22 Nisan 2014 Salı

Utanmaktan Utanma!


“Utanmıyorsan dilediğini yap!” diye ikaz ederdi büyüklerimiz. Zira utanmayan insan her türlüğü kötülüğü, edepsizliği, vicdansızlığı, haksızlığı, adaletsizliği yapmaktan çekinmez. Bu duruma  toplum da kayıtsız kalıyor bana değmesin de ne yaparsa yapsın felsefesi ile yaklaşıyorsa artık çirkinliklerin, kötülüklerin önü  alınmaz bir duruma gelmiş demektir.
 Eskiden öyle miydi? İnsan yanlış yapmaktan ödü kopardı. "El alem ne der?" vicdan baskısını ruhunda hissederdi. El alemin cezası da, benim diyen hakimin verdiği cezadan daha etkili olurdu. Suç işleyen suçunu gizleyemezdi. Yüzü kızarırdı edebinden hayasından... Oysa insanın en güzel süsüdür utanması, utancından dolayı yüzünün kızarması.İnsan olduğunun göstergesi. Utanmak insanın kalitesini gösteren bir güzellik bir özeliktir.
  Utanan insan saygılıdır, edeplidir, faziletlidir, güzel ahlaklıdır. Vicdan merhamet sahibidir. İnsana, hayvana, doğaya karşı merhametlidir. Emek vermediği şeye sahip olmak istemez. Hakkı ve halkı korur gözetir. Erdemli haya  sahibidir. 
 Maalesef günümüzde bu  güzel değerler yavaş yavaş önemini yitirmiş durumda. Hatta utanılacak ve unutulacak bir hal aldı...    Peki nerede bu  "el alem" dediğimiz en ağır cezayı kesen görünmeyen el ? Bu kadar işlenen suçlar karşısında neden bir şey demez odu? 
 Artık ne korkumuz ne de kızaracak yüzümüz kaldı. Edep, haya, utanmak, arlanmak, adalet, hak, hukuk hak getire...
 Haksız yere hunharca öldürülen onca savunmasız zavallı çocuklar, kadınlar, yaşlılar... Çöp konteynerlerine atılan günahsız bebekler. Üç kuruşluk para için öldürülen insanlar. Gözler önünde öldürülen, kaza geçirip acı içinde kıvranan insanları sadece izleyen, başım belaya girer endişesi ile o halde bırakıp giden vicdan yoksunu insanlar... Çöpten ekmek yiyecek toplayan insanlar, savunmasız sokak hayvanlarına canlı canlı zevkine eziyet eden insan demeye dilimin varmadığı bu canileri görmüyor mu? 
 Görünen o ki o da terk etmiş bu toplumu.Toplum vicdan yargısını devre dışı bıraktığı müddetçe ve hukukun cezai müeyyideleri caydırıcı niteliğini arttırmadıkça endişe verici tablolar her geçen gün artacaktır artıyor da...
    İnsanlar artık suç işlemekten utanmaz olmuş. Yüzü bile kızarmıyor. Hani denir ya; tabiri caizse sanki "ar damarı çatlamış"...
   Büyükler bu halde iken geleceğimizi teslim edeceğimiz varlığı gurur kaynağımız olan gençlerimizin durumu da pek farklı değil. Rahata alışmış, sorumluluk duygusundan yoksun, emek vermeden, çaba sarf etmeden kolay yoldan kazanma peşinde koşan, her şeyin en son modeline sahip olmak isteyen, marka takıntısı olan, saygı, edep, vicdan, sevgi, merhametin devre dışı kaldığı bir  nesille karşı karşıyayız. Tıpkı Üstat Necip  Fazıl'ın yaptığı bir konuşmasında"bu gidişle utanmaktan utanan bir nesil gelecek" ifadesi  sanki bu günün gençliğini anlatıyor. Utanması gerekenden utanmayan, ama utanmaması gerekenden utanan bir nesil…  
    Utanılması gereken, ahlaksızlık,vicdansızlık,haksızlık, merhametsizlik ve sevgisizlik olması gerekirken günümüzde, bu insani güzelliklerden dolayı utananlar ayıplanır oldu.  Hatta böyle kimselerin durumu,içine kapanık,pasif,asosyal, basiretsiz biri gibi algılanıp kişilik bozukluğu olarak  gösterilebilmekte...
   Öyle kendimiz olmaktan uzaklaştık ki,her şeyimizi maddenin ışıltılı, göz kamaştırıcı süsüne bıraktık. Neyimiz var neyimiz yok her şeyi  paraya endeksledik. Değer yargılarımızın temeline parayı oturttuk. Paran varsa zenginsen insansın, değerlisin, saygınsın. Paran yoksa pul kadar değerin yok. Bizi bir arada tutan, birliğimizi sağlayan  ne kadar güzel değerlerimiz varsa onları paraya kurban ettik. İnsana  saygı hak getire. Vicdansızlık, merhametsizlik, edepsizlik, riya, kap kaççılık, adam kayırma,diz boyu. 

