17 Mart 2013 Pazar

Çanakkale Zaferimiz Kutlu Olsun.

Şu Boğaz harbi nedir? Var mı ki dünyada eşi?
En kesif orduların yükleniyor dördü beşi, 
Ölüm indirmede gökler, ölü püskürmede yer.
O ne müthiş tipidir: Savrulur enkâz-ı beşer...
Vurulmuş tertemiz alnından, uzanmış yatıyor,
Bir hilâl uğruna, yâ Rab, ne güneşler batıyor!...
Çanakkale zaferi; çelikleşmiş millet iradesinin, vatan, millet, bayrak aşkının, geleceğe olan güvenin, hürriyet sevdasının, Mustafa Kemal Paşa’nın önderliğinde eriyle, komutanıyla, genciyle, yaşlısıyla, kadınıyla, kızıyla top yekiün tek bir vücut halinde yazdığı şanlı bir yeniden dirilişin destanıdır. Türk milletinin bir diriliş mücadelesidir! Bu destan artık ömrünü tamamlamış bir çınardan yeni ve güçlü bir filizin doğmasıyla sonuçlanmıştır. 
Yüz binlerin kanıyla vatan yapılan bu topraklarda, Türk ve dünya tarihinde benzersiz bir deniz ve kara savaşlarının yapıldığı yerdir Çanakkale. Hepsinden önemlisi, bir milletin kutsal saydığı değerler ve vatan toprağını savunmada gösterdiği eşsiz bir kahramanlık mücadelesidir. 
“Bastığın yerleri toprak diyerek geçme tanı 
Düşün altında binlerce kefensiz yatanı.” 
Bastığımız topraklar birçok destana, mücadelelere şahitlik etmiştir. Bu topraklar, yiğitliğin, mertliğin, kardeşliğin, hakkın, hukukun, sabrın, zor şartlarda top yekün mücadelenin insanlık derslerinin verildiği örneklerle doludur. Yüreğimi burkan birini paylaşmak istiyorum. 
Kocadere köyünde büyük bir sargı yeri kuruluyor. Kimi Urfalı, kimi Bosnalı, kimi Adıyamanlı, kimi Gürünlü, kimi Halepli çok sayıda yaralı getiriliyor...
Bunlardan biri Lapseki'nin Beybaş Köyündendir ve yarası oldukça ağırdır. Zor nefes alıp vermektedir. Alçalıp yükselen göğsünü biraz daha tutabilmek için komutanının elbisesine yapışır. Nefes alıp vermesi oldukça zorlaşır ama tane tane kelimeler dökülür dudaklarından.
"Ölme ihtimalim çok fazla. Ben bir pusula yazdım arkadaşıma ulaştırın..."
Tekrar derin nefes alıp, defalarca yutkunur: "Ben... Ben köylüm Lapseki'li İbrahim Onbaşıdan 1 Mecid borç aldıydım... Kendisini göremedim. Belki ölürüm. Ölürsem söyleyin hakkını helal etsin."
"Sen merak etme evladım" der komutanı, kanıyla kırmızıya boyanmış alnını eliyle okşar. Ve az sonra komutanının kollarında şehit olur ve son sözü de
"Söyleyin hakkını helal etsin" olur...
Aradan fazla zaman geçmez. Oraya sürekli yaralılar getiriliyor. Bunlardan çoğu daha sargı yerine ulaştırılmadan şehit düşüyor. Şehitlerin üzerinden çıkan eşyalar, künyeler komutana ulaştırılıyor. İşte yine bir künye ve yine bir pusula. Komutan göz yaşlarını silmeye daha fırsat bulamamıştır. Pusulayı açar, hıçkırarak okur ve olduğu yere yıkılır kalır. Ellerini yüzüne kapatır, ne titremesine ne de gözyaşlarına engel olamaz...
Pusuladaki not:
"Ben Beybaş Köyünden arkadaşım Halil'e 1 Mecid borç
verdiydim. Kendisi beni göremedi. Biraz sonra taarruza kalkacağız.
Belki ben dönemem. Arkadaşıma söyleyin ben hakkımı helal ettim." 
Bu gün Çanakkale savaşının milletimiz için ne anlam ifade ettiği vatan, bayrak, din, devlet sevgisinin ve bağımsızlığın ne anlama geldiği, Çanakkale ruhunun özünün ne demek olduğu yeni nesillere ve bu ruhdan bihaber olanlara iyi anlatılmal ve kavratılmalıdır... 
Bu duygu ve düşüncelerle , cennet vatanımız ve kutsal değerlerimiz uğruna canlarını feda eden Başkomutan Mustafa Kemal Atatürk ve aziz şehitlerimizi rahmetle ve minnetle anıyoruz. Ruhları şad olsun.



4 yorum:

asya dedi ki...

Ne çok hazin öykü var, ders alınacak . Gelibolu filmini izlediniz mi, bilmiyorum. Çok etkileyiciydi. Atatürk başta bütün şehitlerimizin ruhu şad olsun. Bu günü unutmadığınız için teşekkürler. Sevgiler.

Hanife Mert dedi ki...

Elbette, Çanakkale Zaferi gibi bir zafer kolay kazanılmamış. Keşke ders alabilsek, o ruhu tekrar canlandırabilsek, aksi halde başımızda dolaşan sisli bulutlardan kurtulmak kolay olmayacak...
Amin diyorum, Asya Hanım. Hiç unutulur mu? unutmamalı ve unutturmamalıyız.
Değerli katkınız için ben de teşekkür ediyorum, sevgilerimle iyi geceler diliyorum.

Recep Altun; dedi ki...

Merhabalar,

Çanakkale, bizim sahip olacağımız, sahipleneceğimiz eşi ve emsali olmayan destanlarımızdan biridir. Çanakkale'nin ruhu tekrar yakalanabilir. Milletimiz de bu ruh vardır. Yeter ki milletimize bu fırsat verilsin!

Bloğunuz nezdinde tüm şehitlerimizi rahmetle, şükranla ve minnetle anıyor, Cenab-ı Allah'tan onlara rahmetiyle muamele eylemesini niyaz ediyorum.

Bu konudaki duyarlı paylaşımınız için size de teşekkürlerimi sunuyorum. Kaleminize, emeğinize ve yüreğinize sağlık ve mutluluklar dilerim.

Selam ve dualarımla.

Hanife Mert dedi ki...

Çok teşekkür ediyorum Recep Bey...
Elbette milletimizde bu ruh var. Önemli olan o ruhu canlı tutmak. Çanakkale'yi geçilmez kılan, destanlar yazdıran da o ruh değil mi? Peki o zaman Milletimize fırsat mı vermişlerdi? Yoksa o fırsatı Millet kendi mi yaratmıştı?...
Duanız için ben de AMİN diyorum.
Değerli yorumunuzla katkınızdan ötürü teşekkür ediyorum.
saygılarımla,