28 Temmuz 2012 Cumartesi

Hayatın İçinden Satır Araları "ŞİDDET!!!!"

ŞİDDET!!Bu iki hecelik kelimenin söylenmesi bile tüyleri ürpertip,insanın gerilmesi için yeterli..
Kelime anlamı; güç ve baskı uygulayarak insanların bedensel veya ruhsal açıdan zarar görmesine neden olan bireysel veya toplu hareketlerin tümüdür. Şiddet maalesef toplumumuzun her kesiminde mevcut neredeyse bu tanımdan çok, uygulamaya geçmiş durumda.
Aile içi şiddet toplum içinde sıkça karşılaştığımız konular arasında en başta geliyor. Bir kişinin eşine, çocuklarına, anne babasına, kardeşlerine veya yakın akrabalarına yönelik uyguladığı her türlü saldırgan davranışların tümü..Tabi bu tanıma sadece kaba kuvvet içeren davranışlar değil aşağılamak, tehdit etmek, ekonomik özgürlüğünü kısıtlamak gibi..Son yıllarda öylesine arttı ki, neredeyse şiddet haberlerini okumadığımız, duymadığımız gün yok..
En acısı da, anaya, eşe, kadına uygulanan şiddet. Toplum olarak öylesine kanıksadık ki, her şeyde olduğu gibi bu konuda da tepkisiz, duyarsız kalıp, başımızı kuma gömmekten, bana değmeyen yılan bin yaşasın felsefesinden kendimizi kurtaramıyoruz.
Akşam üzeri iftara, yaklaşık yarım saat kalmıştı. Masayı hazırladım bekliyoruz..Bir ses duyduk öylesine bir ses ki; adeta feryat ediyor sanki yer deliniyordu..Şaşkın ve korku ile kapıya koştuk. Ses üst kattan geliyordu..Apar topar yalın ayak koştuk. O durumda kimin aklına terlik ayakkabı giymek gelir..Tam kapıya koşup ne oldu? Diyerek merakımı gidermek istedim ki..Bir el “hiçbir şey yok” diyerek Kapıyı suratıma kapattı..Aslında çok şey vardı..Cevap alamayacağımı düşünerek diğer komşularla birlikte eve döndük..
Bir süre sonra tekrar üst kata çıktık. Bu defa saçlar dağılmış, surat kıpkırmızı, koltuğuna minicik daha 25 günlük yavrusunu sıkıştırmış bir ana..Ne sorumu sorabildim, ne de cevabını bekledim.. Soru ve cevap o kıpkırmızı yüzde ve ağlamaktan kan çanağı olmuş gözlerde gizliydi..Alt komşu evine almış. Belli ki, benden çekiniyordu..Olayın geçmişini, ben bilmiyordum..O anda kendi içimde öylesine bir acı hissettim ki, kelimelerle ifade edemem..Son zamanlarda etrafımda ki dostlarımı, arkadaşlarımı, komşularımı ihmal ettiğim için kendime kızdım..
Hatamı telafi için ve ne olduğunu anlamak için, ben de alt komşuya indim..Ne olduğunu sorduğumda, o kapkara gözlerden akan yaşlar, o mahcubiyetle karışık, incinen onuru, kırılan gururu öylesine yansımıştı ki yüzüne..Şiddete uğradığını, hem de daha doğum yapalı yirmi beş gün olmuş, bir anaya..Daha da acısı nedir biliyor musunuz? Beni kahreden o kadına o hakareti, aşağılanmayı, reva gören yine bir kadın..O dayağı yemesine,aşağılanmasına, öldürmekle tehdit edilmesine sebep komşumun eşine kancayı takmış ve hemcinsim olmasından utanç duyduğum bir kadın..Merak ediyordum, evli üstelik üç tane çocuğu olan birinden ne bekleyebilirdi ki? O çocukların , ananın gözyaşları üzerine mi kuracaktı mutluluğu?

