6 Ocak 2018 Cumartesi

Dünyayı Sevgi Kurtaracak

"Yaşadığın yeri, cennet yapamadığın müddetçe, kaçtığın her yer cehennemdir."

Yaşadığı yeri güzelleştirmek için yaratılan insan, var oluşundan beri kendini hep bir mücadelenin içinde bulmuştur. Bu mücadele; yaşanılan yere, zamana ve gelişen şartlara göre değişiklik gösterse de çoğu zaman güç savaşına dönüşmüştür. 

Yaratılışı aynı olmasına rağmen kendinden daha zayıf, daha farklı olanı ezerek, ötekileştirerek, onun varlığını yok etme pahasına, kendi varlığını ortaya koyma savaşını yapmaktadır. 

Herkesçe bilindiği üzere dünyada rahat yok. Ortalık yangın yerine döndürülmüştür. Her yerden kan, irin, kin, nefret, zulümler fışkırmaktadır. Nehirlerden su yerine kan akmaktadır. Sabi sübyan ne olduğunu anlamadan, dünyayı tanımadan, hayatı anlamadan katledilmekte... İşkenceler, tacizler, tecavüzler, haksızlıklar, hukuksuzluklar, saygısızlıklar, sevgisizlik, güvensizlik sonucunda; karamsarlık, umutsuzluk ve korku sarmış bedenleri... Açlık, sefalet, ihanet, vicdansızlık karartmış yürekleri. 

Sebep gücü kaybetmeme, tekelinde bulundurma çabasında olanların dünya ve insanlık üzerindeki etkileri... Düzeltmek için parmağını dahi kıpırdatmayanlar yüzünden dünya cehenneme çevrilmiş durumda...

"Okuyun, okuyun çünkü mürekkebin akmadığı yerden, kan akıyor" diyor şair. Hal böyle iken, ben/ biz ne yapabiliriz? demeden eli kalem tutan, fikir üreten her fert dili döndüğünce, bilgisi yettiğince elinden geleni yapmalı. Sait Faik Abasıyanık'ın "dünyayı güzellik kurtaracak, bir insanı sevmekle başlayacak herşey" sözünde ifade ettiği gibi, güzelleştirelim etrafımızı... Unutmayalım ki, insan düzelirse dünya düzelir... 

Toplumları bir kurt gibi kemirip yok etmeyi hedefleyen cehaletin panzehiri olan eğitimin  kalitesinin yükseltilmesi, bilim ve aydınlanmanın ışığında çağdaş seviyeye çıkarılması ile istenen hedefe ulaşılması sağlanılmalı. Bataklıklar kurutulmalı...

Bu anlayış çerçevesinde insanın kendini tanıması, bilimin ışığında eğitmesi, çağdaş bir birey haline getirmesi etkili bir yöntem olmakla birlikte; hayatımıza anlam katan varlığımızın sebebi olan sevginin yüreklerde filizlenmesi, ruhun manevi anlamda doyuma ulaştırılması kısaca sevginin yaygınlaştırılması bir çok sorunun önüne geçecektir. Dünyayı sevgi kurtaracak, insanı ve yaratılanı sevmekle başlayacak herşey. 

Sevginin hakim olduğu, insanlar arasında güvenin sağlandığı, vicdanların rahat ve huzurlu olduğu, tüm kötülüklerin yok olduğu bir dünyada yaşamak dileğiyle...

Muhabbetle
Hanife Mert

10 yorum:

bücürükveben dedi ki...

Bu doğru ve güzel tespitlere, sözlere ne denir ki, Hanife'ciğim, ekleyecek bir söz bulamadım, sevgi her şeyin ilacı, eline, emeğine sağlık. Bücürük'le öpüyoruz canım, sevgiler.. ♥

Ebemkuşağı dedi ki...

Herşey sevmekle başlıyorsa savaşları sona erdirecek, dünyayı kurtaracak yine sevgi olacak. O olmazsa hiçbir şey güzel olmayacak.

Ceyhun ÇETİN dedi ki...

Bir gün sevgi nefrete galip gelir. Umarım bizlerde görürüz.

Hanife Mert dedi ki...

Çok teşekkür ederim Müjdeciğim, evet sevgi herşeyin ilacı tüm kötülüklerin panzehiri. Onun yokluğu insanı insanlıktan çıkarıyor. Canımsenin de okuyan gözlerine sağlık. Sonsuz sevgilerimle bücürüğü ve seni kucaklıyorum...:))

Hanife Mert dedi ki...

Aynen doğrusun Ebemkuşağı, yüreğinde sevgi merhamet olan kötülük yapamaz, bir canlının kılına zarar vermez. Çünkü sevgi vicdanı merhameti şefkati harekete geçirir... Gönül dolusu sevgilerimi gönderiyorum arkadaşım. :)) Neşeli sevgi dolu geçireceğin bir pazar diliyorum..

Hanife Mert dedi ki...

