20 Aralık 2013 Cuma

Rabbena Hep Bana!

Kız dilenirken sokaktan genç sağlıklı zengin görünümlü bir adam geçti. Kızı fark etmişti. Ama belli etmemek için dönüp bir daha bakmadı. Geniş ve lüks evine konfor içinde yaşayan ailesinin yanına geldiğinde çok güzel hazırlanmış bir akşam sofrası onu bekliyordu. Fakat az sonra gördüğü o dilenci kız aklına takıldı yeniden. Duyguları bir şeylere itiraz ediyordu.
Sonra kolay yolu tercih etti ve itirazlarını Allah’a yöneltti. Böyle durumların var olmasına izin veren O değil miydi? İçin için O’na karşı:
-Böyle bir şeyin olmasına nasıl müsaade ediyorsun? Neden o küçük kıza yardım için bir şeyler yapmıyorsun?” diye yakınmaya başladı. Biraz sonra ruhunun derinliklerinden gelen şu cevabı işitti:

“Yaptım. Seni yarattım!”
Brıan Cavanaugn
Günlük yaşamımızda da benzer tablolarla sık sık karşılaşırız. Dilenen, mendil satan, vızır vızır trafik yoğunluğuna aldırmadan üç kuruş için arabanın camını silen çocuklar, çöp kutusundan yiyecek arayan insanlar, soğuk kış gününde evsiz barksız aç susuz  kalanlar ... Bu tablolar karşısında bizde tıpkı hikayede ki, genç sağlıklı zengin görünümlü adam gibi, vicdanının sızısından kurtulmak için bahanelere sığınırız. Zira sahip  olduğunun bir bölümünü  paylaşmak insan nefsine zor gelir. Hal böyle iken vicdan sahibi insanlar vicdanlarını sızlatan,rahatsız eden durumdan kurtulmak için sorumluluğu başka yerlere başka şeylere havale ederek kendini rahatlatma yolunu seçer.Gerçeği görmez, görmek istemez . 

Bazen de, "adaletsiz dünya" ya da  "kader" e havale ederek kurtulmaya çalışır sızlayan vicdanından. Dünya adaletsiz değildir. Dünyayı adaletsiz yapan insandır. Onun doymak bilmeyen gözü ve nefsidir. Ne kadar çok sahip olsa da her daim daha fazlasını ister. "Rabbena hep bana der." Oysa sahip olunan bir lokma ekmeği paylaşmanın insana katacağı huzuru anlatmaya kelime yetmez. Salt kendini düşünen, başkasına ne olduğunun umursanmadığı bir toplum haline geldik. 
 Bir tarafta çöpe atılan, diğer tarafta  çöpte aranan hayatlar... Ne acıdır zevkine saçılan yiyecekler, zevkine havalara atılan, saklanan, kaçırılan liralar,milyon dolarlar, eurolar... 
Bu durumda adaletsiz olan dünya mı, yoksa insanlar mı? Bu ayırdımı iyi yapmak gerekir. Zira dünyayı yaratan Allah,asla şaşmayan, en küçük bir adaletsizliğe meydan vermeyecek şekilde, gözle görülemeyecek kadar küçük bir canlının bile  rızkını adaletle yaratmıştır. Lakin insan üzerine  düşeni yapmamakta, ihtiyaç sahibine vermesi gerekeni vermemektedir...

Sözün özü, insan yaşadığı toplumda her düşkünden, fakirden aç ve açıkta kalan her canlıdan sorumludur.Hiç bir şekilde bunun kaçarı yoktur. Zira büyük küçük herkesin yapabileceği mutlaka bir şey vardır. Zenginlerimiz sosyal hayatı adil hale getiren zekat, sadaka, fitre gibi sorumluluklarını yerine getirdiğinde aç açıkta kimse kalmadığı gibi fakirlikte asgari düzeye inecektir.

Unutulmamalı ki, "kefenin cebi yoktur" derler. Kimse bu dünyadan bir şey götüremeyecek. Yaptığı hayırların, kazandığı kalbin ve güzel işlerin dışında.

