19 Eylül 2014 Cuma

Hayata Bir Pencere Açalım!

İnsan sevincini mutluluğunu değil de, hüznünü, üzüntüsünü saklar yüreğinde… Var olanı görmez de, eksik olana odaklanır. Kendisine iyilik yapanı çabuk unutur, ama kötülük yapanı aklından çıkarmaz... Sevinçlerin mutlulukların değil de, hüzünlerin mutsuzluklarının izi kalır yüreğinde...
Terk ettiklerinin sayısını bilmez, kendini terk edenleri unutmaz ve kolay kolay da affetmez.
İyi şeyleri unutmada hafızasının zayıflığına sığınır, kötü şeyleri unutamama da kinine bürünür.
Sürekli şikayet eder, sonunda kendini mutsuz etmeyi başarır. Oysa insan neyi düşünürse, kendini neye inandırırsa onu gerçekleştirir. Kötü olanı düşünmek, kötülüğü çağırmaktır.
  Zira insan kalbi bir misafirhane gibidir. Hayat boyu meydana gelen iç ve dış tesirlere ev sahipliği yapar durur. Bu tesirlerin en önemlisi de, irade dışı meydana gelen iç fısıltılardan oluşur. Bu fısıltıların bir kısmı iyi huylu, bir kısmı kötüdür. Bu durumda ev sahibine düşen; iyileri ağırlayıp, kötüleri uğurlamaktır.
 İyiyi güzeli ağırlamak hayatı güzelleştirir. Güzeli görür, güzeli yaşar yaşatır. Kötüyü ağırlamak ise kötüyü kötülüğü arttırır. Eksiklere hatalara, yanlışlara yoğunlaştıkça eksildiğimizi görürüz. Enerjimizi kaybeder, etrafa nefret eden gözlerle bakarız.
   İyilikle, güzellikle,varlıkla uğraşmaktır aslolan! Varlıkla, güzelliklerle uğraşmak var olanı arttırır, var olan güzellikler çoğalır, bereketlenir. Kötülükle, eksiklerle, yanlışlarla hatalarla uğraşırsanız, var olan güzelliği de kaybeder hayatınızı eksiler sarar.
  Gelin hayata yeni bir pencere açalım. Biraz nefes alalım. Hayatı olayları olumlu yönden görmeye çalışalım. Eşinizin, dostunuzun, çocuğunuzun, komşunuzun, arkadaşınızın, sevgilinizin, annenizin, babanızın, amirinizin, memurunuzun... Davranışlarını olumlu yönden görmeye çalışalım. Kalbimiz kötü düşünmeye meyletse de, iyi yönlerini düşünüp engel olalım. Kötülük, kin, nefret cana yüktür.
  Herkes çevresinde umut saçan cıvıl cıvıl insanların olmasını ister. Öyleyse önce biz etrafına umut saçan, neşeli cıvıl cıvıl bir insan olalım! Bunu gerçekleştirebilmek için önce yüreği sıkan rahatsız eden olumsuzluklardan kurtulmak gerek. Bize yanlış yapanları affetmekle başlayabiliriz mesela.
  
  Kırın inadınızı kurtulun geçmişin yüreğinize yük olan olumsuzluklarından. Hayat çok kısa. Bu gün var yarın yokuz... Yüzlerimiz, yüreklerimiz, gözlerimiz gülsün.

Somurtan, sürekli dert yanan, şikayet eden, hayata simsiyah gözlerle bakan birini siz ne kadar istemezseniz, emin olun başkaları da istemez…
  Hepimiz insanız ve bu toplumda yaşıyoruz. Eksiklerimiz, kusurlarımız illaki vardır. Biz bunları yaşadıkça ve onlara yoğunlaştıkça eksildiğimizi, sıkıldığımızı, bunaldığımızı görürüz. Gelin atalım üzerimizden bu yükü. Kırgınlıklarımızı kızgınlıklarımızı bertaraf edelim. Bu insanları affetmekle kurtulabiliriz bu yükten. Hayata dolu tarafından bakıp boş tarafını gözardı ederek mutlu olmayı başaralım.

Artık, sevinçlerimizin izi kalsın yüreklerimizde!

Muhabbetle
Hanife MERT

23 yorum:

Müjde Dural dedi ki...

