12 Eylül 2013 Perşembe

Sanki Hiç yaşamamış Gibi Öldürülen kadınlar!!


Nazım Hikmet "kadınlarımız" isimli şiirinde“…Anamız, avradımız, yârimiz. Ve sanki hiç yaşamamış gibi ölen… Ve soframızdaki yeri öküzümüzden sonra gelen ...Ve ekinde, tütünde, odunda ve kara sabana koşulan kadınlarımız”... dizeleri ile özellikle, her türlü çileyi göğüsleyen  cefakar ve vefakar Anadolu kadınını anlatmaktadır. O,ne yeri  öküzden sonra gelebilecek kadar değersiz ,ne de zulme uğramayı, horlanmayı hak edecek kadar zavallı  bir yaratılışa sahip.O, insan olmanın en temel unsuru, hayatın can damarıdır …En güzel şekilde yaratılmıştır.İnsanlığın devamı için olmazsa olmazlardandır. En büyük dertlerin dertlisi, çilelerin çilelisi, en büyük mutlulukların ardındaki sırdır. O anadır,bacıdır, yardır, yarendir... Lakin var oluşundan bu yana, hak ettiği yere hiç bir zaman konamayan, hep zarar gören ama kimseye zarar veremeyen kişidir. Çilekeştir, zillete düşendir. Bir kenara itilen, canı çıkana kadar dövülendir. Her kabağın başına patladığı yazgısı kara talihsizlerin talihsizidir.Çocuk yaşında evlendirilen neye uğradığını anlamadan hayatına son verilen küçücük çocuk gelindir... 
 Allah´ın kadını bir emanet olarak verdiğini unutan adamlara adam olmadıklarını anlatan sessiz aktörlerdir. 
"Sanki hiç yaşamamış gibi ölen, öldürülen kadınlar".
Ülkemizdeki kadınlar da, Tıpkı şiirdeki gibi hiç yaşamamış gibi ölüyor ve öldürülüyor. Kimi sokak ortasında, kimi çocuklarının gözleri önünde kurşunlar boşaltılıyor bedenine, kimi bıçaklanıyor, kimi,ıssız bir köşede işkence edilerek, kimi yaşının küçüklüğüne aldırmadan hoyratça davranılarak  öldürülüyor… 
Baba, erkek kardeş, eş, sevgili, eski eş hatta eski sevgili… Kimi töreyi gerekçe gösteriyor, kimi kıskançlığı,parasızlığı, kimi stresi, kimi de namusu... Kimi ayrılmak istemiyor, kimi boşanmak. Erkekler, yıllar önce boşanmış veya ayrılmış olmasına rağmen bunu kabullenemiyor ve kanlı elleriyle kadınların hayatına son kez dokunuyor. 
Nette okuduğum bir haber bir kadın olarak bir anne ve bir eş olarak yüreğimi acıttı... Haber şöyle;

8 yaşındaki kız çocuğu düğün gecesi öldü. Yemen'in güneyinde bulunan Hardth şehrinde sekiz yaşında bir kız çocuğu 40 yaşından daha büyük bir adamla evlendirildiği gece vajinasındaki ve iç organlarındaki yaralanmalar nedeniyle hayatını kaybetti. Tüm dünyada büyük yankı uyandıran olay sonrası insan hakları örgütleri ve Yemenli aktivistler adının Revan olduğu açıklanan küçük kızla evlenen adamın ve Revan'ın ailesinin tutuklanması için çağrı yaptı. Birleşmiş Milletler Nüfus Fonu (UNFPA) verilerine göre 2011 ila 2020 yılları arasında dünya çapında 140 milyondan fazla kız çocuğu 18 yaşından önce evlendirilecek. Bu rakamın 50 milyonu ise 15 yaşından önce evlendirilerek çocuk gelin olacak. Yemen’de ise kız çocuklarının üçte biri 15 yaşına gelmeden evlendiriliyor.
Cumhuriyet.com.tr
Daha çocuk yaşına rağmen, elinde bebeği ile evcilik oynaması gereken bir yaşta, cehalete kurban edilen bir can... Cahiliye döneminde diri diri toprağa gömülen kız çocuklarından ne farkı var Revan'ın... 
Her defasında son olmasını dilediğim kadın cinayetleri, tacizleri, kadına uygulanan zulümle  her geçen gün artıyor. Gün geçmiyor ki, öldürülen şiddete maruz kalan kadın haberleri medyada öncelikli yerini almasın... 
Sebep ister psikolojik, ister sosyolojik ve isterse toplumsal olsun, insanlığın yüz karası olan kadına uygulanan şiddet, taciz,  ölüm ve zulümlerin   biran önce son bulması ve kadına, anaya, eşe hak ettiği değerin saygınlığın kazandırılması dileğimle...

12 yorum:

Hobistanya dedi ki...

Cahillikten başka birşey değil bunlar, insanlığa yakışmayan olaylar, okudukça ,duydukça tüylerim ürperiyor,

Hanife Mert dedi ki...

Aynen ben de öyle Hobiciğim. Ama insanlıktan nasibini alamamış yaratıklardan her şeyi beklenir.
Sevgilerimle canım..

Bir Kase Lezzet Ayşe Alkan dedi ki...

canım benim bizim kıymetimiz bilinse ne güzel olur ama el neder ne olur davasıyla nice kadınlar eziyet görüyor ve büyüklerin dediği sapredin bıçak kemiğe dayanıyor ama halen aynı:)))

verda varlı dedi ki...

bu kız çocuğunun dramı benide çok sarstı..insanlara ne oluyor böyle bu kadarmı gözleri döndü, çok üzücü çok:( bende beklerim http://birfiskelezzet.blogspot.com/ sevgilerimle...

