14 Mayıs 2013 Salı

VATANIMIZA, BAYRAĞIMIZA, TOPRAĞIMIZA SAHİP ÇIKMA VAKTİ!!! BU GÖREV HEPİMİZİN BOYNUNUN BORCU.


Söz konusu olan Vatandır. Bu kutsal dava için mücadele, resmi makam ve üniformaya sığınarak artık el altından yapılamaz .Böyle gizlililik hareketleri için artık zaman geçmiştir. Ulu orta harekete geçmek ve millet adına yüksek sesle bağırmak ve bütün milletin bu çığlığa katılmasını sağlamak gerekir.

 Mustafa Kemal Atatürk

“Sahipsiz Vatanın Batması Haktır, Sen sahip çıkarsan Bu Vatan Batmayacaktır"
Mehmet Akif Ersoy

18 yorum:

VuslaT dedi ki...

Büyük harflerle, kocaman sesimle, kocaman sevgimle:

BU VATAN BİZİM; BİZİM KALACAK; HER ZAMAN...

ahestebeste dedi ki...

Hatırlayalım, en karanlık an; şafaktan bir önceki andır.
Umutsuzlukta kaybolmayalım.
Ellerine sağlık canım, özünü anlatmışsın işin.

Hanife Mert dedi ki...

Evet Vuslatım gür sesimizi kısmak isteyenlere susturmaya çalışanlara fırsat vermemeliyiz... Susma vakti geçti artık...

Hanife Mert dedi ki...

Elbette umutsuz olmayacağız, çünkü umutsuzluk bize göre değil.. Canım öyle çok konuşuluyor, yazılıyor ki, neredeyse herkes erşeyi biliyor. O yüzden sanırım lafı dolandırmadan anlatılmak istenenin özünü bilmeye ihtiyaç var. Bir ve birlik olmak zorundayız. Sesimizi gür çıkarmak, düşmana korku salmak zorundayız. Gözümüzü açık tutmalı, babananecilikten ve nemelazımcılıktan kurtulmak zorundayız.. Reyhan'lı bize çok şeyi hatırlatmalı, uyarmalı..

ahestebeste dedi ki...

Güzelciğim, haklısın.Ben Reyhanlı'nın uyarı olmadığını dolayısı ile başlangıç değil sonlar olduğunu düşünüyorum.Uzun zaman ince ince yığıntı yapıldı, ama sebep ne olursa olsun ki bana göre hırs ve ahmaklıktan başka bir şey değil; hiç bir sebep halkını kırdırmak gereğini doğurmaz eğer 'Kurtuluş Savaşı' vermiyorsa o ülke.Hele de bu çağda.
Kazdıkları kuyuya düşecekler ve hem şehitlerimizin hem de Reyhanlı'da kaybettiğimiz değerli vatandaşlarımızın kanları ile boğulacaklar.Eminim.
Dünyada kurulmuş en büyük devlet olan Hun İmparatorluğu (Yanılmıyorsam 13 milyon kilometrekare civarında yüzölçümü vardı) yıkıldıysa, Bizans yıkıldıysa, başkaları da yıkılabilir demektir bu.
Ve unutmayalım mazlum kadar zalim de terk-i diyar eylemek zorundadır, burada ne kadar güçlü olursa olsun.Aklıma Hasan Sabbah geldi:)
Allah büyüktür, bunları yaşamamızın da bir sebebi vardır elbet, ben bunları yaratanların yaşayacakları ibreti bekliyor ve niyaz ediyorum; Allah bana görmeyi nasip etsin.Amin.

Hanife Mert dedi ki...

Amin ahesteciğim... Her şey hepimizin gözü önünde açık ve seçik olarak cereyan ediyor. Kimse ses çıkarmıyor, ne oluyoruz, neden korkuyoruz... Bu vatan bizim, birileri bir şeyleri dayatıyor bizler susuyoruz. Masum insanlar paramparça oluyor. Bu ne dine, ne imana, ne vicdana, ne ,insanlığa sığar. Hükümetin gözünde bit kadar değeri yok bu milletin. Ne onuru kaldı, ne haysiyeti. Kadın bangır bangor bağırıyor, gerilla (dağ ayılarının) kılına zarar gelirse yakarız yıkarız diye açık açık tehditleri savuruyor. Ne hakim ne savcı nede bir yetkili ses çıkaramıyor. Bu kadar mı güçsüz çaresiz kaldık. Kendi ükemizde garip, kendi ülkemizde parya kaldık. Böyle onursuz haysiyetsiz yaşayacağımıza şerefimizle ölelim daha iyi. Güçlü olmak güçlü ve dik durmak zorundayız. Korkmadan korku salmalıyızkorkutmaya sindirmeye çalışanlara.
Zerrinciğim kusura bakma, çok doldum çok üzüldüm. İnan pazar günü anneler günümü kutlayamadım. Üzüntüden, acıdan kızgınlıktan.
Teşekkür ediyorum canım sevgierimle.

Aslı Aslı dedi ki...

