19 Şubat 2018 Pazartesi

12. Ankara Kitap Fuarında İmza Gününün Ardından



Sayılı gün çabuk gelirmiş, geldi de.. Bloğumdan, facebook hesabımdan,instagram ve twetter gibi sosyal medya hesaplarımdan duyurusunu yaptığım 12. Ankara Kitap Fuarında imza günümü yaptım. Çok yorucu olmasına rağmen bir o kadar da keyif verici mutlu edici bir gün geçirdim. İmza günüm 16 Şubat Cuma günüydü. Eşim beni Ankara'da okuyan kızımla birlikte perşembeyi cumaya bağlayan gece  saat 3.30 da Mersin Forumun önünden Havaşa bindidirdi.. Çünkü uçağımız Adana Şakir Paşa Hava alanından 7.30 da kalkacaktı. Uçağa yetiştik. 8.30 da Ankara Esenboğa Hava alanına indik. Havaşla Kızılaya oradan taksiyle fuarın yapıldığı ATO Congresiuma geldim. Başkent Edebiyat Sanat ve Kültür Derneği standında bana ayrılan bölüme Düş Batımı ve Bakış Acısı  kitaplarımı dizdim ve beklemeye
başladım. Beklerken de Derneğin yöneticileri Özcan Kartal Bey, İnayet Millidere Hanım ve birlikte imza günü yaptığımız  şair Gülay Göktürk Hanımla sohbet ettik. Onun da "Bir Annenin Çilesi, Kadının Adı Yar ve Ahde Vefa" gibi çok duygulu şiir kitapları vardı.

 Biz sohbete dalmışken gözüm karşıdan gelene takılıverdi. Aaa bu Müjde dedim ve ayağa kalktım. Müjde bucurukveben.blogspot.com.tr yazarı, elinde çiçek demetiyle bana doğru geliyordu. Orada birbirimize sarılıp yılların hasretini giderdik. Müjde'yle telefonda, facebook sohbet köşesinde ve bloglarımızda paylaştığımız yazılara yaptığımız
yorumlarla birbirimizi iyi tanımış çok sevmiştik. Bazen fikir ayrılığına düşsek bile bu durum sevgimizi dostluğumuzu hiç etkilemedi... Saygı çerçevesinde dostluğumuzu bugünlere kadar taşıdık. Dilerim bundan sonra da aynı şekilde devam eder...

Müjde;" beni yemeğe götürmek istediğini" söyledi. Onu kıramadım birlikte kafeteryaya indik. Sohbet ve çay eşliğinde yemeğimizi yedik. Gelen olur düşüncesiyle sohbeti yarıda kestik ve tekrar standa döndük. Döndüğümde Milliyet Blog arkadaşlarımdan Refik Başdere Bey kitabı almış biraz beklemiş, gecikeceğimi düşünerek gidiyormuş ki, yakaladık. Kitabını imzaladım, ayak üstü mini bir sohbetin ardından Müjde'yi ve Refik Beyi uğurladım.

İmza günüm umduğumdan keyifli ve bir o kadar da huzurlu geçti. Stand bir ara boş kalmıştı ki, cep telefonuma gelen mesaj beni mutlu etmişti. Yine (http://nurmer.blogspot.com.tr/ ÇINAR isimli  arkadaşım beni bulamadığını yazmış, ben de ona yerimi tarif ettim. Kısa sürede buldu ve yanıma geldi. Birlikte uzunca keyifli bir sohbet ettik...

 İmza günüm akşam saat 20:00'de sona erdi. Uykusuzluk ve yorgunluk olsa da yaşadığım güzellikler enerjimi etkilemedi. Ankara çok güzel, çok beğendim. Ancak ulaşım beni çok yordu. Kendi kendime burada yaşamak bir çile, dedim. Çünkü Mersin'de istediğim yere tek dolmuşla ulaşabiliyorum.  Otobüs, metro, ankaray ve sonrasında havaşa binebildik. Saat 15:00'da hava alanına geldik. Kızım beni bırakıp gitti. Ben işlemlerimi yaptırıp bekleme salonunda kapının açılmasını beklemeye başladım.




Sırada Antep uçağı yolcuları vardı. Onlar kontrollerini yaptırıp geçtikten sonra kapılar kapandı. Ardan 5-10 dakika geçmişti ki, iki tane bey geldi. Ellerinde çantaları, oradaki görevliye "geç kaldıklarını kendilerini içeri almalarını" istedi. Görevli " uçağın kapılarının kapandığını onları içeri almanın mümkün olamayacağını" söylediğinde; orta boylu, şişmanca, esmer, lacivert takım elbiseli bey bağırmaya başladı." Sen beni içeri almak zorundasın. Ara kimi arıyacaksan  beni içeri alsın, ben bugün bu uçağa binmek zorundayım" dedi. Görevli aynı sakinliğini muhafaza ederek;" yapamam beyefendi, sizi içeri alamam" dedi. Bu defa adam iyice hiddetlendi görevlinin üzerine doğru yürüdü;" sen benim kim olduğumu biliyor musun?" diye bağırmaya başladı. Görevli; " bilmiyorum" dedi. Adam; "ben belediye başkanıyım. Ara ve telefonu bana ver, sen bana yardımcı olmuyorsun" diye tekrar bağırdı. Görevli  aynı sakinlikle"uçuşunuzu diğer sefere aktarabilirim ancak"dedi. Adam bunu da kabul etmedi. Görevliye küfür ederek oradan uzaklaştı...

