21 Şubat 2013 Perşembe

Neden Haber Vermedin ki?

Her ne kadar dünyanın cezbedici süsüne kendimizi kaptırarak; bizim için kaçınılmaz son olan ölüm gerçeğini gündemde tutmak istemesek de o hayatımızın bir parçası. Biz onu unutsak da o bizi hiç unutmaz, vakti geldiğinde kapımızı çalar. Ölümden korkmak veya korkulacak bir şey gibi görmek, içimizde ki iman eksikliğinin bir sonucu olsa gerek. İnsanca ve islamca bir hayat sürmek ölümün korkulacak bir şey olmadığını anlamamızı sağlar.
Üstat Necip Fazıl ne güzel söylemiş;
"Ölüm güzel şey; budur perde ardından haber 
Hiç güzel olmasaydı ölür müydü peygamber?Ölüm dostu dosta kavuşturan bir köprüdür. İnsanlar ölüm ve ölüm sonrası hayatın mahiyetini bilmediği için, hayatın bu dönüm noktasını soğuk ve itici bulur...
Ondan kaçamayız o bizi mutlaka gelir bulur. Yüce Allah “her nefis ölümü tadacaktır.”(Al-i İmran 3/185) buyurarak yaratılan her canlının ölümü tadacağını haber vermektedir. Öyleyse kaçmak niye?
Kaçmak yerine yapılacak en akıllıca iş onu beklemek...Giderken götüreceklerimizin hazırlığını yapmak olmalı.
Sadi Şirazi, Gülistan isimli eserinde bir hikaye anlatır. Hikaye şöyle başlıyor; adamın biri yıkılan evinin karşısına geçmiş bir yandan ağlıyor, diğer yandan da: "Ah evim! Çökmeden evvel bari bir haber verseydin de ona göre tedbir alsaydım" diye söylenip duruyormuş.
Birden o harabeden bir ses yükselmiş; "Be adam!.. Ben yıllardır sana, çatlayan duvarlarım ve dökülen sıvalarımla çöküyorum diye haber veriyordum. Fakat sen, her defasında bir avuç toprak ile çıka geliyor ve o çatlakları örterek verdiğim haberi adeta ağzıma tıkıyordun"
Hikaye manidardır. Çünkü bizim hayat evimizde de hızla tahripler, çatlaklar oluşmakta ve ömür binamızdan her geçen gün bir taş daha düşmektedir. Çok insaflıdır ölüm... Gelmeden önce nice haberler gönderir de, biz bir türlü dönüp bakmayız o ikazlara...Her birine bir bahane bulur , "hastalıktır geçer" der, önemsemeyiz.
Günbegün tükenip gittiğimizi görmeyiz... Ömür, bitmeyecek bir hazine gibi görünür gözümüze; Oysa her şeyin bir sona mahkum olduğuna inanmak istemeyiz. Aldanırız, ama kabul edemeyiz bunu bir türlü...
Ve bir gün ölüm gelip dikiliverir karşımıza... Şaşırır ve endişeli soru veririz; "Neden haber vermedin ki?"
Cevap vermek zorunda değildir ölüm... Çünkü o, haberini çoktan vermiştir...
Hanife MERT

14 yorum:

nurtendemirel dedi ki...

Sanırım hiç birimiz hayatı bırakıp ölmek istemiyoruz. Ne kadar gerçek olduğunu, bir gün başımıza geleceğini bile bile.
Hiç ölmeyecekmiş gibi bu dünya için, yarın ölecekmiş gibi öbür dünya için çalış sözünü hakkıyla yerine getirebilsek...
Sevgilerimle canım, öpüyorum.

Hanife Mert dedi ki...

Haklısın Nurtenciğim. Sanırım ölüm sonrası hayatı bilmediğimiz için ölmek istemiyoruz.:))
Amin canım inşaallah o hadisin gereğini yapıyoruzdur.
Ben de seni öpüyorum canım.
sevgi ve nuhabbetle

bücürükveben dedi ki...

