3 Ekim 2012 Çarşamba

Akıl ve Zeka..(Yaşar Hocam'la Dini Sohbet)


Bir insanın zeki olması aklını kullanmasına bağlı. Hani Kur’anda da sık sık aklımızı kullanmamız ve akletmemiz istenir. Aklını kullanan insan da Rabbini tanıyan insandır. Neticede, eğer siz akıllıyım diyorsanız ve hala Rabbinizle sorunlarınız varsa, buna belki de akılsızlık denir.Çünkü kendisine hayrı olmayan akıl başkasına ne fayda verir? İnsanın yaradılış amacını çözemeyen akıl, belki de çok akıllılık anlamına gelmez…



YAŞAR GEDİKLİ

24 yorum:

~♡ηυяѕαℓкιмι™ dedi ki...

Akıl doğru kullanıldığında akıldır.. Yoksa niceleri fazla akıldan akılsızlığa düşmüşlerdir.

yaren dedi ki...

Akıl Allah'ın insana bahşettiği en büyük nimettir.Kişi aklını kullanmalı, zekası, fikri ve düşüncesi ile desteklemeli Rabbini bulmalı ve huzura ermeli..Çok doğru etrafımızda nice insanlar akıl fazlalığından akıl hastanelerine düşmüştür.. yorum için teşekkürler canım, sevgiler..

bücürükveben dedi ki...

Yaşar Gedikli, "aklını kullan ve yaradılış amacını AKLINI KULLANARAK" çöz diyor.

Tamam, ben de aklımı kullamaktan yanayım. Bunu da her zaman söylüyorum. Allah insana akıl niye vermiş? Kullansın diye. Kullanmak nasıl olacak? Soru sorarak, düşünerek, gözlemleyerek.

Yalnız burada şöyle bir çelişki var ve Yaşar Gedikli bunu gözden kaçırmış bence.

Aklımızı kullanmak mantık ve pozitif bilimden sapmamak anlamına gelir. Dünyayı da pozitif bilimler sayesinde açıklıyor ve öğreniyoruz. Bir elmanın ağaçtan düştüğünü Newton düşünene kadar kimse bilmiyordu. Bir din adamına sorsalar "Allah öyle istediği için düşüyor, cinler düşürüyor, periler düşürüyor' diyebilirdi belki. Ama yerçekimi kuralı yani fizik gibi pozitif bilim yasaları sayesinde o elmanın düştüğünü biliyoruz.

Şunu demek istiyorum: Bu dünya üzerindeki her şey pozitif bilim yani aklını kullanmakla açıklanır ve keşfedilir.
Peki o zaman Allah ve din ile ilgili kuralları hangi pozitif ilme ve akla dayandıracağız?

Şimdi Allah ve din ile ilgili tüm bildiklerimiz kutsal denen kitaplardan kaynaklanıyor. O kitapları da 'peygamber' denilen 124.000 belki daha çok sayıda İNSANa dayanarak öğreniyoruz. Hadi bu sayıyı 4 kutsal kitaba kadar düşürelim. Şimdi o peygamberlerin hepsi de birer insan öyle değil mi?
Bu durumda Allah'ın ve dinin hakkındaki kaynağımızı bir insanın 'ben Allah'la konuştum, Allah beni elçi yaptı, size şunları şunları söylememi söyledi' demesine borçluyuz. Peki bu ne derece akla yatkın? Hani demiş ya aklınızı kullanın diye. Şimdi 124.000 erkek beni Allah gönderdi demiş. Kimi Budha, kimi şu, kimi bu. Bu insanların çok yaygın bir hastalık olan paranoid şizofren olmadıkları ve hallüsinasyon görmedikleri ne malum? Şu anda akıl hastanelerinde (sadece Türkiye değil tüm dünyada)Allah ile konuştuğunu iddia eden pekçok insan var. Onlara neden inanmıyoruz? Yani olardan öncekilere inanmışız bir şekilde. Peki şimdikilere neden inanmıyoruz? Bunun kriteri nedir? Allah ile konuştuğunu söyleyen ve peygamber olduğunu iddia eden insanlar olmasaydı Allah'ı ve yaradılış amacımızı (bir amacı varsa)bilimi kullanarak,( akılla) çalışacaktık ve doğrusu da bu olacaktı.

Şu anda Allah ile ilgili tüm bilgimiz bir İNSANIN dedikleriyle sınırlı.

Böyle bir şey olmasa nasıl davranırdık? Yerçekimi kuralını nasıl bulduysak böyle davranırdık diyorum. Yani akıl ve gözlem ve pozitif bilim, mantık kuralları yani birbiriyle ÇELİŞMEYEN kurallar.

Şimdi hiç peygamber gönderilmediğini varsay Yaren'ciğim.

Allah ile ilgili hiçbir şey bilmediğini varsay.

Bu durumda çevremizi gözlemleyince ne göreceksin?

