5 Ocak 2014 Pazar

Sarıkamış'ta Ölenlerin Ağıdı (Sarıkamış Destanı)





Avşarlar,Ceritler,Tecirliler, Bozdoğanlar, Mürsel oğulları ve öteki Türkmen boyları ve oymakları 1865 yılında iskân edildiler. O tarihe kadar göçebe bir yaşam süren bu Türkmenler bundan böyle artık nüfus kütüklerine geçerek resmen Osmanlı vatandaşı oldular.
1914 yılında Birinci Dünya Savaşı başlayınca devlet seferberlik ilan ederek bu Türkmenleri de askere çağırdı. Güçlü yiğit bu delikanlılar Kafkas cephesine gönderildiler.
Enver Paşa yönetimindeki Osmanlı ordusu daha Kars’a ulaşmadan Allahüekber dağlarında Soğanlı dağının eteğinde Şenkaya’ya yakın Bardız Deresi’nde Çil Horoz dağında Çakır Baba’da donarak şehit oldular.Asıl donma zirveye yakın yerde Taht yaylalarında oldu.
Daha savaşa başlamadan Şubat 1915’te doksan bin asker şehit oldu.Sağ kalanlar Ruslar tarafından esir edildiler.
Sarıkamış harekatının yiğitçe ve cüretli bir girişim olduğu genellikle kabul edilir. Ancak, bu cüretli plan uygulamaya koyulurken ordunun manevra yeteneği ve ikmal olanaklarının dikkate alınmaması, harekatın felaketle sonuçlanmasına yol açtı. Üç Kolordunun 90.000 olan mevcudu düşmanla savaşmaktan çok, soğuk ve açlıktan kırılarak yok oldu. Anadolu'da tüten her ocakta binlerce taze gelin dul, çocuklar yetim kaldı. Ana ve babalar bu savaşta geri dönmeyen yiğitlerine günlerce göz yaşı döktü.
Oltu'dan girdik Sarıkamış'a
Akıl ermez yerde yatan üleşe
Askeri kırdıran Enver Paşa
Kitlendi kapılar mekan ağladı.
Birinci Dünya Savaşında Kafkas cephesindeki Türk, Rus savaşları 1 Kasım 1914'de başladı. Sınırı geçen Rus kuvvetleri, Hasan İzzet Paşa'nın komutasındaki 3. Ordu tarafından Pasinler'in doğusundaki Köprüköy'de durduruldu.
Geri çekilmek zorunda kalan Ruslar, Azap sırtlarında mevzilendiler. 16-17 Kasım'da ileri harekata girişen 3. Ordu birlikleri, Rusları Azap mevzilerinden atmayı başaramadılar. Rusların doğu cephesini çökertmek isteyen Başkomutan Vekili ve Harbiye Nazırı Enver Paşa, durumu incelemesi için Miralay Hafız Hakkı Bey'i cepheye gönderdi. Ardından da kendisi, Alman yardımcısı Bronsart ile birlikte cepheye gitti.
Zamansız olduğu için taarruza yanaşmayan Hasan İzzet Paşa'yı görevden alarak 3. Ordu'nun komutasını bizzat üstlenen Enver Paşa, Hafız Hakkı Bey'i de 10. Kolordu komutanlığına getirdi. Bu arada Ruslar, Sarıkamış'a önemli kuvvet yığdıklarından ertesi gün yapılan taarruz da başarılı olamadı. Sarıkamış'a ulaşmak için cebri yürüyüşle Allahüekber dağlarını aşan 10.Kolordu, 28 Aralık günü Sarıkamış doğusuna varmayı başardı. İki Kolordu şiddetli kar ve tipiye rağmen Sarıkamış'ta birleşti. Ancak 9. Kolordu Sarıkamış dağlarında, 10. Kolordu da Allahüekber dağlarında açlık, kar ve soğuktan donarak eriyip yok olmuş, iki Kolordu'nun asker sayısı on bin kişiye kadar düşmüştü. Enver Paşa, 11. Kolordu'nun hareketini hızlandırmak için 9. ve 10. Kolorduları sağ taraf ordusu adıyla, Generalliğe yükselttiği Hafız Hakkı Paşa'nın emrine vererek cepheden ayrıldı ve 10 Ocak 1915'te İstanbul'a döndü. Aynı gün Hafız Hakkı Paşa çekilmeye karar verdi.
Bu dramın bir gününü kısaca özetleyip genelini yorumlamak gerekirse, karanlık bir ormanda bir metreyi aşan kar, gece-gündüz hiç durmadan devam eden deli bir tipi, göz gözü görmeyen kar fırtınası içinde herkesin birbirinden kopuşu. Çaresizlik, açlık, ümitsizlik, soğuk ise sıfırın altında 30 derece. Bu gece Sarıkamış-Allahüekber dramının en korkunç gecesidir. Erler silâhlarıyla düşmana karşı koymadan bir türlü dinmek bilmeyen kar fırtınasının altında birbirlerine sarılarak kıvrılıp kendilerini yavaş yavaş uyuşturan donma ölümüne terk ediyorlardı. İşte o son gece, nice Türk gencinin düşmanla savaşarak değil, buzlarda eridiği gündür.
Yüzbaşılar yüzbaşılar
Tabur taburu karşılar
Tipi yağar kar altında
Yatar şehitler ışılar
Savaşın bu evresi "Sarıkamış Bozgunu" adıyla tarihe geçti. Enver Paşa ise cüretli ve acımasız, ama bozguna yol açan komutanlığı ile "Askeri kırdıran Enver Paşa" namıyla halk türkülerine ve nice ağıtlara konu oldu, eleştirildi.

