13 Mart 2013 Çarşamba

Bir fidan da sen dik!!

“Bir ulusun uygarlık düzeyi, üzerinde yaşadığı toprakları ağaçlandırmasıyla ölçülür.” (Franklin Roosevelt.) 
Dünya hayatının vazgeçilmez nimetlerinden biridir ağaç... 
Her insanın, doğumundan ölümüne kadar, hayatının her safhasında ihtiyaç duyduğu, kökünden, yaprağından, kerestesinden, çiçeğinden, dalından, gölgesinden, kokusundan, güzelliğinden faydalandığı ağaçsız bir dünya düşünülemez. 
İnsan için hayati önem taşıyan ağaçlanma faaliyetlerine gereken önem verilmemektedir. 
Ya kundaklama eylemleri ile yok edilen ormanlarımız, ya dikkatsizlik sebebi ile yakılan bir sigara sebep olmakta veya yapılan piknik sonucu söndürülmeyen ateş sebep oluyor oksijenimizi yok etmeye, daha acısı da, metropolleşmenin bir sonucu olarak,  devasa binalara yataklık ediyor güzelim yeşilimiz yeşilliğimiz… 
Yeşil uygarlık demek, huzur demek, sağlık demek, sabır demek, emek demek, sevgi demek...  Toprağa dikilen bir fidan sevgiyi, huzuru, sabrı, emeği, özlemi çağrıştırır.  Her bir fidan için sarf edilen emek, çaba, sabır, inanç geleceğimiz olan fidanlarımıza, gençlerimize verilmiş emek demektir.
 Toplum ağaç dikmeye teşvik edilmeli. Hem bu gün hem de gelecek nesillere mutlu huzurlu sağlıklı bir dünya  bırakmak için gerekli...
Bu konuda Hz peygamberimiz (s.a.v) Müslümanları ağaç dikmeye teşvik etmektedir.

 “Müslüman bir kişi bir ağaç diker de ondan insan, hayvan veya kuş yerse bu yenen şey kıyamete kadar o kimseye sadakadır.” 
“Yarın, öleceğini bilsen bile ağaç dik..." 
" Kıyametin koptuğunu görsen bile, elinde yeşil dal varsa dik..." 

"Atatürk ün doğayı, ağacı sevmesinin en belirgin örneklerinden birisi ise kuşkusuz Atatürk Orman Çiftliği dir. Atatürk, 1925 yılında kendi aylığından ödeyerek çiftliğin bugünkü yerini satın almıştır. O yıllarda bu topraklar, ortasından demiryolu geçen bataklık ve boş bir araziydi. O, toprağa karşı zafer kazanabileceğini de kanıtlayarak çiftliği burada kurdu. Bugün, Ankaralılar için çiftlik bir dinlenme yeri haline gelmiş, Atatürk ün önderliğinde dikilen ağaçlar büyümüş, gölgesinde insanlar dinlenir olmuştur. O doğadan zevk alan bir insan olarak, yeşilliği ve ormanı daima sevmiştir."
Maalesef bu gün bu güzelim çiftlik, beton yığınına yataklık eder hale getirilmeye çalışılıyor...
"Bir kuşağın diktiği ağacın gölgesinde gelecek kuşaklar serinler"(Çin Atasözü)
Harun Reşit Veziri ile birlikte tebdili kıyafet dolaşırken bahçesinde hurma fidanları diken bir ihtiyar görür. Selam verir ve aralarında şu konuşma geçer:
- Kolay gelsin, ne yapıyorsun böyle?
- Hurma fidanları dikiyorum.
- Peki bu diktiğin hurma fidanları ne zamana kadar büyür ve meyve vermeye başlar?
- Kim bilir belki on, belki yirmi sene sonra yetişir ve meyve vermeye başlar.
- Peki onların meyvelerini görebilecek misin?
- Bu yaşlı halimle belki göremem. Ama bizden öncekilerin diktikleri ağaçların meyvelerini biz yedik. Biz de bizden sonrakilerin istifadeleri için bu hurma fidanlarını dikiyoruz. Bu söz Harun Reşit’in hoşuna gider ve bir kese altın verir… İhtiyar, Allah'a hamd eder ve:
- Diktiğim ağaçlar hemen meyve verdi, der… 