Sen düşüne dur, ben soruyu kendi adıma cevaplıyorum: Çevreme yani dünyaya bakıp, dünyadaki SİSTEME bakacaktım. Nasıl bir sistem içinde yaşıyoruz?

Bir gezegen var, üzerinde trilyonlarca canlı var. Bakterilerden, planktonlardan, fil ve balinalara kadar. Balina planktonları yiyerek besleniyor, planktonlar daha küçük şeylerle besleniyor, köpek balığı yunusu yiyor, büyük balık küçük balığı yiyor, aslan, kaplan, çita ceylan, tavşan, maymunu yiyor hatta zürafa ve fili. Tilki tavşanı yiyor, köpek kediyi yiyor, kedi fareyi, kuşu yiyor, kuş solucanı yiyor, kartal güvercini yiyor.
---------
Yaren'ciğim yorumum çok uzun kabul etmedi HTML; o yüzden diğer yarısını kestim yapıştırıp ayrı bir yorum olarak göndermek zorunda kaldım. Şimdi geliyor yorumun devamı...

bücürükveben dedi ki...

Sistem belli, güçlü olan güçsüzü yiyor. Yemek zorunda. Aslan ve diğer etobur hayvanlar etobur değil otobur olsaydı daha merhametli bir sistem olabilirdi ama yok.Şimdi vücudumuzda bir hastalık olduğu zaman bakteriler de faydalı bakterileri veya proteinlere saldırıp yiyor,bu olmazsa belki hiç hastalanmaz ve ölmeyiz dolayısıyla nüfus artışının önüne geçilmez kötü bir durum olur, insanlar belki birbirlerini yemeye başlar. Aynı doğal denge aslan-ceylan ilişkisinde de var. Yani bu sistem (güçlünün güçsüzü yiyerek hayatını devam ettirmesi sistemi)mantıklı bir sistem. Ama merhametli bir sistem değil. Yani aslanın ceylanı yemesi kedileri çok seven benim için bile merhametli bir sistem değil. O halde bu sisteme bakarak ne düşünürüm ben? Şunu düşünürüm:

Bu dünya mantıklı ama merhametsiz bir sistem üzerine kurulmuş. Dolayısıyla bir yaratıcı varsa o yaratıcının merhametli ve duygusal düşünmediği sonucuna varırım.

Halbuki kutsal kitaplar merhametli, kullarına acıyan, düşünen bir yaratıcı portresi çizerler. Gerçek hayat yani AKIL ile tamamen zıt ve çelişen bir portre bu.

Dahası, kutsal kitapların söylediği yaratıcı ve yaratılış amacı da çok tuhaf. Şöyle ki, bu kitaplara göre yaratıcı insanları TEST etmek için yarattı. Ve onlara özgür irade verdi. Niye? Eğer özgür irade vermeseydi hepsi melek gibi masum olsaydı daha iyi olmaz mıydı? Bence daha iyi olurdu. Ama o zaman cehennemde yakacak insan bulamazdı!Buradan şu çıkıyor: Tanrı insanları yakmak için özgür irade verdi!!!!!! Özgür irade verince günah işleyeceklerini bilmiyor muydu? Biliyordu. E o zaman bile bile niye bunlara özgür irade veriyor? Günah işlesinler ki yakayım! Bu durumda da karşımızda oldukça sadist (kusura bakma) bir yaratıcı portresi çıkar.

Bu bir yana, sırf TEST etmek için insanlar yaratmaya ne gerek var? Yani "insanlar yaratayım, özgür irade vereyim, iyileri cennete, kötüleri cehenneme atayım" iyi de bunun kime ne faydası var? Tanrının kendisine nasıl bir faydası var? İnsanları yaratıp onlara puan veriyor, bir yarışma gibi. Eee? Bunun mantıklı ne faydası var? Düşünüyorum düşünüyorum bir fayda bulamıyorum. Tersine yarattığı ve özgür irade verdiği KÖTÜ insanlar kötülük yaparak milyarlarca masum insan ve başka canlıyı KURBAN ediyorlar. Savaşlar, işkenceler, tecavüzler...niçin? Sırf tanrı insanları test etsin diye!..Bu akla uygun mu? Benim aklıma uygun değil. Yaşar Gedikli aklınızı kullanın demiş ben de aklımı kullanıyorum TEST edilmiş için yaratılan trilyonlarca insanı aklım mantığım kabul etmiyor. Diyelim ki, test etti, bitti. İyiler cennete, kötüler cehenneme gitti. Eee? Trilyonlarca kurban bu test için kurban edildi niye? Yani test yapmaya tanrı neden bu kadar meraklıydı? Ya da bu test için neden trilyonlarca insan yarattı? On insan yaratıp, o on kişiyi test edip, "ya bunlara özgür irade vermek iyi bir fikir değilmiş" deyip niye vazgeçmedi?