      Rabbena hep bana demekten, yardımlaşmayı paylaşmayı unuttuk.  Toplum olarak bazı şeyleri kanıksadık ve kabullendik. Artık  utanmak, yüzümüzün kızarması şöyle dursun, görmezden anlamazdan gelir olduk çoğu şeyi...  



Muhabbetle
Hanife Mert

17 yorum:

Hüseyin Güzel dedi ki...

Eskiden "el alem ne der" utanma ve ahlaki anlayış çizgisini şimdilerde aramak beyhudedir.
Revaçta olan "çalıp çırpmak, rant anlayışı, yalakalık, şakşakçılık" vs.
Kördüğüm olmuş tüm insani değerler , birbirine dolaşmış açılmıyor. Debelendikçe de daha da içinden çıkılmaz hale geliyor.
Utanan için yazdığınız şu cümlelere daha ne eklene bilir ki "Utanan insan saygılıdır, edeplidir, faziletlidir, güzel ahlaklıdır. Vicdan merhamet sahibidir. İnsana, hayvana, doğaya karşı merhametlidir. Emek vermediği şeye sahip olmak istemez. Hakkı ve halkı korur gözetir. Erdemli haya sahibidir. " Gerçekler, gerçekler... Düşüncene ve kalemine sağlık.
Vicdanını poşete koyanların çoğalmakta olduğu bir toplumda yaşıyoruz. İnternet sitelerinde yayınlanan yazı ve haberlerin altına yapılan yorumların kalitesizliği ve dingilliği, dangalaklığını gördükçe bu toplum adam olmaz, daha da beter olur diye düşünüyor insan üzülerek.
Adalet insanın vicdanı ile vardır. Vicdan , adalet duygusu, insanlık anlayışı, ötekileştirmeme anlayışı, topluma saygı ve toplumu kucaklama anlayışının erozyona uğradığı bir ortamdayız ne yazık ki. Adaletli olmayanlara adalet dağıtmak zordur. Adalet adaletli insanların uğradığı yerdir.
Kalemin daim, düşünce ufkun açık olsun. Saygılar.

Dostbahcesindenlezzetler dedi ki...

Hanifecigim, galiba dunya gittikce kotulesiyor ve bencillesiyor..Bu aksam haberlerde Afrikada bir grup silahli -asiri dinci kisiler sanirim-200 kiz cocugunu kacirmislar okuldan ve akibetleri belli degil diye..Her gun bir oncekinden kotu haber tv.lerde yer aliyor..bu dunyaya bundan sonra cocuk getirmek ne kadar sorumsuzca birsey dedim kendi kendime..Hersey cok degisti degerler cok degisti sorumluluklar cok degisti..hele Turkiyede hepten degisti..bircok seyi kabul etmekte zorlaniyorum:( Cok guzel bir yazi paylasmissin yine, eline yuregine dusuncene saglik arkadasim. Kocaman sevgiler..

Hanife Mert dedi ki...