Hayat paylaşmaktan ibarettir.Güzellikler paylaşıldıkça çoğalır.
Muhabbetle.
Hanife MERT




22 yorum:

Asya Yazar dedi ki...

Haklısınız kefenin cebi yok ama yardım ya da sadaka ile birileri ne kadar ayakta kalabilir, en önemlisi onurunu koruyabilir? Kimse dilenecek kadar fakir olmamalı, bu da ancak sosyal devlet anlayışı ile olur.
Yukarıda yorumu yazdıktan sonra apartman sahibi dilenciler geldi aklıma:) Neyse, onur kısmı doğru en azından:)
Tabi ki sizin vurgulamak istediğiniz yardımlaşma her zaman olmalı, hepimizin yakınlarımızın maddi manevi desteğine ihtiyaç duyduğu anlar olmuştur. Emeğinize sağlık, sevgiler.

Hanife Mert dedi ki...

Bakın Asya Hanım şöyle bir söz vardır" bana balık verme,balık tutmayı öğret" balık alıp verirsen insan bir öğün balık yemiş olur. Ama balık tutmayı öğretirsen bir ömür boyu balık ver. Ülkemizde ya da dünyada öyle zenginler var ki; kazançlarının sadece %40 'ını insanların kullanımına sunsalar dünyada aç olan hiç kimsenin kalmayacağını okumuştum. Sadaka ile dilencilere verilen 1-2 lira verilen paralardan bahsetmiyorum. Sadaka gerçek ihtiyaç sahibine ihtiyacı olan her şeyi vermektir. Bunun içinde güler yüz güzel davranış da dahil. Düşünsenize son 3-4 gündür ülkemizde ki çalınan, saklanan paralar ile bırakın ülkemizi dünya da aç kimse nerede kalmaz diye düşünüyorum. Bunlar gün yüzüne çıkarılan ya bir de çıkarılamayanlar...Bu yazıyı daha önce taslak olarak hazırlamıştım. Küçük ilavelerle son durumumuza da dikkat çekmek istedim küçük cümlelerle...
Yorumunuz ve katkınız için çok teşekkür ediyorum.
Sevgilerimi ilettim.
sevgiyle ve mutlu kalın.

Recep Altun; dedi ki...

Merhabalar.

Elbette taşıma suyuyla değirmen dönmez. Ama sistem düzgün ve adaletli bir şekilde çalışmış olsa, tüm sıkıntılar ortadan kalkar. İnsanlar o kadar açgözlü olmuşlar ki, ihtiyaçlarından fazlasını asla paylaşmıyorlar.

İnsanlarımızda çok kuvvetli ve samimi bir iman olgusu oluşmadıkça ne ihtiyaçlı kimseye yardım eder, ne de paylaşır.

Kanayan bir yaramıza daha neşter atan kaleminize ve yüreğinize sağlıklar dilerim.

Selam ve dualarımla.



Hanife Mert dedi ki...

Merhaba Recep Bey,
Çok doğru dersiniz sistem düzgün ve adaletli çalışmıyor. İnsan Rabbena hep bana der olmuş. Şu son günlerde içimizi kanatan dudaklarımızı uçuklatan soygun olayı... Bunlar bilinen ortaya çıkarılan ya bilinmeyenler. İşte insanların aç ve açıkta kalmalarının sebebi de bu aç gözlü doyumsuz insanların yüzünden değil mi? Yazımı tamamlayan açıklamanıza teşekkür ediyorum.
Gönlünüzce huzurlu mutlu bir hafta sonu diliyorum.
Saygılarımla.

Hobistanya dedi ki...