Ya da "bana ibadet etsinler diye yarattım" deniyor. Tamam o zaman, özgür iradesiz robotumsu insanlar yaratsaydı ve yiyip, içmeyip 24 saat ibadet etseydik daha mutlu olmaz mıydı? İlla hata yapalım, günah işleyelim mi istedi? NEDEN? NİYE?

Kısacası bir insan olan peygamberlerin Allah hakkındaki söyledikleri bana hiç mantıklı, akıllıca gelmiyor. Mantık çerçevesine oturtamıyorum. Nereden baksam çelişkili, tuhaf. Dünyanın sistemi de zaten merhametli, sevecen bir tanrı elinden çıkmışa benzemiyor.

O halde bambaşka bir şekilde olmalı. Tanrı da, yaradılış amacımız da. Bu nedir bilemem. Trilyonlarca yıl sona belki yine bilim adamları iki sorunun da cevabını bulacaklar ama BİLİMLE. Ve o zaman insanlar peygamberlerin hallüsinasyon gören, kendi gördüğüne kendileri de inanan kötü niyetli olmayan iyi niyetli olan ama akıllı olmayan saf kişiler olduğunu anlayacaklar.

Hepsini bırak, '4 kadınla evlen, isyan edenlerin kollarını çapraz şöyle yap, kes, as, biç, işkenceyle öldürmelerini öğütleyen bir tanrı fikri sana mantıklı geliyor mu?' Bu söylediğim Kuran'da bir surede geçiyordu.

Yaren'ciğim çok uzun oldu kusura bakma
Bücürük ve ben öpüyoruz, sevgilerimizi gönderiyoruz.

bücürükveben dedi ki...

Sonradan not:

Yaşar Gedikli aklınızı kullanın, Kuran'da da aklınızı kullanın der demiş ama. Şimdi Yaşar beye sormak isterdim.

Din zaten akılla, pozitif bilimlerle açıklanan bir şey değildir ki, din dogmadır ya inanırsın, ya inanmazsın, reddedersin. İnanırken de akıl dışı olduğunu bile bile inanırsın. Şimdi akıl ve Kuran yanyana gelecek şey değil bana göre, Kuran'ı sonuna kadar Süleyman Ateş'in tefsirinden okudum. Kuran aklını kullan diyorsa aklımı kullanırsam Kuran'ı zaten anında reddederim. Çünkü dogma olduğu için. Bir insanın 'ben peygamberim' demesini de aklım reddeder çünkü peygamber olduğunun tek KANITI yine kendisi! Bilimsel değil, gözlemsel değil.

Kusura bakma olur mu? Bunlar benim samimi düşüncelerim...

yaren dedi ki...

Evet haklısın Müjdeciğim cevabın gerçekten çok uzun olmuş. Bunu açık yüreklilikle ifade etmeliyim..:) Senden bir cevap bekliyordum, ancak bu kadar uzun olduğunu tahmin etmemiştim..:) her neyse naçizane bildiğim anladığım, algıladığım ve aklımın yettiği ölçüde sorularına cevap vermek isterim Allah’ın izniyle.. Öncelikle şunu özelikle belirtmek isterim, Yaşar Gedikli Hocama senin bu sorularını sormamız ve cevabını almamız mümkün değil, çünkü O hakkın rahmetine kavuştu.. Allah rahmet etsin Mekanı cennet olsun..
Hatırlarsan geçmişte bu konularda çok etraflıca sohbet etmiştik seninle.. Taa blogucu zamanında ve blogspotta da.. öncelikle şunu kabul etmeliyiz ki; seni beni ve tüm alemleri,ve içinde ki canlı cansız her şeyi yaratan Yüce Kudret Allah’tır.. Sanırım bunda hem fikiriz. İnsanı dünyayı aklı, senin pozitif ilimler dediğin ilimleri, onların kanunlarını, en ince detayına kadar öyle ki karanlık gözle görülemeyecek derecede küçük canlıları ve onların yaşama kurallalrınıda, kanunu dahi düşünüp yaratan Allah’ı aklın ve ilmin dışında tutmak sanırım pek akıllıca bir şey olmasa gerek.. Allah kutsal kitabı Kur’anda …akletmiyor musunuz, düşünmüyor musunuz? gibi Soruları ile insanları aklını kullanmaya teşvik ediyor.. Araştırmayı emrediyor. Özellikle şunu kabul etmeliyiz ki, dünya üzerinde yada evrende diyelim hiçbir şey kendiliğinden var olmamıştır. Onları yaratan Yüce bir kudret vardır, O da Allah’tır..Pozitif bilmin araştırıp ortaya çıkardığı şeyler de zaten Allah’ın yarattığını yine O’nun izin verdiği ölçüde ortaya çıkarmasıdır.. Bu sayede bir çok ateist bilim adamı aklı sayesinde en büyük gücün Yüce Allah olduğu gerçeğini bulmuştur. Gerçekten aklını kullanan ama temiz ve saf bir kalple art niyetsiz araştıran herkes Allah’ı bulur..Yine Allah dini sorumluluğu öncelikle akıl baliğ olmuş, yani akıl ehliyetini kullanabilecek biyolojik ve fizyolojik açıdan müsaitolmayı , özgür olmayı şart koşmuş.
Allah geçmişte de kavimlere elçi (peygamber )göndererek insanları doğru yola çağırmasını istemiştir. Allah bu durumu Kur’anı Kerimde ifade etmiştir..Bizim peygamberimiz Cahiliye döneminde Arapların azgınlıkta sınır tanımadığı, güçlülerin güçsüzlere üstünlük tasladığı, kız çocuklarının diri diri toprağa gömüldüğü sanırım daha fazlasını okumuşsundur. O dönemde insanları dine davet etmek ve doğru yolu göstermek amacıyla gönderilmiştir.
Müjdeciğim özetle yaratılış gayemiz aklımızı kullanmak insanların ve tüm canlıların sevgi, merhamet, şefkat, huzur, mutluluk, barış ve güven içinde yaşamasını temin etmektir. Bunu yaparken de Allah’a teslim olmak ve ondan yardım dilemek, O'nun rızasını kazanmak en önemli görevimiz olmalı. İnsanların aptalca hasta ruhlarının yaptığı azgınlıkların faturasını dine yada Allaha çıkarmak bence yanlışların en büyüğüdür.. Canım kusura bakma benim cevabım da en az senin kadar uzun oldu. Ben senin için en güzel dileğimi yinelemek istiyorum, inşallah kafanda seni rahatsız eden tüm sorularının cevaplarını seni tatmin edecek şekilde bulmanı diliyorum, canım Allahın hidayeti sana olsun. Öptüm sizi sevgiler.

