5 Ekim 2012 Cuma

Cahil Cesareti!


Cahil kelime olarak; bilmeyen, iş bilmez, bilgisiz, tecrübesiz anlamlarına gelen ve halk arasında yol-yordam, ilim-irfandan yoksun olan  kimse olarak nitelendirilir.Cahil kimse  erdemli, doğru ve araştırıp öğrenmeyi  kendine ilke edinmiş, akıllı bilgili kimselerden uzak durur. Çünkü, kendini olduğundan daha fazla büyük  görme hastalığına tutulmuş, tevazudan  yoksundur. Cahil, her şeyin dış yüzünü görür, kabukta kalır. Her şeyi bildiğini sanır, boş iddialarda bulunur. Dediğim dedikçidir, yanıldığını asla kabul etmez. Çünkü o, etrafı ancak gördüğü gibi değerlendirir. Fazla detaya girmez. Ben bilirim, benim dediğim doğrudur zihniyetindedir,kendi düşüncesinde olmayanı ötekileştirir. Kitleleri birleştirmek yerine ayrıştırıcı politikalar üretir.  Eğitim almak ya da almamak bu kimselerin cehaletinin üzerinde olumlu rol oynamaz. Öyleleri vardır ki, mektep medrese görmüş, mürekkep yalamış ama kendini geliştirememiş yetiştirememiş cahil kalmıştır. Kimileri de vardır, okul yüzü görmemiştir ama kendisini en iyi şekilde eğitmiş hayata hazırlamış bilge kimseler kategorisine girmiştir.

Günlük yaşamımızda bu özelliklere sahip kimselerle,kimi zaman iş yerinde arkadaşımız, şefimiz, müdürümüz, patronumuz; sokağımızda, mahallemizde, sitemizde, apartmanımızda komşumuz,iş yaptırmak zorunda olduğumuz bir kurumda yardımına ihtiyaç duyduğumuz kurum çalışanı olarak karşılaşırız. Bu kimseler davranışlarıyla öylesine cahilce bir tutum sergiler ki;  işgal ettiği makam yer ve konum birbiriyle tamamen zıttır.

Hatta  tv de izlediğimiz düşünmeden cahilce söylemlerde bulunan bizi şaşırtan, adam nasıl bakan olmuş, ya da milletvekili, vali olmuş dediğimiz...
Bir İşgal ettiği makama, konumuna bir de hareketlerine bakarsınız! bu insan bu makama, bu duruma nasıl getirilmiş?  diye,  kendinize sorarsınız...
İlk bakıldığında kendilerinden kattıkları çok fazla bir nitelikleri olmamasına rağmen, hasbel kader sahip olduğu durumu kendi lehlerine çevirme de üstlerine yoktur. Cahilce tutumlarını kabul edilmez bulursunuz.. Her hareketlerinde düşünme, kontrol etme ,eğitim, bilgi gibi olgulardan uzak özgürce davranış sergilerler. Karşı tarafın bilgisi, eğitimi tecrübesi bu kimselerin gözünde önemsenmeye değer bulunmadığı gibi,aksine onları küçük düşürücü davranışlardan kaçınmazlar. 
 İki psikiyatri uzmanının, 10 yıl  önce ortaya attığı teoriye göre; 
"Cehalet, gerçek bilginin aksine, bireyin kendine olan güvenini artırır."
Ve bunun üzerine bir araştırma başlatıldı. Fizyolojik ve zihinsel alanda yapılan çeşitli araştırmaların sonucunda  Dunning-Kruger Sendromu'nun metni yazıldı: Buna göre;

“İşinde çok iyi olduğuna” yürekten inanan ‘yetersiz’ kişi, kendini ve yaptıklarını övmekten, her işte öne çıkmaktan ve aslında yapamayacağı işlere talip olmaktan hiçbir rahatsızlık duymaz! Aksine her şeyin hakkı olduğunu düşünür!
Ancak bu ‘cahillik ve haddini bilmeme’ karışımı mesleki açıdan müthiş bir itici güç oluşturur. 
‘Eksiler’ kariyer açısından ‘artıya’ dönüşür.
Sonuçta, ‘kifayetsiz muhterisler’ her zaman ve her yerde daha hızlı yükselirler…
Bu arada, gerçekten bilgili ve yetenekli insanlar çalışma hayatında ‘fazla alçak gönüllü' davranarak öne çıkmaz, yüksek görevlere kendiliklerinden talip olmaz, kıymetlerinin bilinmesini beklerler... Tabii beklerken kırılır, kendilerini daha da geriye çekerler... Muhtemelen üstleri tarafından da ‘ihtiras eksikliği’ ile suçlanırlar..."
Bertrand Russel'in ifade ettiği gibi;
Dünyanın sorunu, akıllılar hep kuşku içindeyken aptalların küstahça kendilerinden emin olmalarıdır.”

Şuan gerek ülkemizin ve gerekse içinde bulunduğumuz dünyanın yaşanılmaz hale getirilmesinin belki de en önemli nedeni, cahillerin akıllılardan daha özgür, küstahça hareket etmesidir... 
sevgi ve muhabbetle
Hanife Mert

5 yorum:

bücürükveben dedi ki...

Bertrand Russel'a katılıyorum, akıl kuşku duymayı getirir. Kuşku soru sormayı, sorgulamayı. Kendisine sunulan her şeyi sorgusuz kabul edenlere kalsaydık bugün hala güneşin dünya çevresinde döndüğüne inanacaktık, Newton, Einstein, Galileo, şimdilerde Quantum fizikçilerinin eline sağlık yepyeni ufuklar açıyorlar yeni teorilerle..

yaren dedi ki...

Bilmin ilerlemesi insana olan saygı ve değerin artması anlamına gelmektedir. Bilimle uğraşanların maddi manevi her şekilde desteklenmesi ve sayılarının artması çok gerekli.."ilimle geçen bir geceyi ibadetle geçen bin geceden daha hayırlı"gören bir dinin temsilcileri olarak, bilmin önündeki tüm engellerin kaldırılması gerektiğini ısrarla umud etmekteyim... Yorum için teşekkürler.. Sevgiler.

Murat Mesut dedi ki...

Akıl, vahye teslim olmuşsa akıldır ve akıllıdır..Zira akıl Allah'ın yarattığı mahluku, vahy de Allah'ın yarattığı insanın teslim olmasını istediği kurutuluş düzenidir..
Aklın gereği diye her şeyi sorgulayan ve kuşku duyan akıl, sahibini inançsız bir kâfir yapar..
***
evet bazen TV'de bile gördüğümüz tipler var.Adam nasıl bakan y ada vali olmuş diye şaşkınlıkla izlediğimiz ama cesaretinden dolayı hasbel kader o makanları işgal edenler var..

Güzeldi yine yazınız.

yaren dedi ki...

"Akıl, vahye teslim olmuşsa akıldır ve akıllıdır..Zira akıl Allah'ın yarattığı mahluku, vahy de Allah'ın yarattığı insanın teslim olmasını istediği kurutuluş düzenidir.."
Teşekkür ediyorum Murat Bey, değerli katkılarınızdan dolayı.. saygılar.

Murat Mesut dedi ki...

est. ben tşk ederim yazılarınızın devamı dilek ve dualarımla..