16 Mart 2017 Perşembe

Güven ve İnsan


Derler ki; Yaşadığın yeri cennet yapamadığın sürece, kaçtığın her yer cehennemdir!  Bu söze binaen insanın en öncelikli görevi hayatı yaşanılır kılmak, insanın insanca yaşamasına, huzur içinde, barış içinde, adil bir biçimde yaşamasına imkan sağlamak olmalıdır. Bu durum sağlanmadığında ise, toplumda huzursuzluk, güvensizlik, mutsuzluk, sevgisizlik, gerilim,  hakim olacaktır,  Bu bağlamda toplumda çıkar  kargaşası yaşanması, şahsi çıkarların toplumsal çıkarların önüne geçmesi de kaçınılmaz bir hal alacaktır. Devamında da  " BEN" merkezli bir hayat felsefesi benimsenmiş, ben doğruyum, ben haklıyım, benim hakkım düşüncesi hükmetmiş durumda vicdanlara... 

  Hiç şüphesiz insan güvende olmak güvenmek ister. Zira yaradılışı gereği kendini güvende hissedeceği ortam ve etrafında güvenebileceği insanları görmek ister. İnsanlar arasında olması gereken en önemli ve en kuvvetli duygudur güven duygusu.İnsan ilişkilerini doğrudan etkileyen, yaşantısına direk etki eden bir durumdur. Yaşam ve toplum güven üzerine kurulmuştur.

Tarif etmesi  zor olan bu duyguyu yaşadığımız toplumda ne kadar hissedebiliyoruz? Hangimiz etrafımızdaki insanlara yüzde yüz güvene biliyoruz?  Bu soruya evet demek neredeyse imkansız. Öyle olmasaydı toplumda birlik sağlanırdı. Öyle olmasaydı hak hukuk kişilere göre farklılık göstermezdi, öyle olmasaydı bize reva görülenler yaşanmazdı. Zulümler olmazdı. Birlikten kuvvet doğar sözünün gereği  sağlanırdı. Verilen sözler tutulur, saymakla bitiremeyeceğim sorunlar yaşanmazdı.

Konuyla alakalı olduğunu düşündüğüm bir Nasrettin Hoca fıkrasını paylaşmak istiyorum;
Akşehir çevresini mesken tutmuş olan Timur bu bölgeye beraberinde bir de fil getirmiş. Başıboş bırakılan fil bağlara, bahçelere ve ekili tüm alanlara zarar vermeye başlamış. Yaşanan durumdan bezdir kalan Akşehir halkı çareyi Nasreddin Hoca’ya başvurmakta bulmuş. Demişler ki: Hoca, bu Timur denilen adam senin sözünü dinler. Şu filin bir çaresine baksan, anamızı ağlattı.
Hoca bu teklifi kabul etmiş ve yarın hep birlikte Timur’un huzuruna varalım, derdimizi anlatalım demiş. Ertesi gün buluşmuşlar. Nasreddin Hoca önde, Akşehir halkı arkasında Timur’a gitmek üzere yola çıkmışlar. Her yol ayrımında gruptan birileri kopuyormuş. Nasreddin Hoca Timur’un karşısına geldiğinde bir de bakmış ki yanında kimsecikler kalmamış. Duruma fena halde bozulan Hoca Akşehirlilere bir ders vereyim diye düşünmüş ve Timur’a:
-Efendim, biz Akşehirliler olarak getirmiş olduğunuz fili çok sevdik. Fakat hayvancağız yalnızlıktan olsa gerek çok huzursuz görünüyor. Akşehir halkı bu filin eşini de getirmenizi istiyor, der. Timur bu sözlerden hoşlanır ve Akşehirlilerin isteğini yerine getireceğini söyler. Timur’un yanından ayrılan Nasreddin Hoca kendisini beklemekte olan ahalinin yanına geldiğinde halk merakla ne yaptığını sorar. Hoca gülerek cevap verir: Müjdeler olsun. Belânın dişisi de geliyor.

Yaşadığımız ortamlarda benzer olayları hepimiz yaşamış olabiliriz. Kendilerine güven telkin ederek bir işi yerine getirmesi için görevlendirdiğimiz kimseleri yarı yolda bırakmak insanlığa sığmaz...

Muhabbetle,
Hanife Mert





18 yorum:

Makbule Abalı dedi ki...