Kırşehir Kaman'lı Emine ananın, bu savaşta yitirdiği dört oğluna yaktığı ağıt bunlardan birisidir.
Kaman'da uşak kalmadı
Redif gitti sürüyünen
Sabahaca yatılmıyor
Gelinlerin zarıyınan

Moskof'a kavga kuruldu
Redifler orda derildi
Acı acı düdük öter
Mızıkalı boruyunan

Halil gitti Ali'yinen
Süleyman'ım Veli'yinen
İnşallah biner de gelir
Al sekili doruyunan

Ana ağlar bacı ağlar
Ağ gelinler kara bağlar
Hep kapandı böyük evler
Koca kaldı karıyınan

Haçça'nın beliği sırma
Ayşe gelin sarı hurma
Meryem'in gözleri sürme
Aslı ağlar yariyinen

Yüzbaşılar redif dizer
Askerler de tabya kazar
İnşallah Moskof'u bozar
Türklüğünün zoruyunan

Soğanlı'ya yağan karlar
Ağ işliğe kanlar damlar
Kurban olam Enver Paşa
Ağaç gürler dalıyınan

Emine der gayri aman
Başımızda gitmez duman
Bizim meskenimiz Kaman
Mor sümbüllü bağıyınan

Kaynak: Ahmed Hamid - Mustafa Muhsin, Türkiye Tarihi, Milli Matbaa İst. 1926, s.690. Elyazma Destan, nr. 18; Şevket Süreyya Aydemir, Enver Paşa, Remzi Kitabevi İst. 1978, C. III, s.94, 95; Kırşehir Destanları, nr. 13. Yaşar Kemal, Ağıtlar, Toros Yay. İst. 1993, s. 57, 58; Öyküleriyle Kırşehir Türküleri, Destanları, Ağıtları - Baki Yaşa Altınok, Oba Yayıncılık, Mayıs - 2003, Ankara, s.217-218-219-220

Yüreğimizi acıtan kanımızı donduran, açlık, yokluk, soğuk ve kar sebebi ile Sarıkamış da donarak şehit olan 90.000 askerimizin ruhları şad olsun. Mekanları cennet olsun.


Hanife MERT

8 yorum:

Hüseyin Güzel dedi ki...

İnsanlık tarihi acılarla, savaşlarla, zalimliklerle, kıyımlarla, katliamlarla doludur. Tarihin sayfaları aralandığında öyle anlarla, olaylarla, yaşanmışlıklarla karşılaşılır ki…
Zaman öyle geçer ki…
Hak, hukuk ihlalleri…
Acımasızlık…
Katliamlar, zalimlikler canınızı yakar…
Tarihte yer almış bir diktatörün halkına olduğu kadar, çevre ülkelere ve insanlarına yaptıkları, yapmak istediklerini de okuruz çoğu kez…
Emperyalizmin kendi çıkarları çerçevesinde yoksul halkları birbirine nasıl kırdırdığını görürüz…
Eşitlik, adalet, yargı bağımsızlığı kâğıt üstünde kalmıştır artık.
İnsanlığın gelecek için umut ettikleri, umutla biriktirdikleri boşa çıkmıştır…

Recep Altun; dedi ki...