Ah Hanife'ciğim ne güzel ne güzel söylüyorsun da artık bazı şeyleri affedemiyorum, affedecek ne sabrım kaldı, ne hevesim. Yani gerçekten insanlar yapılan iyilikleri şıp diye unutuyorlar, ben bunu o kadar çok yaşadım ki, tesadüf seninle aynı gün, aynı saatlerde bu konularla ilgili yazı yazmışız. İnsan aman iyilik bende kalsın, aman tatsızlık çıkmasın, aman unutayım, aman affedeyim diye diye bu sefer kendisi üzülüyor, kendisi inciniyor. Kötülerle uğraşmak zordur arkadaşım, evet affetmek iyidir, ama affedilecek şey var affedilmeyecek şey var, ben artık sabrımı zorlamıyorum, beni sevmeyenleri sevmeye affetmeye çalışmıyorum. Bıraktım ne halleri varsa görsünler. Her şey bir yere kadar. Yazına biraz muhalefet gibi oldu yorumum ama kusura bakma e mi? :)
Bücürük'le kocaman öptük:))

Deren dedi ki...

Şu anki durumumda çok ihtiyacım olan bir yazıydı hatırlamama vesile oldunuz çok teşekkürler :)) insanlara kızmamayı nasıl bırakabilirim bilmiyorum onlara karşı kendimi korumamı sağlayan tek şey nefret gibi ne kadar kötü sevgiyle ayakta durabilmeliydim :(

Hanife Mert dedi ki...

Estağfurullah Müjdeciğim ne kusuru... Elbette haklısın, affedilecek şey var affedilmeyecek şeyler de var. Bunları içimizde büyütüp kendimizi sıkıntıya sokuyoruz. Sonrasında üzgün gergin mutsuz oluyoruz. O kimse her ne yapmışsa yapsın kendi içimizde affeder ve yine de samimi olmayız kaldı ki, bizi sıkan daraltan öyle çok şey yaşıyoruz ki... Özellikle son dönemlerde yaşadıklarımız öylesine bunaltı ki, her yanımız sıkıntı, üzüntü, stres, acı, ölüm vb. Bu durum karşısında bizler kendimizden geçiyoruz. Stres topu gibi oluyoruz. Her fırsatta da bu yaşananları dillendirmek insanı daha fazla kaosa sıkıntıya sokuyor ve geriyor. yaptığımız eylem de açıkçası bir işe yaramıyor. Hep olumsuzlukları yazıyoruz konuşuyoruz ama sonuçta olacak olacağa varıyor. Sevgili Müjdeciğim, yüreğimizde ki hüzün mutsuzluk yer ediyor, hayatımıza hükmediyor. Oysa biraz da o kaos ortamından kendimizi kurtarıp hayatın farklı yanlarını da gündeme alsak belki zorluklara katlanmak daha kolay olacak diye düşündüm. O sebeple yazdım bu yazıyı. Yorum için teşekkür ediyorum canım. Yazını gördüm ancak işim vardı okuyamadım. Hatta bir kaç tane var okuyamadığım yazıların bakacağım. Öptüm bücürüğü ve seni, sevgiler canım. Mutlu geceler, mutlu hafta sonu diliyorum...

Hanife Mert dedi ki...

O zaman ne mutlu bana sevgili Deren. Yazım size yardımcı olduysa bu beni çok sevindirir. Bir toplum içinde yaşıyoruz. Dolayısıyla insanlarla etkileşim halindeyiz. Her birimiz farklı karakter ve farklı bir mizaca sahip oluşumuz dandır ki, anlaşmada sıkıntı yaşarız. Kaldı ki, kardeşler arasında bile anlaşmazlık çıkar. Yapılması gereken en akıllıca şey, karşı tarafa saygı sınırını aşmadan olaylara müdahale edilmeli. Nefret asla olmamalı. Kin nefret insanı mutsuz eden en etkili histir. O yüzden içimizde hemen atmalı... Sevgidir her zorluğu aşıran, yine sevgidir hayata anlam katan. Toplum olarak en çok ihtiyacımız olan şey Sevgidir. Eksikliği insana çok fazla hata yaptıran, suç işleten...
Sevgili Derenciğim yorum için çok teşekkür ediyor sevgiler gönderiyorum.
Mutlu ve umutlu kal.

Deren dedi ki...