yaren dedi ki...

Yaratılan tüm canlılar yaşamlarını belirli kurallar çerçevesinde sürdürmeleri, bilim adamlarının ekolojik denge dedikleri , İnsan, hayvan, bitkilerin tabiatta hayatlarını sürdürebilmesi ve birlikte yaşayabilmesi için birbirlerini tamamlamaları ve birbirlerinden istifade etmek istemeleriyle oluşan tabii dengedir. Ama insanlar kendi koyduğu kurallar çerçevesinde hareket ederek doğal dengeyi yine kendisi bozmuştur. Güçlünün güçsüzü yok etmesi de dinden değil insanların ya da yaratılanların kendi gücünü sergilemek istemesindendir.. Din kesinlikle yaratılmışlara merhameti, şefkati sevgiyi emertmiştir. Yanıldığın bir diğer konu dünya dünya hem merhametli, hem mantıklı bir sistem üzere kurulmuştur.. Hatta din gerçekten tarafsızca incelendiğinde güçsüzlerin güzçlendiği, güçlülerin ise güçsüzlerle eş değer hale gelmesi olduğu açıklıkla görülür. Çünkü insanlar arasında ki üstünlük, dünyadaki maadi kazanımlara göre değil, kimin Allah’tan daha fazla korktuğu ile belirlenmiştir. Çünkü Allah’tan korkan kimse başkalarına eziyet, zulüm, haksızlık edemez, adaletsiz davranamaz.. Çünkü bilir Allah zalimleri sevmez..Allah insanları test etmek için yaratmamıştır..”Ben cinleri ve insanları ancak bana kulluk etsinler diye yarattım” (Zariyat suresi 56. Ayet) ayetinden ne için yaratıldığımızı anlayabiliriz. Kul olmak ise Allah’ın yasakladıklarından kaçınmak yapmamızı istediklerini de yerine getirmek. Kaldı ki Allah’ın haram ve helal kıldıkları yine biz yaratılanların yararına..
Allah’a inanan onun kitaplarına ve peygamberlerine de inanır.Kur’anda her birinden açık açık bahsedilmektedir.. Peygamberimiz dini tebliğ ettiği dönemlerde yada onun ölümünden sonrada söylediğin türden insanlar çıkmış hatta günümüzde de vahiy aldığını iddia eden bir çok kişi çıkmış ve hala var ama hiç birine itibar edilmiyor. Dinin iyi bilen biri de onlara zaten itibar etmez..
Şunu da belirtmek isterim Dinin ilk emridir “OKU” bizde dinimizi Ali2deni Veliden bilmem kimden değil KUR’an ve peygamberimizin sahih hadislerinden öğrenmemiz gerekli..
Özet olarak belirtmek isterim ki, inanmak ya da inanmamak insanın kendi özgür iradesinin bir sonucudur.İnanır yada inanmazsın.Ama şu gerçeği de göz ardı etmemek gerekir ki, bir gün öleceğiz ve biz bizi yaratan Allah’tan geldik ve yine ona döneceğiz.. Amacımız bu geçici dünyaya takılıp kalmaktan ziyade asli yurdumuzda iyi insanlarla, Allah’ın rızasını kazanmış kullarla olmak için mücadele etmeliyiz.Tıpkı Fatiha Suresinde ifade edildiği gibi; Ancak sana kulluk eder ve yalnız senden yardım dileriz. Bizi doğru yola, nimete erdirdiğin kimselerin, gazaba uğramayanların, sapmayanların yoluna eriştir. »diye dua etmekten başka çaremizin olmadığını düşünüyorum..


bücürükveben dedi ki...

