25 Ağustos 2014 Pazartesi

Kibir- Hırs- Kıskançlık



“İnsanoğlu dünyayı zincirleyen bütün güçlerden, iradesini kazandığında kurtulur.”  Goethe
 Hiç şüphesiz insan  şerefli, onurlu ve değerli bir biçimde yaratılmıştır. Onurlu olarak yaratılan insanı onurlu veya onursuz kılan temel ölçü ise, onun iradesini kullanış biçimi olan davranışlarıdır. İradesini olumlu yönde kullanan insan onurlu, uyumlu, mutlu, olgun aranılan bir insan olurken, olumsuz davranışlar sergileyen kimse ise, toplum dışı, sevilmeyen, istenmeyen biri oluverir... Her ne kadar son dönemlerde toplumumuzda, onursuzca davranışlar sergileyen kimseler kabul görmüş, baş tacı edilmiş gibi gözükse de, onursuzluk yapmaktan uzak değildir.
  Hal böyle iken, insanı toplum dışı yapan olumsuz davranışların başında  kendini beğenme, büyüklenme, kendini diğer insanlardan üstün görme ve üstün tutma olarak tanımlanan çağımızın hastalığı olan kibir gelmektedir. Kibirli insan özünde mücadele edemeyen, sevgiden, merhametten, şefkatten yoksun, bencil, çıkarcı,kıskanç, ben bilirim, benim dediğim doğru gibi egosunu ön plana çıkaracak düşüncelere sahip biridir. Bu haliyle kibir kişinin iradesini doğru kullanma ve olgunlaşmasındaki en büyük engeldir. Kibirli olan insan  eksik ve yanlışlarını  görmek ve onlarla  yüzleşmek yerine karşısındaki insanların eksik ve yanlışlarına müdahil olarak kendi yanlışlarından kaçar. Sevgi, saygı,tevazu,vefa,  şefkat, hoş görü   gibi erdemlerden   tamamen uzaktır. Temelde bakıldığında kibir, hırs ve kıskançlık öz güven eksikliği ve irade zayıflığının bir sonucudur.

Kibri artan insanın hırsı da artmaktadır. Kibir ve hırs  Para, makam ve gücün getirdiği davranış bozukluklarının başında gelir. Kibirli insanların sözlerine güvenilmez. Yalan ve riya ile elde ettiği başarısı bir de kabul görürse değme keyfine... Kibrini, hırsını arttırdıkça arttırır. Kendince geliştirdiği güya akılcı ve alçak gönüllülük de yine kibrin bir parçasıdır. Bu kendine karşı dürüst olamayıp kendi ile yüzleşemeyenlerin giydiği bir  kılıftır. 


İnsanoğlu  ilk  cinayeti kıskançlık ve daha büyük olma isteği - hırs yüzünden  işlemiştir. Kutsal kitabımız Kur'anda; 

“Onlara Adem’in iki oğlunun kıssasını anlat. Hani ikisi birer kurban sunmuşlardı da birinden kabul edilmiş, diğerinden kabul edilmemişti. Birisi “Seni kesinlikle öldüreceğim” derken, diğeri “Allah ancak takva sahiplerinden kabul buyurur. Sen öldürmek için bana el uzatsan da ben öldürmek için sana el uzatmayacağım. Çünkü ben Alemlerin Rabbi Allah’tan korkarım. Dilerim, hem benim, hem de kendinin günahını yüklenip cehennemi boylarsın.” dedi.
Kardeşini öldürmek, kendini kaptırdığı ihtirasına hiç de zor gelmedi ve böylece kaybedenlerden oldu." Maide suresi 27/30 anlatılmaktadır.

Kısaca, hırs ve kıskançlıktan doğan günah, Kabil'in kibrinin yok olmasıyla yerini azaba bırakmıştır. Kabil; hırs ve kibir ile irade zayıflığına yenilir ve günah işler. 

Hz Muhammed (s.a.v) de, "Kalbinde zerre miktar kibir bulunan kimse asla cennete girmeyecektir!" buyurarak kibirli olan kimsenin cennete giremeyeceğini duyurmuştur...
 Günümüzde de hırs, kibir ve  kıskançlık yüzünden; savaşlar, ölümler, zulümler, haksızlıklar, hukuksuzluklar, cinayetler, tacizler gibi insan onuruna haysiyetine yakışmayan günahlar işlenmeye devam etmektedir.

 Nietzsche'nin  dediği gibi; “Kibir ruhu kaplayan deridir.” Bu yönüyle gerçekten tamamen uzak ve habersizdir. 
  