Ben de öyle umuyorum Ceyhun ÇETİN bey, teşekkürler. Mutlu pazarlar diliyorum.

Ece Evren dedi ki...

Merhaba Hanife kardeşim. İnsanların fi tarihinden beri çeşitli sebepleri bahane ederek ya da menfaat kaygısıyla başlattıkları iki büyük dünya savaşları; derslerde dinlerken, kitaplardan okurken, muhakkak çok kişiyi olduğu gibi beni de ürkütmüştür. Şu son senelerde ben; ufağı, süreklisi (İsrail/Filistin) vs, katliamlar, atom bombası denemeleri ve güvenin faaliyetine benzer, dünyayı içten içe kırma niyeti olan terör. Bildik bileli, dünya genellikle karışık. Hele şimdilerde, artık her devlet kuşanmış, saldırmayı ve karşılamayı bekler gibi görünüyor.Tetikte yaşar gibiyiz. İnsana en büyük düşmanlık, yine kendi cinsinden gelmiş ve yine geleceğe benziyor.

Tabii ki bu arada normal yaşantılarımızı sürdürmüşüz. Tabiidir bu. Beni en çok düşündüren; insanların (ben ülkemde gördüğümü bilirim) duyarsız oluşları. Birlik/beraberlik adına; vatandaşlar olarak haklarımızdan giderek, -belli ve sindirilmiş kesimin dışında- pek bir çaba görememek... Bu durumlar; her aklı işleyen insan gibi beni de endişelendiriyor.

Aslında bence, ivedilikle olumsuz düşüncelerden kurtulmamız lazım. "Artık düzelmez bir şey", "Böyle gelmiş, böyle gider" gibi kabullenişi andıran söylemler beni çok üzüyor. O zaman; olaya böyle bakanlara ben de derim ki "Sen zaten kabullenmişsin hepimize zararı olduğu; olmaya devam edeceği ayan/beyan şeyleri, yeni yanlış girişimleri bekliyorsun!" Senin de yazdığın gibi; birimizin bile, eğer niyetlenirsek, belli bir insan grubunu etkileme alanımıza çekebilecek akıllıca girişimlerimiz olabilir.

Dilerim farkındalıklar artar. Okumak, cehaleti ezmek ve vatan için sadece şehit olmak değil; (ki ben onlara artık kurbanlar gözüyle bakar oldum) bizi yönetenlerin asgari müşterekleri yakalamaları ve bu, zararımıza olan gidişin vebaline bu kadar iştahlı olmamaları gerekiyor.
Benim düşüncelerim bunlar. Aslında bu tür mesajlar sık verilmeli. Milletçe toparlanmaya çok ihtiyacımız var.

Dilerim insanoğlu iyiye, güzelliğe doğru bir evrilme sürecine girer.
Aklına, düşüncene ve eline sağlık, sevgilerimle kardeşim.

Mutlu bir hafta sonu ve verimli çalışmalar dileklerimle...

Ece Evren dedi ki...


Merhaba Hanife kardeşim. İnsanların fi tarihinden beri çeşitli sebepleri bahane ederek ya da menfaat kaygısıyla başlattıkları iki büyük dünya savaşları; derslerde dinlerken, kitaplardan okurken, muhakkak çok kişiyi olduğu gibi beni de ürkütmüştür. Şu son senelerde ben; ufağı, süreklisi (İsrail/Filistin) vs, katliamlar, atom bombası denemeleri ve güvenin faaliyetine benzer, dünyayı içten içe kırma niyeti olan terör. Bildik bileli, dünya genellikle karışık. Hele şimdilerde, artık her devlet kuşanmış, saldırmayı ve karşılamayı bekler gibi görünüyor.Tetikte yaşar gibiyiz. İnsana en büyük düşmanlık, yine kendi cinsinden gelmiş ve yine geleceğe benziyor.
Tabii ki bu arada normal yaşantılarımızı sürdürmüşüz. Tabiidir bu.

Beni en çok düşündüren; insanların (ben ülkemde gördüğümü bilirim) duyarsız oluşları. Birlik/beraberlik adına; vatandaşlar olarak haklarımızdan giderek, -belli ve sindirilmiş kesimin dışında- pek bir çaba görememek... Bu durumlar; her aklı işleyen insan gibi beni de endişelendiriyor.
Aslında bence, ivedilikle olumsuz düşüncelerden kurtulmamız lazım. "Artık düzelmez bir şey", "Böyle gelmiş, böyle gider" gibi kabullenişi andıran söylemler beni çok üzüyor. O zaman; olaya böyle bakanlara ben de derim ki "Sen zaten kabullenmişsin hepimize zararı olduğu; olmaya devam edeceği ayan/beyan şeyleri, yeni yanlış girişimleri bekliyorsun!" Senin de yazdığın gibi; birimizin bile, eğer niyetlenirsek, belli bir insan grubunu etkileme alanımıza çekebilecek akıllıca girişimlerimiz olabilir.

