14 Temmuz 2014 Pazartesi

Bir Umut İşte!


Vakit öğleni geçmişti. İnsanın yüzüne vuran alev alev yakıcı güneş ışığının etkisi azalmıştı. Rüzgar yoktu. Lakin derenin kenarındaki dut ağacının yapraklarının hışırtısı, dalların arasından dalga dalga etrafa yayılan ışık  huzmesi ile masmavi gökyüzü ruhu dinginleştiriyordu. Küme halinde uçan serçelerin cıvıltıları ve çekirge sesi insana yaşama sevinci aşılıyordu.
  Her zamanki gibi, bebeğini kucağına alıp derenin kıyısına, dut ağacının dibine oturdu. İnsana huzur veren güzelliklerin farkında bile değildi. Zira aklı kocasında idi… Derenin kıyısında bir müddet oturdu. Başını önüne eğdi. Gürül gürül akan suya bakıyordu. Sanki suyun binlerce metre derinindeki bir noktayı görüyordu. Başını kaldırdı, önce yavrusunun gözlerinin ta içine, sonrada ufka baktı:
-Sanırım bugün de gelmeyecek! Baban dedi sanırım artık gelmez… Bakışlarını akan suya sabitledi. Uzaktan gelen minibüsün korna sesi ile irkildi. Bebeğini kucakladığı gibi koşarak yola çıktı. Minibüs tam da önünde durdu. İnenlere baktı soran gözlerle… Artık son kişi de inmişti. Kimse kalmamıştı. Kapının yanına geldi. Şoföre baktı umutla…
-Yok bacım, kocan bu gün de yok! Dedi.
 İstanbul’a çalışmaya gitmişti. Gidiş o gidiş bir daha haber alamamıştı kocasından... O, her şeye rağmen umudunu yitirmeden sabırla çaresiz bekleyişini sürdürüyordu. Gelmeyeceğini bile bile onu çaresizlik içinde, her gün yavrusu ile birlikte dere kenarına getiren, içinde kaybetmediği umudu idi.

 Neydi umut dediğimiz şey? Çıkmayan candan vazgeçilmeyen inanç mı?Yada aza kanaat eden fakirin sofrasındaki katık mı? 
Umut sabırdır, mücadeledir, heyecandır, hüzündür, inanmaktır, hayal etmektir kısaca insanı hayata bağlayan ölüm ile hayat arasındaki köprüdür…
   Eğer nefes alabiliyorsanız, içinizde umut ışığı hep yanacaktır, yanmalı da… İnsanın içinde yanan o ışık hayal gücü ile sabırla desteklenerek hayat bulur. Kimi zaman bir fakirin sofrasındaki çorbada, kimi zaman zenginin bankadaki hesabında, bir hastanın ilacındaki şifada, bir öğrencinin notunda, bir gencin geleceğinde, bir aşığın vuslatında, bir memurun emeklisinde, bir kuşun kanadında, bir toplumun savaşsız, barış, kardeşlik sevgi duyguları ile bezenmiş çağdaş uygarlığı yakalamasında, soğukta titreyen evsiz bir yetimin sıcacık huzurlu bir evinde, huzuru tüketmiş bir ailenin saadetinde gizli…
   İnsan umuda en fazla çaresizliğin pençesinde çabalarken ihtiyaç duyar. Çünkü umut çaresizliğin girdabında çabalarken anlamlıdır. Umut öyle bir şey ki, çaresiz kaldığın en zor anlarda görülen küçük bir ışığa, tıpkı pervanenin ateşe koştuğu gibi koşmaktır.
  Yapmak istediklerinizin peşine düşmek! Bu uğurda zorluklar, engeller, önünüze çıkan her ne varsa umutla, sabırla, kararlılıkla, azimle ve inançla mücadele etmek…
 Bu çok  kolay değil elbet… Hatta hiç kolay değil! Zaten önemli olan zoru başarmak değil mi? Zoru başararak istenilen hedefe ulaşıldığında duyulan mutluluğu tarif edebilmek mümkün mü? Düşünsenize her şey kolay olsaydı, o istediğiniz şeye ulaşmanın kıymetini anlayabilir miydiniz? Her karşılaşılan engelde, zorlukta vazgeçmek yerine umudunu güçlendirerek “olay daha bitmedi” diyerek mücadeleye ve yola yeniden devam etmek. Yılmadan, yorulmadan…
  Kimi zaman da umut eder, hayal eder, sabreder, mücadele eder ama istediğimize ulaşamayabiliriz. Karamsarlığa kapılıp umuttan, hayalden vaz geçmek yaşamaktan vaz geçmek demek değil midir? Çünkü insan umut ettiği ölçüde yaşar. Aydınlık karanlığın bittiği yerde başlar.

Yaşamınızda umut ışığınız hiç sönmesin…!

Muhabbetle,

Hanife MERT

11 yorum:

deeptone dedi ki...

sana bi ödül verdim kiiii :)

T.C Hanife Mert dedi ki...

Çok teşekkür ediyorum sevgili deep..
Sevgiler,

VuslaT dedi ki...

