26 Nisan 2017 Çarşamba

Dünyanın Sorunu Cahillerin Özgür ve Küstahça Hareket Etmesidir

Cahil kelime olarak; iş bilmez, bilgisiz, tecrübesiz anlamlarına gelen ve halk arasında yol-yordam, ilim-irfandan yoksun olan  kimse olarak nitelendirilir.
Cahil kimse,  erdemli doğru ve araştırıp öğrenmeyi  kendine ilke edinmiş, akıllı bilgili kimselerden uzaktır. Çünkü kendini olduğundan fazla büyük  görme hastalığına tutulmuş olup, tevazudan  yoksundur. Cahil, her şeyin dış yüzünü görür, kabukta kalır. Her şeyi bildiğini sanır, boş iddialarda bulunur. Dediğim dedikçidir, yanıldığını kabul etmez. Çünkü o, etrafı ancak gördüğü gibi değerlendirir. Fazla detaya girmez. Ben bilirim, benim dediğim doğrudur zihniyetindedir. Kendi düşüncesinde olmayanı ötekileştirir. Kitleleri birleştirmek yerine ayrıştırıcı politikalar üretir. 
 "Cahil kimse meyve vermeyen ağaca benzer" atasözünde ifade edildiği gibi,  etrafına pek  fayda sağlayamaz.  Eğitim almak ya da almamak bu kimselerin cehaletinin üzerinde pek de etkili olmaz.  Günlük yaşamımızda bu özelliklere sahip kimselerle, kimi zaman iş yerinde arkadaşımız, şefimiz, müdürümüz, patronumuz; sokağımızda, mahallemizde, sitemizde, apartmanımızda komşumuz, iş yaptırmak zorunda olduğumuz bir kurumda yardımına ihtiyaç duyduğumuz kurum çalışanı olarak diyalog halindeyiz. Öylesine cahilce bir tutum sergiler ki;  işgal ettiği makam yer ve konum birbiriyle tamamen zıttır.
Hatta  kimi zaman tv de izlediğimiz, gazetede okuduğumuz, hasbelkader bir yere gelmiş  olan ve düşünmeden cahilce söylemlerde bulunan, bizi şaşırtan, "adam nasıl  bakan, milletvekili, vali, amir, memur" olmuş dediğimiz kimseler görürüz. Bir işgal ettiği makama, konumuna bir de hareketlerine bakarız da, bu insan bu makama, bu duruma nasıl getirilmiş?  Diye,  kendimize sorarız.
İlk bakıldığında kendilerinden kattıkları çok fazla bir nitelikleri olmamasına rağmen, hasbel kader sahip olduğu durumu kendi lehlerine çevirmede üstlerine yoktur. Cahilce tutumlarını kabul edilmez bulursunuz. Her hareketlerinde düşünme, kontrol etme, bilgi gibi olgulardan uzak özgürce davranış sergilerler. Karşı tarafın bilgisi, eğitimi tecrübesi bu kimselerin gözünde önemsenmeye değer bulunmadığı gibi, aksine onları küçük düşürücü davranışlardan kaçınmazlar. 

Bertrand Russel'in ifade ettiği gibi;
Dünyanın sorunu, akıllılar hep kuşku içindeyken aptalların küstahça kendilerinden emin olmalarıdır.”
Şuan gerek ülkemizin ve gerekse içinde bulunduğumuz dünyanın yaşanılmaz hale getirilmesinin belki de en önemli nedeni, cahillerin akıllılardan daha özgür ve küstahça hareket etmesidir... 

Muhabbetle
Hanife Mert



8 yorum:

bücürükveben dedi ki...

Hem de nasıl. Cahilliklerinden o kadar memnunlar ki, okumuş, yurt dışında doktoralar yapmış, yurt dışında master yapmış, üç, beş dil bilen insandan nefret ediyorlar, okuması yazması yok, imza atamıyor, parmak basıyor zarzor, kapı önüne çömelip çekirdek çıtlayıp Ayşe, Fatma dedikodusu yapanlar her şeyin en iyisini bilirler.!!!!!