Hanife Mert dedi ki...

Çok haklısın Ayşciğim. Hep başımıza ne gelen el alem ne der den değil mi? Bizim dediklerimiz hep geri planda..
Kızını evlendirir gelinlikle geldin kefenle çıkarsın ancak bu evden şartlandırmaları ve böyle giderse daha çok kadının kefen çıkar koca evinden. Allah sonumuzu hayra çıkarsın canım. Güzel yorum için teşekkür ediyorum.
Sevgilerimle.

Hanife Mert dedi ki...

Kadın olarak anne olarak eş olarak hepimizi üzdü. Revan'a reva görülen böyle bir ölüm, diğer çocuk gelinler içinde tehlikenin boyutunu gözler önüne serdi. keşke insanlar bu yaşananlardan ders alabilseler. verda hanım sayfama misafirliğinizden dolayı teşekkür ediyorum. Elbette uğrarım sayfanıza.
selam ve sevgilerimle

Müjde Dural dedi ki...

Cehalet, cahil gelenekler, dinle yönetilen ülkede yaşıyor olmak, üçü birleşince bu tablolar ortaya çıkıyor, dinle yönetilen ülkelerde erkek kıymetlidir, kadın ise erkeği ayartan şeytandır, bu ortaçağ Avrupa'sında da böyleydi, Luther çıkıp da kilisenin sapıklıklarını ortaya serip aydınlattı, bizde de Atatürk çıkıp kadınları bu cahillerden kurtardı ama kıymetini bilmiyorlar, Yemen'in de bir Atatürk'ü olaydı o kızcağız şimdi hayatta olacaktı:(

canım kocaman öpüyoruz sevgilerimle

Hanife Mert dedi ki...

Şu noktayı açıklamak isterim izninle Müjdecim, cehalet ve cahil gelenekleri kabul ederim ancak dini bu kategoriye asla koymam. Eğer o ülkeler bu dinin sahibinin kelamına kulak verselerdi yada onu anlamış olsalardı, bu dinin Peygamberi(s.a.v) doğru anlaşılsa idi ve mesajları iyi anlaşılsa idi ne bu kız nede başka kadınlar ne zulme uğrar, ne şiddet görür, ne de öldürülürdü. Alemlere rahmet olarak gönderilen bir peygamber asla bu zulme onay vermezdi. O ülkelerin cehaleti ve geleneklerini din olarak yaşamaya çalışmalarının bir ürünüdür. İslam zulme karşıdır. Kadına hiç bir dinin ve inancın vermediği kadar önem verir. Benzer olaylar bizim ülkemizde de yok mu* zannediyorsun... Öldürülen şiddete uğrayan kadınlar, çocuk gelinler, töreye kurban verilen gencecik insanlar yok mu, elbette var. Bu insanın cehaleti ve ülkelerde uygulanan yasanın yetersiz oluşundan kaynaklanıyor.
Yorum için teşekkür ediyorum canım
öpüyorum ikinizi de
sevgilerimle..

Dostbahcesindenlezzetler dedi ki...

Hanifecigim cok huzel paylasim..bir an dusundumde acaba Amazon kadinlari olsaydik.biz onlara dayak atip 5, sinif gorseydik gorebilseydik ne iyi olurdu..cahil tore bagimlisi kadinin yerinin olmadigi toplumlarda beyinlerin belden asagi olan yapilandigi toplumlarda kadina siddet hic bitmez...eline kalemine klavyene saglik..sevgiler mutlu bir hafta olsun..baris ve gunesle dolu..

Hanife Mert dedi ki...

Teşekkürler Emelciğim, okuyan gözlerine yüreğine sağlık. Çok doğru gerçekten aslında taa baştan sesini yükseltmiş olsa idi, Türk kadını bu kadar ezilmez 2. sınıf insan haline gelemezdi.Kesinlikle her cümlene katılıyorum. İnsanlar cehaletin esiri olmuş. Belkide işine öyle geliyordur.
sevgilerimle canım sana da mutlu huzurlu bir hafta diliyorum. Sevgilerimle..

Gülçin nur dedi ki...

Okuyunca geçer mi, ders verilirse anlaşılır mı, söylesek bilinçlenir mi bu insanlar..yoksa iş yüreklerde mi bitiyor ben bu ikilemi hep düşünyorum ve aklıma -asiye nasıl kurtulur-filmi geliyor..içim acıyor, ne asiye hiç birin hak etmişti nede yukarıda anlattığın, kadınların yaşadıkları travma ve acı..her zamanki gibi yazıların yüreğe çok dokunuyor Hanifeciğim, kalemin duyulsun bilinsin inşallah, sevgilerimle..

Hanife Mert dedi ki...

Sevgili Gülçinciğim, hem söylenmeli okunmalı, yazılmalı ders verilmeli hem de yüreği, zihniyeti etkileyici politikalar üretilmeli. Yasalarla desteklenmeli. Yasalar bu kimseleri cezalandırmalı caydırıcı nitelikli olmalı. El birliği ile mücadele edilmeli. Güzel yorumun için teşekkür ediyorum. Sevgilerimi iletiyorum canım.
Hoşça ve sağlıcakla kal.