Dilerim farkındalıklar artar. Okumak, cehaleti ezmek ve vatan için sadece şehit olmak değil; (ki ben onlara artık kurbanlar gözüyle bakar oldum) bizi yönetenlerin asgari müşterekleri yakalamaları ve bu, zararımıza olan gidişin vebaline bu kadar iştahlı olmamaları gerekiyor.
Benim düşüncelerim bunlar. Aslında bu tür mesajlar sık verilmeli. Milletçe toparlanmaya çok ihtiyacımız var.
Dilerim insanoğlu iyiye, güzelliğe doğru bir evrilme sürecine girer.
Aklına, düşüncene ve eline sağlık, sevgilerimle kardeşim.

Ece Evren dedi ki...


Merhaba Hanife kardeşim. İnsanların fi tarihinden beri çeşitli sebepleri bahane ederek ya da menfaat kaygısıyla başlattıkları iki büyük dünya savaşları; derslerde dinlerken, kitaplardan okurken, muhakkak çok kişiyi olduğu gibi beni de ürkütmüştür. Şu son senelerde ben; ufağı, süreklisi (İsrail/Filistin) vs, katliamlar, atom bombası denemeleri ve güvenin faaliyetine benzer, dünyayı içten içe kırma niyeti olan terör. Bildik bileli, dünya genellikle karışık. Hele şimdilerde, artık her devlet kuşanmış, saldırmayı ve karşılamayı bekler gibi görünüyor.Tetikte yaşar gibiyiz. İnsana en büyük düşmanlık, yine kendi cinsinden gelmiş ve yine geleceğe benziyor.
Tabii ki bu arada normal yaşantılarımızı sürdürmüşüz. Tabiidir bu.

Beni en çok düşündüren; insanların (ben ülkemde gördüğümü bilirim) duyarsız oluşları. Birlik/beraberlik adına; vatandaşlar olarak haklarımızdan giderek, -belli ve sindirilmiş kesimin dışında- pek bir çaba görememek... Bu durumlar; her aklı işleyen insan gibi beni de endişelendiriyor.
Aslında bence, ivedilikle olumsuz düşüncelerden kurtulmamız lazım. "Artık düzelmez bir şey", "Böyle gelmiş, böyle gider" gibi kabullenişi andıran söylemler beni çok üzüyor. O zaman; olaya böyle bakanlara ben de derim ki "Sen zaten kabullenmişsin hepimize zararı olduğu; olmaya devam edeceği ayan/beyan şeyleri, yeni yanlış girişimleri bekliyorsun!" Senin de yazdığın gibi; birimizin bile, eğer niyetlenirsek, belli bir insan grubunu etkileme alanımıza çekebilecek akıllıca girişimlerimiz olabilir.

Dilerim farkındalıklar artar. Okumak, cehaleti ezmek ve vatan için sadece şehit olmak değil; (ki ben onlara artık kurbanlar gözüyle bakar oldum) bizi yönetenlerin asgari müşterekleri yakalamaları ve bu, zararımıza olan gidişin vebaline bu kadar iştahlı olmamaları gerekiyor.
Benim düşüncelerim bunlar. Aslında bu tür mesajlar sık verilmeli. Milletçe toparlanmaya çok ihtiyacımız var.
Dilerim insanoğlu iyiye, güzelliğe doğru bir evrilme sürecine girer.
Aklına, düşüncene ve eline sağlık, sevgilerimle kardeşim.

Hanife Mert dedi ki...

Ece Hanım insan yaratılışından beri bir güç savaşının içindedir. Hep güçlü olmak bu gücünü korumak adına, kendinden daha zayıf olanları ezmek, yok etmek için elinden geleni ardına koymuyor. Günümüze geldiğimizde ise, toplumlar hak ettiği gibi istediği gibi yönetilirlermiş. İnsanımızın şahsi menfaatleri toplumsal menfaatin önüne geçtiği için, sahip olduğu şeyleri kaybetmemek adına tabiri cazise gözünü kör, kulağını sağır ediyor. "Neme lazımcılık" "bana değmeyen yılan bin yaşasın" zihniyetinin yaygınlaşması buna bir de yarınından güvensizlik, öz güven eksikliği gibi pek çok neden zalime boyun eğmeye sebep oluyor. İnsana doğruyu güzellikle anlatarak, sevgiyi hayatımızın merkezine alarak yaşamaya çalışmak ve bu konuda fikirleri paylaşmak,bir elin nesi var iki elin sesi var zihniyetiyle hareket ederek en azından üzerimize düşen sorumluluğu yerine getirmeliyiz diye düşünüyrum. Değerli yorumunuz için teşekkür ediyorum, sevgilerimle.

Maziyi Hatırlamak Bazen İyi Gelir

Eskiden yeterdim kendime Artardım bile  Şimdi ne yapsam nafile! ...  Ve  Kim demiş ´can eskimez´ diye  Bu can tedirgin ten...