26 Mayıs 2013 Pazar

Ye Kürküm Ye Devri

Ye Kürküm Ye… 
Nasreddin Hoca’nın meşhur bir fıkrası vardırya hani; ye kürküm ye diye. Hoca bir gün günlük kıyafetiyle bir meclise gitmiş. Pek itibar hürmet görmemiş, sofraya da davet edilmemiş. Hocamız bu tabi, irfan ve feraset sahibi bir insan, sebebini anlamış bu durumun. Evine gitmiş güzel kıyafetlerini giymiş, üstüne de kürkünü. Tekrar aynı meclise gitmiş. Bu defa hocaya büyük itibar etmişler, hürmet göstermişler ve sofranın başucuna oturtmuşlar. Hocaya her yemek ikram edildiğinde Hoca önce kürkünü uzatıp “ye kürküm ye” diyormuş. Tabi çevresindekiler anlam veremeyip, “Hoca kürk yemek yer mi?” diye soruyorlarmış. Hoca da biraz önce normal kıyafetlerimle geldim, sofraya oturamadım, kürküm ile geldim sofranın başucuna oturdum. Yemek onun hakkı mealinde bir cevap vererek anlayanlara güzel bir ders vermiş. 
Her ne kadar yıllar,yüzyıllar da geçse, bilim ilerlese de, atların, eşeklerin,develerin, katırların yerini arabalar, trenler, uçaklar, helikopterler alsa da, bilgisayar, internet icat edilse de, bilgi çağına girmiş olsak da, insanların değer yargıları, yaşam felsefeleri ve zihniyetleri değişmiyor. 
İnsanlar kişileri dış görünüşlerine, giyimine, kuşamına, mevkisine, makamına, rütbesine, malına, mülküne,kazancına göre değerlendirip insan yerine koyuyor.. 
Görünüş ve madde insanların ruhlarına o kadar işlemiş ki. Bütün değer yargıları, şekil, görünüş ve madde üzerine bina edilmiş. Şeklin güzelse adamsın, paran varsa adamsın, zenginsen adamsın, mevki makam sahibi isen adamsın gibi.. Demek bu Nasreddin Hoca zamanında da böyleydi şimdi de böyle. Halbuki bizim kültürümüz edebi, ahlakı, ilimi, irfanı değerli görürdü. En değerli varlıklar olarak bunları kabul ederdi. Ahlak, ilim, irfan artık yok, para, ev, araba, mevki, makam var. 
Tüm bu değer yargılarımızın madde üzerinde yoğunlaştırılması, toplumda saygı, sevgi, hoşgörü, dostluk, vefa, yardımseverlik gibi değerlerin kaybolmasına neden olduğunu görüyoruz. 
Yoldan geçen yayaya çarpıp kaçan sorumsuz, ruhsuz insanların olduğu gibi, yerde yatıp canı yanarak kurtarılmayı bekleyen, kimseye yardım etmek yerine sadece bakıp geçen kişileri görüyoruz. . 
Beni  üzen; kendini dindar olarak tanımlayan ve görünüşte dini hassasiyetleri diğer insanlardan daha fazla olanlar da aynı. Onlar da tamamen saygılarını, hürmetlerini madde, para odaklı hale getirmişler. 

Belki çok genelleyici, karamsar ve kötümser bir yazı oldu. Ancak değer yargıları ahlak, edep, ilim, irfan temelinde kurulu insanlar olduğunu biliyorum ve benim  saygı ve hürmetim onlara... Parasına,  makamına,  arabasına, yazlığına, kışlığına değer biçenlere, fakiri güçsüzü ezenlere, yetimi yerenlere  değil...
sevgi ve muhabbetle



11 yorum:

miyav kedicik dedi ki...

Ne güzel akıcı, güzel bir Türkçeyle yazıyorsunuz. Tabir caiz ise yazılarınız ''su gibi''
İnşallah değer yargılarımızı, örf adetlerimizi, dininizi, vatan ve millet ve bayrak sevgimizi ilkelerinde beyninde yaşatan gençlerimiz ve geleceğimiz olsun..:))

Hanife Mert dedi ki...

Çok teşekkür ediyorum sevgili miyav kedicik arkadaşım. Yazılarım hakkında ki güzel düşüncelerinize...Güzel dileklerinize ben de yürekten inşaallah diyorum. Çünkü insanlık öylesine bozuldu ki; tüm yaşamımızı maddi değerlere endeksledik. Örf, adet, din,vatan,,millet, bayrak, sevgi, saygı, edep, vefa gibi güzelliklerin önüne geçirdik. Bu böyle devam ederse, kendimize çeki düzen vermez isek Allah muhafaza her şeyimizi kaybedecek durumla karşı karşıya kalmaktan korkuyorum.
Haklısınız özellikle gençlerimizin bu yönde eğitilmesi ve yönlendirilmesi kaçınılmaz bir durumdur.
Değerli katkınıza tekrar teşekkür ediyor sevgilerimi gönderiyorum size, kedinize ve oğluşunuza...:))
Gönlünüzce bir hafta diliyorum.

~♡ηυяѕαℓкιмι™ dedi ki...

Ne güzel demişsin..
Maalesef dünya öyle bir yer oldu ki, üç kuruşun yoksa ölüme terk ediliyorsun acımasızca..
İnsanlar maddiyatla nefes alır hale geldi.
İnsanlık öldü, bencillik yaşıyor sadece..

Hanife Mert dedi ki...