Şunu unutmamalıyız ki, hangi mevki- makama gelirsek gelelim, ne kadar çok maddi kazanımlarımız olursa olsun, hepimiz bu hayatta birer öğrenciyiz. Bu bilinçle  yaşayan insan; hakikat ve bilgelik ışığında kibir, kıskançlık ve hırs karanlığının kendisini etkilemesine izin vermeyecektir... 

Kibir hırs ve kıskançlık insan ruhuna yüktür... Huzurlu mutlu bir yaşam düşleyen bu yükten uzak durmalıdır.

Muhabbetle,
Hanife MERT

20 yorum:

Furkan YETEK dedi ki...

Yükümüzü hafifletiriz inşaallah...Selam ve Dua ile...

Müjde Dural dedi ki...

Çok güzel ve önemli bir konuya değinmişsin Hanife'ciğim, eline sağlık, evet kibir, kendini beğenme, tıp dilinde megalomani..demek ki, bu aynı zamanda bir hastalık. Maalesef öyle yaygın ki, başımızda bizi yönetenlerden, sanatçı dediklerimize, üç kuruş etmez, okuma yazma bilmeyende bile rastlanıyor! Yahu okuman yazman yok, ya da zarzor adını soyadını yazabiliyorsun, ot gelmiş, ot gidecek hala neyin kibiri? Oturduğum apartmanda böyleleri var, şaşıyorum çünkü rahmetli babam bize hep mütevazi olmayı öğretti, şu dünyada herkes 9 aylık, ne tahsil, ne okunan üniversiteler, ne dünyaca ünlü bir piyanist olman hiçbiri kibirlenmeyi gerektirmez ama görsen tüm bildiği onun bunun dedikodusunu yapmak, onubunu çekiştirmek, nankör, bencil, bir de kibirleniyor! Yahu Fazıl Say olsa anlamaya çalışacağım hatta belki azıcık hak vereceğim kibirli olmasına da daha okuma yazma bilmiyor! Konuşma bilmiyor! Konuşma yerine bağırmak, çağırmak, torununu azarlamak! Sonra da bundan iyisi yok! Valla burama geldi. Ben mütevazi davrandıkça, hepsine kapımı açtıkça sonradan bin pişman oldum...cahille oturup kalkmayacak, cahille dost olmayacakmışsın..bu kibir sayılmaz herhalde...yani uzak duruyorum, mesafe koyuyorum ama kibir asla...
eline sağlık tekrar, sevgilerimle öptük :)

Hanife Mert dedi ki...

İnşaallah Furkan kardeş. Okuyup yorum bıraktığın için teşekkürler.

Hanife Mert dedi ki...

Aynen Müjdeciğim son dönemlerde öyle çok arttı ki, insanın kibri, hırsı ve kıskançlığı... Bence bunun temelinde eğitimisizliğe bağlı irade zayıflığıdır. Bazıları kendinde var olan küçücük bir şeyi büyüterek ondan kibre kapılıyor. Oysa rahmetli annenin dediği gibi insan neyine kibirlenir. En güzel erdem tevazu sahibi olmak mütevazi davrnmaktır. Komşunu da hiç önemse o da cahillikten kaynklanıyor sanırım. Değerli yorumun için teşekkür ediyorum canım. Öptüm bücürüğü ve seni canım. Sevgiler.

kitap eylemcisi dedi ki...

ben geldim , iadeyi ziyaret değil , ileriki zamanlar için bir ön adım gibi al bu gelişimi lütfen.Yalnız yazın müthiş güzel, anlamlı ...Kibirsiz olmak var ama zor iş, çünkü ego diye bir şey var içinde insanın , her şeyi bilirim havasında olan bu arkadaş ruhu sürekli rahatsız etmekte , sebep bu kibir denen illet gün yüzüne çıksın..sevgiyle, samimiyetle...

Hanife Mert dedi ki...

Hoş geldin kitap eylemcisi, sizi görmekten çok mutlu oldum.
Ayrıca yazımı beğenmiş olmanızdan ötürü de... Ego ya da nefis her insanda vardır. Kontrolsüz ve eğitimsiz bir ego insanı alabildiğince cehaletin batağına çeker... Mutlu olmak niçin kibirden uzak durmalı.
Teşekkür ederim, sizi her zaman beklerim.
Sevgiyle...

deeptone dedi ki...

ah ah yine halimizi yazmışsın. ya ne zaman düzelcek bizim ülke yaa :)

Hanife Mert dedi ki...