Adamın arkasından uzun uzun düşündüm. Sen bir başkan, bakan, başbakan, cumhurbaşkanı, kral padişah... olabilirsin, insan olmadıktan sonra neye yarar?.. Sana hasbel kader verilmiş bu ünvanın misyonun gereğini, bir başkasını aşağılayarak, onu rencide ederek gösteriyorsan neye yarar ki? Bu zihniyette olanlar  şunu hiç bir zaman idrak edemiyorlar; kendilerine bu misyonu aslında bu insanlar yükledi...  Üstlendiği makama o küçük gördüğü maraba gibi gördüğü bu halk getirdi. Öncelik, saygı ve sevgi halkındır. Ama bizim yöneticilerimiz bilgiden görgüden uzak oldukları için,  başkan olmaktan anladıkları; asarım, keserim, döverim, kızarım mantığından görgüsüzlüğünden kendilerini alamıyorlar maalesef...

Yazımı  Hz. Ömer'in "Kişiliğini makamdan alanlar, makamları gidince kişiliksiz kalırlar" sözüyle bitirmek istiyorum... Yine rahmetli Yaşar Hocamın " makamın şereflendirdiği değil, makamı şereflendiren ol" sözü de bu kişilere iyi bir referans olmalı...

Sevgi ve muhabbetle

Hanife Mert

8 yorum:

bücürükveben dedi ki...

Hanife'ciğim çok güzel ama çok da yorucu bir gün geçirmişsin, kolay değil orada gün boyu kalmak, imza isteyen okurlarla ilgilenmek, ben de bloğumda yazdığım o kedicikle ilgili, kötü komşum yüzünden o kadar depresyondayım ki, (paçoz halimden belli:))-senle buluşmak çok iyi geldi ama bunu saymıyorum umarım yine gelirsin. Diyet diyerek çay, tostla geçiştirdin bir daha diyet yapma bari..:))))tekrar tebrikler, bol siparişler, bol satışlar diliyorum. İmzaladığın kitabını, diğer imzalı kitabının yanına yerleştirdim.
O belediye başkanına ne desem acaba bir şey yazacağım senin de başın derde girmesin şimdi içimden dedim en güzel sözcükleri ahahahahaha :))))))
Sevgilerimle, Bücürük'le öpüyoruz....seni ve Simitis'i:)
Yine bekleriz canım...:)

Hanife Mert dedi ki...

Canım Müjdem orada seni görünce nasıl mutlu olduğumu anlatamam. Sana çok ama çok teşekkür ederim. İnan halin çok güzeldi. Senin samimiyetin, dürüstlüğün herşeyin üstünde. İnşaallah tekrar geldiğimde söz budefa rejimi bozacağım..:) Belediye başkanına gelince; balık baştan kokarmış canım. Başka söyleyecek söz bulamıyorum. Seni ve bücürüğü öpüyor, sevgilerimizi gönderiyoruz canım..

Hüseyin Güzel dedi ki...

Başarılarınızın devamını diliyorum.
Müjde hanım ile Nurten Yiğit tartaç ve diğer arkadaşın ziyareti takdire şayan.
Saygılar.

Hanife Mert dedi ki...

Teşekkür ederim hocam, sağolun. EVet blog arkadaşlarım bana sürpriz yaptılar. Beni çok mutlu ettiler..

Kelebek Etkisi dedi ki...

Ne kadar akıcı anlatmışssınız bir solukta okudum ve takibe aldım sizi sevgiler

Hanife Mert dedi ki...

Çok teşekkür ederim kelebek etkisi, bundan sonra paylaşımlarımızda görüşmek üzere, sevgiler...:)

Esra Takım dedi ki...

çok sevdiğim Müjde Hanım ve sizi birlikte görmek çok güzel :)

Hanife Mert dedi ki...

Müjdeyle ben yaklaşık 7-8 yıldır tanışıyoruz. Onunla ilk blogcuda tanıştık. Sonra birlikte blogspota geçtik. Gerek telefonla ve gerekse facebook veblogspottaki paylaşımlarımzla çok güzel b,r dostluk oluştu. Akara'da yaptığım imza günü Müjde'yi şahsen tanımama vesile oldu. Çok mutlu oldum...
Sevgiler..

Cumhuriyet Bayramımız Kutlu Olsun

"Türk milletinin karakterine ve adetlerine en uygun idare Cumhuriyet idaresidir." M. KEMAL ATATÜRK "Bir ulusun onuru, ...