Selamlar Hanife ablacım ,ne de güzel anlatmışsınız,
Ekleyecek birşey bulamadım,doğru söze ne denir ki, duyarsızlaşıyoruz ,insanların imkanları arasında uçurumlar var,
sıkıldım giymem artık onu diye şımarıklık yapanların yanında, temiz,sıcacık bir kabana ihtiyacı olan o kadar çok insan var ki,
onu yemem, bunu yemem diye yemek seçerken, evinde bir tas çorba pişiremeyenler var,
Bu insanları korumak zorundayız diye düşünüyorum, Bize verilen nimetleri paylaşmanın keyfi mutluluğu bambaşkadır, özellikle bir çocuğu sevindirmek, karnını doyurmak bambaşka bir duygu, en yakınımızdan başlayarak yardım etmek en doğrusu ,
Sevgilerimle..

Hanife Mert dedi ki...

Selam Hobiciğim.
Düşüncelerini sen de ne güzel anlatmışsın. Yazımı tamamlayan yorum ve katkın için çok teşekkür ediyorum. Bencil sadece kendini düşünen benim olsun da başkası nasıl yaşarsa yaşasın mantığında gözü aç insanların çoğaldığı bir toplumda yaşıyoruz.
Vicdanımızı devre dışı tutuyoruz. Muhasebe yapmıyoruz.
Evet hobiciğim önce en yakınımızdan başlamalı.
Yorum ve katkın için çok teşekkür ediyorum. Okuyan gözlerine ve gönlüne sağlık canım.
Sevgilerimle.

VuslaT dedi ki...

Çok doğru Hanifem, kefenin cebi yok bu dünyada ve öbür dünyada paylaşabileceklerimizden ama paylaşmadıklarımızdan sorumlu olacağız buna inanmak buna göre davranmak gerek. Allah gönlümüzü zengin etsin ama kendine saklayan değil paylaşan zenginlerden.. Sevgilerimle hayırlı hafta sonları..

Hanife Mert dedi ki...

Amin Vuslatcığım. Gözü gönlü tok olanlardan etsin. gönlü ve gözü aç olanın doyması da paylaşması da zor.
Canım okuyan gözlerin gönlün dert görmesin. Güzel düşüncelerinle katkın için teşekkürler.
Sevgilerimle.
huzurlu ve mutlu kal.

Hüseyin Güzel dedi ki...

Yazınızın içeriğine genelde katıldığımı bilmenizi isterim.
Lakin, madalyonun iki yüzünü de dikkatlice okumak lazım.
Gerçi yazınız da madalyonun her iki yüzünü de çarpıcı bir şekilde açıklamışsınız satır aralarında.
Madalyonun bir yüzünde fakir fukara, garip gureba, yoksul ve yoksun insanlar var.
Diğer yüzünde ise dünya nimetlerini "Rabbena hep bana" diye yaşayanlar, yaşamak isteyenler.
Garip gureba kendi geleceğini kendi elleriyle tayin ediyor.
Bu bir gerçek.
İki çift etkili söz her şeyi unutturabiliyor. Gerçeği görmesini engelleyebiliyor.
Algı yanılsamasına uğrayabiliyor. vs.vs.
Sokak araralarında, kalabalık alanlarda avuç açanlar; köprü altlarında yaşayan evsizler, evine bir lokma ekmeği, bir hırkayı götürmeye ,çalışanlar; alın teriyle geleceğini dizayn etmeye çalışanlar; bir de bir lokma bir hırka düşüncesinde olanların hakkını iç edenler, uyanıklar, rant avcıları, utanmazlar vs. vs.
Neresinden baksan elindekini bölüşsen dahi gücün bir yere kadardır.
Hangi bir elini açana yardım edeceksin ki?
Cadde boyu el açanlardan geçilmiyor.
Üç kuruş aldığımız emekli maaşı alimallah bir hafta dayanmaz el açanlara yardım edelim diye düşünülürse.
Sosyal devlet vardır.
Milletin vergileriyle yapılması gerekeni yapmak lazım.
Bu konuda yazacak çok şey var aslında.
selam ve saygılar.

Hanife Mert dedi ki...