Sevgili deepçiğim insanımız kendini ne zaman düzeltirse...:) Ne zaman kendini eğitir, illede ben demeyi ne zaman bırakırsa, ne zaman sahip olduklarını paylaşmayı öğrendikçe, bu dünyada kendinden başkalarının da yaşadığını kabul ettiğinde... Ne zaman kibrinden, hırsından vaz geçerse... İşte böyle sevgili deepçiğim daha çoook zaman var gibi görünüyor...
Selam ve sevgiler sana.

deeptone dedi ki...

yani bu biraz zor. sanırım sistem konusu bu ya. örneğin, hollanda gibi ülkeler çözmüş bunu. bizim gibi ülkeler geride işte yaa :)

Hanife Mert dedi ki...

Aynen öyle... Hem sistem hem eğitim birazda insanın hani derler ya, görgüsüzlük işte o... İnsanın kendini eğitememesi gözünün aç olması, kendini beğenmesi üstün görmesi birazcık psikolojik bir davranış bozukluğu. Ülkenin dışında insanlığın başlıca sorunu. Hollanda gibi ülkelerde de vardır benzer sorunları olan dimi? :))

deeptone dedi ki...

vardır ama düzen öyle oturmuş ki görgüsüzlük pek olmuyor ama :) aamerikayı iyi tanıyorum örneğin. hollandayı da. ordaki insanlar bizden daha uygar ama işte. sistem oturmuş. hollanda, amerikadan da ilerde :) bizim insanımız, ortadoğu yani, araplar, hintliler de dahil, tembel ve yalancı. biraz da sıcaktan herhalde :)

Hanife Mert dedi ki...

Aslında deepciğim bu bir eğitim ve kültür meselesi. Bizim toplumumuz tek tip bir toplum değil. Arabi var, kürdü var, çerkezi var, lazı var gibi... Dolayısıyla her toplum kendi gelenek ve göreneğine göre yaşamını sürdürmeye çalışıyor. Hal böyle olunca, farklı davranışlar sergileniyor. Bu durum insanın gücü eline geçirmesi, başarı kazanması, kimisi maddi gücü kazanması gibi nedenler sebep oluyor kibre. Sözünü ettiğin ülkelerde de mutlaka vardır. Çünkü iç dünyası ile sorun yaşayan, kendi ile barışık yaşamayan, kendini ifade edemeyen kimselerde görülen psikolojik bir rahatsızlık diye düşünüyorum...

Hüseyin Güzel dedi ki...

Yazınıza ekleyecek bir şey bırakmamışsınız. Lakin, Mevlana'nın bir sözü ile katkıda bulunmak isterim. [Ya olduğun gibi görün ya da göründüğün gibi ol.] Tüm zamanların en güzel sözlerinden biri bu. Bu gerçeği görüp uygulayanlarda zaten olumsuz davranışlar ya çok az olur ki zamanla o da yok olur, ya da hiç olmaz. Saygı ve selamlarımla.

Emre B dedi ki...
Bu yorum yazar tarafından silindi.
Hanife Mert dedi ki...

Mevlana'nın sözü çok doğru bir söz Hüseyin Hocam. İnsan ya göründüğü gibi yada olduğu gibi görünmeli. Teşekkür ediyorum.
Gönlünüzce mutlu bir hafta sonu geçirmenizi diliyorum.
Selam ve saygılar.

Hanife Mert dedi ki...

Ben teşekkür ediyorum Emre B, zaman ayırdığınız ve değerli yorumunuzu paylaştığınız için. Çağın vebası denecek kadar tehlikeli bir hal alan kibir hastalığı günden güne yayılmakta. Bloğuma hoş geldiniz. Elbette bende uğrarım bloğunuza..
sağlıcakla kalın.

Deren dedi ki...

Bu aralar nereye baksam o tür insanlar var ve hepsi baş tacı edilirken bizi hor görüyorlar.Böyle her yaptıklarını çıkarları için yapanların yanımda kendimi çok yalnız hissediyorum.Onlara benzemekten de korkuyor insan.Allah öyle bir şeyi bana nasip etmesin.

Hanife Mert dedi ki...

Çok haklısın, etrafta kibirli hırslı insanları fazlasıyla görmek mümkün. Amin Allah kimseye özellikle kendine inananları bu duygu ve davranışlardan korusun. Yorum için teşekkür ediyorum.
Sağlıcakla kalın.

deeptone dedi ki...

hoşgeldiin merabaaa. ne güzel bak sen çağırıyon kitabı amaa :)

Hanife Mert dedi ki...

Olur inşaallah yakında çıkarırsın. Bak ben de bitirdim yazmayı ama şuan beklemedeyim. Bakalım ne zaman kısmet olacak çıkacak...:)