7 Haziran 2012 Perşembe

MİHRİBAN TÜRKÜSÜ VE HİKAYESİ ABDURRAHİM KARAKOÇ



Koca bir yıldız daha kaydı.. Bir ozan daha Hak'ka yürüdü. Yürüdüğün yollar nur olsun.
                                               
MİHRİBAN TÜRKÜSÜ VE HİKAYESİ
Sarı saçlarına deli gönlümü/Bağlamıştın, çözülmüyor Mihriban” diye başlayıp her gönüle değen bir şiirin yazarı Abdurrahim Karakoç. 
Mistik bir olgunlukla, Son bir kez diyor, Son bir kez daha görmek istemezdim. O beni hayalindeki gibi yaşatsın, ben de onu hayalimdeki gibi. O aşk, masum bir aşktı. Güzel bir aşktı. Bırakalım öyle kalsın.
Ne adı Mihriban, ne saçları sarı... 
O, Abdurrahim Karakoç’un Mihriban’ı... 
1960 yılında yaşadığı ölümsüz aşkı kelimelerle ebedi kılan Abdurrahim Karakoç’un gerçek adını gizleyip, Mihriban diye seslendiği o güzel Anadolu kızının hikayesi bu... 
Ya da, hayatlarını birleştirmek isterken, ümitsiz aşklarına ayrılık nikahı kıyan iki sevgilinin, ümitsiz, duygu yüklü hikayesi.... 
Ayrılık tadında hüzünlü... 
Mihriban’a olan aşkı, Karakoç’a farklı bir olgunluk kazandırmış. Hani şu yürek genişliği denilen şey var ya, öylesine bir yaklaşımı var Karakoç’un... 
Mistik bir olgunlukla, “Son bir kez” diyor, “Son bir kez daha görmek istemezdim. O beni hayalindeki gibi yaşatsın, ben de onu hayalimdeki gibi... O aşk, masum bir aşktı. Güzel bir aşktı. Bırakalım öyle kalsın.” 
Sarı saçlarına deli gönlümü, 
Bağlamıştın, çözülmüyor Mihriban. 
Ayrılıktan zor belleme ölümü 
Görmeyince sezilmiyor Mihriban. 
Bu eşsiz duygu yoğunluğu olan dizelerle aşkın gücünü anlatan şairimiz, Mihriban’dan aldığı “Unutmak kolay değil” başlıklı mektup üzerine, şiirin devamını yazıyor... Yazıyor ama, yarasını sarmış bir Yunus Emre olgunluğu ile de bilgeliğini dışa vuruyor. 
Unutmak kolay mı? deme, 
Unutursun Mihribanım. 
Oğlun, kızın olsun hele, 
Unutursun Mihrabınım