Son zamanlarda konuştuğumuz tek konu bu Hanife. Ama biliyorumki sadece konuşmakla olmayacak artık gerçekten bir şeyler yapmanın zamanı geldi geçti bile. Gözümüzün önünde bağıra bağıra Ülkemizi parçalıyorlar gözümüze sokuyorlar yaptıklarını, hala bir şey yapmıyoruz. Hanife Bu Ülke çok zor şartlarda kuruldu binlerce insanımız telef oldu, bu kadar kolay değil yok etmek. Ama bir suskunluğumuz var bunun adı korkumu bilmiyorum, yoksa fırtınadan önceki sessizlikmi?

Hüseyin GÜZEL dedi ki...

Reyhanlı'da yaşananlar, yaralıların görüntüleri ne yazık ki insanın insana yapacağı en büyük zulümün göstergesidir. İnsanın insana neler yapacağı bu resimlerde ve görüntülerdedir. Dahası var mı? İnsan öldürmek, insanın yaşamına son vermek, suçsuz ve günahsız, işinde gücünde olan, çoluk çocuğuyla caddede sokakta olan savunmasız insanları katletmek alçakların işidir. Alçakları destekleyenler de alçaktır. Alçaklar er geç insanlık önünde dize geleceklerdir. Vatan toprakları kutsaldır. bayrak kutsaldır. Bir milletin var oluş göstergesidir. Vatansız ve bayraksız bir millet özgür yaşıyorum diyemez. O nedenle her şartta vatan topraklarına, bayrağa sahip çıkılacaktır. Olanlara tepki vermemek mümkün değildir. Olanları yok saymak, görmemek mümkün değildir. Her nereden gelirse gelsin bu aziz topraklara yapılacak saldırılara göğüs gerilecektir. Dost düşman bunu böyle bilmeli, böyle bellemeli. Mustafa kemal'in Askerleriyiz. Ne Mutlu Türküm Diyene.

Hanife Mert dedi ki...

Haklısın Aslıcım, her şey açık seçik gözümüzün önünde gerçekleşiyor. Kayıtsız kalmamız mümkün değil. Her birimizin küçük ya da büyük yapabileceği bir şey vardır. Herkes imkanı ölçüsünde göstermeli korkmadığını bu vatanın sahipsiz olmadığını. Lafta kalmamalı bazı şeyler. Suskunluğumuz İnşaallah fırtına öncesi sessizliktir diyelim.
Yorum için teşekkürler canım...

Hanife Mert dedi ki...

Hocam çok teşekkür ediyorum. Söylenecek her şeyi gayet güzel anlaşılır bir üslupla ifade etmişsiniz. Her birimiz açık yüreklilikle ifade etmeli;
NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE!

Saygılar,

bücürükveben dedi ki...

Canım, sen ve yorum yazan arkadaşlar dahil, birkaç diğer arkadaş dışında bu konulara değinenler o kadar azız ki..:(( kaç zamandır elim o yüzden yazmaya gitmiyordu....başımıza ne gelirse cehaletten geliyor, 70 yaşında teyze var oturduğumuz apartmanda...7/24 SamanTV izler, her şeyi AKPkk gözüyle görüyor, ona aynada ne gösterirlerse ona inanıyor, etrafta o yüzden Atatürk düşmanı tipler çoğaldı...vatan hainleri zaten malum de bir de duyarsızlarla, umursamayanlarla uğraşmak..:((

neyse canım eline sağlık, Bücürük ve ben öpüyoruz...

Dostbahcesindenlezzetler dedi ki...

Bilmiyorum, bizmi sessiz kaliyoruz sesimizimi kisiyorlar..bu vatan bizim..ama inanin umutsuzlugu hergun artiyor..uzuluyorum birseyler olmali yapilmali diyorum ama bilemiyorum..siz vatan icerisinde biz disarda..her zaman sesimizi yukseltecek bu vatan bizim diyecegiz..yarinlarin aydinlik olacagini umut ediyorum diliyorum..

Hanife Mert dedi ki...

haklısın Müjdeciğim, benim de canım sıkılıyor ve moralim çok bozuluyordu. Pek bir şey paylaşamadım uzunca bir süre... Sonra arada tek tük moral olsun anlamında... Ama artık şurası gerçek ki, susmanın sessiz kalmanın zamanı geçti diye düşündüm. M. Kemal Atamızın bizden istediği gibi sesimizi gürleştirmeli, birlik ve beraberlik içinde kararlı ve azimli olarak sesimizi yükseltmekten başka çaremizin olmadığını düşünüyorum. İnanıyorum ki, kararlı duruş mutlaka karşılık verecektir. Verdi de.. Örnek; Reyhanlı'nın birlik ve beraberlik içinde kararlı şekilde tepkileri Suriye'lilerin geri dönmesini, kaldırılmak istenen T.C İbaresi eski haline dönüştü. Akillere verilen tepkiler de en kısa zamanda onları yıldıracaktır..
Özetle Müjdeciğim, tek başına değil, toplu olarak verilen tepkiler mutlaka sonuç vercektir. Bizlerde bize düşeni en güzel şekilde yerine getirmeliyz.
Haklısın canım cahillerin düşünce yapılarını değiştirmek çok kolay olmasa da, her insanın anlayabileceği bir dil vardır. O dili bilmek bulmak lazım diye düşünüyorum. Döndüğüne gerçekten sevindim. Ben de öpüyorum, bücürüğü ve seni.