Ben de umut ediyorum, herkesin herkesi anladığı, saygı duyduğu, müreffeh bir dünyaya sahip olacağız diye. İnsanların evlerini barklarını bir lokma niğmet için terk etmek, uzaklara gitmek zorunda kalmayacağı bir dünyaya sahip olacağız diye..Sevgiyi bölüşe bölüşe çpğaltacağımız günler gelecek diye..Her şey çok çok güzel olacak diye. Umut ediyorum, sabırla bekliyorum..
Sevgiler Hanife'm..

T.C Hanife Mert dedi ki...

Umutlarına ben de umutla cevap veriyorum. Bu söylediklerin hepimizin umudu, arzusu. Sevgili Vuslatcığım bu güzel umut dolu yorumun için teşekkkür ediyorum.
Sevgilerimi gönderdim sana...

Recep Altun; dedi ki...

YORUM DEĞİL

Sayfnıza girmek istediğim de aşağıdaki uyarı metinleri ile karşılaşıyorum. Herhalde siz blog sayfanızın ayarı ile oynamışsınız ve sadece yetişkinlerin girebileceği özel bir blog statüsüne sokmuşsunuz.

"İçerik Uyarısı

Görüntülemek üzere olduğunuz blog yalnızca yetişkinler için uygun olan içerik içeriyor olabilir. Genel olarak, Google herhangi bir blogu incelemez ve onaylamaz. İçerik politikalarımızla ilgili daha fazla bilgi edinmek için, Blogger Hizmet Şartları'nı ziyaret edin.

ANLIYORUM VE DEVAM ETMEK İSTİYORUM Devam etmek istemiyorum"

Ayarlarınızı gözden geçirirseniz, okuyucularınızın sayfanıza daha rahat bir şekilde girmesini sağlarsınız.

Selamlar.

Recep Altun; dedi ki...

Merhabalar.

Umut, her şeyimiz. Eğer umut olmasaydı, bizler hayata tutunamazdık.

Eğer insanlar samimi bir şekilde istemiş olsalardı bu dünya da biz insanlar için bir cennet olabilirdi. Çünkü Cenab-ı Hakk'ın "kader" dediğimiz kanunlarını böyle bir dünya düzenini kurmak için halk ettiği aşikardır.

Selam ve dualarımla birlikte en Güzel'e emanet olun.

Dostbahcesindenlezzetler dedi ki...

Umutlarimizin hep olmasi dilegi ile..ama bazen inan umutsuzluga dusuyorum etrafa dunyaya insanliga baktikca:(( sevgiler canim simdiden bayraminizi kutluyorum..

Hanife Mert dedi ki...

Merhaba Recep Bey, uyarınız için çok teşekkür ediyorum. Sayfamda İzleyiciler bölümünün ayarları bozulmuş. Onu düzeltmeye çalışırken sanırım yanlış bir ayar yaptım ve dediğiniz uyarı mesajı gelmeye başladı. Düzelttim umarım artık o mesaj gelmez. Ama bu arada İzleyiciler bölümünü düzeltemedim...
Evet umut insanın hayata tutunmasını sağlayan en kuvvetli bağıdır. Umudunu yitiren her şeyini yitirir. İnsan nefes aldığı sürece umut tükenmez. Değerli yorum ve uyarı mesajınıza çok teşekkür ediyor, yakalaşan Ramazan Bayramınızı kutlar ailenizle birlikte sağlık huzur ve mutluluklar dilerim.
Selam ve saygılar.

Hanife Mert dedi ki...

Haklısın Emelciğim, dünya zulümler, ölümler, çirkinlikler batağı haline geldi. Her şeye rağmen mutlaka bir düzeleceği umudunu yitirmemeliyiz. Hani "gün doğmadan neler doğar" demiş atalarımız. Her şeyin mutlaka bir sonu vardır. Her gecenin bir sabahı, her karanlığın bir de aydınlığı vardır. Aydınlık günlere diyorum canım, ben de senin ve ailenin bayramını en içten dileklerimle kutluyor, sağlık ve mutluluklar diliyorum.
Öpüyorum, gönülden sevgiler gönderiyorum...
Umutlu ve mutlu kal.

Recep Altun; dedi ki...

YORUM DEĞİL

İzleyiciler eklentisini tekrar görünür hale getirmek için iki yol vardı. Biri sayfamızın kod bölümüne HTML kodu ilave ederek, diğeri de yine sayfamızın URL adresi ile ilgili olan ayar yerinde sayfamızın URL adresine (http://yaren33a.blogspopt.com)"dikkat ederseniz sadece bir "a" harfi ekledim." bir harf ekleyip kaydediyoruz ve eklentiyi yeniden kurup çalıştırıyoruz ve tekrar eklediğimiz o herfi URL adresinden kaldırarak URL adresimizi eski haline getirip kaydedip çıkıyoruz.

Selamlarımla.

Hanife Mert dedi ki...

Çok teşekkür ediyorum Recep Bey verdiğiniz çok değerli bilgiler sayesinde "izleyiciler" bölümünü düzeltebildim. Uzun zamandır uğraşıyordum. Onu düzelteceğim diye sanırım farkında olmadan başka ayarları bozdum. Bu gün zaman ayırma fırsatı buldum ve düzeldi. Tekrar teşekkür ediyor hayırlı bayramlar diliyorum.
Selam ve saygılar sunuyorum.