Çok doğru maalesef nursalkımım.. Ne üzücüdür ki, insanlığımızı kaybettik. Güzel yorumun için teşekkür ediyorum canım. Sevgilerimle,

VuslaT dedi ki...

Canım benim çok doğru tespitlerin.
ye kürküm yada
ye makamım veya
ye param.
Yoksa değerin
delin kürküm, yada
kaysın koltuğun, veyahut
geber ne yaşıyon ki..

Hanife Mert dedi ki...

:)) Çok güzel ifade etmişsin canım.. kesinlikle öyle. Paran makamın...varsa insansın yoksa öl insanlık o duruma geldi.
Öptüm Vuslatım kocaman.
Sevgiler canım.

bücürükveben dedi ki...

Yoldaki kanlar içindeki yaralıyı "arabam kirlenir" diye arabasına almayanları gazetelerde okumuştum:( dindarım diyen pekçok insanın hali akpkkk'ya bakınca zaten ortada Hanife'ciğim, ben çok merak ediyorum bunlar nasıl dindarmış? İnsanların bilgisayarlarına haberleri olmadan virüslü dosyalar gönderip, sonra da onları bu tamamen sanal belgelerle 'sen darbe yapmayı planlıyormuşsun seni darbeci seni!" diyerek içerlere atanlar, cep telefonlarına polis eliyle Hizbullah telefon numaraları yükleyip sonra da pişkin pişkin 'ay yanlışlıkla olmuş' diyenler nasıl dindarlar? Koç, Sabancı kadar olmasa da çok zengin olduğunu bildiğim kişiler kapılarının önündeki kediye, köpeğe bir kap bayat makarna, pilav vermezler ama Ramazan gelince kendileri gibi zengin, muhtaç olmayan komşularına et dağıtırlar! Ben öyle bir komşuma mevlüde gitmiştim adada köşkte yaşıyordu (filmlerdeki gibi) yazdı hava sıcak mevlüt köşkün kocaman güzel bahçesindeydi, etli pilav dağıtılmıştı yıllar önce...o zaman ben henüz etyememez hale gelmemişim..pilavı yerken yanıma bahçenin kedisi geldi, canı çekti..bir tane de ona vermek istedim ama kadın da karşımda oturuyor ayıp olmasın diye izin istedim verebilir miyim dedim kediye de hani günah mühan saymasın diye...kadın hemen 'günah verme' dedi. Ya ben anlamıyorum ya, dindarım diyenleri anlamıyorum tüm dinler yok olsun ya istemiyorum din min kardeşim..ay kusura bakma hatırlayınca tepem attı yine..:(

sevgilerimle canım

Aslı Aslı dedi ki...

Kesinlikle katılıyorum Hanifem. Özellikle çok dindar görünen, dini vecibelerini yerine getiren insanlardaki kibri ve paraya tapmayı asla anlayamıyorum. Maddesel şeylere önem veren insanların, insanlıklarını yitirdiğini düşünüyorum dolayısıyla bütün ahlaki duygularınıda...

Hanife Mert dedi ki...

Müjdeccim çok haklısın.O anlattıklarının belki de sadece küçük bir bölümü daha vahşet şeyleri görüyoruz okuyoruz. Onlara ben de ne diyeceğimi bilmiyorum. Bir sürü din istismarcıları, kendilerini dindar sanan dini belli bir kalıba sokmaya çalışan şekle çalışan kimseler diyorum. Onların yaptıkları din değil, onların dinden anladıkları hayatım. Din tamamen gösterişten, şovdan uzak olandır. Öyle ki; sağ elin verdiğini sol el bilmemeli. Merhamet, şefkat, sevgi adalet, doğruluk dinin özü. İnsanlar dini sadece kapanmak, namaz kılmak, oruç tutmak, hacca gitmek, zekat vermek gibi algıladıkları için dini vecibeleri yerine getirdim tamam diye düşünüyorlar galiba.. Oysa bu yaptıkları insanı eğitmiyorsa, onların vicdanlarını sızlatmıyorsa, yetime, düşküne, her türlü canlıya merhamet hissi uyandırmıyorsa insanlar imanlarını sorgulamalı. Müjdeciğim din olmalı mutlaka din olmalı aksi halde insanların sapkınlığının önü alınamaz hale gelir. Şuankinden daha beter duruma düşeriz. Ama şurası muhakkak ilahi adalet yerini bulacak herkes yaptığının karşılığını alacaktır Allah'ı izniyle...
Canım bir başkasının yanlış yaptığı bir şeyi o yanlış yapıyor diye ben de reddedecek değilim. Onların yanlışı kendilerini bağlar öyle değil mi?
Kocaman öpüyorum müjdeciğim, yorumunla katkın için teşekkür ediyorum canım. Bücürük ve sana sevgilerimi gönderiyorum canım.

Hanife Mert dedi ki...

Ben de senin yorumuna katılıyorum Aslıcığım. Çok haklısın. Kendilerini dindar olarak lanse edenlerin özellikle dikkat etmeleri gerekir ancak sonuçta insan işte. Ya cehaletten ya da şeytanın aldatmalarına kanıyor.
Canım aynı konuda Müjdeye detaylı yazdım. Çok teşekkür ediyorum katkın için sevgilerimle.

Özgür Tatlar dedi ki...

Ne güzel yazmıssın .bir elin verdiğini diğer el görmeyecek.oysa bazıları göstere göstere veriyor maalesef.