İlk paragrafa yürekten katılıyorum.Son paragraf düşündürdü beni. Güvendiğimiz insanların da o güveni sarsmaması lazım. Güvendiğimiz insanların bizi yanıltmaması için dikkatli olmak, temkinli olmak lazım. Toplumda güven duygumuz öylesine zedelendi ki...
Selam-sevgiler.

bücürükveben dedi ki...

Hanife'ciğim o fıkrayı rahmetli babamdan ilk kez dinlemiştim, çocuktum, sıksık da anlatırdı, çok da tatlı anlatırdı tadına doyamazdık.:)))İnsanlara güvenmemek gerektiğini maalesef öğrendik o fıkrayla, kimse elini taşın altına koymak istemiyor, herkes hep bir kurtarıcı bekliyor. Biz niye bu haldeyiz? Hep Atatürk'ün tövbe tövbe mezardan çıkıp bizi yine kurtarmasını bekledik. Halbuki rahmetli de demişti kurtarıcı beklemeyin diye. O hayatta bir kere olur, bir kere oldu. Bitti. Şimdi herkes klavyeden vatan kurtarıyor!!! Sonuç bu:(

Soruna gelince kendimi asla güvende hissetmiyorum, ne başbakanlar gördüm, onca yılda hiçbirinde bu kadar kötü değildi durumumuz:( en azından can güvenliğimiz vardı, fikrimizi belirtmekten korkmuyorduk, bir sınava girerken bazılarına soruların verileceğinden endişe etmiyorduk..:(

Kalemine sağlık canım. Bücürük'le öptük:)))

ACEMIDEMIRCI dedi ki...

O lafa inanırım :)

Hanife Mert dedi ki...

Çok haklısınız Makbule Hanım. Güven duygumuz öylesine zedelendi ki kimse kimseye güvenemez oldu. Bu durum ise geleceğimiz açısından çok vahim bir durum. İnsan güvenmeden nasıl yaşar. Kaybettiğimiz güven duygusunu tekrar kazanmalı ifade ettiğiniz gibi temkinli bir güven olmalı. Yorum için teşekkürler, sevgiler.

Hanife Mert dedi ki...

Ben bu hikayeyi bilmiyordum. Benzer bir olay yaşamıştık. Eşim anlatmıştı bana. Uzun olmasın diye de yaşadığımız olayı anlatmadım. Belki ileride anlatırım. Nasrettin Hocanın hikayesinin çok yakın benzeriydi... Doğru söylüyorsun Müjdeciğim. İnsanın birbirine olan güveni hiç kalmadı. Güven kalmadığı gibi umudu da kalmadı. Gelecek beklentisi de yok. Bu çok vahim bir durum. Eskiden herşey çok daha güzeldi. İlişkiler daha samimi sıcaktı. Birbirimize çok güvenir, hiç bir kötülük beklemezdik. Şimdi ise herkes herkesten kötülük bekleyebiliyor... Hep bir kurtarıcı bekliyoruz da kimse elini taşın altına koymak istemiyor. Oysa hepimizde o potansiyel var. Eksik olan birlik ve beraberlik ruhu... Canım güzel yorum için teşekkür ediyorum. Öpüyorum bücürüğü ve de seni..:)

Hanife Mert dedi ki...

ACEMIDEMIRCI ben de inanırım... Teşekkürler, sevgiler.

Recep Altun; dedi ki...

Merhabalar.
Yeni şablonunuz çok güzel olmuş, ancak link komut renklerinde uyumsuzluk var. "Yorum Gönder" linkinin kendi rengi ile bulunduğu zemin rengi arasında çok az bir renk farkı olduğu için, linki zor seçtim.

Güven konusunda paylaştığınız yazı çok anlamlı ve güzeldi. Kaleminize ve yüreğinize sağlıklar dilerim. Yaşadığımız tecrübelere göre konuşacak olursak, maalesef "GÜVEN" konusunda sınıfta kaldık. Kaybedilen güveni tekrar nasıl kazanırız diye düşünüyorum ancak, ben bir çaresini bulamadım. Daha kötüsü, bu güvensizlik tırmandıkça tırmanıyor. "BEN" merkezli benimsenen bu hayat felsefesinden en kısa zamanda kurtulmak zorundayız, aksi halde sizin de yazınızda paylaştığınız gibi, çok kötü şeyler yaşayabiliriz.

Diyojen gibi elimizde bir lamba, gün ışığında güvenilecek insanlar arıyoruz.
Selam ve dualarımla birlikte en Güzel'e emanet olun.

Ebemkuşağı dedi ki...

