28 Mart 2014 Cuma

Kendimle Hemhal...

Bu  günlerde  çok farklı bir ruh hali  içerisindeyim! Havadan mı, sudan mı, topraktan mı, mevsimden mi?  Bilmiyorum... Ancak bildiğim bir şey var ki, hiç bir konuda yazamadığım,yazdıklarımı tamamlayamadığımdır.  İstekli bir şekilde bilgisayarın başına geçiyorum, ya okuduğum bir haber, ya da izlediğim bir video bütün yazma isteğimi bir anda yok ediyor. Yazıyı tamamlamadan yarıda bırakıp bilgisayarı kapatıp çıkıyorum. Şuan taslaklar bölümünde tam 9 adet yazı tamamlanmayı bekliyor. 
   Bir çok etkenle birlikte asıl ve önemli sebep hepimizce malum. Son dönemde Ülkemizin içinde bulunduğu kaos ortamı! Bu durum bizi  gelecek kaygısına, belirsizlikler umutsuzluğa ve dolaysıyla da huzursuzluğa ve mutsuzluğa sevk etmektedir. 
    Herkes gibi ben de; gelecek günlerin ülkemize, milletimize ve devletimize hayırlı, güzel günlere vesile olmasını canı gönülden diliyorum.... 
   Madem yeni bir yazı yazamıyorum ya da yazmaya başladığım yazılarımı tamamlayamıyorum. Ben de ilk paylaştığım yazılara ve dolayısıyla da geçmişi yad etmeye karar verdim. Ne çok şeyler paylaşmışım... "Nereden nereye" dedim. 
   İlk olarak 9 Mart 2010 yılında  "he-m" ismi ile blogcuyla tanıştım. Orada çok güzel seviyeli değerli dostlarım dostluklarım oldu. Hiç birinin yüzünü görmeden sadece paylaştıkları ile gönüller arasında bir köprü kuruyor dostluk temelleri atılıyordu. Her biri seviyeli saygılı kendi çapında değerli dostlardı. Orada sorun yaşamadım. Daha sonra bazı teknik nedenlerden dolayı blog ismimi "yaren-1" olarak değiştirdim. 
  Blogcuda  genellikle okuyup beğendiğim ve başkasına da faydalı olacağına inandığım yazarların, şairlerin  yazılarını şiirlerini  alıntılayarak paylaştım. 

  Blogcuda  beni oradan hatırlayanlar bilir. Paylaşımlarımın önemli bölümünü  ilahiyat ağırlıklı konular oluşturdu. Bunun sebebi bu konulara duyduğum aşırı ilgiden kaynaklanıyordu.   Zira  inanıyorum ki; İnsan eş, anne, baba, arkadaş dost, amir, memur, patron, işçi, vali, doktor avukat, hakim, savcı, milletvekili, bakan, cumhurbaşkanı...olabilir. Bu bağlamda her ne olursa olsun aynı zamanda İllaki kuldur.   Kime kul? "Ancak ve ancak sadece Allah'a kul.Başka şeylere kul olanlar benim ilgi alanımın dışındadır. Dolayısıyla bize yüklenen misyonlar  dinimizi öğrenmeye engel değildir. Zira   bu anlayış çerçevesinde kul olma bilincinin idrak edilmesi kişiyi  daha başarılı, daha huzurlu, daha çalışkan, daha adil, daha erdemli bir insan olmasına büyük katkı sağlayacaktır... Hal böyle iken İlgilisi için paylaşmayı gerekli buldum. Zira insan neye ihtiyaç duyarsa onu arar, arayan da bulurmuş...
   Diğer taraftan felsefe, sosyal ve toplumsal içerikli konular paylaştım. Bu bağlamda öncelikle her insanın bir hayat felsefesi olması gerektiğine inanan biri olarak, insan öncelikle, kendini çok iyi tanımalı. İç dünyasını irdelemeli. Zira her şeyin çözümü kendi iç dünyasında ruhunda, yüreğinde gizli. Aslolan o yüreği kullanabilmeli...Diğer yandan, insanı insan yapan onu erdemli, saygın kılan bazı değerler vardır. Dostluk, vefa, hatır, gönül, doğruluk,adalet, edep,ahlak,haya, sevgi, saygı, vicdan, merhamet gibi değerlerin önemini  yitirdiği günümüzde okuyucuya hatırlatma babından içerikler bu bölümün konusunu oluşturdu.
  Ayrıca toplumsal içerikli, milli ve manevi değerleri öne çıkarmayı amaçlayan yazılar da paylaşımımın konusunu oluşturmaktaydı. 
   Tam blogcuya alışmışken, profil sayfamla ilgili her türlü değişikliği yapabilecek konuma gelmişken blogcu yönetimi ve biz blogcularla aramızda çıkan sorun yüzünden oradan ayrıldık. Topluca blogspota taşıdık paylaşımlarımızı. Burada yabancılık çekmedim. Zira blogcu bizim için bir basamak, bir staj yeri oldu. 
  28.01.2012 den beri de "yaren" isimli, ağırlığı kendi yazılarıma, hikayemin bazı bölümleri ve bazen de amatörce yazmaya çalıştığım deneme şiirlere verdiğim bloğumda paylaşımlarıma devam ediyorum. Ayrıca 08.06.2012 den beri değerli Hüseyin Hocamın tavsiyesi ile blog.milliyet.com.tr de de yazılarımı paylaşıyorum. Orada da çok değerli, seviyeli, saygın dostlarım oldu.
  
