25 Ocak 2013 Cuma

Çocuklarımıza Neler Oluyor?

Son günlerde çocuklar, işledikleri suçlarla gündemimizde… Anne ve babalar olarak her birimiz aynı soru üzerinde yoğunlaşıyoruz.”Çocuklarımıza neler oluyor?” Kalem tutması gereken o küçük eller, neden tabanca, bıçak gibi öldürücü, kesici aletler, sigara, uyuşturucu gibi zararlı maddeleri tutuyor? Gün geçmiyor ki, annesinin boğazını kesen, babasını öldüren, öğretmenini bıçaklayan, kapkaççılık, hırsızlık yapan  çocukların haberi verilmesin.. Bu çocuklara neler oluyor, onları suç işlemeye yönelten  sebep ne?
Uzmanların görüşüne göre, çocuklarımıza bir şey olduğu yok. Onları suça teşvik eden asıl suçlunun,  şiddeti içselleştiren ve özendiren toplum olduğudur...Bu bağlamda toplumun en küçük ve temel taşının aile olduğunu düşünürsek ilk etapta suçlu aile olduğu ortaya çıkıyor.Çünkü çocuğun  hayatla tanıştığı ve duygusal gelişimini tamamladığı ilk yer ailesidir...Dolayısıyla  ailenin çocuğa yaklaşımı,tavırları, ilgisi, ilgisizliği önemli etken.

Anlaşılamamak, engellenmişlik duygusu, ekonomik yetersizlik, haksızlığa uğradığını düşünmek, kaale alınmamak, sürekli eleştirilmek ve aşağılanmak çocukları suça iten  diğer faktörler.
Adapazarı'nda 15 yaşındaki bir çocuk cadde ortasında tartıştığı annesinin, ekmek bıçağıyla boğazını kesip, 5 yerinden bıçakladı, Hatay'ın Kırıkhan İlçesi'nde psikolojik sorunları olduğu ileri sürülen lise öğrencisi 18 yaşındaki genç annesinin boğazını keserek öldürdükten sonra intihar girişiminde bulundu. İzmir'de bir çocuk, oyun arkadaşını kalbinden bıçaklayarak öldürdü. Sakarya'da 10 yaşındaki kız çocuğu mağazada müşterinin çantasını alıp kaçarken yakalandı... gibi.
Daha endişe verici olan ise; yapılan araştırmalara göre suç işleme yaşının 7 yaşa kadar düşmüş olması. 
Çocuğu suça iten sebepler ve çözüm önerileri ile ilgili bir kaç uzman görüşüne baktığımızda;
Şiddet özendiriliyor.
İstanbul Bilgi Üniversitesi Psikoloji Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Serdar Değirmencioğlu'na göre, şiddet 5 yıldır Türkiye'nin bir numaralı gündemi. Çocukların şiddete yönelmesini doğuran faktörlerin, toplumsal normlardan kaynağını aldığını ifade eden Değirmencioğlu, toplumsal yaşamın her alanında görülen şiddetin ara ara gerçekleştiğini söylüyor. Değirmencioğlu, sistemin işleyişi, ordunun elindeki gücün denetlenememesi, hala silahlı çatışmanın çözüm olduğuna inanan grupların varlığı, emniyetin sert yöntemlere inanması gibi faktörlerin genel çerçevede toplumda şiddeti özendirdiğini kaydediyor. Değirmencioğlu, yoksul ve aşırı göç alan mahallelerde çocukların şiddete daha fazla yöneldiğinin altını çiziyor. Uzman Psikolog Saynur Kaya ise, 
anlaşılmamak, engellenmişlik duygusu, ekonomik yetersizlik, haksızlığa uğradığını düşünmek, kaale alınmamak, sürekli eleştirilmek ve aşağılanmak gibi davranışsal ve zihinsel süreçlerin çocukları öfkelendirdiğine dikkat çekiyor. Kaya, "Öfke temel insani duygu, ancak öfkenin ifadesinde sorun yaşıyoruz toplum olarak" diyor. 
Medyanın etkisi 
Kaya'ya göre, şiddetin yer yer ödüllendirildiği durumlar da var. Çocuklar bunları gerek TV'lerde, gerek sokakta, gerek aile içinde gözlemliyorlar ve kendilerine model alıyorlar. Kaya, "TV dizilerine bakın, şiddetin kurumsallaşması ve şiddetin 'ulaşılmak istenen şeylere ulaşma aracı' olarak kullanılması ile karşılaşırsınız" diye konuşuyor.
Doç. Dr. Değirmencioğlu, medya çocukları şiddete özendiriyor görüşünü dile getiren Kaya gibi düşünmüyor. Değirmencioğlu'na göre, medya tetikleyen faktör gibi görünür ama etkisi ikincil planda. Değirmencioğlu, medya çocukları suça itiyor olsaydı şiddete bulaşan çocuk sayısının daha fazla olacağını dile getiriyor. 
Sizce medyanın etkisi nedir?
Peki ne yapılmalı? 
Doç. Dr. Değirmencioğlu'na göre, çocuğun hayatında kendisinin de taraf olduğu çözümler üretilmeli. Okullar demokratikleşmeli. Aileler çocuk yetiştirmeye hazır hale getirilmeli. Psikolog Kaya'ya göre ise, çocukları şiddet olgusuna yönlendirmemek için toplumun tüm aktörleri şiddetten arındırılmalı. Yoksa şöyle yapın böyle yapınlarla bir yere varamayız. 