Yaren'ciğim tekrar merhaba:)Evet bayağı uzun oldu ama konu kapsamlı...:)

Canım, her şeyi yaratan bir Allah olduğunda evet hem fikirim. Daha doğrusu her şeyi yaratan çok güçlü ve şu anda görmediğimiz ya da görmediğimizi sandığımız (gözlerimiz algılıyamıyor da olabilir)bir yaratıcı şey var. Her şeyi kainatı yaratan. Buna biz Allah diyoruz, İngiliz God diyor, kızılderili Manitu diyor hepsi aynı kapıya çıkar. Yani inanıyorum.

Benim inanmadığım şey peygamberler ve dinler. Yani Yaşar hoca aklınızı kullanın demiş ya. Aklımı kullanınca dinlerin dayattığı Allah'ı akılcı bulmuyorum. Çünkü din bilime terstir, yani Allah değil. Allah var ama şu anda onun nasıl bir varlık olduğunu bilmiyoruz (ben öyle iddia ediyorum)çünkü o kadar akıllı değiliz.Din kitaplarındaki Allah kavramı bana mantıklı gelmiyor. Yani Allah'ı reddetmiyorum dinleri ve peygamberleri reddediyorum. Şu anda ve geçmişte hiçbir insanın Allah'tan mesajlar aldığına inanmıyorum.

Yanıldığımı söylediğin bir konu var: Dünya hem merhametli, hem mantıklı bir sistem üzerine kurulmuştur demişsin.

Dünya güçlünün güçsüzü yemesi üzerine kurulmuş. Herhalde sen de kabul edersin. Bunun nesi merhametli? Yani bir aslan "ceylana yazık lan, şimdi bunun yavrusu vardır, yemeyim' der mi?:))) Merhametli oluşuna bir örnek verirsen bak o zaman ikna olabilirim.

Çok uzun yazmak istemiyorum seni yormamak için bir şey daha:

Allah cahiliye döneminde insanlar ıslah olsun diye peygamber gönderdi diye kabul ediyoruz ya, şu anda cahiliye döneminden beteriz niye göndermiyor yeni peygamber? Yani kız çocuklarını diri diri gömmek dehşet bir şey de, Hiroşima daha az dehşet miydi ya da Nazi'lerin toplama kamplarında yaptıkları? Ama Kuran ne diyor? Bir daha peygamber gelmeyecek. E, neden? Yani niye? 124.000 tane gönderdiyse yine göndersin diye beklerim. (Fakat şu da var birisi çıksa ben rüyamda konuştum tanrıyla ben yeni peygamberim ona da inanmam o ayrı)demek ki peygamberler, dinler insanların kötülük yapmasına engel olmuyor. (maalesef)Başka bir şey lazım.

Kocaman öptüm

bücürükveben dedi ki...

Unuttum canım, o rahmetli olan hoca bu hoca mıydı?:((Allah rahmet etsin canım, sabırlar dilerim onu çok sevdiğini söylemiştin...biliyorum..:(((başın sağolsun...(ismini söylemişsindir ama ben aklımda tutamıyorum bazen...:((

bücürükveben dedi ki...

Çok fazla yorum yaptım ama yine de düşüncelerimi tam olarak ifade edemedim gibi geldi...

Yani tek cümleyle ifade edersem belki daha anlaşılır olurum: Rahmetli Yaşar Gedikli hoca aklınızı kullanın diyor ya, akıl yani pozitif bilim ile dini konular açıklanamaz. Felsefi konular da açıklanamaz. O yüzden aklımızı kullanırsak dini reddetmemiz gerekir. Yani bir insan bize "ben peygamberim" derse bunu pozitif bilim(akıl kullanmak=pozitif bilim)ile ispatlaması gerekir. Bunu da yapamayacağına göre akıl dışı olur.

Öptüm

yaren dedi ki...