Hanife Mert dedi ki...

Sevgili Emel Hanımcığım, zaten onların hedefi de amacı da o değil mi? Sesimizi kısmak, sindirmek, susturmak. Bizler de alışık olmadığımız uygulamalar karşısında şoke olduk. Artık o şokun etkisini yok edip, Vatanımıza sahip çıkmak ve sesimizi gürleştirerek düşmana gereken korku ve cevap verilmeli. Umutsuzluğa kapılmadan bir ve birlik olarak, sabırlı, kararlı, azimli mücadelemizi vermek ve uyanık olmak.
Yorum için teşekkür ediyorum, Hayırlı, huzurlu, barış içinde güzel günler hepimizin olsun inşaalah,
sevgilerimle,

ahestebeste dedi ki...

Hemen herkese egemen olan en belirgin tepki, çaresizlik ve elden bir şey gelmeyeceği duygusu.
Oysa herkes elinden ne geliyorsa onu yapmalı.
Söz, nasıl, nerede ve ne zaman söylendiğine bağlı olarak etkisini arttırır ya da azaltır.
Hepimizin ellerinde bloglarımız var değil mi?
Neden bunu iş edinip oldukça güçlü olan kalemlerimizle kelamlarımızı etmiyoruz?
Cahilleri küçümsemeyelim.Önemli olan onlarda saygı uyandırabilmekve dinlemelerini sağlamaktır. Okumamış ve düşünmemiş olmaları onların suçu değil.Sistemli olarak içi boş insanlar yetiştirildi, hem de bir kaç kuşak.
Gereken her zeminde dinleyenin tam olarak algılamasını sağlayacak şekilde-burası önemli, çünkü anlatılan anlaşıldığı kadardır-anlatmalıyız.Anlatılmalı.Böyle düşünüyorum.

Hanife Mert dedi ki...

Çok haklısın bestem...Düşüncenin her cümlesine katılıyor ve destekliyorum. Kesinlikle çok doğru. İnsan düşüncesini paylaştıkça rahatlayacak ve moral olacaktır.Düşüncesini yazıya dökmeli başkalarının düşünceleri üzerinde olumlu etki yapabilir. Cehalet konusunda da; cahilliği insanların eğitim alıp almamaları olarak değerlendirmemek lazım. Kimi üniversite mezunu, sadece ilk okulu bitirmiş birinin bilgisine görgüsüne, tecrübesine sahip olamıyabiliyor. Kurtuluş savaşımızı mücadele ederek zafer kazanan Milletimizin çoğunluğu okur- yazar bile değildi. İnsan hayatın, toplumunun farkına varmalı, takip etmeli, ilgili olmalı. Cahillik bu anlamda. Yoksa okuyamamıştır, okula gidememiştir...Mevlana'nın bir sözü vardır; " senin bildiğin karşıdakinin anladığı kadardır." yani bilgini karşı tarafa aktarırken kullanacağın yöntem çok önemli...
Canım, tekrar yorum için teşekkürler, hayırlı, huzurlu, barışlı günler hepimizin olsun.
sevgiler,

ahestebeste dedi ki...

Cahilden kastım, sadece okUmamış olmaları değil.Öğretim bilgi verir ama eğitim daha geniş bir zaman ve eylemi içerir.Bu anlamda içi boş insanlar yetiştirdi bu ülke.Tembellik ve atalet çok kolay alışkanlık yaptığı gibi uyuşturur da.O yüzden hem uyuşmuş hem de mantık yürütme yeteneği köreltilmiş, zombi yapılmış insana ulaşmak zor olsa da çabaya değer.
Ayrıca, şimdi muhalefette olan partilerden birisinin milletvekili bir konuşma ile o partiyi kurtaramayacaktır.En büyük iki muhalefet partisi de en az bu devlet geleneğinden yoksun cahiller topluluğu yönetim kadar suçlu.
Devrimler birer birer gözümüzün önünde alay edilircesine dejenere edilirken neredeydiler?
Yönetilen bizler de yöneticilere ne yaPıyorsunuz demediğimiz için en az onlar kadar suçluyuz.
Telafi etmek ve düzeltip ilerlemeye geçme aşamasına gelebilmek için atlanan adımları baştan almaz zorundayız.

Hanife Mert dedi ki...

Çok haklısın her sözünün altına imzamı atıyorum sevgili bestem...
Sevgili peygamberimiz(s.a.v) "Bir yanlış gördüğünüzde bunu elinizle düzeltin, gücünüz yetmezse dilinizle düzeltin buna da gücünüz yetmezse kalbinizden buğuz edin. Bu da imkanın en zayıf eylemidir" buyurmuş.
Seçtiğimiz yöneticileri takip edip yanlışlarında toplumsal tepkimizi göstererek uyaralım. Onların karşılarında el pençe divan durmayalım. Kaldı ki onları oraya getirenin halk olduğunu her fırsatta hissettirelim.. Bestem değerli düşüncelerini paylaşmana tekrar teşekkürler...