1 Haziran 2015 Pazartesi

İmam Nikahı/ Resmi Nikah...!

25 günlük bebeğini koltuğunun altına alarak hızla evinden çıkıp kendini asansörün önüne zor atmıştı. Çok Korktuğu her halinden belliydi. Biran önce asansörün gelmesini istiyordu... Yanına yaklaştım. Ne oldu nedir bu halin? diye soramadım. Zira onun ağzından başka, her yeri konuşuyordu. Gözlerinden siyim siyim yanaklarına inen yaşlar kırılan onurunu, incinen gururundan kızaran yüzü, yediği yumruktan moraran gözü ve kan toplamış kaşı, dağılmış simsiyah üzüm karası saçları yaşadığı ve hissettiği acıyı haykırıyordu. Şairin "bir kadın gülmeyi unuttuğunda, saçlarından süzülürmüş acılar" dizelerinde ifade ettiği gibi, fazla söze gerek yoktu... Tek amacı dişiyle tırnağıyla kurduğu yuvasına, 3 çocuğuna sahip çıkmak olan bu çile baz kadının bu hale gelmesine sebep; canından çok sevdiği, uğruna her şeyden vazgeçtiği sevdiğim dediği adamın cep telefonunda gördüğü uygunsuz mesajlar...! O da her kadın gibi açıklama beklemiş, nedenini sormuş. Karşılığında hakaret şiddet ve aşağılama... Hem de 25 günlük lohusa iken... Bu da yetmezmiş gibi, "sen ona laf söyleyemezsin, zira o benim ...yıllık imam nikahlı karım" demesi kadının dünyasını karartmıştı. Ne demekti imam nikahlı karım?
 

 İmam Nikahı ya da dini nikah en bilindik haliyle; ülkemizde, İmamın 2 şahit eşliğinde evlenmek isteyen kadın ve erkeğin nikahını kıyması olarak tanımlanabilir.
 Bu durum TCK 230/5 maddesi gereği resmi nikahtan önce kıyılması suç teşkil etmesine rağmen, resmi nikah olmadan gizlice kıyanların sayılarının fazlaca olduğunu biliyoruz.
 Bu konuda "TCK 230/5 maddesi; Aralarında evlenme olmaksızın, evlenmenin dinsel törenini yaptıranlar hakkında iki aydan altı aya kadar hapis cezası verilir. Ancak, medeni nikah yapıldığında kamu davası ve hükmedilen ceza bütün sonuçlarıyla ortadan kalkar" der.

  1926 yılında kabul edilen Türk Medeni Kanunu ise, resmi nikah müessesesi ile kadının sosyal konumunu güçlendirmek, aileyi, ana ve çocukları korumayı amaçlamaktadır. Dini nikaha dayalı evlenmelerin, kadın ve çocuklar yönünden doğurduğu sakıncalar gözetilerek resmi nikah yapılmadan, dini tören yapılmasının ceza yaptırımına bağlanmasının kamu düzenini ve kamu yararını sağlama amacına yönelik..." olduğu tartışmasız kabul gören bu yasa, 29.05.2015 tarihli gazete haberlerinden, Anayasa Mahkemesinin, imam nikahı kıymak için önce resmi nikah kıyma şartını kaldırdığını öğrenmiş bulunuyoruz. 
 Buna gerekçe olarak "AYM üyeleri, nikâhsız birlikte yaşayanlara TCK’da herhangi bir ceza öngörülmezken, resmi nikâh yaptırmadan dini nikâh kıyanlara hapis cezası öngörülmesinin Anayasa’nın 10’uncu maddesi, kanun önünde dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayırım gözetilmeksizin herkesin eşit olduğunu ilkesine aykırı olduğunu savundular. Bu üyeler, düzenlemenin din ve vicdan özgürlüğü, özel hayatın korunması ilkelerine aykırı olduğunu" ileri sürdüler.

Haberin tamamı; http://www.milliyet.com.tr/aym-den-flas-imam-nikahi-karari--gundem-2066257/
 

Anayasa mahkemesinin verdiği bu kararla artık resmi nikah kıymadan, imam nikahı ile evlilik yapılabilecek. Yeni bir düzenleme yapılmaz ise; bu durum kadın ve doğacak çocuklar açısından çok büyük sorunlar yaratacaktır.
 Bir çok kişi imam nikahı ile evlilik yoluna sapacağı için doğacak çocukların miras hakkı ve soyadı gibi bir çok hakları gözardı  edilecektir.
Ayrıca kadınların 'boş ol' denilmesi durumunda hiçbir resmi hakkı ve sosyal güvencesi bulunmayacaktır.

 AYM'in bu kararı ile resmi evliliklerin azalması, çocuk gelinlerin sayılarının artması ve yaşanmış hikayemde anlattığım olayların önünün alınması zorlaşacaktır.

