1 Eylül 2013 Pazar

Eylül ve hüzün!


Her Eylül ayı geldiğinde içimi bir hüzün kaplar.. Eylül hüznün ayı, hazan mevsiminin başlangıcı.… Her yerde bir sessizlik hakim olur.Sadece sıcak yaz günlerinin sona ermesi ile tatlı tatlı esen hazan rüzgarlarının sesi duyulur. Bir zamanlar nadide bir tomurcuk iken etrafa canlılık güzellik katan yemyeşil yaprakların sararıp kuruması ve tutunduğu dalı terk etmesi gibi.Tıpkı sevdiğinden ayrılan, acısını ve gözyaşlarını yüreğine gömen bir sevgili edasıyla çaresiz düşmesine sessiz kalan dallar. Yaprağın kaderidir düşmek. Düşen ve hışırtılı sesleri ile bir oyana bir bu yana savrulan yapraklar neyi anlatmak ister bilinmez..

Tatlı tatlı esen sonbahar rüzgarlarının ardından yağan yağmurlarda sona eren son bulan güzelliklerin ardından dökülen göz yaşını andırır adeta... Doğanın bu nadide hali ne çok şey anlatır anlamak isteyene…! Doğanın sessiz çığlığı…





Bilinen bir şey var ki; o da hiç bir şeyin süreklilik taşımadığıdır. Güzelliğin, mutluluğun, canlılığın, sağlığın gençliğin ve hayatın tıpkı kuruyan yaprağın dalını terk etmesi gibi, insan da günü geldiğinde her şeyini geride bırakarak hayata tutunduğu dalını terk edecektir..

Ne zaman son bulacağı belli olmayan bu hayat yolculuğunda, yemyeşil bir yaprak gibi etrafa ışık canlılık saçarken, ışık olur kimilerine mutluluk huzur verir. Kimine rehber olur. Sevgi tohumları eker sevgisiz gönüllere... Dost olur, yaren olur. Kardeş olur kimine, kimine eş, kimine arkadaş olur. Kimine tutunacak bir dal olur... Ama bir gün kendinden çok şeyin gittiğini fark eder. Bir türlü ne olduğunu anlamadan tıpkı kuru bir yaprak gibi bir o yana bir bu yana savrulup durur dünya denen bu hanede..

Hiç ummadığı bir anda acı acı verilen bir sela ile irkilir insan. Hüzün dolu bir sesle sarsılır. Acı bir haber! Ölüm karşısında çaresizliğin haberini verir. Kelimelerin kifayetsiz kaldığı sözün bittiği yer.“ “Şüphesiz biz Allah’tan geldik ve şüphesiz dönüşümüz O’na dır.”

Gidenin ardından çaresiz bakakalırız. Her giden arkasında kocaman bir boşluk bırakır. Ne giden unutulur, ne de arkasında bıraktığı boşluk doldurulur.
  Gönül gözümüzü açmak için bir çağrı mı hazan mevsimi? Ölümü, yokluğu, çaresizliği çağrıştırması adına.. Her güzelliğin bir sonu olduğunu bilip ona göre yaşamalı insan, kısaca  kadere rıza göstermeli ...

Eylül İşte! hüznün değişmez adresi..
Eylül bu! acıtır... Ama zamanla acıya da alıştırır.

Muhabbetle,
Hanife MERT











19 yorum:

Asya Yazar dedi ki...

Selam, umarım güzel geçmiştir yazınız. Ben yaz bitti diye sevinenlerden olduğum için hüzünlendirmez beni sonbahar. Ayrıca bir renk cümbüşüne döndüğü için doğa; çok etkileyici bulurum yeşili, sarıyı, kırmızı aynı ağaçta görmeyi.
Hüzün sadece şiirlerde güzel...Sevgiler.

Hanife Mert dedi ki...