Her ne yapılacaksa bir an önce yapılmalı! Konuşmaktan öte, icraat yapma zamanı...Bu bağlamda aile, okul, devlet toplum çözüm konusunda, ortak payda etrafında birleşmeli ve duyarlı davranarak herkes üzerine düşeni en kısa zamanda yapmalı. 
Aksi halde çocuklarımızı, geleceğimizi kaybediyoruz.






14 yorum:

asyayazar dedi ki...

Çocuklarımıza neler oluyor? diye sormuşsunuz." Ah bir bilsek" dedim içimden.
Medya,aile ve okul üçgeni içinde sorunun cevabı.
Bana göre şiddet her kesimde özendiriliyor,bu yaşıma geldim bir film izlerken şiddet sahnesi gördüğüm anda kapatıyorum tv`yi ama bilgisayar oyunlarının hemen hepsi şiddet üzerine ama oyun gerçek yaşamın provasıdır.
Ben problemli çocuk yoktur, problemli aile vardır sözüne inanıyorum. Ekonomiyle ya da parayla da ilgili değil bu, nice eğitimli annenin,babanın çok kötü ebeveyn olduğunu gördüm. Ya da tam tersi, iyi anne baba olmak içten gelen bir şey galiba, daha çok sağduyu ile ilgili bir durum.
Okullarımız derseniz, devlet okullarının hali içler acısı. Eskiden asla çocuğum olsa özel okulda okutmam derdim ama özel okulların bir çoğu daha çok ilgili öğrencileriyle ve daha disiplinli.
Uzun bir yorum yazdım, kendi yazılarımdan bile daha uzun:)

Hanife Mert dedi ki...

Çok teşekkür ediyorum Asya hanım, faydalı ve katkılı yorumunuz için. Yorumunuza tamamen katılıyorum. Haklısınız "problemli çocuk yoktur, problemli aile vardır" sözüne ben de inanıyorum. Çünkü çocuk ailenin yansımasıdır. Çocuk ailede nasıl bir ortamda yetişmişse aynını çevreye yansıtır.

Asya hanım değerli katkınız için tekrar teşekkür ediyorum.
sevgilerimle.

Aslı dedi ki...

Çocuklarımız doyumsuzluğu öğrendiler. Her şey ellerinin altında, istedikleri her şeye hemen ulaşıyorlar. Bunda teknolojinin önemi büyük ama ebeveynleri yol gösterebilir. Teknoloji iyi değilde kötü amaçlar için kullanılırsa sonuç çocuklar için hiçte iyi olmuyor.

bence her şey ailede başlayıp orada bitiyor. Tamam çevrenin çok etkisi var ama yinede korumak zorundayız onları.

Çok faydalı bir yazı olmuş Hanife, herkes okumalı bence. Teşekkür ederim.

Hanife Mert dedi ki...

Çok doğru Aslıcığım. Aile çocuğu denetlemeli, izlemeli ilgilenmeli. "Saldım çayıra mevlam kayıra" misali gönderiyor çocuğu dışarı, internet cafelere, ya da bilgisayarında neler yapıyor kontrol etmeli.Çocuk için zararlı geleceğini olumsuz etkileyecek şiddet içeren zararlı yayınlardan uzak tutmalı..
Yorum ve katkı için teşekkür ediyorum Aslıcığım, sevgilerimle,

Hüseyin GÜZEL dedi ki...

Çocuklarımız geleceğimizdir. Geleceğimizin sağlam zeminde durması için onları; ana babalar olarak çağın gereklerine uygun, değerlerimize saygılı, insani ilişkilerde çağdaş normlara göre yetiştirmemiz gerekir.

SEVALCE LEZZETLER dedi ki...

Günümüz de maalesef hayat şartlarından anne ve baba çalışınca.Akşam da yorgunluk ve iş stresinden fazla zaman ayıramayınca.
Çocuklar aile disiplininden ve sevgiden uzak yaşıyorlar.
Sevgisiz büyüyen çocuk ta!!!
Azıcık yüzlerine gülen kötüleri iyi, sanarak yanlış yollara sapıyorlar.
Buna teknoloji de şiddet içeren film ve oyunlarla destek verince işte yazdığınız sonuçlar ortaya çıkıyor maalesef.Üzücü ama gerçek bunlar.
Anne babalar çokk uyanık ve çokk ilgili olmalılar.
Günümüz de anne baba olmak zor zanaat.
Güzel paylaşım için teşekkürler canım.Keşke tüm anne babalar okusa bu yazıyı.
Sevgiler...

