16 Ocak 2013 Çarşamba

Utanmaktan Utanan Gençlik!

“Pek yakında utanmaktan utanan bir nesil gelecektir.” 
Necip Fazıl Kısakürek
    Üstat Necip Fazıl, Kahraman Maraş’ta verdiği bir konferansta “pek yakında utanmaktan utanan bir nesil gelecek” sözünü yarım asır öncesinden bu günün gençliğinin durumunu görüp haber vermiş. Bu sözün söylendiği zamanda genç olanlar tarafından yadırganmış olabilir. Lakin günümüzde gençlerimizin gençliğimizin durumu şairimizi haklı çıkarır durumda...
   Sevgili arkadaşım Müjde Dural'ın  birkaç gün önce bücürük ve ben isimli bloğunda paylaştığı," Ahlaksızlık Sıradanlaşırsa Sonunda Ne olur" başlıklı yazısında ifade ettiği öyle bir nesil yetişiyor ki,“TEK AMACI VAR: NE PAHASINA OLURSA OLSUN PARA KAZANMAK” sözüne kesinlikle katılıyorum.
Gençlerimizin tek isteği, amacı  emek vermeden, zorluk çekmeden, çaba sarf etmeden alın teri dökmeden kazanmak ve harcamak. En güzel yerlerden giyinmek, gezmek, eğlenmek yemek içmek...Yaşamanın gayesi sadece bundan ibaretmiş gibi davranış sergilemek.
 Gençlerin bu zafiyetinden kendilerine rant sağlamaya çalışan gerek medya ve gerekse gözünü para hırsı bürümüş para babalarının,  servetine servet katmak için, her yolu mübah saymaları, milli ve manevi değerlerimizi hiçe sayan ahlak dışı, insanlık dışı  davranışları allayıp pullayarak özendirmeleri de cabası.
 Sorumluluk, saygı, sevgi, edep, ahlak, utanmak, haya gibi değerlerden yoksun bir gençlikle karşı karşıyayız..
   Utanmayan insan her şeyi yapar. “utanmıyorsan dilediğini yap!” ikazını büyüklerimizden duymuşuzdur. Çünkü utanmayan insan her türlüğü kötülüğü, edepsizliği, vicdansızlığı yapmaktan çekinmez. Bu duruma  toplum da kayıtsız kalıyor bana değmesin de ne yaparsa yapsın felsefesi ile yaklaşıyorsa artık çirkinliklerin önü alınmaz bir duruma gelmiş demektir. Haksız yere öldürülen savunmasız, zavallı çocuklar, kadınlar. Çöp kutularına atılan bebekler. Üç kuruşluk altını için öldürülen yaşlılar. Gözler önünde kaza geçirip acı içinde kıvranan insanları sadece izlemek veya başım belaya girer endişesi ile o halde bırakıp gitmek... Toplumumuzda,  insanın tüylerini ürperten  kanını donduran öyle olaylara şahit oluyoruz ki, geldiğimiz ve gittiğimiz nokta hiç de iç açıcı bir geleceğe işaret etmiyor.

Oysa insanın en güzel süsüdür utanması, utancından dolayı yüzünün kızarması.İnsan olduğunun göstergesi. Utanmak insanın kalitesini gösteren bir güzelliktir.
  Utanan insan saygılıdır, edeplidir, faziletlidir, güzel ahlaklıdır. Vicdan merhamet sahibidir. İnsana, hayvana, doğaya karşı merhametlidir. Emek vermediği şeye sahip olmak istemez. Hakkı ve halkı korur gözetir. Erdemli haya  sahibidir.
Bu güzel değerler  önemsenmeyerek utanılacak ve unutulacak bir duruma getiriliyor. 

    Artık utanmaktan utanan bir nesil yetişiyor.Utanması gerekenden utanmayan, ama utanmaması gerekenden utanan bir nesil…                
    Utandırması gereken, ahlaksızlık, faziletsizlik, haksızlık, merhametsizlik ve sevgisizlik olması gerekirken günümüzde, bu insani güzelliklerden dolayı utananlar ayıplanıyorlar,eksik ve noksan olarak görülüyorlar. Hatta böyle kimselerin durumu, içine kapanık, pasif, a sosyal, basiretsiz biri gibi algılanıp kişilik bozukluğu olarak gösteriliyor.
   Sevgili Müjde'nin yazısında ifade ettiği gibi, kapitalist dünyanın aldatıcı süsüne kaptırdık kendimizi gidiyoruz.Her şeyimizi paraya endeksledik.Bizi bir arada tutacak ne kadar güzel değerler varsa onları sıradanlaştırdık.. İnsana  saygı hak getire. Vicdansızlık, merhametsizlik, edepsizlik, riya, kap kaççılık, adam kayırma, diz boyu. Rabbena hep bana demekten, yardımlaşmayı paylaşmayı unuttuk. 
 Toplum olarak öylesine kanıksadık öylesine kabullendik ki, utanmak, yüzümüzün kızarması şöyle dursun, görmezden anlamazdan geliyoruz çoğu şeyi..  
Bedirhan Gökçe'nin bir şiirinde ifade ettiği gibi;
..."Eskiden utanınca yüzü kızarırdı tüm ergenlik kızların(gençlerin)
Şimdi yüzü kızarınca utanır oldularsa suçu kimde bunların...!
Kuzum degişmeyen neydi eskiyen ne
zaman mıydı değişen yoksa değişmek kirlenmek için bahanemiydi
Biz mi büyüdük ar yıkanmaz mı utançla
Geçmi kaldık yoksa geçmi kaldık
Avuçlarımızdan kayıp giden sabahla"

