6 Haziran 2013 Perşembe

Cahil Meyvesiz Ağaca Benzer...

Cahil kelime olarak; bilmeyen, iş bilmez, bilgisiz, tecrübesiz anlamlarına gelen ve halk arasında yol-yordam, ilim-irfandan yoksun olan  kimse olarak nitelendirilir.
Cahil kimse  erdemli, doğru ve araştırıp öğrenmeyi  kendine ilke edinmiş, akıllı bilgili kimselerden uzak durur. Çünkü, kendini olduğundan daha fazla büyük  görme hastalığına tutulmuş, tevazudan  yoksundur. Cahil, her şeyin dış yüzünü görür, kabukta kalır. Her şeyi bildiğini sanır, boş iddialarda bulunur. Dediğim dedikçidir, yanıldığını asla kabul etmez. Çünkü o, etrafı ancak gördüğü gibi değerlendirir. Fazla detaya girmez. Ben bilirim, benim dediğim doğrudur zihniyetindedir,kendi düşüncesinde olmayanı ötekileştirir. Kitleleri birleştirmek yerine ayrıştırıcı politikalar üretir. Cahil kimse meyve vermeyen ağaca benzer atasözünde ifade edildiği gibi  kimseye fayda sağlayamazlar. Eğitim almak ya da almamak bu kimselerin cehaletinin üzerinde olumlu rol oynamaz. Öyleleri vardır ki, mektep medrese görmüş, mürekkep yalamış ama kendini geliştirememiş yetiştirememiş cahil kalmıştır. Kimileri de vardır, okul yüzü görmemiştir ama kendisini en iyi şekilde eğitmiş hayata hazırlamış bilge kimseler kategorisine girmiştir. Günlük yaşamımızda bu özelliklere sahip kimselerle,kimi zaman iş yerinde arkadaşımız, şefimiz, müdürümüz, patronumuz; sokağımızda, mahallemizde, sitemizde, apartmanımızda komşumuz,iş yaptırmak zorunda olduğumuz bir kurumda yardımına ihtiyaç duyduğumuz kurum çalışanı olarak karşılaşırız. Bu kimseler davranışlarıyla öylesine cahilce bir tutum sergiler ki;  işgal ettiği makam yer ve konum birbiriyle tamamen zıttır.
Hatta  tv de izlediğimiz düşünmeden cahilce söylemlerde bulunan bizi şaşırtan, adam nasıl  bakan, milletvekili, vali olmuş dediğimiz kimseler...Bir İşgal ettiği makama, konumuna bir de hareketlerine bakarız! bu insan bu makama, bu duruma nasıl getirilmiş?  diye,  kendimize sorarız...
İlk bakıldığında kendilerinden kattıkları çok fazla bir nitelikleri olmamasına rağmen, hasbel kader sahip olduğu durumu kendi lehlerine çevirme de üstlerine yoktur. Cahilce tutumlarını kabul edilmez bulursunuz.. Her hareketlerinde düşünme, kontrol etme eğitim, bilgi gibi olgulardan uzak özgürce davranış sergilerler. Karşı tarafın bilgisi, eğitimi tecrübesi bu kimselerin gözünde önemsenmeye değer bulunmadığı gibi,aksine onları küçük düşürücü davranışlardan kaçınmazlar. 
 İki psikiyatri uzmanının, 10 yıl  önce ortaya attığı bir  teoriye göre; 
"Cehalet, gerçek bilginin aksine, bireyin kendine olan güvenini artırır."
Ve bunun üzerine bir araştırma başlatıldı. Fizyolojik ve zihinsel alanda yapılan çeşitli araştırmaların sonucunda  Dunning-Kruger Sendromu'nun metni yazıldı: Buna göre;
“İşinde çok iyi olduğuna” yürekten inanan ‘yetersiz’ kişi, kendini ve yaptıklarını övmekten, her işte öne çıkmaktan ve aslında yapamayacağı işlere talip olmaktan hiçbir rahatsızlık duymaz! Aksine her şeyin hakkı olduğunu düşünür!
Ancak bu ‘cahillik ve haddini bilmeme’ karışımı mesleki açıdan müthiş bir itici güç oluşturur. 
‘Eksiler’ kariyer açısından ‘artıya’ dönüşür.
Sonuçta, ‘kifayetsiz muhterisler’ her zaman ve her yerde daha hızlı yükselirler…
Bu arada, gerçekten bilgili ve yetenekli insanlar çalışma hayatında ‘fazla alçak gönüllü' davranarak öne çıkmaz, yüksek görevlere kendiliklerinden talip olmaz, kıymetlerinin bilinmesini beklerler... Tabii beklerken kırılır, kendilerini daha da geriye çekerler... Muhtemelen üstleri tarafından da ‘ihtiras eksikliği’ ile suçlanırlar..."
Bertrand Russel'in ifade ettiği gibi;
Dünyanın sorunu, akıllılar hep kuşku içindeyken aptalların küstahça kendilerinden emin olmalarıdır.”
Şuan gerek ülkemizin ve gerekse içinde bulunduğumuz dünyanın yaşanılmaz hale getirilmesinin belki de en önemli nedeni, cahillerin akıllılardan daha özgür ve küstahça hareket etmesidir... 
sevgi ve muhabbetle
Hanife Mert