Yorumunuza yürekten katılıyorum Hüseyin Hocam. Öncelikle şunu ifade etmek isterim ki, son günlerde gündemde en ince detayları ile açıklanan çalma çırpma yolsuzluk hırsızlık olaylarına dikkat çekmekti niyetim. Orada çalınan iç edilen parayla ne fakir fukara, garip guraba, aç açıkta kalan kimse kalmayacağı gibi, güzel ülkemde ne yollar, ne köprüler daha enim neler neler yapılırdı. Ortaya çıkanlardan daha fazlası götürülmüş. Görevinden alınan Emniyet müdürü açıklanan %10 bile değilmiş. O zaman bu paralar adil bir şekilde kullanıma sürülse ne inanıyorum ki kimse el açacak düzeyde olmayacaktır. Ayrıca bir diğer konu sadece dilenene verilecek üç kuruş değil. Soğukta aç kalan bir hayvana, bir insana kol kanat germek herkes imkanları dahilinde yardımda bulunsa paylaşsa sorun asgariye düşecektir. Maalesef imkanı olan imkanını yine kendi lehine kullanıyor.
Yazımı açıklayıcı ve tamamlayıcı yorum ve katkınız için teşekkür ediyorum.
Selam ve saygılarımla,
sağlık ve mutluluk diliyorum.

Siyah kuğu dedi ki...

Çok güzel bir yazı canım hem balık tutumayı öğretelim hem balık verelim inanki vereceğimiz bir dilim ekmekle biz fakir olmayız, dilencinin ihtiyacı olmadığınıda bilsem bir ekmek parası veririm bazen o parayı kafama atan olmuştur haa derim onun ihtiyacı yok amacı başka, sesini çıkarmaz alır kimisi onun gerçekten bir ekmeğe ihitiyacı vardır diye düşünürüm, bir zamanlar çöp konteynerından ekmek almak zorunda kalmıştım, gerçekten ihtiyacı olan insan kimseden isteyemiyor dua ediyor yaradandan istiyor, kaç defa büyük marketlerden atttıkları sebzeleri isteyen insanları gördüm varmiyorlar işte o marketlerden alışveriş bile yapmıyorum çöpe atıyor o insana vermiyor ama zamlı zamlı milletin hakkını yiyorlar ah ablam nelerini gördük boşversene hak hukuk işlemiyor bazı yerlerde , bakalava çalan çocukları hatırlasana, onlara çalmak zorunda bırakan zihniyet belkide biziz. nereden nereye getirdim lafı ama çok içim acıdı yazıyı okurken. sevgilerimle öpüyorum.

~♡ηυяѕαℓкιмι™ dedi ki...

Dediğin gibi sadakadan kasıt biraz da ya rabbena hep bana diyen bir toplum olmamaktır..
Zaten "hep bana" bilincinden ve tutumundan vazgeçilirse toplum kendini kalkındıracak ve fakir olanlar da onurlu bir şekilde düzgün bir hayat yaşayacaktır.. Ama ne yazık ki yaşadığımız toplum bu kurala uymuyor ve ne yazık ki bir çok toplumda uymayacak.. O yüzden önce kendi nefsinden hesaba çekilecek olan insan kendi cebinden zekatını ve sadakasını ödemeli..

Hanife Mert dedi ki...

Çok doğrusun siyahkuğum. Bazı insanları gördükçe insanlığımdan insan olmaktan utanır oldum. Milyar dolarları götürenlerin hiç mi içleri acımıyor vicdanları sızlamıyor. Çaldıkları kaçırdıkları o paralardan kimlerin hakkı var. baklava çalan yakalanır cezalandırılır ama milyar dolarları götüren adamını bulur kurtulur. İşte ne diyelim herkesin yapabileceği bir şey var mutlaka. Soğuktan üşüyen donan hayvanlara bir kap yemek vermek, hiçbir seyin yoksa güler bir yüzün güzel bir sözün de mi yok. Allah bu insanları islah etsin. Yazarak gündeme getirerek hatırlatatmak lazım. Öpüyorum seni canım sevgilerimi gönderdim sana..
Sağlık huzur ve mutluluk diliyorum.

Aner dedi ki...

