17 Temmuz 2019 Çarşamba

Sevgi Öğretilebilir mi






  Yaşadığımız dünyada insanlığın en çok ihtiyaç duyduğu şeydir sevgi. Zira insanın mayası, ruhunun gıdasıdır. İnsan olduğunu hissettiren, hayatına anlam katan bir duygudur. Sevgi özünde güven, saygı, şefkat, merhamet gibi insanı insan yapan erdemleri barındırır. Böyle olmasına rağmen, yüreklerden sözcüklere inmiştir... Anlam değişikliğine uğramıştır...

  Sevgiyi yüreğinde hissedemeyen insanlar, sevginin özünü oluşturan güzelliklerden uzak kalmış demektir. Sevgisiz insanlar yüreklerinde yalnızlık, değersizlik, kin, nefret ve kıskançlık duygularının kıskacında bocalar dururlar. Böyle insanların hata yapma eğilimi yüksektir.

  Ruhun gıdasıdır dedim ya sevgiyi tanımlarken. Biraz açmak gerekirse, nasıl ki yeterli beslenemeyen, midesini aç bırakan bir insanın vücudunda bir süre sonra biyolojik olarak bir takım hastalıkların oluşması kaçınılmaz olur. Ruhu sevgi ile beslenememiş aç bırakılmış bir insanda da ruhen bir takım hastalıkların oluşması kaçınılmazdır.

  Böyle bir durumda Dostoyevski'nin "Cehennem insan yüreğindeki sevginin bittiği yerdir”sözünde ifade ettiği sevgisiz insan modeli çıkar ortaya. Böyle insanların çokluğu savaşların ,haksız yere ölümlerin,tacizlerin tecavüzlerin, adaletsizliğin, haksızlığın, açlığın, sefaletin yoğun yaşandığı bir dünyaya ortam hazırlar. Ülkemizde de yaşanan kadın çocuk cinayetlerinin, tacizlerin, tecavüzlerin, hayvanlara yapılan insanlık dışı zulümlerin çirkinliklerin temel sebebi sevgisizlik olsa gerek. İlginçtir ki, sevgisizlik suçunu işleyenlere; "pişman mısın? " diye sorulduğunda, pişman olmadıklarını söylerler. Çünkü bu durumda vicdan, merhamet, hoşgörü, sevgi, saygı duyguları devre dışı kalmıştır. Böyle insanların olduğu yerlerde hayat diğer insanlar için çekilmez bir hal alır. Kendilerini güvende hissedemezler. Kaldı ki, bu insanların ne zaman, nerede, ne yapacakları önceden tespit edilemez.

  Sevgisizlikten kaynaklanan olayların önüne geçebilmek için, artık insanlara sevgiyi öğretmek elzem bir ihtiyaç haline gelmiştir. Tıpkı Erich Fromm’un Sevme Sanatı isimli kitabında ifade ettiği gibi, "doktorluğu,mühendisliği,öğretmenliği, marangozluğu öğrendiğimiz bunlara emek ve zaman verdiğimiz gibi sevme sanatını da öğrenebilmemiz gerekmektedir.

  Sevgimizi ve onun özünde barındırdığı güzellikleri yaşamalı, göstermeli ve bu yaşantımız başkalarına da referans olmalı. Bu sayede İnsanlığın hak ettiği barış, kardeşlik ve adil bir düzenin hüküm sürdüğü bir dünyada rahat, huzur ve refah içinde yaşayanların çok olduğu bir düzen kurulabilsin...

Muhabbetle
Hanife Mert

6 yorum:

YILDIZ dedi ki...

Sevgi dolu bir yazıııı :))

bücürükveben dedi ki...

Yok bebeğim yaaa....
sevgi öğretilemez doğuştan insanın içinde olacak. Şu dünyanın haline bakıyorum da, ne acımasız, ne gaddar insan diyemiyorum canlılar var. Dış görünüşü insan, bak duymuşsundur mutlaka bir yavru köpeğin dört patisini kestiler, sıksık benzer hayvanlara zulüm haberleri geliyor, bunu yapanlara sevgi öğretmek mümkün mü? Değil. Ben kendimden biliyorum, rahmetli babam yaptığımız ya da söylediğimiz komik ya da ilgi çekici şeyleri bir deftere veya kağıda not edermiş. Saklamış da büyüyünce okudum, ta Erzurum'dan kalan bir şey yazmış: (Bu arada Erzurum'da taş çatlasa 4 yaşındayım çünkü 4 yaşında oradan ANkara'ya tayini çıkmış ve Erzurum tren istasyonunda siyah beyaz fotolarımız var albümde gencecik annem, ben abim kız kardeşim henüz doğmamış fotoğrafı çeken babam, o yüzden onun resmi yoktu, o zaman kara tren istasyonda çam ağaçları filan) ve o fotonun arkasına babam tarihi yazmış oradan 4 yaşında olduğum kesin. Ve o 4 yaşında belki daha da küçük çünkü foto yazın çekilmiş, babamın anısı kışa ait, kış günü Erzurum'dayız dışarıdan kedi ağlaması sesi gelmiş, ben de, abim de ağlamaya başlamışız ve "Biz sobalıyız sıcak onu da alalım ağlamasın" şimdi bu doğuştan bir şey demek ki...ve o gün bu gün ben sokaktaki tüm kedi, köpek hatta at, eşek canlılara acırım, elimden gelse hepsini alıp el bebek gül bebek bakasım gelir demek sevgi doğuştan oluyor.