2 yorum:

bücürükveben dedi ki...

Hanifeciğim o kadar güzel anlatmışsın ki, altına aynen imzamı atmak kalıyor:)atalarımız da cahile laf anlatmak deveye hendek atlatmaktan zordur diye boşa dememiş:)cahil kendi düşündüğünün EN İYİ olduğuna can-ı yürekten inanır, tıpkı Tayyip gibi, tıpkı ilkokulu bile bitirememiş, acıyıp dışarıdan eline ilkokul diploması tutuşturulan Fethullah Gülen'i bir halt sananlar gibi. Adam Amerika'nın kucağına oturmuş, Amerikan gizli servisleri, casusları, federaller tarafından korunuyor hala anlamıyorlar! Böyle birinden Türk halkına yarar mı gelir zarar mı? Hala facebook'larda akp ye niye karşısınız? niye direniş yapıyorsunuz anlamıyoruz diye soran okumuş cahiller var. Tayyip de okumuş cahil ama aynı zamanda hain, cahillerin hain olması kolaydır çünkü cahil herkese inanır, her parayı verene uşak olur, satın alınır, cahil kendinden başkasını düşünmez nerede ki vatanını bayrağını düşünsün! cahil nankördür, ekmek yediği kaba ihanet eder, vatanının kurtarıcısına ihanet eder nankörlük eder çünkü basit düşünür, yesin,içsin, karnı doysun gerisi önemli değildir karnını kim doyurursa ona uşaklık eder, ona kul köle olur, karnını doyuran ekmeğini vermesin üç gün onu da sırtından bıçaklar başkasına uşaklık eder. O yüzden ülkenin başına adam seçerken okumuş/okumamış farketmez cahil ve hainleri değil, okumuş/okumamış vatanını,bayrağını, Atatürk'ünün kıymetini bilecek asalete, minnet duygusu bilen, karakterli insanlar seçmeliyiz.
Eline sağlık canım
kocaman öpüyoruz Bücürük'le..:)

Hanife Mert dedi ki...

MÜjdeciğim o kadar güzel yorumlamışsın ki; yazımı tamamlamışsın. Bana da söz kalmamış. Canım çok haklısın cehalet tüm kötülüklerin anası. Onda edep, haya, erdem aramak yanlış olur. Çünkü o sadece ona dikte edilmiş şeyleri düşünmeden araştırmadan, sorgulamadan fanatikçe yerine getirmek ve kendine menfaat sağlamaktır amacı. Ben de senin bahsettiğin gibi, Tayyibi savunan ona haksızlık yapıldığını düşünen hatta ileri gidip günah keçisi olduğunu ileri süren aklı kıt, vatan hainleri kör insanları düşüncesinden vaz geçirmek mümkün değil. Yaşadığımız son dönemdeki olaylar Millet olarak bize ders olmalı seçimlerde araştırmadan soruşturmadan körü körüne seçmemeliyiz..
Sağ ol canım, öptüm ikinizi de...
sevgilerimle.