Müjdeciğim sen Süleyman Ateş'in tefsirini okuduğundan bahsetmişsin.. Rahmetli Yaşar Gedikli hocam, Süleyman Ateş'in öğrencisi..İnancı ve dini bilgisi hakkında çok fazla bilgi sahibi etkilendiğinden bahsederdi. Benim geçmişimde dini bilgim çok fazla yoktu. Bilgim sadece okulda din dersinde gördüğüm ve aileden kulaktan duyma bilgilerden öte gitmezdi.Yaşar Hocam kızımın din kültürü öğretmeni idi ve benim dini konularda bilgi sahibi olmam Hocamın sorularıma cevap vermeleri ile bilgi sahibi oldum...Sen aklını farklı şekilde kullanmaya çalışıyorsun...Bazı konularda sabitleşmiş fikirlerin dışına çıkamıyorsun.Allah'a inanıyorum diyorsun ancak onun gönderdiği kitapları ve peygamberleri reddediyorsun benim tavsiyem, daha fazla okuman ve araştırman olmalı diye düşünüyorum... Süleyman Ateş^'in tevsirine devam et. Kur'an mealini okumaya devam et...Sorgulaman ve araştırman sana inşaallah doğruyu bulmana yardımcı olur, diye umuyorum..Sevgiler canım..

bücürükveben dedi ki...

Canım, seni çok iyi anlıyorum bak demişsin ki, "Allah'a inanıyorsun ama Allah'ın gönderdiği kitap ve peygamberlere inanmıyorsun"

İyi de o kitap ve peygamberleri Allah'ın gönderdiğini akıl= pozitif bilim ile ispatlayabilir misin? Sen peşinen öyle kabul ediyorsun.

Sevgiler benden

yaren dedi ki...

Müjdeciğim görünen o ki, senile orta yolu bulmayacağız...Şuana kadar ki sohbetimiz hep aynı yönde döndü durdu.Bu konuda bir yol kat edemedik. Bazı konularda öyle sanıyorum ki, ya benim anlatmamda bir eksiklik var seni tatmin etmeyen veya senin bazı konuları aşamadığın ve sabit bi r düşünce haline geldiğini anlıyorum. Ben sana söyleyebileceğim,yine Kur'anın ifadesi ile; "sizin dininiz size, benim dinim bana"diyor ve burada noktalıyorum..

Hüseyin GÜZEL dedi ki...

Akıl ve zeka varoluş sebebimizdir. Akıl ve zakadan yoksun insanların yaşamları bitkisel hayata girmiş birinden farksızdır. Düşünemez, karar veremez, uygulayamaz. Aklını kullanamaz. Aklını kullanamayan, var oluşumuzu anlayamayan birinin varlığını düşünemiyorum bile. Dini inançların en güzel icra edilmesi akıl ve mantıkla mümkündür.

bücürükveben dedi ki...

Yo, yo öyle düşünme lütfen, az önceki yorumumdaki soruma bir cevap verirsen bir yol kat edebiliriz. Ama tartışmayı noktalamak istiyorsan sen bilirsin.

Rahmetli hoca akıldan yola çıktı ya, ben aklımla bir yaratıcı olduğuna inanıyorum. Çünkü fizik kuralıdır bu, hiçbir şey sebepsiz var olmaz.


yaren dedi ki...

Hüseyin Hocam, akıl nimeti biz insanlara Allah'ın bir lütfu. Ancak kullanıldığı müddetçe.Aklını kullanamayan var oluş amacını idrak edemeyen hayatı anlamsız ve boş olarak sürdürür ve öyle görür.
Değerli yorumunuz için teşekkür ediyorum, selam ve saygılar diliyorum.

yaren dedi ki...

Müjdeciğim pozitif ilim dediğin şeyin de yaratıcısı olan Allah. Neyin ispatını istiyorsun? Gönderdiği kutsal kitap bizim yaşam rehberimiz.BU alemi yaratan Rabb orada her şeyi en ince detayına kadar anlatmış bize yol göstermiş.Peygamberlerden ve gönderdiği kitaplardan bahsetmiş.Biz insanlar için en büyük mucize.Ayrıca şöyle etrafımıza yada vücudumuzun çalışma sistemine baktığımızda gördüklerimiz mükkemellikleri anlatacak idrak etmek yeterli diye düşünüyorum..Ayrıca peygamberimiz ile ilgili ayetlerden bazılarını da paylaştım, şöyleki;
"Resulüm! Biz seni alemlere rahmet olarak gönderdik'' (Enbiya;107)
''Ey insanlar! Allah'a ve Peygamber'ine inanasınız, ona yardım edesiniz, onu büyük tanıyıp saygı gösteresiniz'' (Fetih; 9)
''Resulüm! Sana biat edenler, ancak Allah'a biat etmiş olurlar. Allah'ın eli ''Kudreti''onların elleri üstündedir''. (Fetih; 10)
Ayrıca sözümü yine peygamberimizin hadisi ile noktalamak istiyorum; ''Varlığım kudret elinde bulunan Allah'a yemin ederim ki, bu ümmetten yahudi olsun hıristiyan olsun, kim benim peygamberliğimi duyar da benim getirdiğime iman etmeden ölürse mutlaka cehennemliklerden olur'' (Müslim)
Benim senin için söyleyebileceklerim bu kadar.Ayrıca naçizane bir öneri daha Peygamberimizin hayatını okumanı da tavsiye ederim..Onu reddetmeden önce tanımak için..Sohbet için teşekkürler canım sağ ol..

bücürükveben dedi ki...

