10 Haziran 2012 Pazar

Nehir Gibidir İnsan...

”Nehir gibidir insan, sadece yüzeysel bilinir; derinliklerinde ne saklar, ne fırtınalar kopar söylemez.. Sadece sessizce akar ve gider…” der Mevlana . 
İnsanı bir nehre benzetir...  Doğuşunda bir saflık vardır. Sadeliği ve berraklığı göz alıcıdır. O, doğduğunda gürül gürül akan bir pınardı. Pınar, bağrından koparak kendini dağların kollarına hoyratça bırakır. Dağlardan gelen ne varsa içine alır. Saklar onları istemez kimsenin görmesini.  Pınar, coşar bir çağlayan gibi hayata. Önüne engeller çıktığında ya o engeli aşıp geçecek ya da kendine başka bir yol bulacaktır. Zira hayatta iz bırakmak için ne olursa olsun yoluna devam etmelidir.. 
Zamanla nehir büyür, geçtiği topraklar onu değiştirmiştir. Artık kıvrılmayı da, geçtiği toprağın şeklini alarak  öğrenmiştir. Bir gün başka bir nehirle buluşur ve birleşir.. 

İnsan da öyle değil midir? Doğumu saf, temiz, berrak ve göz alıcıdır. Büyür gelişir kendini zorlu hayat mücadelesine bırakır. Önüne çıkan engelleri aşmak ve kendine bir yol bulmayı öğrenir. Yılmadan yorulmadan yoluna devam etmeli iz bırakmak için bu gerekli. İnsan da artık hayatla mücadeleyi öğrenmiş yolunu belirlemiş ve günün birinde  karşısına çıkan biriyle buluşur ve birleşir. Artık insan doğumundan ölümüne kadar geçen süreçte yoğun  mücadeleden yorulmuş,durağanlaşmıştır.Hızla  geçen zaman, tüketmiş olduğu ömür sermayesi onu  kendi iç dünyasına yöneltmiş ve yalnızlık hissi tüm benliğini kuşatmıştır artık ...Kendiyle yüzleşme iç hesaplaşma başlamıştır iç dünyasında.. 
Öyle ya, bu süreçte nice vedalarda boynu büküldü.. Kim bilir kaç gidenin ardında gözlerine yağmur bulutları çöktü. Kimi zaman   gözlerinden akıtamadığı yüreğini sele çevirdi.  Kaçıncı kez hazan mevsimi yaşadı. Sevdi, sevildi, özlemleri hasretleri büyüttü içinde. Kimi zaman ezildi, itildi, aşağılandı,dışlandı,horlandı kendini  anlatamadı,anlaşılamadı... Kendine sakladı her şeyini.

Takvimlerden kopanlar bir daha geri gelmedi... Sessizce öylece aktı gitti. Öyle bir akıştı ki, geri dönüşü olmadı. İşte bu akışın adı , geçerken insandan çok şeyi de beraberinde alıp götüren kimine göre her şeyin ilacı olarak bilinen zamandı... 

Neydi ki bu zaman? Ardından koşarken kanadına nice umutlar bağladığımız yücelerden uçan bir kuş mu? Yoksa çağlayarak akan ve hayallerimizin, amaçlarımızın içine düştüğü ve bizim ulaşmak için var gücümüzle koştuğumuz  boğulmaktan korktuğumuz, her şeye rağmen yetişmeye çalıştığımız bir türlü yetişemediğimiz çağlayarak akan bir ırmak mı? 
O ki, ne kanadına umutlar bağladığımız yücelerden uçan bir kuş, nede yetişmeye çalıştığımız ve içinde boğulmaktan korktuğumuz çağlayarak akan bir ırmak. 
O, şimdi geriye dönüp baktığımızda uzun uzun seyredebileceğimiz bir film şeridine dönüşmüş umutlarımız, hayallerimiz, hayal kırıklıklarımız, anılarımız ve tüm yaşanmışlıklarımızı gösteren bir şerit. O şeritte büyük bir mutlulukla seyredeceğimiz kareler olduğu gibi, keşke bir makasla kesip atabilsem dediğimiz görüntüler de mevcut..

Sularla birlikte akar insan ömrü. Ta ki son menzile varılır  öyle durulur. Sular kaynağında duruydu saftı. Sen kundağında… Sularla birlikte aktı hayatın. Kimi zaman bulandın kimi zaman duruldun. Sen yüreğinde biriktirdin, sakladın her şeyini ve yaşaman gereken her neyse onu yaşadın... 

Sular kadar berrak nehir kadar 

6 yorum:

Hüseyin GÜZEL dedi ki...

Bence de "Nehir gibidir insan". Nehrin kıvrımlarını, akışını, doğasını, geçmişini ve bugününü irdelemek anlamak gerekir. Paylaşımınız yine çok şey katıyor insanın dağarcığına .
Saygılar.

yaren dedi ki...

Mevlana'nın insan-nehir benzetmesinden esinlenerek hazırladım yazımı..Okuyup değerli yorumunuzu paylaştığınız için teşekkür ediyorum.. selam ve saygılar..

~♡ηυяѕαℓкιмι™ dedi ki...

Mevlana'nın eşsiz benzetmeleri.. Doğrudur nehir gibi insan, aktıkça içine alır çeri çöpü, başkaları tarafından da kirletilir bölüm bölüm..
Güzel benzetme ve güzel cümleler. Kalemine sağlık.

yaren dedi ki...

Seninde okuyan gözlerine sağlık, nursalkımı..Teşekkürler.

aygül gülen dedi ki...

Yabancı bir dizide duydum bu sözü'Nehir gibidir insan'merak ettim, baktım, Mevlananınmış.Yabancılar Mevlana'yı bilirmiydi?..Yazınıza rastladığıma sevindim.Kaleminize,kelamınıza sağlık; daim olsun dilerim ki :)

Hanife Mert dedi ki...

Mevlana'mızı bilmeyen mi var? Onlar bizden daha iyi tanıyor önem veriyor. Mevlana'nın Mesnevisini üniversitelerde ders olarak okutuyorlar.. Teşekkür ederim güzel yorumunuz için..