kadını aşağılayıcı tavırlarını, giyiminden ötürü kadını aşşağılayıcı davranışını dinin gereği olarak mı düşünüyorsun..Oysa yaratılmışların en şereflisi İnsandır diyen bir din. Dikkkatli, tarafsız bir araştırma yaptığımızda bu davranışların insanların kendi köhneleşmiş bir cahiliye adeti olduğunu görmek mümkün..Anayasada, yaslarda toplum düzenin sağlayan kurallar var, herkes bu kurallara uyabiliyor mu sence? Uysa sanırım hapsanelerde yer kalmayıp, boşaltmak için farklı çareler üretilmezdi. Kölelik mühessesine gelince.. Kuran'ın indirilmeye başalndığı dönemde Arabistanda kölelik kast sistemi en üst boyutta idi. İslam bu süzeni kaldırılmasını sağlamıştır. Kuranı bir bütün olarak okuduğumuzda göreceğiz ki; kaldırılması teşvik edilmiştir.sonunda da köleleirnizi azad edin diyerek kölelik düzenine son vermiştir. Bir düzen kurmak öyle pat diye olmuyor. Bir çok aşamalardan geçiyor.Müjdeciğim cevabım biraz uzun oldu.Sanırım seni sıkmamışımdır..Sevgilerimle, öpüyorum seni ve bücürüğü..İkinize de gönlünüzce geçireceğiniz mutlu, huzurlu bir pazar diliyorum. Hoşçakal..

bücürükveben dedi ki...

Öncelikle ASLA sıkılmadım:)sıkılmam da canım...

Evet beni doğru anlamışsın bu dünyayı birden çok değil bir yaratıcının yarattığına inanıyorum ben de. Ama bu yaratıcının dinler peygamberler gönderip göndermediği konusunda bazen şüpheye düşüyorum..Allah da biliyor..neyse o da mühim değil yani dinler insan icadı olsa da, Allah göndermiş olsa da sen demişsin ya Afganistan ya da Irak ya da Suudi Arabistan'da kadınların bu kadar aşağılanmasının sebebi din mi olduğunu sanıyorsun diye..evet ben din diyorum çünkü sen ne kadar "suç, kabahat dinde değil insanlarda" desen de, sonuçta o insanlar dine dayanarak o suçları işliyorlar...

Mesela Ramazan'da otobüse binsem ve çok sıcaksa su içsem, karşımdaki de bana bir yumruk atsa bunun sebebi din midir, o kişinin kafa yapısı mıdır? Tamam kişinin kafa yapısıdır diyeceksin değil mi? Ama din olmasa o kişi öyle davranır mıydı?

Zorla kafamızı örttürecekler niye din emrediyor diye...zorla iş yerinde Ramazan'da yemek çıkmaz niye din emrediyor..ya bilmiyorum dinler olmasaydı bence daha iyi olurdu..en azından din savaşları, mezhep ayrılıkları olmazdı..ama ne yapalım ki dinler var..bari işe yarasalar.gerçekten insanların eşit, özgür, açlık çekmeden, barış içinde yaşamalarını sağlasa...:(((

ben de seni öpüyorum canım, harika bir pazar geçirmeni diliyorum hoşçakal..:)

yaren dedi ki...

Öncelikle şunu ifade etmek isterim, Allah tüm kavimlere peygamber göndermiştir.Kuran'da bu konu ile ilgili ayetler mevcut."Dinde zorlama yoktur". Kimse seni zorla namaz kılmaya, oruç tutmaya, başını kapatmaya zorlayamaz. Kaldı ki bazı ilahiyatçılardan, Nihat Hatipoğlu olabilir, birine direk namaz kıl demek bile hoş olmazmış. Kişinin kendi özgür iradesi öncelikli.Kendi istemesi inanması ve karar vermesi. Yoksa sen neden oruç tutmuyorsun, yada neden oruç tutana saygı duymuyorsun diye kaba kuvvet göstermeleri yada farklı şekilde davranmaları o kişilerin cahilce, bilgisizce ve dinin tam manasıyle özünü kavramamaları ile alakalı.Kişi neyi ne için yaptığını neden yaptığını bilmeli aksi halde ben başımı birinin zoru ile kapatıyorsam, yada namazımı birinin isteği yada ona şirin görünmek yada onun rızasını kazanmak yada kendimce bir menfaat kazanmak adına yapıyorsam işte asıl yanlış olan bu,ki Allah korusun şirke bile girer. Yaptığımı kendi özgür irademle ve inanarak ve sadece ve sadece ALLAH'ın rızasını düşünerek yaptığım zaman işte dinimin gereğini yerine getirmişim demektir.Sende mesela ne kadar hoşuma gidiyor, çok dürüstsün, mertsin, merhametlisin bücürüğe ne kadar merhametli davranıyorsun, sarmana üzülmen bile içimizde özümüzde bulunan vijdan ve merhametten kaynaklanıyor.. Yine merhamet önderi rahmet peygamberimizin güzel bir hadisi; "Merhamet etmeyene merhamet edilmez."Yine Yunus Emre"yaratılanı severim, Yaradan'dan ötürü diyerek merhametli olmamızı tavsiye etmişler..Özetle bizler bilemeyiz, hiç kimse bilemez Allah katında kimin yaptığı makbul.Ondan hangimiz daha çok korkuyor ve ona göre hareket ediyoruz O kendisi biliyor..diyelim dilersen konuyu noktalayalım canım, sevgilerimi gönderiyorum..

yaren dedi ki...

Bir şey daha eklemek istiyorum..
"Kolaylaştırınız, güçleştirmeyiniz..Sevdiriniz, nefret ettirmeyiniz."diye bizleri tavsiyeler de bulunan bir dinden oruç tutmadın, namaz kılmadın yada başka bir şekilde bir zorbalık nasıl beklenir ki? mesela ben bırakın başkalarını kendi çocuklarıma bile namaz kılın, oruç tutun.. diye baskı yapamam.Ama davranışımla örnek olurum, anlatırım, dnin gereği olduğunu ve onu yapamanın insana nasıl fayda sağlıyacağını anlatırım, karar kendilerinindir. Aksi halde benim zorumla baskımla yapacağı bir ibadetin hiç bir katkısı olmayacaktır. Benim görmediğim yerde yapmayacaktır. Bu da daha önce bahsettiğim gibi sakıncalı bir durum..

bücürükveben dedi ki...

Hakkımdaki güzel düşüncelerin için teşekkür etmek istedim, sevgilerimle...:)

yaren dedi ki...

Rica ederim canım..