Diyanet İşleri Başkanlığı Din İşleri Yüksek Kurulu Üyesi Prof. Dr. Saim Yeprem, İslam dininde “dini nikahın” olmadığını belirterek,“Türk Medeni Kanunu hükümlerine göre kıyılan resmi nikah, İslam dininin de geçerli saydığı nikahtır” demesine rağmen AYM resmi nikah olmadan imam nikah kıyılmasını serbest bırakması kafalarda soru işareti oluşturmaktadır.
  

Kadına şiddetin ve boşanmaların önünün alınamadığı böyle zamanda, AYM kararının bu olumsuz durumu tetiklemesi kaçınılmazdır. Dilerim en kısa zamanda bu hatadan dönülür, daha yapıcı kararlarla durum çözüme kavuşturulur.


Muhabbetle,
Hanife Mert

14 yorum:

Makbule Abalı dedi ki...

Gazetelerde okuduğumda, televizyon haberlerinde izlediğimde inanamadım. Kadınların bu kadar mağdur edildiği, zarar gördüğü bir toplumda daha koruyucu önlemlerin alınması gerekirken tam tersine çok büyük olumsuzluklar yaratabilecek, aile bütünlüğünü zedeleyecek bir başka karar alınıyor.
1926'da o günlerin zor şartlarında "resmi nikah" kabul edilirken 89 yıl sonra 2015'de tekrar dini nikaha dönülüyor. Neden....? Aileden sorumlu Devlet Bakanlığı bunun gerekçesini lütfen daha net açıklasın. İnsan merak ediyor; Doğacak çocuklar nasıl bir nüfus cüzdanına sahip olacaklar? Kadının miras hakkı, güvencesi ne olacak? Kırsal kesimdeki kadınları çok eşlilikten kim koruyacak? Düşününce bile içler acısı bir tablo...

Gulsah Onen dedi ki...

Her şey bir yana bir kadın nasıl buna ikna olur nasıl sadece imam nikahına kanıp ömrünü bir adama adar aklım almıyor.

Hüseyin Güzel dedi ki...

Sorunu irdeleyen bir yazı. Kalemine sağlık. Sorun hepimizin sorunu. Kız evladı olan tüm ailelerin sorunu. AYM'nin verdiği karar kabul edilemez.
Bu bağlamda bir de dönüp gerçeğe bakalım. Kadınlara yapılanlara.
Türkiye'de bir "çocuk gelinler" sorunu var. "Berdel" sorunu var. "Aile Meclisi" kararları söz konusu. Bu bağlamda geçmişte onlarca cinayet işlendi. Çocuklar "pazara da mal satar gibi" alınıp satıldı. Bu gerçeği basından takip ediyoruz. İnternet ortamına "çocuk gelinler" sorunu yazıldığında gerçek görülecektir. Kimi kadınlar şişlendi, kimisi silahla katledildi, kimisi tuvalete kilitlendi, kimisi dövüldü, kaburgası kırıldı, kimsi aile meclisi kararı ile katledildi. Sevdiğine kavuşamadı. Kadınları sokak ortasında bıçaklayanları tv ekranlarında seyrediyoruz. Sorunyeni değil. Doğuya gidin. Adamın kaç karısı, kaç çocuğu var bir araştırın.

Hanife Mert dedi ki...

Sevgili Makbule Hanım Ülkemiz her geçen gün geriye, cehalete, karanlığa doğru bir gidiş var. İnsanın aklı almıyor. Anayasa Mahkemesi gibi bir kurumun böyle bir karar almasını aklımız almıyor. Dileriz bu yanlış kararın iyi bir düzenleme ile kadın, a,le ve çocuğun lehine dönüştürülür.
Katkı sağlayan yorumunuzla katkınız için teşekkürler.
Sevgiyle kalın.

Hanife Mert dedi ki...

Sevgili Gülşah bir kadın imam nikahına nasıl azı olur? diye sormuşsun. Öncelikle eğitimsizlik sonrasında ekonomik özgürlüğüne sahip olmadığı için çaresizlik ve sonrasında diğer nedenler. Devletin en öncelikli görevi kendine vatandaş olanların sosyal ekonomik ve yasalardan doğan haklarını koruması gerekirken kadın söz konusu olunca, kadının hakkının verilmediği ona zarar veren maalesef kadını aşağılayıcı kararlar alınıyor. Dileyelim en kısa zamanda bu karardan vaz geçilir.
Sevgiyle kalın.

Hanife Mert dedi ki...

Çok haklısınız Hocam. Kadına dair onca sorun var iken. Sorun eklemek de neyin nesi? Anayasa mahkemesinin aldığı bu karar reddedilmeli. Bu konuyla ilgili bakanlık bu durumun uygulamasının önüne geçilmeli...
Değerli yorumunuzla katkınıza çok teşekkür ederim, selam ve saygılar.

bücürükveben dedi ki...