Kabul edelim suç hepimizde!..

Hanife Mert










18 yorum:

bücürükveben dedi ki...

Hanife'ciğim çok haklısın canım, hepimiz suçluyuz çünkü büyük çoğunluğumuz ses çıkartmaya korkuyoruz,adam karısını bakkalda dövüyor, bakkal televizyon izliyor sonra da "Ne yapayım? Karı-koca arasına girilmez" diyor içinden çıkıyor. Bu hadi sadece o dayak yiyen kadını ilgilendiren bir şey, peki milleti keriz yerine koyup, üstelik dini duygularını istismar ederek soyan soyguncuların yakalanmaması için elinden geleni yapan bir hükümet var başımızda, davayı sorgulayan savcıları bir punduna getirdi, bir bahaneyle suçlu hale getirdi, el çektirdi,sonra beraat etti savcılar! İşin sonu belli ki, ta başbakana ve yakınlarına kadar uzanıyor o yüzden de örtbas etmek için ellerinden geleni ardına komuyorlar. Bu keriz feneri ve benzeri din adına toplanan trilyonlar var, bizim sokaktaki markette bile dini bir derneğin kumbarası var, TOKİ ve benzeri ihalelerde dönen dolapları da kat, yok panasına satılan kurumlar, bankalar, limanları ekle! onlarca paranın az bir kısmını gerçekten fakirlere veriyorlar, aslan payı HÜÜP ceplerine! O haram parayla türbanlı eşine, kızına jeep alıyor, kadın da demiyor "nereden buldun bunu, düne kadar açlıktan nefesin kokuyordu?" e haram para yemeye adam bir kez alışmış, artık tövbe tutmaz. Ya 253 askerimize atılan iftiralar? Koca koca amirallere "Siz fuhuş çetesi kurmuşsunuz" diye suçlamak sonra ortada böyle bir şey olmadığının anlaşılması, o iftira az mı geldi casusluk yaptınız!!o da mı olmadı darbeciydiniz, hepsi hepsi çürütüldü ama yine de bu insanlar 19-18 yıl hapis cezalarına çarptırıldılar çünkü asıl suçları pkk ile mücadele etmekti, terörist başını getiren ve sorgulayan ekipteki herkes şu anda cezaevinde..Efsane Engin Alan komutan dahil! Ve 253 kişinin niye hapsedildiği ortaya çıktı: bizzat başbakanın televizyonuna kadar düşündüğü terörist başını yetkili makam yapmak! İmralı diyerek adama 'paye' vermek! Ağzının içine bakıyorlar terörist başının! Daha geçen gün başka bir terörist Karayılan (adı da ne kadar isabetli!) pkk kazandı, orduyu içeri tıktırdık, müzakerelere başladık...e adam doğru söylüyor!!! İşte tüm bunlara ses çıkartmamak utanmazlığın dik alası, vatan,bayrak,namus gibi değer yargılarını bilmeyen utanmazlar ülkenin kurtarıcısını,kurucusunu kötüleyip, teröristini baştacı edenlere yalakalık yapıyorlar, gazeteyi her açışımda TSK sanık, pkk tanık olmuş halde! üç pkk'lı affedersin o....pu geberdi diye salyasümük ağlamadıkları kaldı..tüm bu utanmazlıklar karşısında bilmiyorum sonumuz ne olacak?

Canım eline, koluna sağlık, ayrıca benim yazımdan da bahsetmişsin çok teşekkür ediyorum canım..

Bücürük'le kocaman öpüyoruz, sevgilerimizi gönderiyoruz..
Allah bu utanmazları ıslah etsin...

Hanife Mert dedi ki...