Canımcım, o kitabı gerçekten Allah'ın gönderdiğini nasıl ispat edebiliriz? Çok basit bir soru bu...ya da bir insanın peygamber olduğunu pozitif bilimsel metotla nasıl kanıtlarız? Sen diyorsun ki, kitapta 'Allah gönderdi' diye yazıyor. İyi de kitapta öyle yazması bilimsel bir kanıt mı?

Var ya bu konu benim tartışmayı çok sevdiğim bir konu:)ama saat geç olmuş iyi geceler dilersen yine devam ederiz...

yaren dedi ki...

Eğer düşüncende samimi isen bu sorunun cevabını aklımızla bulabiliriz.Ama yok kalkıp sırf muhalefet olsun diye farklı fikirler ileri sürerek olayı kör döğüşüne çevirmeye kalkarsak düşüncede bir adım ileriye gidemeyiz.. Biz kimiz ki, bizim aklımız Rabbimin ilminin karşısında koskoca okyanusta toplu iğne başı bile değilken, neyi ispatlamaya çalışıyorsun.. Ben bu sohbeti sorunun cevabını yine Rabbimin kitabından vererek noktalamak istiyorum. Artık bu konuda bir şey yazmak istemiyorum. Sohbet için teşekkürler.
Yaşar Hocama'da Allah rahmet etsin, mekanını cennet etsin . O'nun bu dini bilgilerini ara ara yayınlamayı düşünüyorum. Allah'ın izniyle inşaalah kimimizi düşünmeye, idrak etmeye, araştrmaya vesile eder inşaallah..
Ayet şu;

"Deki: "Eğer (bu Kur'an) Allah katından ise ve siz de onu in­kar etmişseniz söyleyin bakalım, çok uzak bir ayrılıkta olan o kişiden daha sapık kim var?
"Peki bu Kur'an Allah katından ise (ki Öyledir); ve de siz bu kitabı gönderen Allah'ı inkar ediyorsanız durumunuz ne olacak?
Düşünün birkere; Allah (c.c.)den bir kitap ve bir mesaj geliyor. Siz de bunu inkar ediyorsunuz. Ama Ahirette bunu anlayacaksınız.
O zaman bundan daha sapık daha uzak bir ayrılığa düşen kim var­dır? Çok derin bir ayrılığın içinde olan varmıdır? En sapık olanlar, Kur'an'a karşı olan, onu inkar edenlerdir.[50]
Eğer samimi isek aklımıza gelen gelmeyen herşeyi ama herşeyi Kur'an da bulabiliriz. Çünkü her türlü sorunun cevabı ONDA!!
Hoşçakal...

siyahkuğu dedi ki...

Selamlar canım, Aradığımız her şey Yaradan da , kimseden dilemeyin kimseden istemeyin yüzünüze tek vurmayan, her daim bağışlayıcı Rabbimizdir ,sevgilerimle ,iyi tatailler canım.

yaren dedi ki...

Teşekkür ediyorum siyahkuğum, sana da gönlünce bir hafta sonu diliyorum, öptüm canım sevgiler.

bücürükveben dedi ki...

Günaydın Yaren'ciğim,

Sorumun samimiyetinden kuşku duymana ve bu fikir alışverişine devam etmek istemediğine üzüldüm.

Tartışmayı sırf muhalefet olsun diye kör döğüşüne getirmek gibi bir niyetim asla yok, olamaz, hele de seninle. Hani ilk kez geldiğim, hiç tanımadığım bir blog sahibi olsan, gıcıklığına yapsam diyeceğim ama kaç yıldır arkadaşız seninle. Bana yakışmaz...

Bir tartışma kör döğüşüne dönüşmemesi için tarafların dobra dobra sorulmuş, anlaşılır, karmaşık olmayan, basit bir soruya, açık yüreklilikle, dobra dobra cevap vermesi yeterlidir. Ben sohbet ederken veya tartışırken karşımdakinin de benim kadar açık, dobra olmasını isterim ki, kör döğüşüne dönüşmesin.

Burada benim sorum gayet basit, açık, kısa, anlaşılırdı, netti.