Cok guzel anlatmissiniz , dogru soze jne denirki
sevgilerimle

Hanife Mert dedi ki...

Çok teşekkür ediyorum Aner hanım sağ olun. Sayfama hoş geldiniz. Okuyan gözlerinize yüreğinize sağlık.
sevgiler.

Hanife Mert dedi ki...

Haklısın Nursalkımı insanlar duyarlı olmalı duyarlıı davranmalı Yaşadığımız şu alemde hep bana olsun ben kazanayım düşüncesinde olan, çalan çırpan sahip olunan her lirada herkesin hakkı var. Diğer taraftan çetin bir hesap var. Küfe ile ipin hikayesini paylaşayım;
Bir şehrin en zengini öldüğünde, tellallar sokaklara dökülüp;
- Ey ahali, diye bağırmışlar. Biliyorsunuz Veli efendi öldü. Bir vasiyeti var.
Âhiret hayatına alışabilmek için, kendisine bir günlük yardımcı arıyor. Kim ki,
mezardaki ilk gecesini onunla beraber geçirirse,Veli Efendiye ait servetin yarısı
kendisine verilecektir. Ey ahali,duyduk duymadık demeyin
Tellalların bütün çabasına rağmen kimse bu parlak, fakat korkulu vasiyete kulak
vermemiş. Ama sonunda, şehrin en fakir hamallarından birisi çıkmış ortaya.
Adamcağız bakmış ki, hayatta zaten sırtındaki küfesinden ve ipinden başka bir şey
yok. O halde "hamal olarak yatıp, ertesi sabah zengin olarak kalkarım" diyerek razı
olmuş. Genişçe bir mezara,iyice kefenlenen zengini ve yanına hamalı yatırmışlar. Az
sonra sual melekleri gelmiş.
“İkisi de bize emanet” diye konuşmuşlar.
“Zengin nasıl olsa kalacak, su hamaldan başlayalım.” Sormuşlar:
- Dünyada malin mülkün var miydi?
- Alay etmeyin demiş, hamal. Sırtımdaki küfeden ve ipten başka hiçbir şeyim
olmadığını siz de bilirsiniz.
- Peki diye eklemiş melekler, o ipi ne karşılığında aldın. Sonra küfeyi ne iş
gördün de nasıl elde ettin?
- Anlatmış hamalcağız. Beş kişinin malini 10 kurusa taşıdım. İkisini yedim,
sekizini sakladım. Ertesi gün de ayni isleri yaptım. Yemedim içmedim, ucuza taşıdım
ve bunları aldım.
Melekler:
- Çık demişler, çık. Olmadı. Hasan Efendiden aldığın para, hak ettiğinden çok
düşük. Biz ondan bunun hesabini soracağız. Mehmet Efendiyle de ucuza anlaşmış
ve ucuza taşımışsın.
- İyi ama, diye cevaplamış hamal, hak ettiğim parayı isteseydim, bana
taşıttırmazdı. Taşıttırmayınca da aç kalırdım.
- O bizim isimiz demiş melekler, nasıl olsa buraya o da gelecek. Biz senin adına
ona sorarız.
Melekler, hamalı sıkıştırmaya devam etmiş.
Söyle bakalım, aldığın paranın kaçını yedin, kaçını sakladın?
- On kuruş aldı isem, yarısını sakladım. İki kuruş aldı isem, bir kurusunu
biriktirdim.
- Çık demiş melekler. Yine olmadı, hem ucuza taşımışsın, hem de gıdandan
kesmişsin. Yani sen, kendi nefsine zulmetmişsin. Nefsine zulmetmek de günahtır.Ayrıca çocuklarının nafakasından da kesmişsin demişler
Hamalcağız ne cevap vereceğini düşünüp ecel terleri dökerken, sabah olmuş.
Açılan mezardan yukarıya bir bakmış ki, bütün millet orada. Kadı Efendi ve şehrin
mehter takımı da kendisini bekliyor. Bir kıyamet ki sormayın.
“Kutlu olsun” demişler. “Bu gece kimsenin yapamayacağı bir isi başardın ama,
bak artık zengin oldun.”
Hamal mezardan çıkar çıkmaz kaçmaya başlamış güç bela durdurmuşlar gel ödülünü al demişler
- Yooo, diye bağırmış hamal. İstemem , sizin olsun. Ben , bir iple küfenin
hesabini sabaha kadar veremedim, Ya o kadar servetim olsaydı, ne yapardım?
Sağ ol nursalkımı yorum için teşekkür ediyorum.

bücürükveben dedi ki...