 Yazamama konusu geçici bir durum olduğunu biliyorum. Bir müddet sonra her şey normale döner buna inanıyorum. Ancak  beni endişelendiren zaman zaman da karamsarlığa sevk eden, canım cennet kadar güzel ülkem ve güzel ülkemin güzel insanlarına reva görülen olumsuzlukların bir an önce son bulması ve özlediğimiz güzel günlerin tekrar bizimle olması dileğim...

 Bazen geçmişe yolculuk iyi gelir yüreğe. Canlanır gözünde filizlenen tomurcukların güle dönüşü...   

Sevgi  ve muhabbetle,
Hanife Mert

2 yorum:

bücürükveben dedi ki...

ah hanifeciğim ah yazını okurken başta havadan mı,sudan mı derken içimden "yok yok ne havadan, ne sudan ülkenin halinden" dedim ki, zaten sen de öyle demişsin...evet canım maalesef çok berbat haldeyiz 56 yaşındayım hiç bu kadar kötü duruma düşmemiştik Demirel başbakandı çocukken, dünya başbakan gördüm, Çiller, Mesut Yılmaz, Erbakan, Ecevit, Erdal İnönü, tekrar Demirel vs. koalisyonlar, Cindoruk vs. ama hiçbirinde ülkede insanları biz - onlar diye ikiye ayıran, türbanlılar bacısı, türbansızlar düşmanı olan, ülkenin tüm kurumlarını birbirine düşüren, altınıüstüne getiren bir hükümet ve başbakan görmemdim. Rahmetli babam şerden de Allah hayre eder derdi ünlü sözmüş zaten..hatta çerçeveletip asmıştı evinde..bu şerlerden inşallah sonunda hayır çıkar...sonuç ne olursa olsun insanlar DİNİ SİYASETE BULAŞTIRMANIN NELERE SEBEP OLDUĞUNU GÖRDÜLER SANIRIM....Atatürk'ün HAKLI OLDUĞU BİR KEZ DAHA KANITLANDI...laiklik en güzel şeymiş, ve Tayyip biz gidersek din yasaklanır, din gider diye insanları korkutmaya uğraşıyor! 1945 lerden medet umuyor! O günler geçti artık 1945 te değiliz...akp giderse din gitmez, akp gelmeden önce neysek yine o olacağız.

canım eline sağlık, içinde bulunduğun bu durum aynen bende de var sanırım laik herkeste var...inşallah yarın sona erecek ve Tayyip diktatörlüğünden kurtulmanın ilk adımını atacağız..seneye genel seçimde de bunları defedeceğiz:)

Bücürük'le öpüyoruz, sevgilerimle güzel bir hafta sonu diliyoruz:)

Hanife Mert dedi ki...

Aynen Müjdeciğim. Yazdığın her cümleye her kelimeye yürekten katılıyorum. Ben de onu dedim. Bu ülke hiç Bu Millet hiç bu kadar aşağılanmadı, dünya aleme rezil olmadı. Eskiden beri siyaset beni sıkmıştır. Ama inan şuan kendimi asla soyutlayamıyorum. çok kızıyorum bir şey yapamıyorum. Dediğin gibi inşaallah 31 Ağustos üzerimizden kamburun atıldığı hayırlı güzel günlerin geleceğine dair umudun tekrar filizleneceği gün olur. Yorum ve katkı için teşekkür ediyorum. Ben de öptüm canım ikinizi de. Sevgilerimle.