Anadolu lisesi 10. Sınıfta okuyan kızım, okulunda öğretmenleri ile görüşerek ağaç dikme kampanyası başlatmak istediğini bildirir. Orman bölge müdürlüğü yetkilileri ve belediye başkanlığı yetkilileri ile görüşerek yer taini ve dikilecek fidanlar tespit edilerek bu güzel hayırlı işe vesile olmuştur. 
Kızımın bu güzel davranışı, beni de bu yazıyı yazmaya ve fidan dikmeye teşvik etmiştir...
Sevgi ve muhabbetle 

16 yorum:

asyayazar dedi ki...

Bilmem ne ormanı yazısı çok, ormanı az bir ülkeyiz. Her gün azalıyor, malum nedenlerle.Kimse orman sevmiyorum demiyor ama her sene resmen yaz geldi mi gerçekten ciğerimiz yanıyor. Kızınızı tebrik ederim, sizi de;her konuda bir şeyler yazıyoruz ama bu konuda yazan ilk sizi okudum:)))

Hanife Mert dedi ki...

Çok haklısınız Asya Hanım, gerçekten yazısı çok ama ormanı azaltılmış bir ülke haline geldik... yeşilimiz bir şeylere urban ediliyor. Ben şuan oturduğum eve 2008 temmuz ayında taşındım. Taşındığım ilk bir kaç yılında evimizin ön tarafı yemyeşildi. Bahar geldiğinde ortalık papatya gelincik kokusundan geçilmezdi.Son bir iki yıldır o güzellik tamamen yerini, bir temel atılırken gördüğümüz ve bir kaç ay içinde devasa binalara bıraktı. Çok üzülüyoruz. Bir şekilde dur demek gerekiyor. Kızımı ben de tebrik ve teşvik ettim, duyarlı davranışından ötürü...
Size de teşekkür ediyorum samimmi yorumunuzla katkınızdan dolayı...
sevgilerimle,

bücürükveben dedi ki...

Hanife'ciğim, öncelikle sondan başlıyorum kızını tebrik ediyorum, çok güzel bir işe kalkışmış, maalesef cahilimiz çok olduğu için ağacın,doğanın önemini bilmiyoruz.

Atatürk hayatı boyunca 4000 kitap okuyan, Harp okulunda 3-4 yabancı dil öğrenen ki, buna çok zor Rusça dili dahil çok kültürlü, çok eğitimli ve çevre bilinci çok yüksek biri olduğundan TEK BİR ağacın bile kesilmemesi için, biliyorsun ünlüdür o olay, ağacı evin içinden geçirtmiş.

Onun biz Ankaralılara YADİGARI Atatürk Orman Çiftliği'nde çocukken 5-6 yaşlarındayken ailece yazın sıksık giderdik, muhteşem bir de dondurması vardır ve hala aynı lezzettedir. AKP malum Atatürk'ü unutturma, SİLME çabalarıyla burasını parça parça yok ettiriyor. Gündemde o kadar çok şey var ki, millet maalesef fazla tepki göstermiyor:(

Bu da linki:

http://www.muhalifgazete.com/60899-AOc-yagmalandi.htm


Tayyip bir de saray gibi bir konut inşaa ettirecekmiş!
Önce imara açtırmış.

bücürükveben dedi ki...

ne oldu tam link verecektim ki, hay Allah yanlış tuşa bastım yorumum bitmeden gitti devamı burada canım..

http://tgb.gen.tr/haberler/7754-tayyipe-saray-yapmak-icin-ataturk-orman-ciftligini-yikiyorlar

linkte video da var, 3000 ağaç kesmişler..
Ankaralıların çocukluklarının en güzel hatırasıdır Atatürk Orman Çiftliği...ayrıca da Atatürk'ün yadigarıdır artık ne diyeyim...

canım eline sağlık, iyi geceler
Bücürük'le öpüyoruz ..:)

bücürükveben dedi ki...

yorgunum dostlarım yoruldum artık
çok çok severim hele Emel Sayın da olunca önce bir güzel onu dinledim:)birlikte söyledim:))teşekkürler:)

Hanife Mert dedi ki...