Ay çok uzun yazdım ama belki okuyan 4 yaşında böyle bir şey dememe inanmaz diye kanıtını yazmak istedim.

Ve başını şişireceğim ama tam tersi aynı Erzurum'da annemin anlattığı bir şey de 'sevgisizlik' örneği. Annem anlatmıştı çok iyi hatırlıyorum çünkü üzülmüştüm çok.
Yine Erzurum'dayız, kışları çok soğuk bir kedi almış annem ısınsın içeride diye, ev sobalı...bir de 15 günde bir mi ne hatırlamıyorum o kadarını temizliğe gelen kadın varmış. Kadın tutmuş anneme

"Bunun tüyü kaçar, müyü kaçar, çocukların ikisi de küçük hastalanır ölür alma içeri"

demiş ve annemi gaza getirmiş:( Annem kedi çok severdi ama herhalde kadın hastalık, evlat, çocuk kim bilir ne kadar gaz verdiyse kediyi evden dışarı koymuş:( olayı hatırlamıyorum ama eminim o yardımcı kadın kendi korktuğu için anneme öyle baskı yapmıştır, buralarda da çok var o tiplerden ödleri kopar kedi tüy....annemi kandırmak için dil döktü, kedi gidince kendisi rahat etti! E biz tabii engel olamamışızdır en fazla 4 yaşında çocuk nasıl engel olsun? Yani sevgisizliğe bak, ben o yaşımda kediyi alalım demişim (belki de aynı kediydi), karı - affedersin kimse hala kızgınım ona- kediyi evden attırmış...anneme de kızdım niye dinlemiş onu diye...

Yani bu içten gelecek, yoksa sonradan olmuyor.
Eline sağlık canım, çok uzun yorum oldu kusura bakma
Sevgiler:)

Hanife Mert dedi ki...

Sevgili YILDIZ çok teşekkürler okuyan gözlerine sağlık. Gönül dolusu sevgiler. :)

Hanife Mert dedi ki...

Canım Müjdeciğim ne güzel anılarını paylaşmışsın, okurken birebir yanınızda gibi hissettim kendimi. Canım benim Sevgi hepimizin içinde var. Önemli olan onu hissetmek ve dışa vurmaktır. Ailen sizleri sevgiyle büyüttükleri için şimdi de aynı şekilde hayatınızı sürdürüyorsunuz. Sevgi şefkati merhameti beraberinde getirir. Çocukluğunda sevgisiz bir ortamda yetişen çocuklar ileride her türlü hatayı yapmaya meyilli oluyor.Çocuklukta verilen sevgi çok önemli. Ama günümüze baktığımızda hayatın çarkına kendini kaptırmış sevgisiz mutsuz agrasif bir insan görüyoruz. Ben öyle düşünüyorum o hayvanlara çocuklara bebeklere karşı acımasız davrananlar içlerinde kin ve nefret barındırıyorlardır. Aksi halde vicdan merhamet sevgi taşıyan kimse yapamaz. Seni bençok taktir ediyorum. Sayende kedileri çok seviyorum. Simitisi oğlum gibi çok seviyorum. Canım okuyan gözlerin ve yüreğin dert görmesin. Anılarını da paylaştığın için ayrıca mutlu oldum. Öpüyorum sizi sevgilerimle.

Ebemkuşağı dedi ki...

Sevgi iki heceyle ne çok şey anlatıyor. O olmayınca ne kadar anlamsız herşey...

Hanife Mert dedi ki...

Ebemkuşağı o iki hece huzuru, güveni, şefkati,merhameti, adaleti... daha pek çok şeyi barındırıyor içinde..

sevgiyle mutlu kal.

Bakış Acısı Kitap Alıntısı