Selam Asya hanım. İnanın sizi gördüğüme ne kadar sevindim anlatamam. Hoş geldiniz. Yazım hastalıkla geçti (taş düşürdüm) şimdi daha iyiyim. Bakış açısı elbette kişiye göre farklılık arz eder. İnsan nasıl bakarsa ne görmek isterse onu görür. Duygusal bir yapım var ve hüznü çok severim. Zaman zaman yazılarıma da yansır bu halim. Eylül ve sonbahar beni gerçekten hüzünlendirir.
Tekrar hoş geldiniz, sizi ve yazılarınızı görmek beni sevindirecek.
Sevgilerimi gönderiyorum size,
sevgi ve esenlikler

nilay dedi ki...

Hem çok severim eylül'ü hem de çok hüzüenlenirim. Yaza bayılıyorum nedeni de bu.
Bu son sıcak günlerin tadını çıkaralım
Sevgiler

selda nın mutfak defteri dedi ki...

Merhabalar,
Bloğunuzu çok beğendim ve izlemeye aldım. Bana da bekliyorum. Güzel paylaşımlarda buluşmak dileğiyle. Sevgilerimi bıraktımmmm…..:))

Müjde Dural dedi ki...

çok geçmiş olsun Hanife'ciğim,sadecce eylül değil yaz, kış ülkenin tadı kalmadı diyorum, sürekli hüzün var bende anlayacağın hele bu aralar mühiş karamsarım, orada burada tuhaf esrarengiz sesler duyuluyormuş Kanada'da enson duyulmuş galiba...ee yetti artık gelsin sonu dünyanın diyorum öyle acılar çektirdiki insan denen canlı türü hem kendi türüne, hem diğer canlılara özellikle kürk için, şu bu kedisi, köpeği ne işkenceler, ne zalimlikler onların ruhları belki birikti birikti atmosferde ağlıyorlar ve bağırıyorlar yeter artık diye enson Hindistan'da diri diri leopar yakmışlar büyük kafese koyup millet de izlemiş yanarken:( ekşi sözlükte vardı canlı canlı leopar yakmak diye..tıklamadım tabii zaten uyarıyorlar sakın bakmayın çok kötü olursunuz diye...birisi yorum yazmış yeter artık gelsin şu meteor diye aslında iyi merhametli kimseye kötülüğü dokunmamış herkesi ve tüm hayvanları karıncasına kadar ışınlasınlar kötüler zalimler de meteorla yok olsun
ne kötü dünya bu ya...:(
canım senin de canını sıktım kusura bakma:((çok kötüyüm şu an yorumuma yansıdı isteristemez
sevgilerimle öpüyorum

Hanife Mert dedi ki...

Sevgili Nilay hanım aynen ben de...:))Çok severim Eylülü belki de hüzünlendirdiği içindir kim bilir..:))
Benden de sevgi ve sealamlar,
sağlıcakla kalın.

Hanife Mert dedi ki...

Merhaba Seldanın mutfak defteri. Bloğuma hoş geldiniz... Elbette gelirim ben de bloğunuza. Bloğumu beğenmeniz sevindirdi beni.
Görüşmek üzere sevgilerimle..

Hanife Mert dedi ki...

Farkındayım Müjdeciğim. Yaşananlar yaşadıklarımız, çaresiz izlediklerimiz bizi çok etkiledi.Öyle zulümler yapılıyor ki insanın aklı almıyor. Bizler kıyamet ehliyiz. Elbet bu dünyanın sonu gelecek buna inancımız tamdır. Dünyanın sonunun ne zaman geleceğinin, kıyametin ne zaman kopacağının bilgisi Allah katında. Gaybı ancak Allah biliyor, biz bilmeyiz. Ama şurası gerçek ki Allah adildir. Kimsenin hakkını kimsede bırakmaz. Sana bir hikaye ile cevap vereyim;

