30 Eylül 2013 Pazartesi

Yüzeysel Yaşıyoruz Vesselam...


Hayatımızı yüzeysel yaşıyoruz. Her konuda derinlemesine düşünüp, fikir yürütme zahmetinden yoksunuz. Anlık ilişkiler, günü birlik dostluklar, anlık mutluluklar, sevinçler ve gereksiz koşuşturmalar içinde kaybolan benliğimiz!…Tam anlamıyla bir hengamedir gidiyor. Kendimizi hayatın durmak bilmeyen kargaşasına öylesine kaptırdık ki; İç dünyamıza ruh alemimize yapmamız gereken yolculuk sekteye uğradı. Derin dostluklarımız sığ ilişkilere dönüştü. Ne bir yetimin gözyaşı, ne bir hastanın ahı, ne bir annenin feryadı, ne zalimin zulmü, ne toplumun kangrenleşen sorunları, ne milli ne manevi değerlere karşı gelişen olaylar artık zamana derinlik katmaktan uzak kaldı.
Hayatın insan üzerindeki yıpratıcı etkisinin sonucu olarak bazen bunalır insan.Tahammül edemez olur hayata, işe, işsizliğe, eşe, eşsizliğe, durağanlığa, harekete, hareketsizliğe, soğuğa,sıcağa … Aslında insanın tahammül edemediği kendisidir. Farkına varamaz. Canın kafesinde sıkıldığını, uçmak istediğini, özgürleşmek istediğini anlayamaz. Kızarak, söylenerek, şikayet ederek, mutsuzluğunun,huzursuzluğunun sebebini bertaraf etmeye çalışsa da, kafasındaki sorulardan kaçar. Farklı yerlerde farklı cevaplar bulmaya çalışır. Oysa aradığı kendindedir. İç aleminde gizlidir. Bahaneyi havaya, suya, toprağa, eşine, arkadaşına, işine, dostuna, arabaya, eve, kariyere, sevgiye, sevgiliye, sevgisizliğe ve daha pek çok şeye bulmak ona kolay gelir.
Zira kendini sorgulamadan, kendi ile yüzleşmeden dışarıda suçlu arayarak geçen zaman boşa geçen zaman değil midir?
Hayatı sadece yemek, içmek, gezmek, eğlenmek, çocuk büyütmek,işe gidip çalışmaktan ibaret görmek doğru mudur? İnsanın iç dünyasına yönelip ruhunun isteklerine cevap bulması, ruhunu tanıması onu terbiye edip olgunlaştırması , iç alemiyle hemhal olması gerçek mutluluğa ulaşması değil midir? İnsan kendi ile barışık olmalı , büyük şeylerde kısa süreli geçici mutluluklar yerine küçük şeylerde uzun süreli kalıcı mutlulukları tercih etmeli.Kendi olmalı kendi gibi yaşamalı. Derin düşünmeli. Hayatın sorumluluğunu üstlenmeli. Unutmamalıdır ki,yaşarken küçük şeylerde büyük tatlar bulmak insanın sorumluluğundadır.

Mesela şöyle bir slogan olmalı ve bu dört bir yere dağılmalı : "kendine 10 dk izin ver ne tv izle ne çocuğunun derdiyle ilgilen ne hesap yap ne de; dert düşün..bırak 10 dakika sadece kendine ayır,dinlen beynin sussun, sakinleş, insaniyetini düşün, ruhunu düşün..."

 Zamanla birlikte herşey kısalaştı, kısırlaştı, hep aynı döngü ve o döngüyü insan izlemekten görmekten şiddete ölüme acıya alıştı duymaz olduk görmez olduk işitemez olduk..İnsani yanımızı unuttuk egolarımız ön plana çıktı, benim doğrum oldu herşey..ve modern yozlaşma doğdu..kitaplar sustu, ruh sustu, sohbet sustu sanırım insanlık sustu...

İnsan düşünen bir varlıktır. Kendini iyi tanımalı, kendi ile barışık yaşamalı. Fıtratının gereğini yapmalı. Aklını kullanmalı. Düşünmeli, araştırmalı, soruşturmalı, yargılamalı, hesap sormalı...
Aklını iyi kullanan ve derin düşünen insanların hayatından aldıkları lezzetler, bu vesileyle elde ettikleri nimetler ve yaşadıkları konfor; düşünmeden kendilerini yormadan, yüzeysel basit düşünen bir akılla yaşayan insanların hayat kalitelerinden çok farklıdır.

Huzurun kaynağı derin düşünmede gizlidir…


muhabbetle
Hanife Mert






12 yorum:

Asya Yazar dedi ki...