Gülçin nur dedi ki...

her zamanki gibi işlediğin konu mükemmel Yaren'im..
hem aile yapısı hem kültürümüzün gün geçtikçe unutulması, medenileşiyoruz derken yozlaşmamız neler yokki hele birde medya..etrafımda çok nadirde olsa bazı aile dostlarımız tv yi ne kendilerinin nede çocuklarının izlediğini söylüyorlar -peki akşam neler yapıyorsunuz diye sorduğumda -kitap okuyoruz bu sayede çocuğumuz kitap okumayı çok seviyor dediklerinde kendim gibi çok mutlu oluyorum.. faydalanacağmız hiç bir etken olmadığı için bende nadir tv izleyicilerindenim iyiki faydasızmış yoksa kitapları unutabiliriz öyle değil mi:) sevgilerimle kalemine yüreğine emeklerine sağlık..
not: daha önceki konularından birinde anasız oğlak hikayeni okumayı çok istediğimi söylemiştim ama yorumlarım gelmemiş galiba yada kayıt yapamaış olabilirim..hala okumayı çok istiyorum geciktiğim için okuyamadım yayından kaldırmana çok üzüldüm; sevgilerimle..

Hanife Mert dedi ki...

Haklısınız Hüseyin Hocam...Yorumunuza katılıyorum. Sorunlu çocuklarla yakınen ilgilenmeli onları dışlamadan topluma kazandırmak en önemli görev olmalı.Devlet, aileler, okul ve medya el ele ortak bir yöntemle çocukları şiddet uzak yetiştirmeli,
teşekkürler, saygılar.

Hanife Mert dedi ki...

Haklısınız Sevalcelezzetler günümüzde anne baba olmak, evlat yetiştirmek zor zanaat.. Çocuklar kandırılmaya çok müsaittir. O nedenle ilgilenilmeli, sevgiden mahrum bırakılmamalı. Şiddetten uzak tutulmalı.yazımı beğenmenize sevindim. Değerli katkınızdan dolayı teşekkür ediyorum.
Sevgilerimle.

Hanife Mert dedi ki...

Çok teşekkür ediyorum sevgili Gülçinciğim, yazım ile ilgili değerli yorumunu paylaştığın için. Çocukların şiddete meyilli oluşları, onları şiddete yönelten nedenleri paylaşmak istedim. Özellikle son dönemlerde çocukların işledikleri suçların artması insanı endişelendiriyor. Bunda etkili olan çok fazla neden var.Ben de dikkat çekmek istedim.
Değerli görüşlerinle katkın için teşekkürler.
Anasız oğlak isimli hikayemi ısrar üzerine yayından kaldırdım. Şuan revize ediyorum, ilerde ara ara tek sayfa halinde tekrar yayınlamayı düşünüyorum. Ama şimdi değil. Kızım geldi zamanımın büyük bölümünü onunla geçiriyorum.
Sevgilerimle öpüyorum..
İyi geceler diliyorum canım..

bücürükveben dedi ki...

canım bücürük arka balkondan 5. kattan düştü dualarına ihtiyacım var daha önce de düşmüştü ama ön taraf 2 kat bişi olmamıştı şimdi kan işiyor:(doktor iğne yaptı bekliyorum hep ağlıyorum

Hanife Mert dedi ki...

ayy canım ya çok üzüldüm. Allah sana bağışlasın bzize bağışlasın bücürüğümüzü..:(( Dualarım sizinle canım. üzülme bir şey olmaz Allah'ın izniyle inşaallah. Üzülme sende canım. Düzelir. Yüksekten düşünce kediere bir şey olmaz diye biliyorum.
İnşaallah bir şey olmaz canım.. Öpüyorum ikinizide..

VuslaT dedi ki...

Hanifecim benim bu yazıya vereceğim cevabı Sevgili Seval vermiş. Bende öyle düşünüyorum çocuklara yeteri kadar vakit ayıramamak en büyük sorun. Benim birde ayrıca şüpelendiğim konu şu : genetiği bozulmuş gıdalar var ya hayatta birçok yediğimiz hazır madde inan yoğurtların içine bile konan katkı maddelerinden şüpeleniyorum; acaba kimyasallar insan beyninin duygusal eğilim bölümlerini mi bozuyor ki?..

Çok üzücü durumlar bunlar. Allahcc doğru yoldan ve akıl fikirden uzaklaştırmasın evlatlarımızı..

Hanife Mert dedi ki...

Amin Vuslatcığım.. Maalesef zaman çok bozuldu. Bu değişen zamandan en çok etkilenen çocuklar. İnsanların öncelikleri değer yargıları değişti. Aile mefhumu özelliğini, önemini yitirdi. Çocuklarımıza gereken özen gösterilmez oldu. Kaderleri ile başbaşa. üstü pek, karnı tok felsefesi artık önemini kaybetti. Çocuğu şiddete yönelten en önemli neden sevgisizlik. Ruhunun aç kalması. Sevgiyi tamamen yitirien çocuk saygıyı, merhameti, vicdanını da yitirmiştir. Dolayısıyla da üzücü bu durumlar ortaya çıkıyor. Canım değerli yorumunla yazıya katkından dolayı teşekkür ediyorum. sevgilerimle.