Kızım adına teşekkür ediyorum Müjdeciğim. Gençlerin teşvik ve taktir edilerek ülke için, insanlık için güzel faydalı şeyler yapmaları desteklenmeli.
Anakara'yı çok fazla bilmem. Bir kaç defa iş icabı geldim. Atatürk Orman Çiftliğini de görmedim yalnız Ata yadigarı oluşu ve bozulup beton yığını haline getirilece oluşu beni de çok üzdü...:( İlahi adalet bir gün yerini bulacaktır. Ben buna inanıyorum evvelAllah..
Emel sayını dinliyor olman, beni de mutlu etti. Ara ara değişik şarkılar koymayı düşünüyorum. Stres atmak anlamında.
Yorum ve güzel düşüncelerinle katkın için çok teşekür ediyorum canım.
Sevgilerimle, ikinizi de kocaman öpüyorum..

Banu dedi ki...

Hanifecim öncelikle şirin duyarlı kızının gözlerinden öperim.
Yeşil orman ruhun cilasıdır derler doğru da... Minik serçe kadar olmak dileğiyle... sevgilerimle öptüm canım...

Hanife Mert dedi ki...

Çok teşekkür ediyorum, Banucuğum. Kesinlikle çok güzel ve doğru bir söz:"Yeşil orman ruhun cilasıdır"...
Haklısın yeşilimize sahip çıkmalı, yaşlısı, genci, çocuğu fidan dikmeye özendirmeli.
Ben de öpüyorum canım, sevgilerimle.

Hüseyin GÜZEL dedi ki...

Kızınızın doğa sevgisine ve mücadelesine hayran olmamak elde değil. Gençlerimizin doğa sevgisi ağaç misali yeşermeli, çoğalmalı. Çoğaldıkça da yeni ağaçlar, yeni ormanlar boy atmalı çorak topraklarda. Doğa biterse hepimiz biter yok oluruz. Bu nedenle kızınızı ve yazdığınız bu yazı nedeniyle sizi kutluyorum. Sevgi ve saygılarımı iletiyorum.

Aslı dedi ki...

Bu konuda o kadar çok şey yazmak istiyorum ki anlatamam. Son yıllarda hatta son günlerde en çok konuştuğumuz konu budur Hanife. Önce sei bu duyarlılığın içi bu yazıyı yazdığın için çok kutluyorum. Ayrıca böyle düşünen bir kızının olması beni çok gururlandırdı.
Benim oturduğum evin karşısında bir bostan var-dı. O evde doğdum ve büyüdüm ağaçlar, yeşillikler anlatamam güzelliğini. Bu yaz satıldığını öğrendik ve ağaçlarımız teker teker bir günde kesildi. Nasıl karşı koyduk, gittik konuştuk ama bir sonuç alamadık. Şimdi 5 katlı bir kız yurdu yapılıyor. Kapmanyalar falan düzeledik, belediyeye gittik şikayet ettik, polise gittik :( ama yok kestiler ve beton binayı yapıyorlar.
İnsanların-hayvanların zarar görmesine hiç dayanamam ama bir ağaca zarar veriliyorsa ölürüm. Yakında oksijen alamayacağız hiçmi farkında değiller? neden bir hükümet çıkıpta bina yerine bir Orman yapmıyor? Atatürk burda bile farkını gösteriyor işte.
Bu arada benim bir fidanlıkta dikilmiş bir ağacım ve Kırklareli'de dikilmiş bir çam ağacım var :) fotoğraflarını göderiyorlar ve bende e kadar büyüdüklerini görerek mutlu oluyorum.
Tabi bahçemizdeki ağaçlarımız ayrı.

Hanife Mert dedi ki...