Düzen böyle bu gemide, 
Eskiler yiter yenide. 
Beni değil, sen seni de, 
Unutursun Mihribanım. 
Nedir Mihriban’ın gerçek hikayesi? 
Bazıları “Gerçek mi” diyor. Gerçek diyorum. Ama adı Mihriban değil. O gençliğimde yaşanmış bir aşktı. Ama şimdi adını deşifre etmem, ayıp olur. Benim takmış olduğum sembol bir isimdirMihriban. 
Masa başında yazılmış, hayal bir aşk, bu tadı ve lezzeti vermez. Yaşayacaksın ki, yazacaksın. 
O zamanlar elektrik yoktu. Lamba ışığı altında yazıyordum. Şiire başladığımda lambadaki alev titremeye başladı. “Lambadaki alev üşüyor” çıktı.
-Hangi seneydi... ?
1960...
O aşkınıza kavuşamadınız... 
Yo olmadı. Seviyordum. Olmadı. Ayıp olur şimdi adını söylemem. Törelerimize aykırı. İkinci birMihriban şiirim var. Biliyorsunuz. “Unutmak kolay unutursun Mihriban” diye... O da öyledir. Bunlar hep gerçeğe dayalıdır. 
Güzel tertemiz bir sevgiydi, tertemiz de bir ayrılma oldu. 
Nerde olduğunu biliyor musunuz? 
Bilmiyorum. Zaten benim memleketlim de değildi... 
Yaşayıp yaşamadığını biliyor musunuz? 
Onu da bilmiyorum... Sivas’ta bir televizyona çıktım. Telefon bağlantısı var. Bir hanım çıktı, “Abi o yaşıyor mu” dedi. “Bilmiyorum” dedim. “Nasıl bilmiyorsun” dedi. “Bilmiyorum işte” dedim. O bayan, “Eğer yaşıyor da, bu türküyü dinliyorsa, Allah ona yardım etsin” dedi. Hanımların dayanışması işte! Yaşayıp yaşamadığını bilmiyorum vallahi. 
Hâlâ seviyor musunuz? 
Bazen aklıma düşüyor. Ben unutursun diyorum ama, insan hiçbir zaman unutamıyor... O bir mektup üzerine yazılmıştır. Benim gönderdiğim bir mektuptan dolayı bir cevap aldım. “Unutmak kolay mı” başlığı mektubun. “Unutmak kolay mı deme/Unutursun Mihriban’ım” diyorum. “Düzen böyle bu gemide/Eskiler yiter yeni de/Beni değil, sen seni de unutursun Mihriban’ım” dedim... 
Allah o hallere düşürmesin, insan kendini de unutur... 
Mihriban’dan başka aşkınız oldu mu? 
Yok. Mihriban’dan başka aşkım olmadı. 
Mihriban nasıl biriydi? 
Valla ne bileyim, sıradan insanlara benzer birisiydi
Çok mu güzeldi... Sarı saçlarına deli gönlümü/Bağlamıştın, çözülmüyor Mihriban diyorsunuz 
Saçı da sarı değildi... 
Belki bu şiirin bu kadar beğenilmesinin sebebi herkesin içinde bir Mihriban’ın olması... 
Gerçek yaşanıp, yazıldığı zaman okuyucu kendini bulur. 
Bu yüzden diyorum ki, ben herkesin hayatında bir Mihriban var... 
Bundan 7-8 sene önce Cebeci’de bir düğün salonunda, sanatçı Mihriban’ı okudu. Karşımızda yaşlı bir çift oturuyor. 80’inden yukarı ikisi de. Tanıyanlar, hocam çok güzel yazmışsınız falan deyince, ihtiyar teyze, “Oğlum bunu sen mi yazdın” dedi. “Evet” deyince de... “Hay diline sağlık, ne kadar güzel” dedi. Yanındaki ihtiyar amcayı gösterdi, “Evde birisi bu şarkı çalarken birşey söylesin, üstüne yürür. Öyle dalar gider, dinler dinler, gözlerinden yaş akar, oturur” dedi. “Bunun derdi ne” dedim. “Oğul oğul, herkesin gençliğinde bir Mihriban’ı vardır” dedi.. “Öyle yazmışsın ki, herkes Mihribanı’nı buluyor o türküde” dedi. 
Musa Eroğlu da çok güzel bestelemiş... 
Beste de güzel olup güfteyle örtüşünce daha bir güzel oluyor... 
Bunlar birbirini tamamlayan şeylerdir. Bestelendikten sonra herkes hayret etti. “40 senedir okuyorsunuz” dedim. Ama bestelenince daha güzel oldu. 
>Bir gün Mihriban’ı göreceğinize inanıyor musunuz? 
Bilmiyorum, görmek de istemiyorum. Değişmiştir şimdi. Ben onun nazarında değiştim, o benim nazarımda değişti. Niye görelim? Öyle kalsın ya... İnsanların gönülde kalması, gözde kalması daha iyidir.

Kaynak: platformdergisi.net

8 yorum:

Hüseyin GÜZEL dedi ki...

Allah rahmet eylesin. Herkesin gideceği yer orası. Önemli olan bıraktığımız eserlerle anılmak değil mi. Paylaşım için teşekkürler..

yaren dedi ki...

Amin, Hüseyin Bey. Evet çok haklısınız. Hepimizin sırası gelince gideceğimiz yer..Gitmeden adımızdan da söz ettirecek bir insanlığa faydalı bir eser bırakmalı..Ben teşekkür ediyorum sağolun..

Murat Mesut dedi ki...

Allah rahmet eylesin..Çok yerinde güzel bir yazı olmuş, teşkler.

yaren dedi ki...

Amin Murat Bey..Ben teşekkür ediyorum sağolun.

Yasin ÖZEN dedi ki...

Allah rahmet eylesin....... Gerçekten çok iyi bir abimizdi...

Bu arada size de teşekkürler böle bir paylaşım için

yaren dedi ki...

Amin, ben teşekkür ediyorum sağolun..

siyahkuğu dedi ki...

Nur içinde yatsın, cancağazım hep sarışınlara yazılan türküleri buluyorsun:)) esmerlere yazılan türkülerden istiyorum):)) kara kaş gözlerin elmas falan:)) sevgilerimle güzel bir pazar diliyorum....

yaren dedi ki...

Amin siyahkuğum..Bu Abdurrahim Karakoç için özeldi..Mihriban türküsü.. Söz bir daha ki sefere esmerlere söylenen türkü bulacağım..Teşekkür ediyorum canım, sağol sana da gönlünce bir pazar diliyorum..