Zaten her ülkeyi de bu tipler batırıyor...:(
Sevgilerimle Hanife'ciğim..

Hanife Mert dedi ki...

Aynen Müjdeciğim. Son zamanlarda da öyle çoğaldı ki bu tipler. Kimileri de okul görmüş hani derler ya, mürekkep yalamış insanların da pek farkları yok senin söylediklerinden canım benim. Bunlardan kimi amir, kimi memur, kimi prof, kimi vekil, bakan, vali, kaymakam... olabiliyor.. Tüm kötülüklerin anası cehalet. Yapılması gereken tek şey de eğitim, kaliteli eğitimle bu bataklık kurutulmalı..
Ben de öptüm canım bücürüğü de seni de...:)
Sevgilerimle.

Hüseyin Güzel dedi ki...

Güncel olduğunu düşündüğüm
önemsenmesi gereken
üzerinde kafa yorulması gereken bir konuya değinmişsiniz.
Yazınızda belirttiğiniz düşüncelerinize katılıyorum.
Lakin,
gel gör ki bu düşüncelerinize katılmayanlar var ki
o belirttiğiniz, konumu ile yaptıkları bağdaşmayanların
bulundukları makama gelmelerini sağlamışlar
sağlamaktalar.
Tarihler 22 Mart 2016 yı gösterdiği gün
"Sabahattin Zaim Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Bülent Arı’nın bir televizyon programında söyledikleri" gündeme düşmüştü.
İlgilinin şunları söylediği aşağıda vereceğim linkte yazılı
Bakınız ne demişti o tarihte bir profesör
"“Ben daha çok cahil ve okumamış, tahsilsiz kesimin ferasetine güveniyorum bu ülkede. Ülkeyi ayakta tutacak olanlar okumamış hatta ilkokul bile okumamış, üniversite okumamış cahil halkın ferasetine ben güveniyorum. O beyannamenin ben neresinden tutayım” diyen Rektör Yardımcısı Arı şöyle konuştu: “Bizde de şimdi okuma oranı arttıkça beni afakanlar basıyor. Ülkeyi ayakta tutacak olanlar okumamış cahil halk. Türkiye’nin okumuş kesimi profesörden başlayarak geriye doğru en tehlikeli olanlar üniversite mezunları. Olayları en rahat okuyanlar ilkokul mezunları. Üniversite ve sonrası çok vahim. Çünkü zihinleri bulanık. Sultan Hamit devrine dönelim. Sultan Hamit mülkiye olmak üzere sultaniyeleri kurdu. Yani Osmanlı Aydınlanması’nı sağlayan Sultan Hamit’tir. Bu okullarda okuyanlar Sultan Hamit’i devirdir. Bu okullarda okuyanlar Türkiye Cumhuriyeti’ni kuranlar Osmanlı Aydınlanması’nın mezunlarıdır. Biz de de şimdi okuma oranı arttıkça beni afakanlar bazıyor. Ben açıkçası korkuyorum.”
http://www.hurriyet.com.tr/rektor-yardimcisi-bulent-ari-cahil-halk-ulkeyi-ayakta-tutacak-40073393
Demek ki neymiş?
Makam mevki, okul bitirmek, diploma sahibi olmak bazı şeyleri değiştirmiyormuş.
Bir ülkenin kalkınması
o ülkede vasıflı , eğitimli, işini bilen, tarafsızca uygulayan
rant kaygısında olmayan, insanları ötekileştirmeyen,
demokrasiye inanmış,
inanç özgürlüğüne saygı duyan,
şu şudur, bu budur anlayışında olmayan,
"hamili kart sahibi yakinimdir" demeyen,
bulunduğu mevki ve makamı yandaşlarının işe yerleştirilmesi için kullanmayan,
Hak ve özgürlüklere saygı duyan
yetişmiş elemana ihtiyaç vardır.
Cahil de bizim insanımızdır
okumuş olanı da
lakin bir kapı pencere yapmasını bilen ile
bilmeyeni yarıştırmak doğru değilse
cahil ile yola çıkmak da doğru değildir.
Cahilin eğitilmesi de toplumun ve devletin birincil görevi olmalıdır.
Ben yaptım oldu bitti bu iş tamamdır düşüncesi ile bir yere varılamaz.