Dünyayı adaletsiz yapan insandır doğru çok doğru ama bu dünyayı Allah keşke yaratmasaydı diyorum yine de..çünkü böyle adaletsiz hale geleceğini tahmin ederdi:( ya dün facebookta bir köpek haberi vardı okşamak için elini uzatınca, dövecekler sanıp iki eliyle kafasına kapatıp siniyormuş nasıl üzüldüm anlatamam:((ya ben anlamıyorum resmi de vardı beyaz sevimli güzel mi güzel bir köpek kedi kadar güzel..insan nasıl kıymış nasıl dövmüşler ki bunu o hale gelmiş?:(((yok ben anlamıyorum Hanife'ciğim çok berbat bir yer bu dünya hem insanlar için, hem hayvan diye hakir gördüğümüz diğer canlılar için...:(
sevgilerimle canım

Hanife Mert dedi ki...

Gördüm Müjdeciğim ördüm.O haberi ben de gördüm. Ne iğrençlikler dönüyor, insan iyice bozuldu. Ne insana ne hayvana, ne de bitkiye merhamet göstermiyor acımıyor. Dünya da yaşamak zor hale geldi. İnsan var olma sebebine uygun bir yaşam tarzı geliştirmedikten sonra günden güne daha da yaşanmaz hale gelecektir.
Yorum için teşekkürler Müjdecim.
Öptüm canım sevgiler.

deeptone dedi ki...

zamanın olunca bloguma baksan yaaa.
:)

Dostbahcesindenlezzetler dedi ki...

Sevgili Hanifecigim..cok guzel bir paylasim herzamanki gibi..keske elden gelen cok sey olsa yapilabilse ama asil yapmasi gerekenler cepleri dolu milyonlari olanlar..ama malesef bu dunyada hep zenginler fazlasini ister bizim gibi olanlarda elindekini paylasmak..vicdanim herzaman rahat o konuda birde ben Dunyanin adaletli olacagina hic inanmiyorum gecmistede oyleydi simdide gelecektede..yuregine kalemine saglik arkadasim..Simdiden senin ve ailenin yeni yilinizin saglik mutluluk bol sansli olmasini diliyorum ..yinede bir umut..dunyaya ve tum insanliga baris dolu 2014 diliyorum..sevgiler canim:)

Hanife Mert dedi ki...

Bloğuna uğradım sevgi deep bloğumu izlenesi blogların arasında göstermişsin. Çok mutlu oldum. Çok teşekkür ediyorum.
Senin bloğunda o kategoriye giriyor
bilmiş ol.Yayınladığın her yazıyı olmasa da çoğunluğunu okuduğumu bilmeni isterim.
Yeni yılın sağlık, huzur ve mutluluk getirmesini diliyorum.
Sağlıcakla kal.

Hanife Mert dedi ki...

Çok doğrusun Emelciğim. Çok kazanan kimi zenginler pinti oluyor. Kiminin gönlü aç oluyor. Paylaşmayı sevmiyor. Hep kendi kazansın çok kazansın istiyor. İşte bu düşüncede olanların yüzünden dünyada adalet dengesi bozuluyor. O yüzden zengin çok zengin fakirse çok fakir oluyor.
Canım beğeni ve değerli yorum ve katkın için teşekkür ediyorum.
Ayrıca yeni yılın sana ve sevdiklerine sağlık, huzur, mutluluk getirmesini diliyorum.
Sevgilerimle canım.