Ölümden değil ölümün şeklinden ya da ölemeyip sürünmekten korkmalı insan, ben şahsen ondan korkarım, böyle yoğun bakım odalarında, kalçası kırılmış, yakınlarının, hemşirelerin istemeye istemeye altından aldıkları..her yanından hortumlar, boğazı delinmiş nefes alsın diye...bazıları hayata hakikaten çok bağlılar hayret hani ülkenin ve dünyanın şu haline bakınca insanların bir an önce gitmek istememesine şaşıyorum (ben istiyorum çünkü ama Bücürük engelliyor)ama benim gibi düşünenler de var İsviçre'de bir klinik var adam parayı bastırıyor, uyutun beni diyor, bir bardak su içiyor, oh mis gibi, acısız öteki taraf...geçenlerde bir kızcağız Nurten'im yazmıştı gazeteler de de görmüşsündür kafası kopup ölmüştü:((yazık yaa tanımam, etmemem gencecik kızın o şekilde ölmesine çok üzüldüm hani demişsin ya ölüm haber verir ama o sanırım yanlızca yaşlı insanlara özgü..o yüzden o yazdığına katılamıyorum belli yaş üstündeki insan zaten ölecektir kalbi tekler, merdiven çıkamaz, soluk soluğa kalır, tansiyonu çıkar, her gün bir yeri için hastanededir, işte haber veriyordur yani azrail geliyorum ama o kıza bence hiç haber vermemiş...:(üstelik çok feci biçimde öldü ya da daha 8 haftalık bebek yangında öldü bir,iki gün önce...diyorum ya aklım ermiyor..aman yine çenem açıldı benim..moralim bozuk olunca böyle oluyor:)))kusura bakma canım
kocaman öpüyorum hem seni, hem Nurten'i...:)

Hanife Mert dedi ki...

Sevgili Müjdeciğim, ölümü düşünen insan günah işlemekten korkar.Günah işlemeyen güzel yaşar, güzel yaşayan da güzel olur. Kendisine verilen canın Allah tarafından emanet olarak verildiğini bilen insan kendi canına kast etmez. Onu korur, sağlığına dikkat eder. Hesap vereceğini bilir ahlak dışı, insanlık dışı Allah'ın rızası dışında ki davranışlardan sakınır. Sorumlu davranır.
Bahsettiğin şekilde ölüm öncesi durum elbette hiç arzu edilen bir şey değildir. Allah kimseye yaşatmasın. Öyle bir durum bile olsa inanırız ki, Allah o duruma sabretmemizin karşılığını verir, inşaallah...Bazen de günahlara kefaret olarak algılanır.
Hayata çok bağlı olanlar gününü gün edip dünyaynın nimetlerinden alabildiğince yararlanmak isteyenler. "Bir daha mı dünyaya geleceğiz" düşüncesinde olanlar. Elbette dünyayı boş vermeyeceğiz. Yaşamamız, eylemlerimiz dünyanın güzelleşmesi, insanların barış içinde adil bir düzende yaşaması ve insanlık yararına olmalı tüm çabamız. Nurtenimin yorumunda bahsettiği gibi hem bu dünya için hem ahiret için çalışmalıyız. Hatta sevgili peygamberimiz;"yarın öleceğini bilsen bile ağaç dik" demiş.
Evet Nurten'in yazdığı kızdan haberim var. İşte onun da ölümü şaibeli. Yani dikkat etmeli insan sorumlu davramalı öyle yaşamalı diye düşünüyorum. Bize düşen tedbirli davranmak...Ölüm sadece yaşlı insanlar için değil hayatım ölüm herkes için. Sözüm de genç yaşlı hepimize yönelik...
Hastaneye gidip ilaçla kendini öldürmek dinimizde haram. Çünkü Allah'ın verdiği canı, yine Allah alır. kaldı ki o şekilde bir ölüm dıştan kolaymış gibi görünebilir lakin ruhunun ızdırap çekip çekmediğini bilemeyiz.
Hayatım hayat sorumluluktan ibaret.. dediğim gibi kimin ne zaman öleceğini biz bilemiyoruz. O yüzden üzerimize düşeni yapmalı sorumluluğumuzu yerine getirmeliyiz. O bebek anne babası katalitik sobasını yakıp kendileri başka odada bebek başka oda da kalmış.
Estağfrullah Müjdeciğim ne kusuru sohbet ediyoruz işte ne güzel. Ben de öpüyorum seni ve bücürüğü de kocaman...
sevgilerimle canım.

bir kase lezzet dedi ki...

kimler gelip kimler geçiyor.
kime bakiki bu dünya canım:)
hayırlı cumalar:)

VuslaT dedi ki...