Çok teşekkür ederim ben de zamanla farkettim ki artık umursamıyorum tek istediğim öyle insanların benden uzak olması onlarla başetmeye ne sabrım ne de halim var.Sevgiyi de hayatımızın baş köşesine oturtmamız gerekiyor bunu yapmak biraz zaman alacak ama değecek bence :))

Hanife Mert dedi ki...

Ben teşekkür ediyorum düşüncelerinizi paylaştığınız için... Evet insanlarla ilişkilerde çok fazla iç içe olmamak lazım araya belli bir mesafe koymasını bilmeli. Aksi halde karşı tarafa kendinizle ilgili fazla tölerans verdiğiniz zaman sizin üzerinizde sanki hükmetme hakkını görüyor kendinde. O nedenle ölçüyü kaçırmamak gerekli diye düşünüyorum. Sevgi konusunda ki düşüncemi yineliyorum. Zira insan sevgisiz yaşayamaz. Çünkü onun özüdür sevgi.. Bu anlamda ben de size gönülden sevgimi gönderiyorum. Sağlık ve esenlikler diliyorum.

Deren dedi ki...

Bütün dedikleriniz doğru inşallah hepimiz bunları hayatımızda uygulayabiliriz :))

Hanife Mert dedi ki...

İnşallah...:))

Hüseyin Güzel dedi ki...

Hanife hanım yazdıklarınıza katılmamak eld edeğil . Çok güzel ve olumlu şeyler yazmışsınız. Bu yazdıklarınız sorunsuz yaşayan demokrasiyi özümsemiş, kendi çıkarını değil milletin ve devletin çıkarını düşünen, kendi kesesini değil, milletin ve devletin kesesini düşünen, insanları ötelemeyen, meydanlarda yuhalatmayan, sen şusun busun demeyen toplumlar için geçerlidir. Çünkü o toplumlar düşünmesini bilir. Komşu hakkı nedir bilir. Ana baba sevgisi nedir bilir. Başkalarını rahatsız etmemeyi ilke edinir. Yazdıklarınızı günümüz toplumlarında hele de batağa saplanıp debelenen toplumlarda görmek çok zor , hatta imkansız. Misal Ortadoğu'da yaşananları düşünürsek o ülkelede kimin nasıl ne şekilde davranacağı belli değil. Yazdıklarınızı bir de bu açıdan düşünün. Hümanist ve ideal düşünüyorsunuz. Lakin artık ne hümanizm kalmış, ne de idealizm. Şu yaşananlar bakılrısa. Kimileri insanları kurşuna diziyor, kimileri yerinden yurdundan oluyor, aç suzu dağlarda perişan, kimileri savunmasız insanları katlediyor, ortalık toz duman. Bu durumda yazdıklarınız bu toplumlar için geçerli mi? Adamlar hazır yapılmış 30 a yakın okulu yaktılar. Şimdi bunu yapanlara bu yazdıklarınızı nasıl anlatacaksınzı ki? Elinize sağlık. selam ve saygılar.

Hanife Mert dedi ki...

Ben de sizin yazdıklarınıza yürekten katılıyorum. Zira ben de en az sizin kadar gerek ülkemizde ve gerekse dünyada yaşananların farkındayım bilincindeyim... Yaşanan acıları, sıkıntıları, yerle bir edilen değerlerimizi, yozlaştırılan kültürümüzü, ahlaki değerlerimizi, önemsizleştirilmeye yok sayılmaya çalışılan tarihimizi, Milletimizi, ordumuzu, bağımsızlığımızın simgesi bayrağımıza, ve Cumhuriyetimizin ve devletimizin kurucusu Atatürk'ümüze yapılan edepsizliği, saygısızlığı ve daha pek çok yapılan cehaletten kaynaklanan pek çok şeyşn farkındayım ve yazdım elbette yazmaya devam edeceğim. Ancak bunları sürekli gündemde tutarak psikolojimin bozulduğunu hissediyorum. Sürekli gergin, stresli olmak hem kendime hem de etrafımda ki insanlara zarar veriyor. Arada kendimizi deşarj etmeye de pozitif düşünmeye teşfik etmeye de ihtiyacımızın olduğunu düşünüyorum ve bir müddet bu tarz yazılar yazmaya karar verdim. Aksi halde diğer türlü yazdığımız yazıların sadece konuşulmaktan ve yazılmaktan öte gitmediğini gördüm. Herkes sadece konuşuyor. Herkes sadece başkasından bekliyor. Bunu baştakiler de yapıyor. Muhalefeti hükümetiyle beraber. Herkes konuşuyor olumlu bir icraat yok. Okulu yakanlar ya da diğerlerine benim yazım zaten etki etmez. Onlar beyinleri yıkanmış ne amaçla yaptığını bilmeyen bir yığın insan müsvetteleri...
Yorum ve katkınız için teşekkür ediyorum Hocam. Sağ olun, saygılar.