"Doğa biterse hepimiz biteriz"... Çok haklısınız. Bunu herkes biliyor, ancak sadece bilmek yetmiyor.Israrla üç kuruş kazanmak adına yeşil alanlarımız beton yığını haline getiriliyor maalesef... Bu anlamda mücadele verilmeli.
Yorumunuzla katkınızdan dolayı teşekkür ederim.
saygılar,

Hanife Mert dedi ki...

Aslıcığım çocukluğumuz yeşil alanlarda, kırda bayırda yeşillikler arasında geçti. Ama şimdiki çocuklar bizler kadar şanslı değil. Çünkü onlar yeşili yeşilliği ancak kırk yılda bir pikniğe giderse orada, ya da resimlerde görüyor. Çünkü şehir merkezlerinde binalardan başka görünen bir şey yok. Ağaç dikme, fidan dikme, çiçek dikme teşvik edilmeli. Aksi halde oksijensiz bir hayata mahkum olacağız. Ne güzel insanın dikili ağacının olması, onun meyvelerinden birilerinin faydalandığını bilmek insana inanılmaz huzur verir. Benim de memlekette ceviz ağacım var. Evin bahçesine dikmiştim. Kayınvalidem her gittiğimde cevizden kimler toplamadı ki br bilsen der ve ben çok mutlu olurum.
Canım değerli yorumunla katkından dolayı ben teşekkür ediyorum. Öpüyorum sevgilerimle..

Gurme Şirine dedi ki...

kızınızı tebrik ederim...
keşke herkes kızınız gibi olsa...
sevgiler...

Hanife Mert dedi ki...

Çok teşekkür ediyorum G.şirinem. Burada anne babalara ve öğretmenlere çok iş düşüyor. Onları teşvik etmeli...
Sevgilerimle canım..

Recep Altun; dedi ki...

Merhabalar.

Ne zaman bir orman yangını haberi alsam, çok sevdiğim bir yakınımı kaybetmiş kadar acıdığımı ve üzüldüğümü itiraf etmek isterim. Bu nedenle yaz mevsiminin gelmesini hiç istemem. Ağaçlar, herkesin olduğu kadar benim de canım ve ciğerimdir. Yaş ağaca sadece onu budamak için elimi uzatırım. Aksi halde bir dalına bile zarar gelmesini istemem.

Ben ilkokulda okurken, kitaplarımızda orman ile ilgili bir konu işlediğimiz vakit, ormanın nasıl bir ağaçlık alan olduğunu hep zihnimde hayal ederdim. Ben Türkiye'de iken gerçek bir orman alanı hiç görmemiştim. Ne zaman ki 16 yaşımda iken, Almanya'ya doğru bir gurbet yolculuğu başladı işte o zaman Almanya yolculuğum esnasında trende seyahat ederken gerçek orman alanlarını gördüm. Yugoslavya, Avusturya (Österreich) ve Almanya'nın o kadar çok ormanları vardı ki anlatamam.

İlk İzmir yolculuğum esnasında çok büyük bir hayal kırıklığına uğramıştım. Ülkemizin atlaslardaki fiziki haritalarında ege bölgesinin denize yakın alanları hep yeşil renkteydi. Ama Ankara'dan İzmir'e giderken o kadar çok orman alanı göremedim. En azından Afyon'dan İzmir'e kadar her tarafı yemyeşil orman bölgesi hayal ediyordum.

Baharın gelmesiyle birlikte canlanan boş alanları ağaçlandırmak suretiyle ülkemize orman alanları kazandıralım demek varken, orman vasfını kaybettiği iddia edilerek bu alanlar maddi durumu ve gücü yerinde olanlara peşkeş çekiliyor. Ben buna da karşıyım.

Cenab-ı Hakk, yarattığı her insanın gönlüne yeşili seven ve koruyan bir gönül, bu gönle de merhamet ve vicdan versin.

Selam ve dualarımla.

Hanife Mert dedi ki...

Amin Recep bey, değerli düşüncelerinizin üzerine ben bir şey demek istemiyorum. Çok haklısınız.
Katkınızdan ötürü teşekkür ediyorum.
selam ve saygılarımla..