4 Eylül 2014 Perşembe

Ve Hayat Sessizce Aktı Gitti!!


”Nehir gibidir insan, sadece yüzeysel bilinir; derinliklerinde ne saklar, ne fırtınalar kopar söylemez.. Sadece sessizce akar ve gider” der Mevlana ve insanı bir nehre benzetir . 
  Nehrin de tıpkı insan gibi doğuşu saftır, sadeliği ve berraklığı göz alıcıdır. O, doğduğunda gürül gürül akan bir pınardı. Pınar, bağrından koparak kendini dağların kollarına hoyratça bırakır, dağlardan gelen ne varsa içine alıp, saklardı. İstemezdi kimsenin görmesini... Pınar, coşardı bir çağlayan gibi hayata...Önüne engeller çıktığında ya o engeli aşıp geçecek ya da kendine başka bir yol bulacaktı. Çünkü hayatta iz bırakmak için ne olursa olsun yoluna devam etmeliydi... 
Zamanla nehir büyümüş, geçtiği topraklar onu değiştirmiştir. Artık kıvrılmayı da, geçtiği toprağın şeklini alarak  öğrenmiştir. Bir gün başka bir nehirle buluşur ve birleşir... 

  İnsan da öyle değil mi? Doğumu saf, temiz, berrak ve göz alıcıdır. Büyür gelişir kendini  hayat mücadelesinin içinde bulur. Önüne çıkan engelleri aşarak  kendine bir yol bulmayı öğrenir. Yılmadan yorulmadan yoluna devam etmeli, tıpkı nehir gibi hayatta bir iz bırakmalı idi. Ve günün birinde  karşısına çıkan biriyle buluşur ve hayatını birleştirir. 
 Hızla  geçen zaman, onca yaşanmışlıklar, sona yaklaşması, onu  kendi iç dünyasına yöneltmiş ve yalnızlık hissi tüm benliğini sarmıştır artık... Kendiyle yüzleşme iç hesaplaşma başlamıştır iç dünyasında. 
 Öyle ya! nice vedalarda boynu büküldü... Kim bilir kaç gidenin ardında gözlerine yağmur bulutları çöktü. Kimi zaman gözlerinden akıtamadığı yüreğini sele çevirdi.  Kaçıncı kez hazan mevsimi yaşadı. Sevdi, sevildi, özlemleri hasretleri büyüttü içinde. Kimi zaman ezildi, itildi, aşağılandı, dışlandı, horlandı kendini  anlatamadı, anlaşılamadı... Kendine sakladı her şeyini.
Takvimlerden kopanlar bir daha geri gelmedi... Sessizce öylece aktı gitti. Öyle bir akıştı ki, geri dönüşü olmadı. İşte bu akışın adı, geçerken insandan çok şeyi de beraberinde alıp götüren kimine göre her şeyin ilacı olarak bilinen zamandı... 
 Neydi ki bu zaman? Ardından koşarken kanadına nice umutlar bağladığımız yücelerden uçan bir kuş mu? Yoksa çağlayarak akan ve hayallerimizin, amaçlarımızın içine düştüğü ve bizim ulaşmak için var gücümüzle koştuğumuz  boğulmaktan korktuğumuz, her şeye rağmen yetişmeye çalıştığımız bir türlü yetişemediğimiz çağlayarak akan bir  ırmak mı? 
 O ki, ne kanadına umutlar bağladığımız yücelerden uçan bir kuş, ne de yetişmeye çalıştığımız ve içinde boğulmaktan korktuğumuz çağlayarak akan bir ırmak. 
O, şimdi geriye dönüp baktığımızda uzun uzun seyredebileceğimiz bir film şeridine dönüşmüş umutlarımız, hayallerimiz, hayal kırıklıklarımız, anılarımız ve tüm yaşanmışlıklarımızı gösteren bir şerit. O şeritte büyük bir mutlulukla seyredeceğimiz kareler olduğu gibi, keşke bir makasla kesip atabilsem dediğimiz görüntüler de mevcut...

Sularla birlikte akar insan ömrü. Ta ki son menzile varılır  öyle durulur. Sular kaynağında duruydu saftı. Sen kundağında… Sularla birlikte aktı hayatın. Kimi zaman bulandın kimi zaman duruldun. Sen yüreğinde biriktirdin sakladın her şeyini, sular derinliklerinde... Ve hayat sessizce aktı  gitti...

