27 Haziran 2013 Perşembe

Güzel Gören Güzel Düşünür...


Her ne kadar güzellik göreceli bir kavram olup kişiye göre farklılık gösterse de, insan sağlıklı bir ruh yapısına sahip olabilmesi için iç güzelliğine, ruh güzelliğine önem vermeli. Ruhunu güzelleştiren ona uygun gıdalar veren insan, yaratılan her şeyde güzeli arama, güzeli görme ve güzelleştirme eğilimindedir. 
İnsan her ne yaparsa yapsın illaki öncelikle sağlıklı bir ruh yapısına sahip olmalı. Bu durum kişinin kendi ile  barışık yaşamasını, insanları, birlikte yaşamak zorunda olduğu diğer  canlıları ve hayatı sevmesini, onlara karşı sorumlu, saygılı, dürüst şefkat ve merhametli davranmasını gerekli kılar. Bu bağlamda insan Pozitif düşünmeli, kendini çıkmaza sokacak eylemlerden uzak durmalı. Zira" Güzel gören güzel düşünür, güzel düşünen hayattan tat alır."

Her insan  huzur ve güven içinde yaşamak, dostluğun ve sevginin var olduğu ortamlarda olmak ister. Bulundukları yerlerde sevgi, saygı huzur, mutluluk, barış,kardeşlik,  hak ve  adaletin   özlemini duyar.  Lakin özlediği bu ortamın oluşması yönünde  kendisi gayret  göstermek istemediği gibi, dostluğu, güler yüzü, güzel sözü  karşısındaki  kişilerden bekler ya da bu ortamları sağlayacak birilerinin çıkmasını bekler durur. Bu yönüyle de insan toplumsal bir varlıktır. Yaşadığı  toplumun  olmazsa olmaz  taşlarından biridir. Kendini yaşadığı toplumdan ve o toplumu ilgilendiren değerlerden soyutlayamaz.  
Hal böyle iken toplumun bir parçası konumunda olan   her birey de, özlemini duyduğu  değerlerin oluşması, yerleşmesi, gelişmesi ve devamlılığının sağlanması adına  üzerine düşeni yapması gerekli değil mi? Herkesin  imkanları doğrultusunda, büyük küçük, az çok yapabileceği mutlaka bir şeyler vardır. Bunun için biraz duyarlı olması yeterli...
Yolda gördüğü kırık bir cam parçasını kaldırıp çöpe atmak, bu soğuk kış gününde susuzluktan açlıktan takatı kesilmiş hayvanlar için evinin bir köşesine bir tabak yemek veya su koymak, yaşlı ve kimsesizleri ziyaret edip gönlünü almak, birilerine selam vermek, tebessüm etmek,  insanlara iyi niyetli dürüst davranarak dostluk için küçük kapılar aralamak,  birliği güçlendirmek, milli manevi değerlere sahip çıkılması yönünde önderlik ve örneklik ederek  teşvik etmek, haksızlık karşısında onurlu ve dik duruşunu muhafaza etmek, evinde sokağında, mahallesinde hoş olmayan göze hoş görünmeyen olumsuzlukları düzeltmek gibi yükte ağır pahada hafif  erdem sayılan güzel davranışları yapmak insana ne kaybettirir?  Hiç bir şey... Yapıldığında hem kendine ve hem de yaşadığı çevreye çok şey kazandırır. Nedendir bilinmez,  bunları yapmak  insana zor geliyor. Kolay değil elbet  gönüller  arasında pencere açmak sevgi, dostluk bağları kurmak emek ister, sabır ve özveri  ister.
Eğer herkes kendi çıkarlarını düşünerek hareket eder, konuşur ve  kendi çıkarlarına göre davranışlarda bulunur, yalnızca kendi rahatını düşünerek yaşarsa, bencil, huzursuz, mutsuz, agresif insanlardan oluşan bir toplum halini alır.
Hak hukuk adaletin kişilere göre farklılık   gösterdiği bozuk ve bozguncu bir düzen hakim olur. 
Zira, toplumun yetiştirdiği  her ferdin o topluma karşı ödemek zorunda olduğu bir vefa borcu vardır. Yaşadığı toplumu güzelleştirmek,temel değerlere sahip çıkmak, yaygınlaştırmak, geliştirmek, çağdaş uygarlık seviyesine çıkarmak ve  kendinden sonra gelecek kuşaklara  en güzel şekilde bırakmak insanlık görevidir. Fıtratı bunu gerektirir.   
 Oysa  biz  ney yapıyoruz? Kapitalist dünyanın aldatıcı büyüsüne  kaptırdık kendimizi gidiyoruz. Her türlü kazanımlarımız "BEN" merkezli...Hayatımızda yer eden her şeyi maddi bir değerle ölçüyor, her insana bir etiket yapıştırıyoruz. Son yılların iletişim ve teknoloji çılgınlığı, televizyonların ışıltılı dünyası da bizim maddeciliğimize çanak tutuyor. Pahalı en iyi son moda olan ne varsa alıyoruz, ve doymak bilmiyoruz. Hep bir tarafımız aç. Giderek hep tatminsiz, mutsuz ve yalnız insancıklar olduk. Bizler küçüldükçe faturalarımız büyüdü, borçlarımız kabardı ama biz hala küçücüğüz, büyüyemedik.
Biz bu yaşama alıştık veya alıştırıldık. Artık kazanmanın yerini  emek sarf etmeden, alın teri dökmeden  kolay yoldan kazanmak aldı. Güçsüzü ezmek, zalimi alkışlamak,güçsüzün  kafasına vurup elinden ekmeğini almak,kolay kazanmak uğruna başkalarını kullanmak, kırmak  başarılı akıllı insan oldu. Hak hukuk hak getire...
 İçimizde büyüttüğümüz hırslarımız, bizi küçülttü. İnsanlığımızı, dostluğumuzu, dostlarımızı, saygınlığımızı, toplumsal benliğimizi   kaybettirdi. Düzensiz, sistemsiz, kalitesiz bir yaşam sürmemize neden oldu. İnsana verilen değer neredeyse kalmadı. İnsanın kazandığı paranın değil, paranın kazandığı insanların değeri arttı…Araç amacın önüne geçti...
Gözlerin, kulakların zihinlerin açılması ve  insanlığın kazandığı insani değerlerin  artması,göreceğiniz güzelliklerin çoğalması dileğiyle.