En güzel değerlerimizi neye kurban ettik, karşılığında ne kazandık? Kazandık mı? kişisel az bir maddi kazanç var gibi görünüyor belki ama, kaybeden insanlık! Ayrıca bir Ulusun geleceği tehlikeye girmiş durumda.
Çünkü bizi yüzyıllarca ayakta tutan bu günlere getiren çok güzel hasletlerimiz vardı. Hepsini yitirdik Hocam. Sizin de ifade ettiğiniz gibi içinden çıkılmaz bir hal aldı. Tekrar kendimize gelir çeki düzen verir miyiz bilmiyorum. Çünkü bazı şeylerin tadını aldık. Tüketim çılgınlığı gibi...Para harcamak gibi.
Dileyelim insanımız şu içinde bulundu durumdan ders alsın, aklını başına toplasın...
İnternette yapılan edepsizce yorumlara kimi zaman ben de şahit oluyor ve kızıyorum. Onlar olanlardan bi haber sanki farkı dünyada yaşıyorlar.
Hocam yazımı özetleyen ve tamamlayan yorumunuz için çok teşekkür ediyorum, sağ olun.
Saygılar.

Hanife Mert dedi ki...

Çok haklısın Emelciğim insanlık çok bozuldu. Hani "dünyanın çivisi çıktı" diye bir deyim var ya. İşte tam da öyle oldu dünya. Ülkemizi hiç sorma zaten. Her şey birbirinin içine girdi.İÇinden çıkılmaz bir hal aldı. Canım ben de bu değerli yorumun ve katkın için teşekkür ediyorum. Okuyan gözlerine yüreğine sağlık canım. Öptüm sana kucak dolusu sevgiler gönderdim.
Mutlu kal canım.

VuslaT dedi ki...

Hanifem canım benim ne çok özlemişim seni, sizleri okumayı. Tatlım eskiden biz büyürken analarımız babalarımız ayıp kelimesini çok kullanırdı onu yapma ayıp bunu yapma ayıp bizlerde bazen öffff derdik. Ama ne kadar haklılarmış en azından edep ve utanmayı öğretmişler bizler. Şimdi nereye bakarsan bak ayıp kavramı nedir diye anlamsız bakan birçok hödükle karşı karşıyayız. Bizler çocuklarımıza edep ve yanlıştan utanmayı öğretemezsek allah korusun artık çivinin çıktığı raptiye ile tutunan dünyanın hayası iyice uçup gidecek.. Cümlemizin Hayatlarının arkamızdan gelen hayatlara örnek olacak güzellikleri ve ahlakı taşıması dileklerimle sevgiyle sarıldım sana..

Yaşamın kıyısında dedi ki...

Bizlerin büyüdüğü ortam saygının en çok var olduğu zamanlardı. Saygı demek her şeydi.
Saygıyı yazılarımda sık kullanmamın sebebi içinde her şeyi barındırmasındandır.
Yerde bulduğumuz parayı eğilip almak utancını çok küçük yaşadım. Sanırım beş altı yaşlarımda eminönü köprüsünde ailemle güle oynaya giderken yerde hatırlamıyorum ama çok küçük bir para gördüm eğilip almak istedim, babamın elinden tutuyordum babam elimi sıktı yüzüne baktım, dedi ki "eğilip aldığın elindeki o para ile doğrulabilecekmisin. Bugün bunu alırsan yarın başka şeylere de elin uzanabilir."
İşte böyle Hanifeciğim.
Ellerine yüreğine sağlık doğru değerlerin üzerine basa basa yazmışsın yüreğine sağlık.

Hanife Mert dedi ki...

Ben de seni özledim sevgili Vuslatcığım. Yoktun ne zamandır. Haklısın ben de aynı şeyi söylüyorum iyiki öyle demişler. Şimdi ise ipin ucu kaçmış durumda...
Teşekkür ediyorum canım yorum ve katkın için. Öptüm seni sevgilerimle..

Hanife Mert dedi ki...