Bir yuvanın yapılması hiç kolay değil.. Tabiri caizse hani derler ya, dişiyle tırnağıyla kuruluyor.Belki çok uzun mücadelenin, sabrın,özverinin çok şeyden feragat etmenin, taviz vermenin eseri bir yuva..Temeli sevgi, saygı ve güven olmazsa olmazı bir ailenin.. Bu üç sac ayağından biri yok olduğu zaman o temel sallanmaya başlar. Saygı ve güven yok olduğu zaman da o evlilik bitmiş demektir. Bunun sonucu şiddet, aşağılamak, onur kırmak, gurur incitmek değildir, olmamalı..Medeni insanlar karşılıklı konuşarak bir sonuca bağlamalı..Korku, tehdit, kaba kuvvet insanın acizliğinin bir sonucudur..
Şurası unutulmamalıdır ki,çocuk ailenin yansımasıdır.Bir çocuk nasıl bir ortamda yetişirse büyüdüğünde aynı şeyi kendi çocuklarına, eşine ve ailesine uygular. Dileğim şiddetten uzak nesillerin yetişmesi umuduyla..
Hanife Mert


8 yorum:

Murat Mesut dedi ki...

Yine çok kıymetli ve düşündürücü bir yazı..
Benim plustan kaçmamın sebeplerinden biri de buydu ya..

bücürükveben dedi ki...

Yaren'ciğim ne kötü bir olayla karşılaşmışsın, bence madem komşum söyle de polise gidip şikayetçi olsun, evden uzaklaştırma, sığınma evi, koruma almasını söyle, belki bilmiyordur bunları - belki değil büyük ihtimalle bilmiyordur- çünkü şiddete maruz kalan kadınlar genelde pek tahsili olmayan, EZİK kadınlar..dinciler tarafından erkeğin üstünlüğüne inandırılmış kadınlar bunlar, anasında da öyle görmüştür, kaynanasında da kanıksamıştır olanları, yarın bir gün hayatını kaybetmemesi için mutlaka polise başvursun..ya da boşansın bu evlilikten hayır gelmeyeceği ortada:((((

Bu arada siyasi şiddet de çok kötü, yani şuralara bir şey yazarken 'acaba başıma bir şey gelir mi?" diye düşündürmek de bir tür şiddet bence..hatırlarsın ben blogcuda yazarken birkaç arkadaş (özellikle bir Hasan abi vardı hani zeytinci...akp'li:)'korkuyorum Müjde hanım başınıza bir iş gelecek" derdi. İşte bu da şiddet. Korkacaksak o zaman başımıza her geleni kabulleneceksek hiç yaşamayalım..neyse ne demişler korkaklar bin kez, cesurlar bir kez olur..o kadıncağız her gün korkuyla yaşamaktansa boşansın..sonra gazetelerde üçüncü sayfa haberi olmasın yazık:(
sevgilerimle öptüm

yaren dedi ki...

Teşekkür ediyorum Murat Bey.. Maalesef ülkemizin yüz karası, hiç dinmeyen yarası.Önü alnamıyor.Her gün basında ya da kendi etrafımızda duyuyoruz, görüyoruz..Halk bilinçlenmeli,toplu tepki verilmeli..İnsanların ruhu tedavi edilmeli.
Yorumunuz ve beğeniniz için tekrar teşekkürler,gönlünüzce bir hafta sonu diliyorum.saygılar.

yaren dedi ki...

Evet Müjdeciğim, aynen öyle. Öyle kötü etkilendik ki hepimiz, gerek ailem ve komşularım. Çünkü hiç beklemediğimiz, çok sevilen bir komşumuzda. Öyle dediğin gibi değil. ezik kadın tipi değil.hastaneye gitti, rapor için oradan polise göndermişler. Eşi hakkında soruşturma açılır açığa alınır gibi sözlerle polisler geri göndermiş.Ama dediğin gibi bu evlilik bitmiş gibi gözüküyor.Zaman ne gösterir bilinmez.. Kadının anne babası hemen müdahale etti olaya..3 tane çocuk hiç hoş olmayan bir durum bakalım sonuç ne olur. Korkumuzda canına kast etmesi, tehdiler savurması.haklarında hayırlı olur inşaallah.Şiddetin her türlüsü kötü Müjdeciğim..Önlem alınmadığı için günden güne artıyor. Yok gözünün üstünde kaşın var diyor çekiyor silahı.Yok senin fikrin bana uymuyor diyor çekiyor bıçağı, yani ne güven kaldı, ne insanın değeri..Müjdeciğim teşekkür ediyorum yorumun için. Öpüyorum seni ve bücürüğü. Size mutlu, huzurlu bir hafta sonu diliyorum.sevgiler.