Muhabbetle,

Hanife Mert



14 yorum:

deeptone dedi ki...

eeeeeveet.
sevdim.
olumlu yazmışsınız bi de ne güzel.
:)
bi dee, en sık yazdığım konulardan biri bu. gelişim başlığında topluyorum.
:)

Hanife Mert dedi ki...

Beğeninize çok teşekkür ediyorum sevgili deeptone. Okuyan gözlerinize yüreğinize sağlık.:))
Sevgilerimle,

Hobistanya dedi ki...

Tek solukta okunacak, harika bir yazıydı,yüreğinize sağlık

Hanife Mert dedi ki...

Çok teşekkür ediyorum sevgili hobistanya, okuyan gözlerin dert görmesin.
sevgilerimle,

Dostbahcesindenlezzetler dedi ki...

Sevgili Hanife ne kadar guzel yazmissin..yasamimizi en basite indirebilsek..yolda yanmizdan gecene selam versek..hic olmayacak bir yerde bir yasliya hatir sorsak..hep bana hep bana demesek ne guzel olur gercekten..kalemine saglik arkadasim..IBen bu yasadigim memleketein en cok insana saygisini seviyorum..tanimadigin insanlarin disarda sana selam vermesini-istisnalarda var tabiki- seviyorum..ve burada ki basit yasamamizi seviyorum..sevgilerimle..

bücürükveben dedi ki...

Yazını görmüştüm ama ancak yorum yazmaya gelebildim. Hanife'ciğim ellerin dert görmesin hislerime tercüman olmuşsun denir ya aynen öyle bir yazı! Sağol canım.

Saydıklarını yapmak insana zor geliyor halbuki zor değil, düşünseler hiç zor değil o kırık camı yerden almak ve belki bir ormanın yanmasına engel olmak! Ya da susuz bir canlı için su koymak..

Niye zor gelir ben de anlamıyorum, 17 daireli bir apt. bizimki, niye kediler için su sadece ben koyuyorum? Yarın buradan taşınsam bu kediler susuz kalacak:((yıllardır alıştılar biliyorlar ki, gece, gündüz bu bahçede su var:(

Hadi diyelim ki, bizim bahçeye atlayarak giriliyor, tırmanarak çıkılıyor:( biçimsiz bir duvar aşmak gerekiyor...ama düz ayak bahçesi olan da su koymuyor...:(

İstenirse her zorluk aşılır, önce isteyecek...

