20 Şubat 2016 Cumartesi

Söylesem Tesiri Yok Sussam Gönül Razı Değil





Söylenecek sözlerin çokluğu, insanı bazen dilsiz yapıyor. Konuşamaz oluyorsun. Kızgınlığını, küskünlüğünü, kırgınlığını, üzüntünü, kederini, çaresizliğini yüreğine gömüp tüm çığlıkların sessizleşiyor. Bazen de "söylesem tesiri yok, sussam gönül razı değil" modundayım.
  

   Ne zordur için kan ağlarken çığlıklarını yüreğine gömmek. Tıpkı caniler tarafından parçalanmış masum bedenlerin kızamaz hesap soramaz olması gibi. Tıpkı gözlerinden boncuk boncuk akan yaşı silemeyen bir yetimin çaresizliği gibi. Yavrusunu, eşini, kardeşini, sevdiğini kahpe bir canlı bombanın parçaları arasında kaybeden ananın, babanın, kardeşin, eşin, sevgilinin, arkadaşın haykırışlarının semaları inleten ahları vahları gibi... “Beş dakikaya evdeyim" deyip gelemeyenler ve hiç gelemeyecekler. Hayat hikayeleri yarım kalanlar. Geride bıraktıklarını ömürlerinin sonuna kadar acı içinde yaşatacaklar...
  İşte böyle musibetler ortaya koyuyor eksiğimizi, yanlışlarımızı, kusurlarımızı. Keşke bu acılara sebep olan yanlışlar, ihmaller önceden tahmin edilerek önlemler alınabilseydi. Maalesef keşkeler sorunu çözmüyor...
  

  Ne çok acılar yaşadık, topluca ne çok canlar verdik toprağa. Öncesini söylemiyorum. Çok yakın zamanda, ramazan bayramından beri ülkemiz kan gölüne döndü. Kahpece şehit edilen Mehmetçiklerimizin, polislerimizin, korucularımızın, öldürülen masum insanların, çocukların haddi hesabı yok...
   Cennet vatanımızın bu hale gelmesinden, terörün tırmanıp şehirlere kadar inmesinden, suçsuz günahsız insanların, gencecik fidanlarımızın gençliklerinin baharında hayatlarının son bulmasından kanlarının son damlasına kadar en az insanlıkla uzaktan yakından alakaları olmayan caniler kadar, bunlara prim veren, açılım saçılım yalanıyla, adına çözüm süreci diyerek uyguladıkları yanlış politikalarla şımaran ve semirip palazlanmalarına fırsat veren basiretsiz, sorumsuz, milletin meclisini işgal eden yöneticiler ve yandaşları da sorumludur. Halkın karşısına geçerek terörü lanetlemek onları sorumluluktan asla kurtarmayacaktır.

  Vatan için ölmek elbette kutsaldır; fakat esas olan ölmeden yaşayarak vatanı sevmek sevdirmektir. Siyasilerimizin asıl amacı, askerlerimizi, tüm güvenlik güçlerimizi yaşatarak yurdunu sevdirmek olmalı. Onları ölüme göndererek vatan sevdirilmez.
 
Ancak bunu idrak ettiklerinde görevlerini tam olarak icra etmiş olacaklardır; aksi halde, bunca şehidin, suçsuz günahsız insanların vebali üstlerinde bir "kan lekesi" gibi iz bırakacaktır... 
  Çocukluğumuzda, mahallemizde yakın komşularımızdan tanıdıklardan veya akrabalardan birinde cenaze olduğu zaman annem bize evde televizyon, radyo, teyp gibi eğlenceyi çağrıştıran aletleri açtırmazdı. Cenaze evine saygısızlık olur der biz de onlarla birlikte üç gün yas tutardık. Ne güzeldi bizim örflerimiz adetlerimiz. İnsanların birbirlerine, acılarına, yaslarına saygı duyması.
Şimdi bırakın mahalleyi komşuyu, ülkemin her yeri yangın yerine dönmüşken, onca masum insanımız, onca Mehmetçiklerimiz, polisimiz şehit olurken, tv lerde abuk subuk eğlence, evlendirme, yarışma proğramlarının ara vermeden sürmesi ve en acısı da tepkisiz kalanların durumu, aklımıza insanlığımızın ve toplum olma bilincinin ne kadar zayıfladığını getirmekte.