Sadece Kuran değil, tüm kutsal kitapların gerçekten yaratıcı tarafından gönderildiğini bilimle(akılla)ispatlayabilir miyiz? diye sormuştum. Sorumun cevabını ben zaten biliyordum senin de açık yüreklilikle, korkmadan, cesurca,dobra dobra söylemeni istedim ki, tartışma kör döğüşüne gitmesin, bir ortak noktada buluşalım. O ortak nokta 'akıl' dı. Sen dobra dobra "hayır ispatlayamam" deseydin. Ben de gönderilmediğini ispatlayamam diyecektim ve ortak bir noktada buluşacaktık. Ortak nokta buydu. Ne sen gönderildiğini, ne de ben gönderilmediğini bilimle, akılla, ispatlayamayız.Bilmiyorum bunu kabul etmek niye bu kadar zor?

Teşbihte hata olmaz "elma yuvarlak mıdır?' diye sorana 'bilmem elmaya sor' denirse asıl o zaman tartışma kör döğüşüne dönüşmez mi?

Yalnız şunu da söyleyeyim son yorumuna göre ben Allah'ın kitaplarından şüphe ettiğim inanmadığım için sapık olup cehennemde yanmayı hak ediyor oluyorum ya, şimdi Allah insanlara akıl verdiğinden kendi gönderdiği kitabı da akıl yoluyla, pozitif bilimle ispatlayamayacaklarını ve kuşkuya kapılacaklarını (bugünkü yazında demişsin ya akıllı insanlar kuşku duyarlar, çok doğru, o kuşku da Allah'ın varlığı dahil her şeyi sorgulamalarına yol açar) tahmin etmemesi düşünülemez, e o zaman da kullarının ne kabahati var? Hem akıl veriyor, hem de aklını kullandı inanmadı diye sapıklıkla itham ediyor! Bu adil mi? Ben tanrı olsam (tövbe haşa misal olarak veriyorum) kitap göndersem inansınlar inanmasınlar umurumda olmazdı, üzülürdüm belki ama inanmadıkları için hele de iyi ve günah işlememiş olan insanları sırf akıllı olup, kitabımdan kuşku duydukları için cezalandırmayı düşünmezdim. Cezalandırmayı hak eden sapıklar, caniler, manyaklar varken...

Tartışmak istemediğin halde, tekrar yorum yazdığım için SAMİMİYETLE ÖZÜR DİLİYORUM AMA YANLIŞ ANLAŞILDIĞIM İÇİN BU AÇIKLAMAYI YAPMAK ZORUNDA HİSSETTİM.

Sevgiyle kal

yaren dedi ki...

Öncelikle sana açık yürekliliğinden dolayı teşekkür ediyorum..Kabul ediyorum dünkü yorumunda kendimi çok baskı altında hissettim.Bir taraftan bilgimin yetersizliği, diğer taraftan soruna yanlış cevap verme endişesi yordu beni...Haklısın belki de en doğru olanı net bir fikir ortaya koymaktı. Sanırım o psikolojik baskı altında hissetmek bu sonuca getirdi. Belki de bu duruma gelemkte ki en önemli sebep, muhatapların birebir yüzyüze sohbet etmesi değil de, bu şekilde yazı ile düşüncelerini ifade ediyor olmaları bazı şeyleri yanlış anlama, algılama ve karşı tarafa asıl maksadın dışında düşüncelerini aktarmaya sebeptir diye düşünüyorum.İnsan her şeyi akıl,mantık yoluyla ifade edemez, ispat edemez. çünkü insan aklı sınırlıdır.Bilim de öyle. Bu gün bilmin de çözemediği inceleymediği ortaya çıkaramadığı milyarlarca şeyler vardır.. Akılın yetmediği, yetişemediği,bittiği yerde ya teslimiyet, ya da inkar, reddetme başlıyor..
Açıklamaların için ve bana kırılmadığın için de teşekkür ediyorum. Çünkü yorumumdan sonra seni kırdığımı düşünüp birazcık üzülmüştüm. Kendimle ilgili kısa bir dipnot vermek istiyorum; ben ne pozitif ilimle, bilimle uğraşan bir bilimciyim, ne de ilahiyat ilminde eğitim almış bir ilahiyatçıyım.. Amacım dinimi ve gereğini imkanlarım dahilinde öğrenmeye çalışan basit bir insanım..Dolayısıyla bu soruların muhatabının ben oluşu, sorularını yanıtlamaya çalışırken yanlış bir bilgi aktarmak endişesi taşıyor olmamdan kaynaklanmıştır. Söyleyeceklerim bu kadar. İkinizi de öpüyorum, sevgiler.Gönlünüzce bir hafta sonu diliyorum..

bücürükveben dedi ki...

Doğru hissetmişsin çünkü aslında kırılmıştım, zaten o yüzden o yorumu yazdım, ama bu yorumunla kırgınlığım geçti.:)

Şunu bil ki,Yaren'ciğim sözlerimle,yorumlarımla kendini baskı altında hissetmene gerek yok, üzülürüm öyle hissedersen, ben de bilim adamı değilim, din adamı değilim, sadece kuşku duyan,soru soran bir arkadaşınım. Maksadım asla sana baskı yapmak olamaz...
Biz de seni öptük..