Hüseyin GÜZEL dedi ki...

Yazınızı ve oluşan olayı üzülerek okudum. Kadını aşağılayan bir zihniyetten beklenen budur. O kadının yavrusu kucağındayken dayak yemesi, aşağılanması, gururunun kırılması utanç verici bir şey. Eşine yazıklar olsun.
İbret olması bakımından kısa bir olayı aktarıyorum. Birebir yaşanmış benzeri bir olay sayılabilir. Sonuçta işin ucunda yine kadın var. Ve yine kadına yönelik şiddet var. Oysaki insan yaşamı önceliklidir. Şiddet ve dayak atmak suçtur yasalarıumızca. Lakin uygulamak önemlidir her daim. Bu bağlamda yazıyı aşağıya ekliyorum:

Dayağın her çeşidi. Kafasına estiğinde döven, vuran, sokak ortası anlamayan, iki dakika geç kaldın diye sokak ortasında dayak yedim. Anneme göndermişti, izinli gitmiştim. Minibüsten indim 'kusura bakma trafik vardı' dedim, sadece iki dakika için yüzüme bir tokat attı, yıldızlar bir anda döndü. Sokak ortası demez.Onun için bahane çoktu. Benim canımın yanması onun çok hoşuna gidiyordu. Sanki deşarj oluyordu. Çok farklı saldırgan, aşağılamaya başlayan, küfürler eden, tacizlerde bulunan hiç tanımadığım bir insana dönüşebiliyordu. Önceleri normaldik. İşler kötü gidince çok büyük olaylar başladı. Bardağı yüzüme atmıştır. Kafama vurduğu şişelerin izi hala kafamdır.İşleri bozuk diye geçiştiriyordum. Ancak öyle bir zaman geliyordu ki, hep hatalı bendim.
Artık şiddetin boyutu o kadar artmıştı ki. Dayak, fiziksel, cinsel aşağılamalar. Bıçağı boynuma dayaması bardağı taşıran son damla. Baktım ki, beni öldürecek. Kucağımda bebek vardı. Kaçış o kaçış.

Saygılar....

siyahkuğu dedi ki...

Çok acı emin olabilirsin karşıdan için bu kadar acıyorsa yaşayan için çok acı!

yaren dedi ki...

Hüseyin Hocam uzaktan bizler böylesine etkilenmişsek, şiddete maruz kalan daha 25 günlük lohusa bir anne, biri 4 yaşında diğeri 12 yaşında kız çocukları nasıl etkilendi kim bilir..Bu olay da eşler de elbette etkileniyor ama en acı fatura çocuklara çıkıyor.. İnsan psikolojisinin gelişiminin temeli çocuklukta atılıyor..
Vermiş olduğunuz örneğiniz de çok üzücü.Sebep her ne olursa olsun, insanlar kendini kontrol edebilmeli, yada yasalarımızın yaptırımı, ciddi anlamda şiddeti uygulayana sert olmalı. Caydırıcı olmalı diye düşünüyorum..
Teşekkür ediyorum, saygılar..

yaren dedi ki...

haklısın siyahkuğum. Biz de o kadını ve çocukları düşünmekten kendimizi alamıyoruz..Yok sayamayacağımız ve günden güne artan ülkemizin yüz karası, yürek yarası maalesef..
teşekkür ediyorum siyahkuğum,sevgilerimle.