Müjdeciğim asıl ben teşekkür ediyorum. O kadar güzel anlatmışsın ki.. "Balık baştan kokarmış" canım.. Her şeyin sorumlusu onlar.. Göz yummak,denetimsizlik,yanlı tutumlar kraldan daha kralcı tavırları ile ben ne dersem o olur mantığını sürdürdükçe bu topluma, millete yazık olacak.
Son zamanlarda tv izlemiyorum, gazete okumak istemiyorum. Çünkü inanılmaz geriliyorum. Tabi okumamak bir şeyi değiştirmiyor ama okumam da değiştirmiyor. Geçecek bu günler ben inanıyorum.. Düze çıkacağız inşaallah.
Müjdeciğim aslında yazının linkini de verecektim, ama sana sormadan yapmak istemedim..
Canım ben de, ikinizi öpüyorum sevgilerimle..

Recep Altun; dedi ki...

Merhabalar,

Evet size katılıyorum ve suçlu biziz diyorum. Çünkü utanmaktan utanan bu nesli biz terbiye ettik ve biz yetiştirdik. Bunlar başkasının değil, bizim çocuklarımız.

Selam ve dualarımla.

bücürükveben dedi ki...

Okumamakta haksız da değilsin Hanife'ciğim, ben artık internetten bakıyorum, bakınca dediğin gibi cinlerim tepeme çıkıyor, bu utanmazlıkla ilgili haberler bir yana, dün akşam mesela Sözcü'de ve başka gazetelerde de Çin'de bir kamyon dolusu kedinin lokantaya satılmaktan son anda kurtulduğu haberi vardı (kamyon kaza yapmış olay öyle ortaya çıkmış,içini görsen tekirler,sarmanlar,pamuklar...kedi dolu,ne haldeler,üstüste sıkışık sıkışık tıkmışlar,çoğu dili dışarıda şırıngayla su veriyordu insanlar çünkü tahta kafeslerdeler daha açamamışlar kafesleri..bir çoğu ölmüş sanırım fotoğrafta yavru kediler vardı:((kahroldum yani bunlar hadi dinsiz,imansız,Allah'tan korkmuyorlar peki vicdan,ahlak da mı yok?offf canım başını ağrıtmayayım..link ne zaman hangi yazıma istersen verebilirsin canım bana sormana gerek yok:)çok sağol ayrıca...

tekrar öptükkkk:)))

asyayazar dedi ki...

Ben gençleri suçlamıyorum, onlar kimin ürünü, kim yetiştirdi? Ne görürlerse genç olmalarından dolayı daha abartılı yaşıyorlar her şeyi.Gençler henüz üretim dışı, hiç birinin buluşu değil cep tel. ya da bilgisayar. Kim verdi onların eline bu oyuncakları, ya da moda giysileri.Utanmasını bilen gençler de tanıyorum, pırıl pırıl. Her şey ailede bitiyor,ve çocuğa verilen emekte. Şımarık çocuk ile sırnaşık çocuk arasında ciddi fark var, Aziz Nesin "Çocuklar şımartılmalı" der, katılıyorum. Çocukları bu kadar kolay harcamayalım derim,Çünkü psikolojik gelişim 29 yaşında tamamlanıyor. Böyle diyorum ama yaşı 29`u geçmiş birinin hatasını da hiç affetmem.Sınırı geçmiştir artık:)

Hanife Mert dedi ki...

Haklısınız Recep Bey,
Bu gençleri biz yetiştirdik, biz terbiye ettik. Lakin O gençlerin temiz ve saf duygularını kullanarak kendilerine rant sağlamaya çalışanların etkileri de azımsanacak gibi değil..
Değerli katkınıza teşekkür ediyorum, sağ olun..
saygılar,

Hanife Mert dedi ki...

Müjdeciğim bak işte gördün mü? Vicdansızlık, merhametsizlik her yerde var. İnsanın için de vicdan, Allah korkusu olmazsa böyle oluyor.Allah islah etsin ne diyelim. Şuan haberi görmeden senin yazmandan içim sızladı. Artık dayanamıyorum Müjdeciğim..Canım ben teşekkür ediyorum. Tamam o zaman sormadan linkini paylaşırım. Bazen de facebookta..
ben de kocaman öpüyorum sizi canım.
sevgilerimle.

Hanife Mert dedi ki...

Haklısınız Asya Hanım, pırıl pırıl güzel gençlerimiz de var. Ben yazımı genel gidişata dikkat çekmekti amacım. Yorumunuzla yazıma çok güzel bir katkı yaptınız teşekkür ediyorum...
Çocuğun karakterinin şekillenmeye başladığı yer ailesi. Asıl sorun ailede başlıyor. Ancak aileler çocuğun geleceği konusunda ortak bir noktada buluşamadıkları için, çocuklarda da farklı bir ikinci kişilik oluşuyor.Engellediğiniz zaman bu defa ebeveynle çocuk karşı karşıya geliyor.
Benim dikkat çekmeye çalıştığım nokta elbette aileler.
Yorumunuz için teşekkürler

Gurme Şirine dedi ki...

haklısın canım...
çok güzel bir konuya değinmişsin...

sevgiler........

nurtendemirel dedi ki...