  Şehitlerimiz yürek yakan hikayeleri ile aramızdan ayrıldılar. Bizler ise o güzel insanlarımızın gösterdiği cesareti göstererek, bu zor günlerde millet olarak birbirimize kenetlenmeli. Ümidini kaybetmeden, şucu, bucu ayırımına girmeden, farklılıkları ötekileştirmeden, birlik ve beraberlik içinde, Çanakkale ve kurtuluş savaşı ruhunu tekrar canlandırmak ve vatanımıza sahip çıkmaktan başka çaremiz olmadığının bilincinde hareket etmeli. Teröre karşı uyanık olmalı, birlik ve beraberliğimize her zamankinden daha sıkı sarılmalıyız...
 
   Bu acıların son olmasını, artık cennet gibi güzel ülkemde insanların yok yere pisi pisine ölmesini engelleyecek önlemlerin en kısa zamanda alınmasını ve insana saygının, adaletin, hak ve hukukun, güven içinde yaşamanın her şeyden önemli ve öncelikli olduğu bilincinin yaygınlaşmasını diliyor ve umut ediyorum.

Bu bağlamda tüm şehitlerimize Allah'tan rahmet, yaralılara acil şifalar diliyorum. Milletimizin başı sağ olsun.


Hanife Mert

6 yorum:

bücürükveben dedi ki...

Üç günde toplam 43 şehit...:((( Hanife'ciğim artık söyleyecek söz bulamıyorum. Diyeceklerimi de bloğumda dedim zaten, artık TSK, TSK dahil darbe yapacak başka çare kalmadı. Bu ülkenin generalleri, paşaları, kuvvet komutanları, eski genel kurmay başkanları hepsi toplaşsın bu adama DUR desinler. Bir bakıyorsun gidin peşmergeyi eğitin, donatın diyor, bir bakıyorsun peşmergeyi vurun diyor. Daha dostunu, düşmanını ayırt edemiyor! Kılavuzu karga olanın burnu ...tan çıkmaz affedersin.

Canım çok öfkeliyim...sanırım satırlarıma da yansıyor iyisi mi, keseyim. :(
sevgilerimi bıraktım..

Hanife Mert dedi ki...

Haklısın Müjdeciğim hepimizin sabrı taştı artık. Kimse bir şey yapamıyor,bir şey söylemiyor. ne olacak bu ülkenin hali. onca şehitler canlar gidiyor.İçimiz kan ağlıyor...

Bu durumda bize düşen birlik olmalıyız. kendimizi yine kendimiz korumalıyız. kurtuluş savaşını biz böyle kazandık. Yine aynı olmalıyız.

Canım öfkeni yenmeye çalış. Bu teröristlerin amacı da o değil mi, bizi korkutup, kızdırıp panik haline sokmak... Buna fırsat vermemeliyiz.

öptüm canım, sevgiler.

Hüseyin Güzel dedi ki...

Ülkenin geldiği durum insanın yüreğini kanatıyor. İç ve dış mihrakların ayak oyunları, kurnazca kahpelikleri insanın, bunca yaşanan acı olaylar, şehitler, masum insanların katledilmesi, kahpece tuzaklanmış bombaların patlatılması, patlayan bombalarla yaşamını kaybedenlerin acısı. Bombacıya sahip çıkıp taziyesine gidilmesi, alkış tutup resminin arkasında yürünmesi insanın içini acıtıyor. Lanet olsun bunlara bunların alçaklıklarına.

Hanife Mert dedi ki...

Tüm söylediklerinize yürekten katılıyorum Hüseyin Hocam. Bunları gördükçe insanın nutku tutuluyor. Söyleyecek yazacak bir şey bulamıyor... Bu çirkinlikler nerede dur der ne zaman düze çıkar yolumuza demokrasi ve yasalar çerçevesinde barış içinde yaşamaya devam ederiz belli değil..

Yorum için teşekkürler..

Saygılar.

Siyah kuğu dedi ki...

Malesef Hanife abla çok zor günler umarım atlatırız diyemiyorum,her atlatırız dediğimizde fazlası geliyor. Başımıza .

Hanife Mert dedi ki...

İnşaallah atlatırız sevgili Siyah kuğu ümit var olmalıyız. Ümidimizi kaybetmemeli, her zamankinden daha fazla birlik ve beraberliğimize sıkı sıkı sarılmalıyız. Birlikten kuvvet doğar. Bak örneklerini görüyoruz birlik olunca nelerin başarıldığını..

Sevgiler canım,