Söylencek her şeyi söylemişsin Hanife'ciğim, akp gibi Kuran, Allah, peygamber kısaca dini kullanan iktidarlarda en önce kadınlar ve çocuklar ezilir. İran, Irak, Afganistan, Pakistan, Suudi Arabistan, Yemen...ne kadar İslam ülkesi varsa orada kadınların durumu berbattır, içler acısıdır. O yolda ilerliyoruz.
:(

Bücürük'le öpüyoruz..:)
sevgiler

Hanife Mert dedi ki...

Yorum için teşekkür ediyorum üjdeciğim.
Öptüm sevgiler ikinize...:))

Recep Altun; dedi ki...

Merhabalar.

Fıtratı itibariyle bence kadın erkekten daha üstündür. Çünkü kadın çalışkan ve üretken bir varlıktır. Dişi aslan avlar, erkek aslan yer. Kadına hak ettiği saygı ile birlikte hak ettiği değerler tam manasıyla daha ne zaman gösterilecek ve verilecek merak ediyorum.

Tüm dünya ülkelerinde kadına hak ettiği saygının gösterilmesi ve değerin verilmesinde bir ilerleme (ülkemiz hariç) görünüyor ama, bu ilerleme bir karınca hızı ölçüsünde olup, asla yeterli değildir.

Kadının bir insan gibi yaşamını devam ettirebilmesi için daha ne kadar ölmesi gerekiyor, bunu anlamak mümkün değil. Kadın erkek ilişkilerindeki yaralamalı ve ölümlü vakaları bir inceleyin, bu olayların içinde hep cahil kalmış insanları göreceksiniz.

Daha önce kadının lehine olan bir kanunun ilgili maddelerini tekrar hükümsüz saymak da ne demek? Hangi ülkede böyle bir uygulama yapılmıştır? Bu ne kadar çok böyle bağnazlıktır? Bunun kime yararı olacaktır? İlgili kanun maddeleri kimin boynuzuna dokundu da kaldırılmıştır?

Ailenin kutsallığından bahseden bir zihniyetin, kadını koruyan bir kanunun ilgili maddelerini nasıl iptal eder?

Kadını koruyan ve onu güvence altına alabilecek ne kadar önlemler varsa, devletin behemal bu önlemleri bir an önce alması gerekmektedir.

Bizi karnında taşıyan annelerimize duyduğumuz saygının tüm kadınlara yansıtılması temennisiyle birlikte Allah'a emanet olun.

Selam ve dualarımla.

Hanife Mert dedi ki...

Merhaba Recep Bey,
öncelikle sizden özür dilemek istiyorum. Yorumunuzu geç yayınladığım için. Uzun süredir bloğuma girme fırsatım olmadı. Bazı özel durumlar nedeniyle...
Haklısınız özellikle ülkemizde ya da dünya devletlerinde doğusu batısı ile kadın olması gerektiği yerde değil. Özellikle Ortadoğu gibi ülkelerde ise kadını korumak adına ya da cahilce düşünce, anane, töre gibi nedenlerle onu hak ettiği yere gelemedi. Sizden ifade ettiğiniz gibi temelde eğitimsizlik büyük rol oynuyor. Hal böyle iken AYM nin aldığı karar durumu alabildiğine kötüye götürecektir. Dileğinize yürekten katılıyorum. Yorum ve katkınız için çok teşekkür ediyorum.
Selam ve saygılar,

KİTAP EYLEMİ dedi ki...

ülkmedeki bitmeyen kadın sorunlarından biri daha ve ne yazık ki bitecek gibi görünmüyor kolay kolay , bu zihniyeti taşıyan , buna müsaade eden büyük başlar başımızda olduğu kadar...

Hanife Mert dedi ki...

Çok haklısın sevgili kitap eylemi. Büyük başları yönlendiren de cehaletin gözünü kör eden küçük başlar. Kadın kendini eğitmeli, hakkını hukukunu bilmeli.

Teşekkür ederim yorum için..

KİTAP EYLEMİ dedi ki...

aslını isterseniz büyük başları da küçük başları da yetiştiren biz kadınlarız ve biz kendimizi yetiştirmediğimiz sürece bu düzen değiştirilmez...

Hanife Mert dedi ki...

Çok doğru çok haklısınız. Biz varlığımızı ortaya koyar dimdik durursak bize kimse bir şey yapmaz. Ancak bunu yapabilmek için de iyi bir eğitim ve ekonomik özgürlüğünü kazanmış olmak gerekiyor. Aksi halde biz bizim aleyhimize alınan kararlara, koca dayağına, şiddete, cinayetlere karşı etkisiz kalır tepkilerimiz..