Makbule Abalı dedi ki...

Toplumda her kesimden ne çok insanla karşılaşırız.Bazısı şaşırtır, bazısı düşündürür bizi. Her konuda fikir yürüten, her şeyi bildiğini sanan tipler özellikle rahatsız edicidir. Yalana eğilimlidir, her konuda ahkam keser.Bilene de saygısı yoktur.
Bir de öğrenim görmemiş ama yaşam boyunca deneyimlerini biriktirmiş tipler vardır. Sohbetinden zevk alırsınız. Ben onlara cahil diyemiyorum. Dinlemesini bilir, insana saygılıdır.
Sevgiler.

Hanife Mert dedi ki...

O sözünü ettiğiniz ve yine ifade etmem gerekir ki, isminin önüne prof ünvanı almış ve ilim irfan yuvası diye bildiğimiz bir üniversitenin rektörlüğüne getirilmiş birinin bu söylemlerini bizzat izledim ve okudum. Ben de bu söylem karşısında yazıklar olsun dedim. Hasbelkader bir makama gelmişsin de, neden o makama yaraşır söylemlerde bulunmuyorsun, davranmıyorsun dedim. Cahillik bir insanın yüzünde kara bir lekedir. Bu leke temizlenmelidir. Bu kılıçla değil kalemle olmalıdır... Zihniyetlerin değişmesi gerekiyor. Bazen de insan düşünüyor eğitim de kimi zaman etkili olmuyor. Tıpkı bu zat gibi. İnsan ufkunu açacak, fikrini geliştirecek, aklını kullanacak şeylere de ihtiyaç var. Değerli yorumunuz için çok teşekkür ediyorum...
saygılar.

Hanife Mert dedi ki...

Çok haklısınız Makbule hanım. Eğer insan kendini geliştirememişse, okulu salt sınıf geçme olarak algılamışsa, yaşadıklarından ders almamışsa diploma bazen insanı cahil yapabiliyor. Bazen de hayattan ders alan ama bir şekilde okul yüzü görmemiş, bilgece sözleri birilerine katkı sağlayan nice güzel yürekli ufku açık, yüreği insan sevgisiyle yoğrulmuş, hoşgörülü, merhametli güzel insanların da olduğunu biliyoruz. Tarihimiz örnekleriyle dolu.
Değerli yorumunuz için size de çok teşekkür ederim.
Selam ve sevgilerimi iletirim..

KİTAP EYLEMİ dedi ki...

evet en kötüsüdür eğitimli cahil , çünkü standarttır , öğrenmek istemez , cahilliği okulla bir tutar kendini geliştirmez , ortalıkta makamıyla hava atmayı pek sever, yine de zannediyorum bir gün gelip içsel bir sorgulamaya gidecek , en azından benim umudum bu . Ne ki İlber Ortaylı'nın dediği klasik söyleme bazıları için dua niyetine fısıldadığım olmuyor değil :D

Hanife Mert dedi ki...

Bir çoğumuz etrafında illaki oluyor hak edip hak etmediğine bakılmaksızın belirli makamlara getirilmiş ve cehaletiyle baş başa olan kimseler. Hele de son zamanlarda ülkemizde bu özellikleri taşıyan kelli felli kimseleri görmek çok mümkün. En basiti kendisi prof, rektör, dekan olmuş birinin toplumun kurtuluşunun halkın cahilleşmesinde gören fikir yoksunu kimselerin olması da insanı daha bir farklı üzüyor. KİTAP EYLEMİ dileğine ben de katılıyorum. Bir gün vicdanlarıyla başbaşa kalıp; "ben ne yapıyorum?" sorusunu kendilerine sormalarını diliyorum...

Teşekkür ediyorum değerli görüşünü paylaştığın için..
Sevgiler..