Kanuni Sultan Süleyman, Seyhülislam Ebüssuud Efendi'den, manzum bir beyitle, Top kapı Sarayının bahçesindeki meyve ağaçlarına zarar veren karıncaların yok edilmesinin dinen caiz olup olmadığını sordu.
Beyit şöyle:
"Dirahta ger ziyan etse karınca
Günah var mıdır anı kırınca?"
(Eğer karınca ağaca zarar verir, onu kurutursa, onu yok etmenin bir günahı var mıdır?)
Şairliği de bulunun Ebüssuud Efendi, manzum soruya manzum bir cevap verdi:
"Yarın Hakkın divanına varınca,
Süleyman'dan hakkın alır karınca..."
Bu da demektir ki, her kim kime zulmediyorsa Allah'ın huzurunda mazlum zalimden hakkını alacak..
Benim canımı sıkmadın Müjdeciğim niye sıkasın ben de çok üzülüyorum. Oyüzden dikkatimi farklı şeylere yoğunlaştırmaya çalışıyorum.
Ben de öpüyorum seni ve bücürüğü canım, sevgilerimle
Sağlık ve esenlikler diliyorum.

Hüseyin GÜZEL dedi ki...

Hazan'ı ne kadar güzel anlatmışsınız. Ekleyecek pek bir şey olmasa gerek. Kalemin daim olsun. Mürekkebi hiç kurumasın. Saygılar.

Hanife Mert dedi ki...

Çok teşekkür ediyorum Hüseyin Hocam, beğeninize. Sizin de okuyan gözleriniz yüreğiniz ferah ve sağlıklı olsun.
Selam ve saygılar.

deeptone dedi ki...

çok güzel çok hazan yazmışsınız.
en sevdiğim mevsim yaa.
ama hüzünlenmem kii.
tam aksine bence hayatın canlandığı ay yaaa. okullar, sanat etkinlikleri.
bence eylülde başlıyoooo hayaaat.
ben de dün eylül yazısı yazmıştım. ama neşelii.
:)

Hanife Mert dedi ki...

Öyle güzel öyle çok yönlü bir mevsim ki, kimi şairlere yazarlara ilham olmuş, kimine hüznü hazanı hatırlatır. Bitişlerin ve başlangıçların habercisi...
Sevgili deepciğim senin yazın çok güzel olmuş okudum.
Yorumunla yazıma farklı bir boyut kazandırdığın için teşekkür ediyorum. Sevgiler.

Mert dedi ki...

Geldi çattı yine Eylül... Başlangıçlar ayı...

Kafa'ya beklerim. :) Kafanıza eserse... :)

Fatma Damyan dedi ki...

Merhaba Hanife Hanımcım,
Bloğunuzu yeni keşfettim :)) Çok beğendim. Sizi izlemeye aldım :))
Bana da beklerim. http://fatoscatadlar.blogspot.com/
Tekrar görüşebilmeyi diliyorum.
İzmir'den kucak dolusu sevgiler...

Hanife Mert dedi ki...

Evet doğru diyorsunuz Mert bey,
evet uğradım sayfanıza..:))

Hanife Mert dedi ki...

Merhaba Fatma hanım.
Bloğumu beğenmenize ve ziyaretinize mutlu oldum. Elbette size de gelirim.
Ben de Mersin'den selam ve sevgilerimi iletiyorum.
Sağlıcakla kalın.

Mert dedi ki...

Merhabalar, MG'ye gelmişsiniz. Kafa ve Ters Düz'deyim artık. Sevgilerimle... :)

Hobistanya dedi ki...

Sonbaharı sevemeyenlerdenim bende, anlayana büyük dersler veriyor aslında sonbahar, hüzün mevsimi, canlılığın kaybolduğu, renklerin solduğu bir mevsim .. sevilir mi bilmem ama ben sevemiyorum, baharı yazı özlüyorum şimdiden ..

Hanife Mert dedi ki...

Sevgili hobiciğim her mevsimin kendine özgü bir özelliği güzelliği vardır. Seninde dediğin gibi anlayana almak isteyene çok güzel dersler var..
Teşekkürler canım,
sevgilerimle