Sevgili hanifeciğim benden önce yorum yazan arkadaşlar o kadar güzel ifade etmiş sende o kadar güzel cevap vermişsinki bana diyecek söz kalmamış. Allahcc cümlemize hayırlı ölümler versin. Elden ayaktan düşürmeden, kimseyi kimseye muhtaç etmeden. Sevgiler iyi hafta sonları..

Gurme Şirine dedi ki...

keşke ölümü düşünerek yaşayabilsek :(
ama ölümü düşünerek yaşarsak zaman geçmez diye düşünüyorum :(
sadece yakınımı kaybettiğimizde biraz hayata küsüyoruz, ölümü düşünüyoruz, herşeyden vazgeçiyoruz ama aradan zaman geçince yine dünya işlerine dönüyoruz :(

:(

Hanife Mert dedi ki...

Çok teşekkür ediyorum Ayşeciğim... Senin de cuman hayırlı olsun. Haklısın, bizde tıpkı bizden öncekiler gibi geldik gidiyoruz.Allah hayırlı ömür, hayırlı ölüm nasip etsin cümlemize.
sevgiler canım..

Hanife Mert dedi ki...

Amin vuslatım. Teşekkür ediyorum, sana da gönlünce, sevdiklerinle geçirebileceğin hafta sonu diliyorum sevgiler canım..

Hanife Mert dedi ki...

:) Geçer canım...Ölümü düşünerek geçireceğimiz zaman daha dolu dolu geçer. Çünkü ölümü düşünen Allah'ı düşünür, Allah'ı düşünen de onun razı olduğu, amelleri işlemeyi düşünür ve öyle yapmaya gayret eder. kendini düzeltmeye insanlara faydalı olmaya çalışır. Eşine dostuna arkadaşlarına yaratılan her şeye merhametle yaklaşır. Yani düşündüğümüzde hiçte boş geçmiyor.
Şirinem öpüyorum seni sevgilerimle canım..

Recep Altun; dedi ki...

Merhabalar,

Hayat ve ölümle ilgili bu güzel paylaşımınıza ben de acizane bir katkıda bulunmak istiyorum.

"O hangimizin daha güzel iş yapacağımızı denemek için ölümü ve hayatı yarattı. O üstündür, bağışlayandır." (Mülk. 67/2)Bu ayet; hayatın anlamsız bir varoluş olmadığını, ölümün ise sonu hiç olan bir yok oluş anlamına gelmediğini, aksine hayatın, hayırlı faaliyetlerin yapıldığı bir alan, ölümün ise yaptıklarımızın karşılığını bulacağımız ebedi varlık sahasına geçişi sağlayan bir dönüm noktası olduğunu hatırlatır.

Kaleminiz ve yüreğiniz daim ve güçlü olsun efendim. Selam ve dualarımla birlikte en Güzel'e emanet olun.

Hanife Mert dedi ki...

Merhaba Recep Bey,
değerli yorumunuzla yazıma katkınızdan dolayı teşekkür ediyorum..
selam ve saygılarımla
Allah'a emanet olun.

Banu dedi ki...

Canımm Hanifecim ne güzel kaleme almışsın yüreğine sağlık. Bende hiç ölenin ardın öldü demem gitti derim asıl Hakka yürüyüştür yani kavuşmadır. Acı olan şu ki yalan dünyadan tüm muratlarımızı almak kulluk görevlerimi yapmış olmak ve sıralı ölüm hayrıyla hayırlısıyla yaşlanmak ve Hakka yürümek...
Rabbim hepimize güzel yazılar versin...
Hanifecim Allaha emanet ol sevgilerimle öptüm...

Hanife Mert dedi ki...

Çok teşekkür ediyorum Banucum, güzel samimi içten yorum için.Haklısın canım, ölüm bir son değil, sonun başlangıcıdır. yani dünya hayatının son bulup ebedi hayatın başlangıcı.Ebedi yerimize varmaktır.Güzel duan için amin diyorum canım.Sen de Allah'a emanet ol canım, öptüm sevgilerimle.