11 Temmuz 2015 Cumartesi

Doğru Sandığımız Yanlışlar!



Zırt pırt dokunma. Elden ele dolaştırma. Göbek altında tutma. Abdestsiz dokunma. Evde kolay ulaşılamayan yüksek bir yere koy ki, kutsallığına toz kondurma. Günah olur yoksa! sonra çarpılırsın ...
 Bu şekilde öğretildi bizlere çocukluğumuzda.Uzak tutuldu, aramıza ulaşılmaz mesafeler kondu.Yaklaştırılmadı hayatlarımıza, hayat rehberimiz olması gerekirken...
Korkuyla baktık şifa kaynağımıza, farkına varmadan aramız açıldı bir bakıma.
İçindekileri de ancak okuduğunu söyleyenlerin anlattıklarından öğrendik. Onca yanlış bilgi ve ön yargıyı kulaktan duyduklarımız doğru sandığımız bilgilerle edindik.
 Hakkında hala daha doğru düzgün bilgisi olan çok az insan tanıyorum etrafımda.Ya da okumuş olanını...
İki üniversite bitirmiş olan da dahil, kimse onu okumak istemiyor. İlgilenmediği gibi, merak da etmiyor. Kulaktan dolma bilgilerini doğrulamak için bile açıp bakmıyor. Ya da bilmediği anlamadığı bir dilde bülbül gibi şakıyor...
Geç kalmışız yakınlaşmakta...
Tepki duyduğu için hayatından tamamen çıkaranlar da var etrafımızda.
Bu yüzden de bu kadar kolay sömürülüyoruz, dinimiz ve inançlarımız hakkında.
Sırf bu yüzden bu kadar kolay her türlü ticari ve siyasi oyuna geliyoruz, kullanılıp kandırılıyoruz.

Kur'an-ı Kerim'den bahsediyorum...
Hepimizin demeyeyim; ama büyük çoğunluğumuzun okuyup hatmetmiş olması gereken kitabımızdan...
Yasak sevdalısı olduğumuz kitabımızdan. O ki her anımızda elimizden düşüremeyeceğimiz, başu cu kitabımız olması gerekirken, mezarlıklarda ölülerin ardından okutmakla yetindiğimiz, kitabımızdan. Teknoloji bilgi çağında her bilgiye çok kolay ulaşabileceği, bir tuşla en güzel mealine ulaşabilecekken bu kolaylıktan faydalanamadığımız kitabımızdan... O ki, herkesin bilgisine, anlayışına, yaşına uygun gıdalar veren kitapların hası olan kitabımız olmasına rağmen,iş okumaya  gelince olmadık mazeretleri sıralarız.


Gelin bu mazeretlerden kurtulalım. Zararın neresinden dönersek kardır diyelim. Kitabımızı yine öpüp başımıza koyalım. Ancak onu yüksek yere değil, başucumuza koyalım. Her fırsatta  dokunulabilir, ulaşılabilir, okunulabilir; hakkında kafa yorulabilir, düşünülebilir ve tartışılabilir bir arkadaş gibi, yanımızda yakınımızda tutalım.

Zira, kitabımıza uzaklaştırıldıkça yalancılarının kölesi olmaya mahkumuz. Okuyarak özgür olmaya çalışalım.

Muhabbetle,
Hanife Mert







12 yorum:

Recep Altun; dedi ki...

Merhabalar.

Öyle hassas ve güzel bir konuya değinmişsiniz ki, yazınızı okuyunca ne kadar sevindiğimi anlatamam.

Fakihler ve alimler, kendi anlayışlarına göre Kur'an'a daha büyük ve yüksek bir kutsallık vermek üzere, onu okumak ve ona elle dokunmak için en ağır şartları ileri sürdüler. Böylece Kur'an'ı rafa kaldırdılar. Millet de Kur'an'a dokunmamak için güzel süslü kılıflar, keseler yaptı ve bir muska gibi onu duvarlara astı, el erişmez dolaplarda sakladı. Bu suretle Kur'an okunamaz, tutulamaz, dokunulmaz hale getirildi. Kur'an'a dokunmak ya da onu okumak için, abdestli olmayı şart koştular. Kıbleye dönüp diz çökerek rahlede okunmasını en büyük saygı ve ibadet saydılar...

Bu hale neden geldik? Sizin de dediğiniz gibi, Kur'an'dan uzaklaştırıldığımız için. O halde, Kur'an başucu kitabımız olsun. Ona dokunmak ve onu okumak için hiç bir ön şart olmadığını bilelim ve Kur'an'ı hayatımıza yansıtalım.

Selam ve dualarımla.

Hanife Mert dedi ki...