Sevgili Hanife haklısınız ama yüzeysel yaşayanlar hallerinden gayet memnun; onlar sorun etmiyorlar nasıl yaşadıklarını ya da farkında bile değiller öyle olduklarından. Belki de herkesin aynı derinlikte olması mümkün değil. En iyisi insanları olduğu gibi kabul etmek, diğer türlüsü kendinizi üzmekten başka bir işe yaramıyor. Sevgiler...

Müjde Dural dedi ki...

Aynen katılıyorum canım, maalesef çoğu insan yemek yemek, dizilerle uyumak, abuksabuk yarışmalarla gülmek için bu dünyaya gelmiş...
sevgilerimle canım
kocaman öpüyoruz Bücürük'le:)

Hobistanya dedi ki...

Tek solukta okuduğum harika bir yazı, Yüreğinize sağlık ..

Hanife Mert dedi ki...

Sevgili Asya Hanımcığım, haklısınız herkesi olduğu gibi kabul etmek sessiz kalmak yanlışı onaylamak demektir. Bu yazımı bu düşünceye sahip kişilere bir yol gösterme amacı taşımaktadır. Elbette istemeyen halinden memnun olanlara yapılacak bir şeyimiz yok.
Yorum için teşekkür ediyorum,
sevgilerimle.

Hanife Mert dedi ki...

İnsan düşünen bir varlıktır. Kendini iyi tanımalı, kendi ile barışık yaşamalı.Fıtratının gereğini yapmalı, düşünmeli, araştırmalı, soruşturmalı yargılamalı, hesap sormalı.
Müjdeciğim yorum için teşekkürler
sevgilerimle öpüyorum ikinizi de..

Hanife Mert dedi ki...

Çok teşekkür ediyorum Hobiciğim, okuyan gözlerine sağlık.
Öptüm sevgilerimle.

Gülçin nur dedi ki...

şöyle bir slogan olmalı ve bu dört bir yere dağılmalı : kendine 10 dk izin ver ne tv izle ne çocuğunun derdiyle ilgilen ne hesap yap ne de; dert düşün..bırak 10 dakika sadece kendine ayır,dinlen beynin sussun, sakinleş, insaniyetini düşün, ruhunu düşün..çok haklısın zamanla birlikte herşey kısalaştı, kısırlaştı, hep aynı döngü ve o döngüyü insan izlemekten görmekten şiddete ölüme acıya alıştı duymaz olduk görmez olduk işitemez olduk..insani yanımızı unuttuk egolarımız ön plana çıktı, benim doğrum oldu herşey..ve modern yozlaşma doğdu..kitaplar sustu, ruh sustu,sohbet sustu sanırım insanlık öldü..umudumuzu yitirmek istemiyorum hala var dediklerimizde ve Hanifeciğim..sende o umutlardan ve hala dediğimiz nadirlerden birisin..değerli yazın mükemmel..

Hanife Mert dedi ki...

Bu kadar güzel övgü dolu, övgüye layık bir yorumun üzerine benim bir şey söylemem yakışık almaz. Sevgili Gülçinciğim öyle güzel anlatmışsın ki, yazımı tamamlamış yorumun.
O güzel yüreğine sağlık, çok teşekkür ediyorum.
Sevgilerimle canım.
Sağlıcakla kal.

VuslaT dedi ki...

Hanifem canım çok doğru bir yönlendirme. İnsan sadece yiyip içmek ve eğlenmek için yaratılmadı, hayat üstünde eni konu düşünülecek, neden sorusuna cevap arayarak ve yaradanı içinde hissederek hayata bağlanma ile geçirilmesi gereken kısacık bir zaman dilimi. Değerini bilmek düşünmek gerek..

Hanife Mert dedi ki...

Çok doğru söylüyorsun vuslatım. Öyleleri var ki, dünyada ülkesinde olup bitenden bi haber. Kendinden bile... Ama yanlış insan biraz kafa yormalı derin düşünmeli. Kendini tanımalı kendini sorgulamalı değil mi ama?
Canım yorum için teşekkür ediyorum.
sevgilerimi gönderiyorum..

Dostbahcesindenlezzetler dedi ki...

Hanifecigim eline yuregine saglik cok guzel bir yazini bizlerle paylasmissin. Ve her bir satirin da neguzel anlatmissin..(disarda Meksika orkestrasi yeni evlenen cifte ve odadaki bana guzel bir konser veriyor suan:)) Atlantik okyanusundan sevgiler)

Hanife Mert dedi ki...

Ne kadar güzel Emelciğim. Demek benim yazımı Meksika orkestrasının konseri eşliğinde benim yazımı okuyorsun.:)) Canım teşekkür ediyorum okuyan gözlerine sağlık. Yağmurlu bir Mersin sabahından kucak dolusu sevgilerimi gönderiyorum, çok öpüyorum.
Sağlık ve mutluluklar.