Çok teşekkür ediyorum Nur Hanımcığım. Bizim jenerasyon aynı şekilde yetiştirildik. Bizler geleneklerimize bağlı saygı sevgi çerçevesinde, edep, haya öğretildi. Maalesef toplum olarak aynı duyarlılığı günümüzde gösteremiyoruz. Bizi biz yapan ayakta tutan güzel değerlerimiz birer birer yok olarak rafa kaldırılmış durumda. Gelecek nasıl olur toparlanabilirmiyiz bilmiyorum... Maalesef herkes kendi dönemini yaşıyor. Demek bu dönem bunu gerektiriyormuş.
Nur Hanımcığım yorum ve katkınıza teşekkür ediyorum. Selam ve sevgiler...

Banu dedi ki...

Ahhh Hanifecim yazılarına ruhum susamış su gibi bir çırpıda okudum.
Güzel yüreğine sağlık.
Has TÜRK KADINI yazılarını okudukça kalbim deki sevgi çiçeğin milyonlarca açıyor çünkü senin gibi düşüncenin var olması senin ailenin yeşiştirdiğin evlatlarının olması içimi rahatlatıyor şükür bu insanlar var yaşıyor daha kıyamet kopmaz diyorum. Amaaaa bizler azınlık olmaya başladık haberleri izleyince Müge Anlıya bakınca ne arı yırtık insan müsvetteri bunlar diyorum para uğruna ana baba komşu eş öldürenler var eskiden olsa pisikolojisi belli eder polis üstüne gider konuştururdu şimdiki mübarekler ekran kamera polis pisikolag karşısında ben öldürmedim diyor son ana kadar. Utanmıyorum ben .... diyor özel yaşantıma müdehale yok diyor. Para para para vah zavallılar parayı amaç olarak görenler para yaşamamız için amaçtır aslında. 3 günlük dünyada Rabbim sağlık sıhat versin gayrısı yalan...
Gençleri magazinler dergiler sapıttırıyor. Derslerinde başarısız olanlar yaprak gibi savruluyor geçen Petek Dinçöze üzüldüm ahhh ahhh şan şöhret güzellik onda milyarlar para kazanmış yaşı geçiyor artık para kazanamıyor gözden düşmeye başladı ahhlanmazmı buna... Özü sözü bir Allahtan korkan kulundan utanan toplumun çoğalması dileğiyle...
Kocaman sevgilerimle Hanifem...
Bak şimdik hastaneden gelebildim hastayım face de yazmadım alrjik astımım nefessiz kaldım bugün hemşire serum taktı aç karnına takılınca baygınlık yaptı oyyyy diyeyim daha hastanenin havasını istemem çünkü asıl şimdik hastayım tekrardan hoşcakal sevgiler öptümmmm

Hanife Mert dedi ki...

Merhaba Sevgili Banucuğum,
ne kadar samimi içten, açık yüreklilikle yapılan güzel bir yorum. Teşekkür ediyorum canım. Senin de dediğin gibi artık insanlar suç işlemekten çekinmiyor, utanmıyor. Açık açık insanların karşısında pervasızca pişman olmadığını söyleyebiliyor. Haklısın para amaç değil hayatın idamesi için sadece bir araç. Ama gel görki insanlar aracı amaç hali
ne getirmiş durumda. Para ile sağlanan mutluluk da doğal olarak kısa sürüyor.
Banucuğum tekrar teşekkür ediyorum yazımı özetleyen yorum ve katkın için. Sizler de iyi ki varsınız. Çok değerli insanlarsınız. Bu arada çok geçmiş olsun. Allah şifa versin. Kendine çok iyi bak canım. Anne ve sana selam ve sevgiler.

Recep Altun; dedi ki...

Merhabalar.

Günah çukurlarının içine düşmememize yardımcı, ince bir o kadar da sağlam bir perdedir utanma duygusu. Allah’ın koyduğu ölçülerle öğrenilip, karaktere bir kez işlenince, istense de kolay kolay bir daha insanı terk etmeyecek güzel bir haslet olduğunu anlatan makalenizi okudum. Kurgu ve anlatım tekniğiniz çok güzel, okuyucuyu fevkalade etkiliyor. Kaleminize ve yüreğinize sağlıklar dilerim.

Selam ve dualarımla.

Hanife Mert dedi ki...