Muhabbetle
Hanife MERT

16 yorum:

Müjde Dural dedi ki...

Mevlana doğru söylemiş, sonrasında senin yorumun o kadar güzeldi ki, o kadar etkileyiciydi ki, tebrik ediyorum sadece, aynen katılıyorum her cümlesine....eline koluna sağlık canım. Öpüyoruz, sevgiler:)

Hanife Mert dedi ki...

Çok teşekkür ediyorum Müjdeciğim, canım senin de okuyan gözlerine yüreğine sağlık canım. Ben de ikinizi de öpüyorum, sevgilerimi gönderiyorum...:))

gügüyle hersey dedi ki...

canim ellerine saglik ne kadar da güzel kendimi kaybettim sanki beni anlatiyordu ayni berak su gibiydim evlendim dert üstüne dertler bindi su duruldugunda iste bizi bekleyen de ölüm olacaktir cok dogru
sevgiler♥

Hobistanya dedi ki...

Ne guzel cumleler ve benzetmeler Hanife ablacim, biz yuregimizde, sular derinliklerinde biriktirdi, yuregine saglik, slmlar size ve Mersine:)

Hanife Mert dedi ki...

Sevgili gügücüğüm hayat böyle maalesef, insan doğuyor, büyüyor, olgunlaşıyor ve yaşlanıyor. Sonra kaçınılmaz son... Mevlana'nın sözünden hareketle paylaştım düşüncelerimi... Yazıda kendini bulman doğal insanız çünkü yaşadıklarımız benzer. Okuyan gözlerin yüreğin dert görmesin.
Sevgiler selamlar...

Hanife Mert dedi ki...

Çok teşekkür ediyorum sevgili hobiciğim. Okuyan gözlerin yüreğin dert görmesin canım. Selamını as diyorum ben de sana ve seninle birlikte yaşayan sevdiklerine gönderiyorum selam ve sevgimi.
Mutlu ve sağlıklı kal.

Emre B dedi ki...

Nehir-insan benzetmesi anlamlı olmuş. Rabb'im inşaallah geçtiğimiz toprakları temizlerinden nasip eder de fazla kirlenmeden nihayete ulaşırız.

Ertuğrul Yıldırım dedi ki...

Çok güzel ele alınmış bir yazı olmuş..Ara sıra siyasetten uzaklaşip böyle şeyleri paylaşmak iyi oluyor..Elinize sağlık..Sizi takibe aldım.. Ben de sizi siteme bekliyorum..Özellikle yargı konusuda değerli yorumlarınızı bekliyorum.. http://authorertugrul-tr.blogspot.com.tr Teşekkür ederim..

Hanife Mert dedi ki...

Teşekkür ediyorum Emre B değerli yorumunuz için. Güzel dileğiniz için de Amin diyorum.
Sağlıcakla kalın.

Hanife Mert dedi ki...

Öncelikle sayfama hoş geldiniz Ertuğrul Yıldırım. Yazım ile ilgili değerli yorumunuz ve katkınız için de çok teşekkür ediyorum. Evet ben de öyle düşünüyorum. Siyaseti hiç sevmem. Ancak konu ülkem ve toplumum söz konusu olunca insan kayıtsız kalamıyor. Elbette sayfanıza uğrarım.
Sağlık ve esenlikler.

Tülay GÜRDAL dedi ki...

Merhaba Hanife Hanım

Ben de yazınızı "su gibi" okudum... Sevgiler,

Hanife Mert dedi ki...

Merhaba Tülay Hanım.
Teşekkürler...

Hüseyin Güzel dedi ki...

Her satırına aynen katıldığım bir yazı. Emeğine sağlık.

Hanife Mert dedi ki...

Çok teşekkür ediyorum Hüseyin Hocam sağ olun. Okuyan gözleriniz yüreğiniz dert görmesin. selam ve saygılar.

Dostbahcesindenlezzetler dedi ki...

Ve hersey zaman hayat su gibi akip gidiyor..istesekte istemesekte..guzel paylasimin icin tesekkurler Hanifecigim emegine saglik..sevgiler..

Hanife Mert dedi ki...

Aynen Emelciğim. Zaman dur durak bilmiyor. Ardından atlı kovalıyor gibi hızla koşuyor. Biz de umarsızca ona yetişmeye çalışıyoruz. Teşekkür ediyorum canım, okuyan gözlerin yüreğin dert görmesin.
Sevgiler.