kitap eylemcisi dedi ki...

bu aralar bir kaç blogda daha gördüm buna benzer hatirlatmalar , güzel oluyor bazen dönüşler, insan yoklamalı arada kendini, hayat muhasebesinde bu genel bakışlar şart , ne güzel ve de anlamlı olurlar, emeğe, yüreğe , düşünceye sağlık...

Hanife Mert dedi ki...

Teşekkür ediyorum sevgili kitap eylemcisi... Evet insan zaman zaman kendini rahatlatmalı, kendini sıkıntılardan stresten arındırmalı. Pozitif düşünmeye teşvik etmeli zira hayatın ağır yükü altında yok olur...
Sizin de yüreğinize gözlerinize sağlık.
Sevgiler.

Gamze Esra Ersöz dedi ki...

Çok güzel yazmışsınız, teşekkürler...

Recep Altun; dedi ki...

Merhabalar.

Paylaştıklarınızı okuyarak yorum yazma imkanım olmadığı için, blogger arkadaşlığımızın
unutulmaması adına ayaküstü sizleri ziyaret ederek hal-hatır sormak istedim. İnşAllah sağlık, sıhhat ve afiyettesinizdir.

Selam ve dualarımla birlikte en Güzel'e emanet olun.

Recep Altun
Değirmenden Mektup Var

Hanife Mert dedi ki...

Ben teşekkür ediyorum Gamze Hanım. Zaman ayırdığınız için... Selam ve sevgiler.

Hanife Mert dedi ki...

Çok teşekkür ediyorum Recep Bey. Siz nasılsınız? uzun süredir blogdan uzak kaldınız. Umarım yolunda gitmeyen bir şey yoktur...
Sağlık, huzur ve mutluluk sizinle olsun..

Dostbahcesindenlezzetler dedi ki...

Boylesine guzel yurekli arkadasim..pozitif olmak olabilmek en guzeli simdi kaciyorum gelip gece iyice yazilan yorumlari ve cevaplarini ve son yazinida okuyacagim. Yuregine saglik canim..sizlere iyi geceler..

Hanife Mert dedi ki...

Çok teşekkür ediyorum canım. Beklerim her zaman. Öptüm canım gönülden sevgiler gönderdim sana....:))

VuslaT dedi ki...

Son söz son cümle içimi titretti Hanife'm sevinçlerimizin izi kalsın inşallah. benimkiler gigi hüzünlerin değil..
Çok güzel bir yazıydı kalmine yüreğine sağlık..

Hanife Mert dedi ki...

Çok teşekkür ediyorum Vuslatım okuyan gözlerin yüreğin dert görmesin. Seni gördüğüme sevindim.
Sevgiler selamlar sana..

Hanife Mert dedi ki...

Çok teşekkür ediyorum Vuslatım okuyan gözlerin yüreğin dert görmesin. Seni gördüğüme sevindim.
Sevgiler selamlar sana..

deeptone dedi ki...

bak ne dicem bugünlerde bi yazı yazcaktım. iyi yazan arkadaşlarımız diye. dilerlerse kitap çıkarabilecek arkadaşlarımız diye. sen de varsın listede. o yüzden geçen gün dedin ya yazıyorum diye işte bak çok tesadüf oldu biliyon muuu :)) bildim işte yanii. hemen okur yazarım blogumda ne güzeeel :)

Hanife Mert dedi ki...

Çok teşekkür ediyorum sevgili deep...:) Evet yazdım bitirdim. Bir kaç yayın evine gönderdim beklemedeyim. Sonuç ne olur bilmiyorum. Evet güzel bir tesadüf olmuş... Teşekkürler. Ben senin kitabını aldım okudum. O aralar işim çoktu nete pek giremiyordum. Burada paylaşamadım. Zaman geçince de paylaşmak ben paylaşamadım. İnşaallah 2. kitabını paylaşırım...