Merhaba Recep Bey,
O ince çizgiyi ne yazık ki çok fazla geçtik. İpin ucunu kaçırdık. Artık suç işleyen cezalandırılmak şöyle dursun, neredeyse ödül verilecek hale geldi. Suçlulara uygulanan cezalar toplumun verdiği ceza zaten etkisiz kaldı, kanunların verdiği cezada aynı durumda hiç bir caydırıcı niteliği olmayan türde... Ne diyelim Allah sonumuzu hayr etsin. Yorum ve katkınız için teşekkür ediyorum. Selam ve saygılar size.

Müjde Dural dedi ki...

Balık baştan kokar, ülkenin halkı, sıradan vatandaşlar yöneticilere bakıp "bunlar çalıp çırpıyorlar" diyorlar ve örnek alıyorlar! Özellikle gençler daha kaarkterleri tam oturmadığından "koca koca başbakanlar cumhurbaşkanları bakanlar vekiller işadamı denilenler hepsi çeteleşmiş, hepsi hırsız "e biz de çalalım çırpalım demek bu zamanda böyle oluyor!" demeyecekler mi? Yani karakteri sağlam olanlar tabii ki demeycek ama zayıf karakterliler için çok kötü örnek bu utanmazlar....

genel olarak dünyada da utanma kalmamış insan sayısı artmış, mesela günlük gazetelere bakıyoruz her sabah, her akşam...özellikle Amerika'da, Fransa'da film festivalleri, kırmızı halıda yürüyen ünlü yıldızlar! Elbiselerine bakınca normal insanın yüzünün kızarması lazım...poposunun affedersin çatalına kadar meydanda, kimisi göğüsleri göbeğine kadar meydanda! giyinmemiş anadan üryan gelmiş! ünlü olacağım, dikkat çekeyim diye ahlak yerlerde sürünüyor...ya bu kadınların babaları, abileri filan yok mu? ellerden utanmıyorlar insan onlardan utanır yahu...ben anlamıyorum...:( biz uzun süre Ankara'da oturduk yıllar sonra tekrar İStanbul'a gittiğimizde yazın dayımlar, dayımın kızı, babam abim hep birlikte denize gidelim dedik...inanır mısın onca yıl deniz görmemişiz Ankara'da babamın, abimin yanında mayoyla nasıl çıkacağım diye kıvrandığımı hatırlıyorum ki, iskelet gibi bir deri bir kemik vücut, mayo desen öyle açıksaçık mayo değil... ama sonra baktık herkes cıscıbıldak alıştık:))) bilmiyorum insanın içinde içten gelen doğuştan gelen bir utanma duygusu olur ...

eline sağlık canım
kocaman öptüm

Hanife Mert dedi ki...

Çok doğrusun Müjdeciğim insanın içinden gelen içinde var olan bir duygu utanma. O duyguyu geliştirmez önemsemezsen artık olacaklar etkilemeyecektir. Suçu işleyip milletin karşısına geçip, kendini aklamaya işlediği suçu aklayabilmek için türlü yollar dener yavuz hırsız ev sahibini bastırır misali insanları suçu çıkarır. Örnek şu suçlanan bakanlar. Ne ar kalmış ne utanma kalmış bu insanlarda...
Müjdeciğim teşekkür ediyorum canım yorum ve katkın için. Sevgiler size...

gülsen VAROL dedi ki...

Muhteşem bir yazı.. muazzam bir öğüt ve gerçekler.. Tabii anlayana.. :)

Adsız dedi ki...

http://www.karamurselaktifhaber.com/yazar/5705-figen-oz-utanmiyorsan-diledigini-yap-.html

Hanife Mert dedi ki...


http://www.karamurselaktifhaber.com/yazar/5705-figen-oz-utanmiyorsan-diledigini-yap-.html linki bırakan Figen Öz "Utanmaktan Utanma" isimli yazımı kopyalayıp Karamürsel aktif haber sayfasında kendi isminizle yayınlamışsınız lütfen yazının altına ismimi de yazarsanız aramızda yasadan dolayı hoş olmayan bir durum meydana gelmesin. Lütfen bloğ adresimi veya ismimi yazının sonunda belirtin...