2 Nisan 2014 Çarşamba

Her konuşanı alim, her susanı cahil sanma!

Her şeyin bir görünen dış yüzü bir de görünmeyen iç yüzü vardır. Salt dış görünüşe göre yargıya varmak insanı bazen yanılgıya düşürebilir. Lakin ilk izlenim de çok önemlidir. Zira görünen köy kılavuz istemez demiş atalarımız. Hal böyle iken nice alim görünümlü cahil kimselerin peşine takılıp gidenleri gördük.
        Cahili; bilgisiz yol yordam bilmeyen ilim irfandan yoksun kimse olarak tanımlamış halkımız. Şöyle de özelliklerini sıralamış; Onlar  erdemli, doğru, bilgili,insancıl, sorumluluk sahibi ve araştırıp öğrenmeyi  kendine ilke edinmiş kimselerden uzak durur. Çünkü, kendini olduğundan daha fazla büyük  görme hastalığına tutulmuş, tevazudan  yoksundur. Cahil, her şeyin dış yüzünü görür, derinine inmez. Her şeyi bildiğini sanır, boş iddialarda bulunur. Dediğim dedikçidir! Yanıldığını asla kabul etmez. Çünkü o, olayları ancak gördüğü gibi değerlendirir. Ben bilirim, benim dediğim doğrudur zihniyetindedir. Kendi düşüncesinde olmayanı ötekileştirir. Kitleleri birleştirmek yerine ayrıştırıcı politikalar üretir. Bir de etrafından destek görürse değme gitsin keyfine... Yüce dağları ben yarattım der  kendini Everest tepesinin üstüne bağdaş kurup oturtur. 
  
Eğitim almak ya da almamak bu kimselerin cehaletini azaltmaz. Zira idrak, düşünme yetenekleri, algıları kapalıdır. Etrafımızda bu özellikleri taşıyan çok sayıda insanı görmekteyiz. Kimi ile arkadaş, komşu, kimi ile iş ilişkisi içinde bulunduğumuz kimseler. Kimilerini tv de izler, gazetede okuruz. Bunlar  düşünmeden cahilce söylemlerde bulunan bir bakan, milletvekili, vali gibi görevleri üstlenmiş üst düzey yöneticileri  olarak karşımıza çıkabilir. Bu kimseler hasbel kader getirildikleri bu makamlarda, davranışlarıyla öylesine cahilce bir tutum sergiler ki;  işgal ettiği makam yer ve konum birbiriyle tamamen zıttır. Bir söylemine bakarım, bir de işgal ettiği makama! Bu insan bu makama nasıl getirilmiş diye kendime sorarım. 
Son dönemde ülkemizde öyle çok alim görünümlü cahillerin söylemine şahit olduk ki saymakla bitmez... Kimi bu teknoloji çağında elektirik kesintisini trafoya kaçan kediye bağlayanı mı dersin, örnekler o kadar çok ki... Kelli felli bu kimseler için kendime ve onları oraya getirene sordum...
Rahmetli Yaşar Hocamın böyle durumlar için bir öğüdü vardı; "Çocuklar makamın şereflendirdiği değil, makamı şereflendiren olun" demişti. Nur içinde yatsın hocam.
 İşte böyle kimseler makamın şereflendirdiği, makamlarından güç alan kimseler olmalı..

Ne dersiniz sizce de öyle değil mi?

Muhabetle
Hanife Mert

6 yorum:

Hüseyin Güzel dedi ki...

Her satırına katıldığım bir yazı bu Hanife hanım. Yazılacak çok şey var. Bir kısmını zaten siz yazmışsınız.
Okumakla adam olunmuyor. makam ve mevki sahibi olmakla da. Konu ile belki alakalı gibi görünmese de bakınız Montaigne , Denemeler'inde, "mutluluk" başlıklı bölümde şunları yazıyor:
"Büyük İskender'in dalkavukları onu, Zeus'un oğlu olduğuna inandırmışlar. Bir gün yaralanıp da yarasından kan aktığını görünce: 'Buna ne diyeceksiniz bakalım?' demiş. 'Kıpkızıl, mis gibi insan kanı değil mi bu? Homeros'un destanlarında tanrıların yarasından akan kan hiç de böyle değildir'.
Şair Hermodoros, Antigonos'u öven şiirlerinde, ona güneşin oğlu diyormuş. Antigonos, 'Oturağımı döken adam benim güneşin oğlu olmadığımı çok iyi bilir' demiş. İnsan her yerde hep o insandır ve bir insanın özünde soyluluk olmadı mı, dünyanın tacını giyse yine çıplak kalır.
Kızlar alsa çevresini
Güller bitse bastığı yerde
Persius
Ruhu kaba ve duygusuz olan için, bütün bunlar neye yarar? İnsanın sağlığı ve düşüncesi yerinde değilse, hazdan, mutluluktan da bir şey anlamaz."
Emeğinize kaleminize sağlık. Saygılar, selamlar.

Hanife Mert dedi ki...

Doğru söylüyorsunuz Hüseyin Hocam, İnsan var oluşundan beri aynı. Değişen sadece zaman, mekan ve kişiler. Eğer kendini eğitememişse acı, zulüm hep var olacaktır. Mayasında olanı yararlı hale getirememişse ne yaparsa yapsın cehaletten kurtulamaz.

Yorum ve katkınız için teşekkür ediyorum. Sağ olun.
Sağlıcakla kalın.

deeptone dedi ki...

hiç demediğim bişi ama bak bu yazının altına ben de imza atabilirim yani :)

Hanife Mert dedi ki...

Çok teşekkür ediyorum sevgili deep. Beğenmene sevindim.

Tüm güzellikler seninle olsun.

Dostbahcesindenlezzetler dedi ki...

Ne guzel dillendirmissin, kisaca ama oz olarak ne guzel anlatmissin..ben artik dusunmuyorum inan.neler olacak bitecek..sadece uzuluyorum:( Herseye ragmen guzel ve mutlu bir hafta sonu diliyorum canim..sevgiler..

Hanife Mert dedi ki...

Çok teşekkür ediyorum Emelciğim yorum için. Düşünsek de pek bir şey ifade etmez oldu artık. Neyi kime anlatacaksın. Herkes her şeyi biliyor. Ancak kimse fikrinden düşüncesinden taviz vermiyor. Okumuşu da okumamışı da aynı...
Evet bizde bekleyip göreceğiz. Hakkımızda hayırlı olan olsun canım.
Gönlünce güzel bir hafta sonu geçirmeni diliyorum canım.
Sevgiler.