21 Mayıs 2012 Pazartesi

Ye Kürküm Ye Devri..


Ye Kürküm Ye… 
Nasreddin Hoca’nın meşhur bir fıkrası vardır hani; ye kürküm ye diye. Hoca bir gün günlük kıyafetiyle bir meclise gitmiş. Pek itibar, hürmet görmemiş, sofraya da davet edilmemiş. Hocamız bu tabi, irfan ve feraset sahibi bir insan, sebebini anlamış bu durumun. Evine gitmiş güzel kıyafetlerini giymiş, üstüne de kürkünü. Tekrar aynı meclise gitmiş, bu defa hocaya büyük itibar etmişler, hürmet göstermişler ve sofranın başucuna oturtmuşlar. Hocaya her yemek ikram edildiğinde Hoca önce kürkünü uzatıp “ye kürküm ye” diyormuş. Tabi çevresindekiler anlam veremeyip, “Hoca kürk yemek yer mi?” diye soruyorlarmış. Hoca da biraz önce normal kıyafetlerimle geldim, sofraya oturamadım, kürkümle geldim sofranın başucuna oturdum, yemek onun hakkı mealinde bir cevap vererek anlayanlara güzel bir ders vermiş. 
Her ne kadar yıllar,yüzyıllar da geçse, bilim ilerlese de, atların, eşeklerin, katırların yerini arabalar, trenler, uçaklar alsa da, bilgisayar, internet icat edilse de, bilgi çağına girmiş olsak da, insanların değer yargıları, yaşam felsefeleri ve zihniyetleri değişmiyor. 
İnsanlar kişileri dış görünüşlerine, giyimine, kuşamına, mevkisine, makamına, rütbesine, malına, mülküne,kazancına göre değerlendirip insan yerine koyuyor.. 
Görünüş ve madde insanların ruhlarına o kadar işlemiş ki. Bütün değer yargıları, şekil, görünüş ve madde üzerine bina edilmiş. Şeklin güzelse adamsın, paran varsa adamsın, zenginsen adamsın, mevki makam sahibi isen adamsın gibi.. Demek bu Nasreddin Hoca zamanında da böyleydi şimdi de böyle. Halbuki bizim kültürümüz edebi, ahlakı, ilimi, irfanı değerli görürdü. En değerli varlıklar olarak bunları kabul ederdi. Ahlak, ilim, irfan artık yok, para, ev, araba, mevki, makam var. 
Tüm bu değer yargılarımızın madde üzerinde yoğunlaştırılması, toplumda saygı, sevgi, hoşgörü, dostluk, vefa, yardımseverlik gibi değerlerin kaybolmasına neden olduğunu görüyoruz. 
Yoldan geçen yayaya çarpıp kaçan sorumsuz, ruhsuz insanların olduğu gibi, yerde yatıp canı yanarak kurtarılmayı bekleyen, kimseye yardım etmek yerine sadece bakıp geçen kişileri görüyoruz. . 
en çok üzen şu gözlemim oldu: Kendini dindar olarak tanımlayan ve görünüşte dini hassasiyetleri diğer insanlardan daha fazla olanlar da aynı. Onlar da tamamen saygılarını, hürmetlerini madde, para odaklı hale getirmişler. 

Belki çok genelleyici, karamsar ve kötümser bir yazı oldu. Ancak değer yargıları ahlak, edep, ilim, irfan temelinde kurulu insanlar olduğunu biliyorum ve benim  saygı ve hürmetim onlara... Parasına,  makamına,  arabasına, yazlığına, kışlığına değer biçenlere, fakiri güçsüzü ezenlere, yetimi yerenlere  değil...
sevgi ve muhabbetle


4 yorum:

Gülçin Nur dedi ki...

zaman bir çok şeyi değiştirirken insanlığı dahada ucuzlaştırıyor, tamamen düşüncelerine katılıyorum
zannediyorlar ki kumaşın içinde kalitem artıyor, ama bilmiyorlar ki kalite kumaşta değil, o kumaşın içindekinde..
değer yargılarımızı para ve o uğurda olan insanlar yitirince haliyle maneviyatta yok olma tehlikesi altında..korunması gereken en hassas konu ve acaba kültür bakanlığı eski değerler adı altında alabilirmi korumaya :) acı bir gülümseme..yüreğine sağlık Yaren'im çok önemli bir konu bu..ve okutturmam gereken bir kaç kişi var, sevgilerimle..

yaren dedi ki...

Çok haklısın,Gülçinciğim..Acı ama gerçek.Değer yargılarımız çok değişti.Tamamen madde odaklı hale geldi.İnsanı değerlendirirken,edebi, ahlakı,ilmi,bilmi,karekteri, yardım severliği, merhameti, sevgis,saygı, vefa, dostluk gibi kutsal hasletlerle değil.Parası ,pulu,mevkisi,makamı, malı, mülkü sadece değer yargısı haline geldi.. .Dolayısıyla da insanlık geri plana itildi.Nerde bu insanlık diye arar olduk. İnsanlık kalmadı diye şikayet eder olduk.. Kültür Bakanlığı eski değerler adı altında korumaya alırmı bilinmez ancak bizler özümüze dönmedikçe dah çok şeyimizi kayıbedeceğiz..Gülçinciğim, değerli yorumun için teşekkür ediyorum, sevgilerimle iyi geceler diliyorum..

Hüseyin GÜZEL dedi ki...

Kalemine sağlık. Gerçekten güzel ve her daim güncel olan konulara değiniyorsunuz. Saygılar.

yaren dedi ki...

Teşekkür ediyorum, Hüseyin Bey sağolun..