Hayatım, canım ne güzel ifade etmişsin. Tabi ki Müjde de.
Malesef öyle bir gençlik yetişti ki önü alınır mı bilemem. Asya hanımın dediği gibi bu gençlik değil o gençliği yetiştiren anne babalar suçlu asıl. Aziz Nesin'in bir sözü de böyledir zaten. Çocuklar şımartılmalı elbette, ama ölçülü olarak.
Canım çok öpüyorum seni.

Hanife Mert dedi ki...

Çok teşekkür ediyorum, G.şirinem.. Okuyan gözlerine sağlık, sevgiler.

Hanife Mert dedi ki...

"Çocuklar şımartılmalı, ama ölçülü olmalı" Nurtenciğim bütün mesele o ölçüyü tutturabilmekte.Gençler çok sevilmeli, sevgiye ilgiye aç bırakılmamalı, gerektiği zaman ödüllendirilmeli, bilinçlendirilmeli. Benim dikkat çekmeye çalıştığım da aileler, eğitim sistemi, devlet hepimiz sorumluyuz. bütün gençler böyle demiyorum. Aralarında her yönüyle örnek, asil tertemiz gençlerimiz de var. Onlar elbette istisna...
Teşekkürler canım, öpüyorum
sevgilerimle

Gülçin nur dedi ki...

Maalesef küçük çocuklardan başlıyor bu tavır ve davranışlar hi. korkusuz ve rahatlıklarıyla değil ebeveynlerine tanımadıkları çevrelerinede küçülmüşte büyümüş edalarıyla büyüyorlar dolayısıyla bazı doymuşluklarıda içine katacak olursak nesil ciddi anlamda maneviyatı nerede durması gerektiğini utanmayı edebi ahlakı tanımıyor ve ilerisi nasıl olacak tahmin edemiyorum. kınamıyorum ama çok kızıyorum hakikaten çocuğu yetiştirmen çok büyük bir meziyet ona herşeyi aldım yediğin önünde yemediğin arkanda ne istiyorsun demek çok yanlış bir o çocuk büyüdüğünde idrakı genişlediğinde -senden isteğim biraz ilgi sevgi ve kültürümüzü öğretebilmendi dediğinde o ailenin verecek cevabı olacağını sanmıyorum bu anlamda çok duyarsız ailelerde yok değil..bilmiyorum okullardaki eğitim nereye kadar yeterlidir.keşke olumlu dile getirebilseydim konunu, kusuruma bakma Hanifeciğim ben çözümü kendimce bulabilirm ama kitlelere ulaşmak ancak senin bu değerli yazılarını okumakla mümkün olabilir, sevgilerimle..

Hanife Mert dedi ki...

Gülçinciğim öncelikle sayfama hoş geldin diyorum. Yazıya öyle farklı bir açıdan katkı sağladın ki, bunun için teşekkür ediyorum sana..
..."o çocuk büyüdüğünde idrakı genişlediğinde -senden isteğim biraz ilgi sevgi ve kültürümüzü öğretebilmendi dediğinde o ailenin verecek cevabı olacağını sanmıyorum "
İşte bu noktada ailelerin vereceği cevap olmayacak..
Sana tekrar çok teşekkür ediyorum, yorumunla katkından ötürü..
sevgilerimle öpüyorum seni.
Esenlikler, mutluluklar diliyorum canım.

bir kase lezzet dedi ki...

hanifecim ellerine sağlık çok güzeldi.
neden güzel evlat yetiştirmeye çalışıyoruz böyle olmasınlar diye.
o güzel gönlüne ve yüreğine sağlık.

Hanife Mert dedi ki...

Seninde okuyan gözlerine sağlık canım.Evet aynen onlar ahlaklı edepli, ailesine, kendine, topluma, insanlığa faydalı olsunlar diye mücadele ediyoruz. Yorum için çok teşekkür ediyorum, bir kase lezzet..
sevgilerimle.

Hüseyin GÜZEL dedi ki...

Konu güncel...
Anlatım çok güzel...
Yorumcular yazılacakları zaten yazmışlar...
Asyayazar'ın saptamalarına aynen katlıyorum yorum olarak...
Emeğine sağlık...
Dün facebook aracılığıyla okumuştum yazınızı...
Her ele aldığın konu başlıbaşına birer ders niteliğinde..
Selam ve saygılar.

Hanife Mert dedi ki...

Çok teşekkür ediyorum Hüseyin Hocam, teşvik edici katkı sağlayan yorumlarınız için...
Saygılarımla...