Merhabalar Yaren.

Sarıkamış Bozgunu ile ilgili hazırladığınız yazıyı okudum. Kaleminize ve yüreğinize sağlıklar dilerim. Uzunca bir yorum yazmış ve yayınlamak üzere butona tıklamıştım ama bir ERROR uyarı iletisinden sonra hazırladığım yorum da maalesef bellekten boşaldı. Ben de yeniden bu yorumu yazmak zorunda kaldım. Ama böyle durumlarda hiçbir zaman ilk yazdığınız yorumun aynısını yazamıyorsunuz.

Cenab-ı Hakk'tan Sarıkamış Bozgunu'nda hayatını kaybeden aziz şehidlerimize rahmetiyle, lütfuyla muamale eylemesini niyaz ediyorum. Aziz şehidlerimizi saygıyla, minnetle ve şükranla anıyorum. Ruhları şad olsun.

Sarıkamış Bozgunu'nda şehid olan dört oğlu için ağıtlar yakan Kırşehir-Kaman'lı Emine ananın da mısralarını okurken amansız kış şartlarıyla mücadele eden askerlerimizin felaketle sonuçlanan acılarını hissetmemek mümkün değil.

Ben de Kaman'lıyım. Sarıkamış Bozgunu'nda şehid düşen tüm askerler bizim askerlerimiz olmakla birlikte Kaman'lı bu dört askeri de merak ettim doğrusu.

Selam ve dualarımla birlikte en Güzel'e emanet olun.

Banu dedi ki...

Merhaba Hanifem...
Sanırım en acı destan Sarıkamıştır her okuyuşumda göz yaşlarımı tutatam bu nasıl bir acı ciğer dağlar Nur işinde yatsın Şehitlerimiz Ruhları Şad olsun...

sevgilerimle can...

Hanife Mert dedi ki...

Haklısınız Hocam... İnsanlık her daim tarihi tekerrür ettiriyor. Günümüzde de benzer olaylara bizler şahit oluyoruz. İnsanın içini acıtan olaylar...Şuan bizlerin de yaptıkları aynı şey umudu güçlü tutmak... Yorum ve katkı için teşekkürler.
Saygılar.

Hanife Mert dedi ki...

Merhaba Recep Bey,
bazen bana da öyle oluyor. Tam yazıyorsunuz birden siliniyor. İnsan aynını tekrar yazmak zoruna gidiyor.Teşekkür ediyorum, ve duanıza yürekten AMİN diyorum. Şanlı tarihimiz benzer çile acılarla şehit düşmüş gazi olmuş güzide insanlarla dolu. Bu da bizim vatanımızı canımızdan aziz bilmemizden kaynaklanıyor galiba...
Bu derlemeyi türküler.com sitesinden aldım. Orada da kaynak verilerek derlenmiş.
Teşekkür ediyorum değerli yorumunuzla katkınız için.
selam ve saygılarımla.

Hanife Mert dedi ki...

Merhaba Banucum,
Aynen öyle Banucum, Amin.
Teşekkürler canım
sevgiler canım.

bücürükveben dedi ki...

filmi gelmişti tv'ye :(((nasıl bir facia, nasıl bir dram! izlerken gözyaşlarımı tutamamıştım:((incecik yazlık giysilerle o - 30 derece soğukta! Diyecek bir şey bulamıyorum:( mekanları cennet olsun:( nur içinde yatsınlar:(

eline sağlık canım, ruhlarını şad ettin:(
sevgilerimle

Hanife Mert dedi ki...

Amin Müjdeciğim. Benim de yüreğim dayanmadı canımya. Onlar bizim için şehit düşerlerken biz torunlarının yaptıkları şeye baksana...:(
Senin de okuyan gözlerine sağlık canım. Öptüm sizi,
Sevgilerimle.