Gönül güzel bir ülkede, kimsenin kimseye kendi fikirlerini zorla dayatmadığı, kendi ülkesinin ordusuna düşman, düşmana askerlik eden hainlerin baş olmadığı bir ülkede yaşamak istiyor...bunlar olmadan iç huzuru, mutluluk haram bize...:(

sevgilerimle canım

nurtendemirel dedi ki...

"Hep bir tarafımız aç"
Tüketim toplumunda böyle yapılıyor işte. Aç olacaksın ki her daim, sana sunulan pazara saldıracaksın. Varsın paran olmasın, kredi kartın yeter...
Hanife'cim, eline, yüreğine sağlık canım.
Öpüyorum, görüşmek üzere.

VuslaT dedi ki...

evet yazın çok güzel bencede deep haklı hanifem..İnsanlar değişmeli gelişmeli bak dünya gelişiyor ama insan egosu sadece hala hep ben haklıyım doğruyu söylüyorum ben ben ben diyor. değişelim artık ya. Objektif olmayı öğreniverelim..
Sevgilerimle tatlım..
Bu arada içim açıldı. Epey uğrayamamışım sana. Mavi dünyana, özgür kanat çırpışlarına...

Hanife Mert dedi ki...

Sevgili Elmeciğim, yorumuna tamamen katılıyorum. Ama çok basit gibi gördüğümüz, yükte ağır pahada hafif olan bu güzel davranışları yapmak zor geliyor insana, oysa birine tevbessüm etmenin selam vermenin hiç bir ücreti yok, ama bize karşıdaki kişiyi mutlu etmek bizim de keyfimizi yerine getirir ama maalesef yapamıyoruz. Evet yurt dışında insanın değerli olduğunu okuyoruz, duyuyoruz ,istisnalar olsa da. Yorumunla değerli katkına teşekkür ediyorum. Şehir dışında idim yorumunu geciktirdim.
Sevgilerimle, öpüyorum.

Hanife Mert dedi ki...

Kesinlikle çok haklısın Müjdeciğim. O saydığımız güzellikler yapılsa. Oysa karşılığında para vermiyorsun, ama bir canın ihtiyacını karşılıyorsun. İnsana inanılmaz bir huzur veriyor. İnsan kendini mutlu hissediyor. Ama dediğimiz gibi, bir kaşık su koymak yada bir yiyecek zor geliyor insana. Müjdeciğim Allah gönlüne göre versin. Senin hayvanlara ve tabiki insanlara da olan şefkatli yaklaşımın çok taktire şayan. Çok hoşuma gidiyor.
Aynen canım ben de;" Gönül güzel bir ülkede, kimsenin kimseye kendi fikirlerini zorla dayatmadığı, kendi ülkesinin ordusuna düşman, düşmana askerlik eden hainlerin baş olmadığı bir ülkede yaşamak istiyor...bunlar olmadan iç huzuru, mutluluk haram bize...:(" bu düşünceni yürekten destekliyorum.
Canım memlekete gitmiştik. Kayınımın kızının düğününe o yüzden yorumum gecikti. Öpüyorum ikinizi de kocaman. Sevgilerimle.

Hanife Mert dedi ki...

Çok teşekkür ediyorum Nurtenciğim, senin de okuyan gözlerine yüreğine sağlık. Ben de öpüyorum seni, görüşürüz inşallah.
Seni gördüğüme çok sevindim.
Sevgilerimle canım..

Hanife Mert dedi ki...

Çok teşekkür ediyorum, hoş geldin Vuslatım. İnsan pozitif olarak değişmeli, değişen gelişen dünyaya uyum sağlamalı ayak uydurmak için değişmeli. Kendini eğitmeli.
Öpüyorum canım kocaman sevgilerimle..

Büşra Kahveci dedi ki...

Çok içten ve güzel bir post olmuş:)Bloğunu takibe aldım canım bana da beklerim.İstanbuldaki farklı mekan ve lezzetlerle ilgili paylasım yapıyorum.Sevgiler..

Hanife Mert dedi ki...

Çok teşekkür ederim Büşra hanım. Sayfama hoş geldiniz. Elbette ben de uğrarım sayfanıza.
Tekrar teşekkürler sevgiler.