İnsan nereye giderse gitsin her yere kendini götürdüğü için cennetini de cehennemini de götürür beraberinde. Güven duygusu temel ihtiyaçlardan.Kimseye güvenmeden yaşamak zor.Kişinin doğasında var güvenmek.Bir de güvenini sarsan ya da Nasreddin hoca misali ortada bırakanlar olmasa,insanlar gittikleri her yere beraberinde cennetlerini de götürseler ne güzel olurdu! Kaleminize sağlık.

Hanife Mert dedi ki...

Merhaba Recep Bey. Yeni şablonda yorum ile ilgili ben de sıkıntı yaşıyorum. Uzun zamandır bloğumla pek ilgilenemedim. Ama artık inşaallah bloğumla ilgilenecek eksikleri düzeltmeye çalışacağım.

Güvenle ilgili düşüncelerinize katılmamak mümkün değil. Birbirimize karşı kaybettiğimiz güveni tekrardan kazanamazsak toplumda önü alınmaz tehlikelerin gerçekleşmesi kaçınılmaz olacaktır. Yaşanan güvensizlik insanları "ben" merkezli bir hayat felsefesine sevk etmekte.. İnşaallah biz de Diyojen gibi gün ışığında güvenilecek insan aramayız...

Yazıma katkı sağlayan değerli yorumunuz için teşekkür ederim.
Selam ve saygılar dilerim.

Hanife Mert dedi ki...

Çok haklısınız ebemkuşağı insan iyiliğ de kötülüğü de kendinde barındırdığı için ne götürürse onu gerçekleştirir. Aslolan ise iyiliktir insanlığa faydalı işler yapabilmektir, bulunduğumuz yeri güzelleştirmektir. Değerli yorumunuz için teşekkür eder güzelliklerin sizlerle olması dileğimle...

bücürükveben dedi ki...

Sahi ya, yeni şablonun çok güzel, iç açıcı olmuş, güle güle kullan canım.

Hanife Mert dedi ki...

Çok teşekkür ederimMüjdeciğim. Arada değişiklik iyi oluyor..:)

Ece Evren dedi ki...

Yazını ve yorumları da okudum Hanife'ciğim. Müjde ve diğer arkadaşlarımız da gereken her şeyden bahsetmişler. Tabii ben de aynı düşüncelere katılıyorum. Keşke anlayan ve uygun hareket edenler çoğalsa. Eski günleri çok özlüyorum Müjde kardeşimin yazdığı gibi, neler, kimler gördük de böylesini ve bu durumları görmemiştik. Haklarımızda hayırlısı canım. Kalemine sağlık. Sevgilerimle canım :)

deeptone dedi ki...

off ya umarım bir gün ülkemiz güvenilir huzurlu bir ülke olur yaa :)

Hanife Mert dedi ki...

Çok haklısın sevgili Ece hanım. İnan ben de biz de, geçmişe inanılmaz bir özlem duyuyoruz. Her şeyimizi geçmişte bıraktık. Samimiyetimizi, dürüstlüğümüzü, saygımızı, sevgimizi, edebimizi, ahlakımızı..., gibi pek çok şeyimizi. İnsan olmanın erdemlerinden bahsedince maalesef önemsenmediğini gördüğümü açık yüreklilikle belirtmek isterim. Bir gün bunların tarihe karışmasından korkuyorum.

Değerli yorum için teşekkür ediyor,
sevgilerimi gönderiyorum...

Hanife Mert dedi ki...

Umarım deepciğim, umarım ülkemizde her şey normale döner ve bu günleri hatırlamamak üzere hatıralara gömeriz..

Cocuklu Hayat dedi ki...

Bildiğin yarı yolda bırakmışlar hocayı.Hoca da iyi yapmış ama :)
Güven kazanması zor kaybetmesi çok kolay bir duygu. Hele de bir kere güveniniz sarsıldıysa onu onarmak ve eski haline getirmek malesef mümkün olmuyor. O kırıklar hep bi yerlerde pürüz çıkarıyor. Hiçbir şey eskisi gibi olmuyor maalesef...

Hanife Mert dedi ki...

Maalesef öyle sevgili Çocuklu Hayat. Bizim de etrafımızda da var böyle kendini akıllı sanan, seni ileri sürer kendisi geride kalır. Ama onlara da Nasrettin Hoca gibi bir ders veren olmalı. Olmalı ki, akılları başlarına gelsin... Öyle tabi güven insan ilişkileri etkileyen belirleyen en önemli kıstas... Sevgiler.