Merhaba Recep Bey,
İnsanlığın, Müslümanların içinde bulunduğu çıkmazları ve kendilerine reva gördükleri, Kur'andan uzaklaşmaları yüzündendir. Onu anlamak ve yaşamaktan uzak kalmalarındandır. Sizin de belirttiğiniz gibi, onu süsledik püsledik kaldırdık baş köşeye astık. Ama açıp okumadık. Ya da arapçasını bülbül gibi okuduk, Türkçeden okumaya cesaret edemedik. Aman yanlış anlar, yanlış yorumlarsın onu hoca efendiler bilir mantığı ile uzaklaştırdılar. Oysa orada hepimizin anlayacağı, düzgün yaşamını sağlayacağı, insan olmanın onurunu yaşayacağı ayetler var. Özetle artık insan gözünü açmalı kutsal kitabımızı sürekli okumaktan çekinmemeli.. Zira yine kendi deyimiyle insanlığın kurtuluşu ondadır. Allah'ın ipine sarılmakta, onun rengine boyanmaktadır. Recep bey değerli yorumunuz için çok teşekkür ederim.
Saygılar selamlar..

Hüseyin Güzel dedi ki...

"Gelin bu mazeretlerden kurtulalım." sözünüzün gereğini kaç kişi yapabiliyor ki. Yapabilseydi zaten bu yazıyı yazmanıza gerek kalmazdı. Güzel ve yerinde bir konuya değinmişsiniz. selam ve saygılarımla.

yolcu dedi ki...
Bu yorum yazar tarafından silindi.
Hanife Mert dedi ki...

Hüseyin Hocam ifade ettiğiniz gibi gereken yapılmadığı için sıkıntılar dillendiriliyor. Maalesef ülkemizde her şey dillendiriliyor ancak gereği yapılmıyor... Mersin dışında olmam sebebiyle yorumunuza geç cevap verdim kusura bakmayın.
Selam ve saygılar.

Hanife Mert dedi ki...

Vakıa 79 ayetine ait alimlerin farklı görüşleri var. Kurana saygı, onu abdestsiz ellememek veya belden aşağı tutmamakla olmaz.

Kurana saygı, onu anlamak için okumak ve dediklerini yapmakla mümkündür. Aksi halde onu engellemek adına insanları kurallara boğarak uzaklaştırmanın bir gereği olmadığını düşünüyorum. Niyet çok önemli. Kaldı ki ameller niyetlere göredir.

SAYGILAR.

Recep Altun; dedi ki...

Merhabalar.

Vakıa / 79 ile ilgili görüşlerinizi paylaştığınız yorum o kadar güzeldi ki, bundan daha güzel, net ve anlaşılır bir açıklama yapılamazdı. Kaleminize ve yüreğinize sağlık ve mutluluklar dilerim.

Ben de Kur'an'ın okunması ile ilgili Prof. Dr. Hüseyin Atay hocamın görüşlerine de yer vererek bir blog paylaşmıştım. Hüseyin hocam da küçük yaştan itibaren Kur'an eğitimi almış ve Bağdat üniversitesinde eğitimini tamamlamış ve kendini bu ilme adamış gerçek bir alimdir. Aşağıdaki paragrafta Hüseyin Atay hocamdan Kur'an'ı okumak üzerine kısa bir alıntı paylaşıyorum.

"...Kur'an okumak, Kur'an'ı anlamakla olur. Kur'an'ı her millet kendi dilinden okumalı ki, anlayabilsinler. Kur'an okumanın herhangi bir ön şartı yoktur. Abdestli, abdestsiz, yatarken, otururken, ayaktayken, hayızlı, hayızsız kısaca her durumda okunabilir..."

Selam ve dualarımla.

Hanife Mert dedi ki...

Merhaba Recep Bey,

Kutsal kitabımızın kutsallığını korumak adına insanları ondan uzaklaştırdılar. Elbette ki sıradan bir kitap değil. Bunun böyle olması onu okumaktan anlamaktan sorgulamaktan bizi alıkoymamalı.
Değerli yorumunuzla katkınızdan dolayı teşekkür ederim.
Saygılar,

yolcu dedi ki...
Bu yorum yazar tarafından silindi.
Hanife Mert dedi ki...

Arkadaşım amacım polemik yapmak değil. Paylaştığım konu abdestsiz kuran okunur mu, okunmaz mı? değil. Kuran'ın her anımızda okunması anlaşılması ve yaşanması. Geçmişimizde bir çok mazeretlerle bizi uzaklaştırdılar...Siz abdestli okuyun. Yeter ki okunsun anlaşılsın araştırılsın, soruşturulsun. Kuran anlaşılsın ve yaşansın. Her anımızda yanımızdan ayırmayalım. "Ben bilmem anlamam, hoca efendiler anlar bilir" yanılgısından kurtulalım...

deeptone dedi ki...

baksanaaa yeni kitabım çıktıııı, senin yayınevindeeen :)

Hanife Mert dedi ki...

aa çok sevindim deeptone. Hayırlı olsun. Bol satışlı olsun... :)